21 Ekim 2019 03:30

Liman ve metal işçisinden mektup: Halklar kardeş, işçiler birlik olsun

Ambarlı'dan bir liman işçisi ile Gebze'den bir metal işçisi Evrensel'e yazdı: Savaşlar son bulsun, halklar kardeş olsun, işçiler birlik olsun

Gothenburg limanı | Fotoğraf: Averater/Wikimedia Commons (CC BY-SA 3.0)

Paylaş

Ambarlı Limanı’ndan bir işçi
İstanbul

Liman işçileri içerisinde barış pınarı sürecini konuşuyoruz, daha önceki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi operasyon süreçleri yaşadığımızda işyerlerimizde daha hararetli tartışmalar oluyordu. Barış Pınarı’na desteğin de diğer çatışmalar gibi yoğun olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bir o kadar da sorgulandığını söyleyebiliriz.

Konuyu şöyle özetleyeyeyim: HDP seçmeni arkadaşlarımız çatışmalardan oldukça üzgün, bunun bir çözüm olmayacağını belirterek “Suriye Kürtler ülkemize bir şey yapmadı, Süleyman Şah Türbemizi bile korudular ve neden Kürt halkına tahammülsüzler, Kürtlerin kazanımları vardır” diyor.

AKP ve MHP’li arkadaşlarımız desteklerini her ortamda açıklasalar da satır aralarında eleştirileri yok değil. “Teröre hak ettiği yanıtı vereceğiz elbet de” diyen AKP ve MHP’li arkadaşlarımız özellikle ABD’nin yaklaşımlarına gerekli yanıtların verilmediğini düşünüyorlar. “Adam sıkıldıkça tweet atıyor bizimkiler de ses çıkarmıyor, sen zaten postanı koymuş girmişsin daha niye eyvallah ediyorsun” şeklinde değerlendirmeler yapılıyor.

CHP ve İYİ Partili arkadaşlarımızın ise tepkileri ilk başlarda sessiz bir destek biçimindeyken şimdi “Hükümet geri adım atıyor” diye eleştiren bir tutumlarının olduğunu söyleyebiliriz. Suriye politikasının yanlış olduğu ve tüm dünyayı karşımıza aldığımızı ifade ediyorlar ve elbette ABD başkanın ülkeyi aşağıladığını ve sert yanıt verilmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Limanlardaki işyerlerin siyaset tartışmayın uyarıları yapılıyor işveren vekilleri tarafından sık sık, buna rağmen konuşmalar oluyor. Eskiden daha şiddetli olurdu şimdi daha temkinli olduğu söylemek mümkün. Ve hangi siyasi görüşten olunursa olunsun savaşla ilgili her sohbet bir süre sonra ekonomi ile bitiyor. İşte bu konuda herkes önümüzdeki günlerde daha kötü günlerin işçileri beklediği konusunda hem fikir durumunda.

Doğalgaz, elektrik, su sürekli yapılan zamlar ve herkesin rahatsız olduğu bir mesele durumunda. Ülke battı diyenlerin sayısı eskiye oranla daha fazla, iktidar yanlısı arkadaşlarımız da artık “Şahlandık gidiyoruz” demiyor, onlar da daha temkinli ve kaygılı.

Savaş halinin son bulması ve tüm dünya ile kavga etmek yerine artık dünya ile daha sağlıklı ilişkilerin sürdürülmesi gerektiği fikri giderek güçleniyor. Dünya bizi kıskanıyor diyenlerde değişim yaşanıyor ve bir şeyler yolunda gitmiyor diyenlerin sayısı artıyor.

Ve her ne olursa olsun faturanın hep işçi ve emekçilere yüklendiği de güçlü bir fikir olmaya başlıyor. Geçen bir grup işçi olarak sohbet ederken bir arkadaşımızın söylediklerini aktarmak isterim “Savaşlar son bulsun, halklar kardeş olsun, işçiler birlik olsun.” Bu söze değişik fikirlerden arkadaşlar itiraz etmedi. Umarım bu bir hayal olmaktan çıkar ve gerçeğe dönüşür.


VAR MISIN?

Gebze'den metal işçisi

İşçi kardeşim;

Bir çocuğun lokmasını çalmaktan, geleceğini karartmaktan başka nedir ki savaş? Göğüslere takılan hangi madalya kaybedilen bir bacağın, kolun yerini tutabilir? Yavuklusunu savaşa gönderen genç bir kadının acısını ondan başka kim hissedebilir? Bin bir zahmet ve çileyle büyüttüğü çocuğunun ölüm haberini alan bir ananın yürek acısına kim derman olabilir? Geceleri gözlerine uyku girmeyen, kabuslar içinde uykusu bölünenler savaşın en kirli ve acımasız yüzünü görenler değil mi?

İşçi kardeşim;

Yurdunu herkes sever, kimse yurdunu düşmana teslim etmek istemez. Ama şimdi yanı başımızda savaş topları patlıyor. Gencecik masumlar düşüyor toprağa. Bizleri Vatan-Millet-Sakarya edebiyatıyla savaşa evet demeye zorluyorlar. Oysa gerçek yurtseverlik, alın teriyle, dürüstlükle, eşit ve adil davranmakla, kimseyi kayırmamakla gösterilir.

Unutmayalım ki vatanseverliği dilinden düşürmeyenler bunu bir kalkan olarak bize karşı kullandılar hep. Hitler, Mussolini, Pinochet, diğer diktatörler... Her şeyi vatanları için vatanlarını sevdikleri için yaptıklarını söyleyip durmadılar mı? Oysa şimdi tüm bu isimler insanlık tarihinin yüz karası olarak anılıyor.

İşçi kardeşim;

İnsanları savaş meydanlarına sürüp onların ölümü üzerinden ahkam kesmek değildir yurdunu sevmek. Yurdunu sevmek, o gencecik insanların hayatını korumak, onlara insana yaraşır bir gelecek kurmak, dostluğun-kardeşliğin, alın terinin egemen olduğu akıl ve bilimin rehberliğinde, kimseyi dışlamadan barış içinde yaşamayı sağlamaktır. Sokaklarında insanların huzur içinde gezdiği, açlık ve sefaletin kol gezmediği, düşüncelerinden, inançlarından, cinsiyetinden ve kimliklerinden dolayı cezalandırılmadığı bir ülke yaratmaktır yurdunu sevmek.

İşçi kardeşim;

Savaş kirlidir, şiddet çirkindir. Vicdanlar en çok savaşlarda yaralanır, sakatlanır, gözler körleşir, kulaklar sağırlaşır. Bakışlar sertleşir herkesi kendimize düşman belleriz. Doğa bile bereketini yitirir savaşlarda... Kuşku, güvensizlik hızla yayılır. Soluk alamaz hale gelir insan ama acı ve gözyaşı üzerinden dolar kimilerinin para kasaları. Dünyanın neresinde olursa olsun savaşa karşı sesini yükselten, yüreği barış için atanlar hep en ağır ithamlarla yargılandı, zindanlara tıkıldı, öldürüldü. Ama unutmayalım ki savaşa karşı çıkmak yüreğine, emeğine ve alın terine, vicdanına, kardeşlerine, komşularına, dostlarına ve geleceğine sahip çıkmaktır.

İşçi kardeşim;

Yine de diyorsan ki ille de savaş, ben de sana hatırlatayım biz işçilere emanet edilmiş bir sözü, “Kulübelere barış, saraylara savaş.” Var mısın?

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kadınlar niteliksiz işlerde, düşük ücretle ve uzun saatler çalıştırılıyor

SONRAKİ HABER

Urfa Büyükşehir Belediyesi Meclisi toplantısında kayyum tepkisi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa