22 Aralık 2019 21:22

"Son JİTEM Davası'nın da üstü kapatılmasın" çağrısı

Yargılamasına devam edilen Dargeçit JİTEM Davası’nın yarın görülecek duruşmasında üç celsedir "ulaşılamayan" dönemin cumhuriyet savcısının dinlenmesi bekleniyor.

Fotoğraf: MA

Paylaş

JİTEM’in içinde bulunduğu ve ‘90’lı yıllarda işlenen cinayetlere dair açılan davalarda peş peşe beraat kararları verildi. Son olarak kalan ve yarın görülecek Dargeçit JİTEM Davası’nı değerlendiren Avukat Erdal Kuzu, mahkemenin gerçeği ortaya çıkarmakta özenli davranmadığını belirterek, davanın üstünün kapatılmaması çağrısı yaptı.  

Mardin’in Dargeçit ilçesinde, 29 Ekim 1995 ve 8 Mart 1996 tarihleri arasında gözaltına alınan 3’ü çocuk 8 kişi ile onların ailelerine bilgi verdiği iddia edilen Uzman Çavuş Bilal Batır’ın kaybedilmesine ilişkin aralarında karakol komutanlarının da bulunduğu 18 kişi hakkında “taammüden öldürme” suçundan açılan davanın 17’inci duruşmasının yarın devamı görülecek. Adıyaman 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın son duruşmasında sanıkların tutuklanmaları yönündeki talep yine reddedilmişti.

GERİYE SADECE BU DAVA KALDI

‘90’lı yıllarda işlenen cinayetler bir bir kapatılırken, en son Ankara JİTEM Davası’nda mahkemenin sanıklar hakkında beraat kararı vermesi ile birlikte Dargeçit JİTEM Davası, açılan bu davalar arasında devam eden tek dava olarak kaldı.

Davanın başından bu yana takipçisi olan Avukat Erdal Kuzu, yargılamanın seyrini Mezopotamya Ajansından Ahmet Kanbal’a değerlendirdi.

"3 CELSEDİR SAVCIYA ULAŞILMADI"

Dönemin Cumhuriyet Savcısı Ahmet Kul’a ulaşılabilmesi durumunda bugün görülecek duruşmada tanık olarak dinleneceğini belirten Kuzu, Kul’un dinlenmesinin dosyaya ciddi bir katkısı olacağını söyledi. Savcı Kul’un adresinin belli olmasına rağmen üç celsedir ‘adresine ulaşılamadığı’ şeklinde kendilerine cevap verildiğini dile getiren Kuzu, “Bu nedenle devletin ya da başka bir elin mahkemeye müdahale ettiğini düşünüyoruz. Yoksa devletin denetimi altında olan bir kişinin mahkemede hazır edilememesinin anlaşılmaz olduğunu düşünüyoruz” dedi.

"MAHKEME ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMUYOR"

Dosyada bir bütün olarak kayıt dışı gözaltı ve infazların da çok net olarak ortaya çıktığını belirten Kuzu, “2 kişinin cenazesini bulduğumuz Pekurt Mağaraları ile o tarihte tutulan tutanaktaki koordinatların aynı olması aslında gerçeğin somutlaşması haline geldi. Zaten bir bütün hali ile dosyada deliller yaşanan gerçeği ortaya koyuyor” diye konuştu.

Dosyada Aziz Nesin’lik bir durum olduğunu dile getiren Kuzu, Kızıltepe’ye bağlı Aysın (Til Zerîn) Köyü’nde cenazelerini buldukları Abdurrahman Olcay’ın ölüm kaydının nüfusa verilmemesi nedeniyle mahkemenin halen Olcay’ın ölüp ölmediğini tartıştığını da ifade etti.

Kuzu, DNA kayıtları ve resmi belgeler ile durumun ortada olmasına rağmen mahkemenin tutumunu sürdürdüğünü belirterek, “Mahkeme sehven bir tutanakta Abdurrahman Olcay’ın isminin Abdullah Olcay şeklinde geçmiş. Bundan dolayı mahkeme; kaçırılan, kaybettirilen ve sonra da infaz edilen, cenazesini bulduğumuz, resmi belgelerle, bilimsel belgelerle Abdurrahman Olcay olduğunu ortaya koyduğumuz kişinin halen Abdurrahman mı Abdullah mı olduğu tartışmasını yürütüyor. Bu da aslında mahkemenin gereken özeni göstermediğini, elini taşın altına koymadığı ya da zamana yayma peşindeki düşüncesini ortaya koymaktadır dedi.

"DEVLET KENDİSİNİ AKLAMAYA ÇALIŞMAKTA"

"Mahkeme gerçeği tespit etme konusunda çekingen davranmakta. Hatta cesaretsiz davranmaktadır" diyen Kuzu, "Devletin işlemiş olduğu davalarda cezasızlık politikası bir yöntemdir, bir tarzdır. Bu davada da benzer bir yöntemin uygulanması söz konusu olabilir. Davanın beraat ile sonuçlandırılması muhtemel bir durumdur. Fakat ortaya çıkan gerçeği görmezden gelemeyeceklerini düşünüyoruz. Yöntem ve tarz olarak devletin bizzat fail olarak içinde yer aldığı davalardaki sürecin bir benzeri bu davada da uygulandı. Yaşananlar cezasızlık politikasının mantığı ile hareket ettiklerinin bir yansıması olarak önümüzde duruyor. Ankara JİTEM Davası, Kızıltepe JİTEM Davası, Derik JİTEM Davası ve diğerlerinde verilen kararlar aslında sürpriz kararlar değil. Devlet kendisi hakkında bir hüküm kurulmasına engel olmak istemektedir. Dolayısı ile bu anlamda sanıkları beraat ettirmek ile aslında kendisini aklamaya çalışmaktadır. Ama bu yaşananların, gerçeğin üstünü kapatmaya yetmiyor. Tam tersine bu yargısız infazlar toplumun hafızasında duruyor" (Mardin/MA)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Fenerbahçe, Beşiktaş'ı Kadıköy'de 3-1 mağlup etti

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa