11 Ekim 2019 00:43

150 göçmen işçi, Fransa işçi sınıfına katılma mücadelesini nasıl kazandı?

Fransa'da Macron hükümeti, emeklilik yasasını değiştirme girişimine yönelik tepkileri göçmen işçileri hedef göstererek aşmaya çalışırken 150 ‘kağıtsız’ göçmen işçinin grevi havayı tersine çevirdi.

Ekran görüntüsü "la CGT" YouTube hesabının "12 piquets de grève pour la régularisation des travailleurs sans papiers" başlıklı videosundan alınmıştır.

Paylaş

Deniz UZTOPAL
Paris

Fransa’da Macron hükümeti, emeklilik yasasında değişiklik yaparak emekçilerin haklarını biraz daha tırpanlamak isterken tepkileri ise hedef şaşırtarak “göçmenleri” öne sürerek dindirmek istedi. Bu arada ülkenin büyük sendikası CGT’nin desteğiyle patlayan ‘kağıtsız’ yani ‘kaçak’ işçilerin grevi ve işyeri işgali havayı tersine çevirdi. Göçmen işçiler “sözleşme” taleplerini kabul ettirirken resmen Fransa işçi sınıfına ve mücadelesine de katılmış oldu.

HER ŞEY EMEKLİLİK TARTIŞMASIYLA BAŞLADI

Fransa’da ülkenin tüm emek güçleri Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve hükümetinin gündeme getirdiği emeklilik tasarısını tartışıyor. Nasıl tartışılmasın: Tasarıya göre ya mezarda emekli olunacak ya da geçinmeyi mümkün kılmayan bir emeklilik maaşına göz yumulacak. Kuşkusuz tasarı henüz resmi olarak sunulmuş değil. Fakat hükümet kanadından hazırlatılan rapor ve bunun Macron tarafından açıkça savunulması işin rengini net bir şekilde ortaya koyuyor.

5 ARALIK İÇİN SÜRESİZ GENEL GREV ÇAĞRISI

Emekçiler arasında, tasarının ve sonuçlarının giderek daha fazla anlaşılmasına bağlı olarak tepkiler de hızlıca artıyor. Birçok sendika ve ülkenin en stratejik şirketlerinden işçiler, şimdiden grev çağrıları yapmaya başladılar. Tüm grev ve mücadele çağrılarının ortak buluştuğu nokta ise 5 Aralık Perşembe günü “süresiz bir genel grev” ilan edilmesi. O gün son yılların en büyük genel grevlerinden birisinin yaşanması bekleniyor.

EMEKLİLİK ARASI GÖÇMENLİK TARTIŞMASI!

İşte ülke gündemi bunlarla meşgulken, Macron ve hükümeti “göçmenlik” üzerine bir ulusal tartışma başlattı. Konuyu meclisin gündemine getirildi ve “ülkede ne kadar çok göçmen olduğu, bunların ülkenin sosyal yardımlarını ne kadar kötüye kullandıkları, bir kota konulabileceği, mülteci hakkının kötüye kullanıldığı ve değişikliklerin zorunlu olduğu” üzerine günlerce tartışmalar yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Buna bir de sonradan Müslüman olmuş ve Paris Valiliğinde çalışan bir memurun 4 meslektaşını bıçaklayarak öldürmesi olayı eklenince, sağcı ve aşırı sağcı siyasi hareketler bu konudaki propagandaya hız verdiler.

Fransa gibi mücadele geleneği ileri olan bir ülkede göçmenlik meselesinin bu şekilde birdenbire gündeme getirilmesinin emekçileri bölme ve gündem çarpıtma amaçlı olduğunu tüm ilerici güçler teşhir ediyor. Şimdilik bu propaganda tüm çabalara rağmen çok fazla tutamamış görünüyor; onca propagandaya rağmen emekçilerin gündemi emeklilik sorunu olmaya devam ediyor.

‘KAĞITSIZ’ GÖÇMENLERİN GREVİ ETKİLİ OLDU

Fakat belirtmek gerekir ki bunun böyle olmasında oturum hakkı olmayan ve toplumda “kâğıtsızlar” olarak tanınan göçmen işçilerin grevi önemli bir rol oynadı. 150 “kâğıtsız” işçi, Genel İş Konfederasyonu’nun (CGT) desteği ve örgütlemesiyle 1 Ekim’de “kaçak” olarak çalıştırıldıkları işyerlerinde greve gittiler. İşyerlerini işgal eden göçmen işçiler işçi sınıfın bir parçası olduklarını bir kez daha hatırlattılar. CGT bundan birkaç yıl önce yine “kâğıtsız” işçilerin grevlerinde belirleyici bir rol oynamıştı, bu sefer de grevi örgütleyen ve gündeme getirerek işçi sınıfının en önemli örgütlerinden birisi olduğunu göstermiş oldu.

‘İŞ ÇALMIYORUZ, KİMSENİN YAPMADIĞI İŞLERİ YAPIYORUZ’

Televizyonlarda “kaçak işçilerin Fransızların işini, aşını, ekmeğini çaldığına” dair propaganda yapılırken, grevdeki işçiler kimsenin işini çalmadıkları gibi, tam tersine kimsenin yapmak istemediği işlerde, en kötü koşullarda ve en düşük maaşlarla çalıştıklarını gösterdiler. Ve üstelik hepsi de bir yakınlarının kimliğiyle çalıştığından sözde iflas ettiği söylenen sigorta ve emeklilik kasasına ödenti yapıyorlar. Yani zarar vermek bir yana ülkenin kalkınmasına destekte bulunuyorlar.

CGT’NİN GREVDETİ ROLÜNÜN ÖNEMİ

Fakat oturum hakları olmaması, en zor ve en esnek işleri, en düşük ücretle yapmayı kabul etmelerini zorunlu kılıyor. Bu somut durum ise diğer işçiler üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sürekli sallanıyor.

Patronlar göçmen işçileri yerli işçilere karşı kullanmaktan geri durmuyor. Bundan dolayı CGT sendikasının buradaki tavrı önemliydi ve işçiler içinde bir eşitliğin sağlanması aslında tüm işçi sınıfın lehine olduğunu öne çıkartması; sermayenin dayattığı maaşların aşağıya çekilmesi, esnek çalışma koşullarının genelleştirilmesini engellenme mücadelesinin bir parçası olduğunun propagandasını yapması, işçi sınıfına verilecek en önemli mesajlardan birisiydi. Zira yerli ve göçmen işçilerin ne üzerinden birlik sağlaması gerektiğini öne çıkartmış oldu. Hükümetin mezarda emeklilik projesinin kabul edilmesi için öne çıkardığı “yabancılar” meselesine karşı işçi sınıfın örgütünün bir sınıf temelinde pratikte karşı çıkıyor olması önemliydi.

11 İŞYERİNDE TÜM TALEPLER KABUL EDİLDİ

Bu sermayeyi de korkutmuş olmalı ki, grevin 9. gününde 11 işyerinin tümünde grevde olan işçilerin talepleri kabul edildi. İşçilerin aslında öyle devasa bir talebi de yoktu; sadece valiliğe kimlik başvurusunda bulunabilmeleri için patronların kendi gerçek adlarıyla bir sözleşme yapmasını istiyorlardı. Yani yıllardır fiili olarak bilinen bir gerçeğin artık resmileşmesini.

150 ‘’kağıtsız’’ işçinin grevi, göçmen işçilerin sınıf mücadelesine katılmalarının önündeki en temel engellerden biri olan ‘’kaçak’’ çalışmayı aşmaları daha şimdiden tüm göçmenler içinde tartışılmaya başlandı. Bu yakınlaştırmayı güçlendirme, sınıfın birliği için mücadele eden tüm güçlerin ortak çabası olması gerekiyor.

ÖNCEKİ HABER

Maltepe Belediyesinden atılan Alkan Okuducu’nun direnişi 5. gününde

SONRAKİ HABER

Belediye başkanlarına operasyon: Selçuk Mızraklı ve Kezban Yılmaz gözaltında

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa