29 Ocak 2020 16:16

Elazığ'da çadırda kalan depremzedeler: Gidecek yerimiz yok, üşüyoruz, yardım ulaşsın

Muhabirlerimiz Elazığ'da çadırdaki depremzedelerle görüştü. Yurttaşlar, çadır dışında doğru düzgün yardım alamadıklarını söyledi. Diyaliz hastası bir kadın ise çadırda ısıtıcı olmadığı için üşüyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Samim Kerem SAYIN
Berfin GÜLER
Elazığ

Merkez üssü Elazığ Sivrice olan 6.8 şiddetindeki depremde hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Depremin üzerinden 5 gün geçmesine rağmen hasarın fazla olduğu bölgelerden biri kent merkezinde olan Mustafapaşa Mahallesi’nde tedirginlik yaşayan kimi yurttaşlar evlerini kendi çabasıyla boşaltırken, kimi ise ne yapacağını bilmiyor. Yurttaşlar, çadır dışında doğru düzgün bir yardım alamadıklarını söylüyor. Hasar tespit çalışmalarının bir an önce bitirilmesini isteyen yurttaşlar, gidecekler yerlerinin olmadığını belirterek, yardım çağrısı yapıyor. 

GÜNLERDİR HASAR TESPİTİ BEKLİYORLAR

Ağır hasarlı evinden birkaç parça eşyayı sokağa çıkartan Salim Kılıç, evlerini kontrol eden kimsenin olmadığını mağdur olduklarını belirtiyor. Kılıç, “Tedirginiz psikolojimiz bozuldu. Evi de boşaltmaya gücümüz yetmiyor. Cebimde indirdiğim eşyaları taşımak için 5 kuruş bile yok. Eşyaların bir kısmını indirip sokağa bıraktım bir yere götürecek param yok” diyerek, çadır da alamadıklarını anlatıyor. Mahallede çadır sayısının az olduğunu anlatan Kılıç, çadır bulamayanların parklarda çimenlerde yattığını vurguluyor. Depremden sonra yetkililerden bilgi almak ve hasar tespiti yaptırmak için her gün evinin sokağına geldiğini anlatan Kılıç, “Bundan sonra başımızın çaresine bakmak için devletten yardım bekliyoruz. Geceyi akrabamızın kerpiç binasında geçiriyoruz. Kaldığımız binalarda da hasarlar var ama kalacak yerimiz olmadığı için kalıyoruz” diyor. Akrabalarında ve mahallede dağıtım yapıldıkça yemek yediğini anlatan Kılıç, mağduriyet altında olduklarını belirtiyor.

Mehmet Ali Aydemir de 2-3 gündür sokakta beklediklerini kimsenin gelip gitmediğini belirterek, “Başka yerlerde tespitler yapılıyormuş ama neye göre tespit yapılıyor bilmiyorum” diyor.

KENDİ ÇABALARIYLA EVLERİNİ BOŞALTIYORLAR

Mahalle sakinlerinden Hami Aksakal ise, evlerinin ağır hasar gördüğünü ve gidecek bir yerlerinin olmadığını söylüyor. Eşyalarının ancak bir kısmını çıkartabildiklerini söyleyen Aksakal, çadır alamadıklarını ve eşyalarını götürecek bir yerlerinin de olmadığını belirterek, eşyalarını bir alana bırakıp üstünü kapatacağını anlatıyor.  Aksal, “Bize evinizi boşaltmayın dediler ama evimiz ağır hasarlı olduğu için biz eşyalarımızın bir kısmını boşalttık. Komşularımız da bizim gibi onların da gidecek yerleri yok eşyaları hep içeride kaldı” dedi. 

Mahalle sakinlerinden Ahmet de aynı şekilde evinin ağır hasar gördüğünü ve evlerinden alabildikleri eşyaları çıkarttıklarını anlatıyor. Bulundukları alanın tamamının yıkılacağını belirten Ahmet, valiliğe başvuru yaptıklarını ancak şu anda gidecek bir yerlerinin olmadığını eşyalarını da köylerine götüreceklerini söyledi. 

TAHLİYE EDİLDİ AMA KALACAK YERİ YOK

Yıkım kararıyla yıkılan binanın yanındaki binada oturduğunu söyleyen Gevrişan Tiryaki “Bizi tahliye ettiler kalacak yerimiz yok. Hiçbir yetkili yok ortada” dedi. İmam hatip camiinde kaldıklarını anlatan Tiryaki battaniyelerinin olmadığını ve kanser hastası olduğunu belirtiyor. Tiryaki, “AFAD’ı 2 sefer aradım gelen yok. Eşyalarımız içeride kaldı çocuklarımın ne botları ne de ayakkabıları var” diyor. 

"EMEKLİ MAAŞIYLA NASIL EV TUTAYIM?"

Mustafa Paşa Mahallesi’nde bulunan Tahsin İhsan Camii’nde kalan kadınlardan Sevgi Polat, burada kalmakta zorlandığını söylüyor. Evinin çok fazla hasar aldığını, kalacak başka yeri olmadığını söyleyen Polat, “Ben hastayım, astımım var, 5 gündür burada sürünüyorum. Evin içini görmediler ev çok kötü. İçeri giremiyoruz çatı uçmuş, yok” dedi. Tek bir emekli aylığı ile 5 çocuğuna baktığını söyleyen Polat, “1600 lira alıyorum, nasıl ev tutacağım, taşıyacağım, kira vereceğim, ne yiyip içeceğim, aç mı kalayım? Versem aç kalacağım param yok başka” dedi. Kaldıkları camide hiçbir ihtiyaçlarının karşılanmadığını belirten Polat, “Depremden iki gün önce duş almıştım, o gün bu gündür duş da alamıyorum. Bir çorabım bile yok günlerdir aynı çorabı giyiyorum. Gelsin evlerimize baksınlar yıkılacak mı yıkılmayacak mı söylesinler bize, ona göre de devlet bize destek versin, ev kirası versin ki bize biz de evimizi taşıyalım. Biz bunun nasıl içinden çıkacağız, psikolojimiz bozuldu. Param olsa gider evimi tutarım ama param da yok. Ben kimden para isteyeyim?” diye soruyor.

Camide kalan kadınlardan Emine de, olduğu binanın sadece ilk katlarında hasar olduğunu belirterek, “Gidip yalvarıp yardım isteyemiyoruz. En azından sıkıntılarımızın dinlenmesini ve bu sıkıntılarımıza da çözüm bulunmasını talep ediyoruz” diyor.


DİYALİZ HASTASI, ÇADIRDA YAŞIYOR, ISITICI YOK

Berfin GÜLER
Ekin Temmuz SALTIK
Elazığ

Depremde Elazığ’daki evleri hasar gören Bicur ailesi çadırda yaşıyor. Ancak ihtiyaçlarının karşılanması noktasında sıkıntı var. Görme engelli Naciye Bicur, “Isınma konusunda çok zorlanıyoruz, bu soğukta odun yok bir şey yok. Ben diyaliz hastasıyım çok üşüyorum” diyor.

Deprem sonrası Elazığ’ın Abdullahpaşa Mahallesi’nde belirli noktalara kurulan çadırlarda kalan yurttaşların tuvalet, duş, yemek gibi birçok temel ihtiyacı karşılanmıyor.

Depremde evi zarar gören Abdullah Bicur, “Deprem anında evim bayağı zarar gördü duvarlar, kirişler hepsi çatladı, yan taraftaki evler olmasaydı evim yıkılırdı. Görme engelli diyaliz hastası eşim var aynı zamanda kemik erimesi de başladı. İki evladım var. Yardım için çağırıyorlar yanlarına gidiyorum polis elimden elbiseyi alıyor ve “Sen niye bu kadar çok aldın? Sen Suriyelisin çık dışarı” diyor. Ayrımcılık yapılmaz bu tür konularda. Kendi adamlarına eşya veriyorlar, buraya yemek getirmiyorlar ve kendi imkanlarınızla yemek alın diyorlar. Isınma konusunda hiçbir yardım yok kendi imkanlarımla sağdan soldan odun getiriyorum. Çocuğum için bir mont istedim, eşim diyaliz hastası onun için bir ısıtıcı istedim, yemeğimiz yok. Devlet veriyor ama bize ulaşmıyor” diyor.

Görme engelli diyaliz hastası Naciye Bicur ise temel ihtiyaçlarını karşılayamaz durumda. Diyalize bile gidemediğini belirten Bicur, “Depremde evimiz çok sallandı. Deprem olduğu günden beri buradayız. Isınma konusunda çok zorlanıyoruz, bu soğukta odun yok bir şey yok. Ben diyaliz hastasıyım çok üşüyorum. Dün diyalize zor gittim çünkü para yok. Yemek ihtiyacımızı karşılayamıyoruz. Lavabo ihtiyacı için camiye gidiyoruz zaten duş falan da almıyorum. Sobamızın olması ve aç kalmamamız en temel ihtiyacımız” diyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

İstanbul seçimi | AKP dokuz aydır kişisel verilere nasıl ulaştığını açıklamıyor

SONRAKİ HABER

"Ucuz alışveriş için pazara akşam gidin" diyen Diyanet lüks içinde yaşıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...