28 Aralık 2019 04:30

Mercedes işçisi: Sendika isteseydi sözleşme bu kadar uzamazdı

MESS kapsamında olan Mercedes'te çalışan işçiyle metal sözleşmesini ve yapılan eylemleri konuştuk.

Fotoğraf: Instant Google Street View

Paylaş

Erkan SARIOĞLU
İstanbul

Türk Metal’in örgütlü olduğu Mercedes’ten bir işçi, sendikanın elinde büyük bir güç olduğunu, işçiyi harekete geçirmesi halinde sözleşmenin işçilerin istediği gibi bitebileceğini söyledi. Patronların Türk Metal’in bu gücü kullanmamasından cesaretlendiğini dile getiren işçi, ekonomideki kötü gidiş ve özelleştirmeler nedeniyle de hükümete tepkili.

Mercedes Benz’in Esenyurt Hoşdere’de bulunan otobüs fabrikasında çalışan işçilerin yüzde 95’i yılbaşı sonrasına kadar yıllık izne çıkartıldı. Biz de fabrikadaki durumu konuşmak üzere bir Mercedes işçisiyle bir araya geldik. Sohbete başlayacağımız sırada patron sendikası MESS’in Genel Sekreteri Özgür Barut televizyonda toplu sözleşme süreci ile ilgili açıklamalar yapmaya başladı. Barut’un açıklamalarını telefondan izledik. Barut Avrupa ve Amerika’da sözleşmelerin 5-6 yıllık olduğunu, Türkiye’de ise yasal olarak en fazla 3 yıl yapılabildiğini söyledi. Önerdikleri yüzde 6 zammın enflasyonun üzerinde olduğunu, sendikaların istediği yüzde 26 ile yüzde 34 arası zam talebinin ise ülke ekonomisinin gerçeklerinden uzak olduğunu savundu. Grev kararı alınması halinde grevin milli güvenlik gerekçesiyle yasaklanacağını dile getiren Barut, Yüksek Hakem Kurulunun ise enflasyonun altında bir zam vereceğini söyleyerek işçilere gözdağı verdi.

SÜRECİN UZAMASI İŞÇİLERİ OLUMSUZ ETKİLİYOR

Barut’un sözlerine öfkelenen Mercedes işçisi, patronların bu cesareti Türk Metal’in süreci uzatmasından aldığını söyledi. Temmuz ayında taslağını açıklayan Türk Metal’in sözleşmeyi ekim ayında bitirmesi gerektiğini ifade eden işçi, şunları dile getirdi: “Sendikanın elinde çok büyük bir güç var. Bugün Türk Metal ne derse işçi onu yapar. Şu anda yaptığımız eylemler patronu etkilemiyor. Onuncu aydan itibaren işe geç başlayıp işi erken bıraksaydık bu iş şu anda çözülmüştü. Bir dakika işe geç başlamamızın Mercedes patronuna etkisi, yaklaşık 3 bin 500 işçi çalıştığı için, 3 bin 500 dakikaya mal olurdu. Müdürler bu hesapları sürekli yapıyor. İlk başta 5 dakika işe geç başlayıp 5 dakika erken bırakacaktık. Sürecin ilerlemesine göre bu dakikayı arttıracaktık, o zaman süreç bu kadar uzamazdı. Sendika asgari ücretin belirlenmesini bekliyordu bence. Ona göre tutum alacak diye düşünüyorum.”

Fabrikada çalışan işçilerin yüzde 75’inin yeni işçi olduğunu aktaran işçi, bu işçilerin Türk Metal’i anlayabilmeleri için en az iki sözleşme dönemi geçirmeleri gerektiğini ifade etti.

"KÂRDAN ZARAR ETMEK İSTEMİYORLAR"

İşe ilk girdiği dönemde bir polisin aldığı maaşın iki katı ücret aldığını ifade eden işçi, “Şu anda durum tam tersi olmaya başladı. Bir günlük çalışmamız karşılığında tüm işçilerin bir aylık ücreti çıkıyor. Diğer günler patronun daha fazla kâr etmesi için çalışıyoruz. Patronlar sözde zarar ettiğini söylüyorlar. Mercedes’in zarar etmesi mümkün değil. Kârdan zarar etmek istemiyorlar. Her geçen gün alım gücümüz düşüyor. Arkadaşlarımız ek iş yaparak geçimini sağlamaya çalışıyorlar. Şunu hiç hesap etmiyorlar. Biz işçiler kazanırsak fırıncı, manav, kasap herkes kazanır. Bizim hak ettiğimiz parayı alacağız ki bu parayı esnafa, temel giderlere harcayalım. Biz kazanmazsak ekonomi canlanmaz.”

"KENDİ ÇIKARLARI İÇİN ÜLKEYİ SATIYORLAR"

Ülke ekonomisinin dibe vurduğunu ve kısa sürede düzelmesinin mümkün görünmediğini kaydeden işçi, ülke yönetimine ilişkin eleştirilerini şöyle sıraladı: “Ülke itibarımız kalmadı. Bunun nedeni AKP Hükümetinin dışarıda ve içeride yürüttüğü politikalar. Biz ailecek MHP’liydik. Ta ki Bahçeli Erdoğan’la anlaşana kadar. Bu kadar hakaret ettiği birisiyle nasıl ortak hareket eder anlamış değiliz. Şu anda ülkenin başına dünyanın en iyi insanı gelsin ekonominin düzelmesi için en az 10-15 seneye ihtiyaç var. Fabrikalar teker teker satıldı. En son tank palet fabrikasının neden satıldığını kendileri dahi açıklayamıyor. 3. köprüyü yaptık diyorlar. Bize hiçbir maliyeti olmadı diyorlar. Ben 3. köprüden geçmemek için bütün yöntemleri deniyorum. Bir kez yanlışlıkla geçtim. Etrafımda hiçbir araba göremedim. Parasından dolayı kimse geçmek istemiyor. Hükümetin verdiği taahhüttüler yine bizim cebimizden çıkıyor. Şimdi takmışlar Kanal İstanbul projesine. Biz bu projeyi istemiyoruz. Kendi çıkarları için hiçbir araştırmaya bakmıyorlar. Bu kadar insan karşı çıkıyor, neden diye sormuyorlar. Her şey Amerika’nın ağzında. Daha kendi ülkeni yönetemiyorsun, Suriye’de Libya’da ne işin var? Kendi mal varlıklarını korumak için ülkeyi satıyorlar.”

Kayyum atamalarına da tepki gösteren işçi, “YSK’nin sorun çıkarmadığı seçilmiş insanları görevden alıyorsun. Onun yerine Meclis'ten bir kişi seçmen gerekirken atama yapıyorsun” diye konuştu.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Adana'da Valilik çadırları yıkıyor, tarım işçileri kalıcı barınma alanları istiyor

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa