24 Eylül 2019 00:33

Dünya Turu | Endonezya ormanlarından kapitalizmin kötü kokuları yükseliyor

Bu hafta şirketlerin yaktığı Endonezya ormanlarına, Kolombiya’daki kanlı seçimlere, kürtaj hakkının engellendiği Ekvador’a, işçilerin kaçırıldığı ve hapsedildiği Zimbabwe ile Mısır’a uğruyoruz.

Görseller: (Sol) "Mujeres por el cambio" facebook hesabından alınmıştır | (Sağ) Pixabay | Kolaj: Evrensel

Paylaş

Hazırlayan: Elif GÖRGÜ

Geçtiğimiz 20 Eylül’de tüm dünyada milyonların katıldığı iklim krizi yürüyüşlerinde “iklimi değil sistemi değiştir”, “kömür değil kapitalizmi yak” slogan ve pankartları boşuna değildi.

İklim krizini yaratan temel etken olan kapitalizmin kâr hırsının, sadece insanı değil doğayı da sömürdüğü ve tükettiği yeni bir bilgi değil, ancak kanıtları her gün yeniden karşımıza çıkıyor. Tıpkı bugünlerde Endonezya’da olduğu gibi: Endonezya’nın dünyanın karbonunu emen tropik ormanları yok oluyor. Ormanları yok edenlerin başında ise uluslararası gıda tekellerine palmiye yağı satan yerel tarım şirketleri geliyor.

Sık sık büyük depremler, tsunamiler ve sel felaketlerin neden olduğu kitlesel ölümlerle dünya gündemine gelen Asya ülkesi Endonezya bu kez orman yangınlarıyla gündemde. Hükümet yangınlarıyla baş etmeye çalışıyor. Çevreciler ise yangınları, tarım alanı açabilmek için palmiye yağı şirketlerinin çıkardığını söylüyor.

Qz.com’un haberine göre, Endonezya’nın tropikal ormanları palmiye yağı üreten tarım şirketlerinin tehdidi altında. Yangınlar o kadar etkili ki dumanları Malezya ve Singapur’a kadar ulaşmış durumda. Habere göre yangınların yüzde 80’i, palmiye yağı plantasyonları için toprağı temizlemek amaçlı çıkarılıyor.

İnsan sağlığına olumsuz etkileri de tartışma konusu olan palmiye yağı cipslerden şampuanlara, diş macunundan krem çikolatalara kadar bir dizi üründe kullanılıyor. Küresel üretimin yüzde 56’sı ise Endonezya’daki palmiye plantasyonlarından karşılanıyor. Bu plantasyonların sahibi olan şirketlerin yaktığı tropikal ormanlar ise, tıpkı Amazonlar gibi, dünya açısından büyük öneme sahip. Habere göre, Endonezya’nın tropik ormanları, dünyadaki sürüngenlerin, kuşların, memelilerin ve balık türlerinin yüzde 10’una sahip bir biyolojik çeşitlilik hazinesi.

Endonezya, 2001 ile 2018 yılları arasında orman varlığının yüzde 16’sını, 26 milyon hektarlık orman alanını kaybetmiş. 2008 ile 2010 yılları arasındaki ormansızlaşmanın yüzde 60’ından palmiye plantasyonları sorumlu tutuluyor. 

Nestle, Mars, PepsiCo, ve Unilever gibi uluslararası tekeller, ormanları yok etmekle suçlanan yerel şirketlerden palmiye yağı satın alıyor. Yangınların artması üzerine Endonezya hükümeti, palmiye yağı şirketlerine karşı suç duyurusunda bulunma sözü vermiş ve yangınlarla ilişkili yaklaşık 200 kişinin gözaltına alındığını açıklamış. Yakın zamanda yapılan bir plantasyon denetlemesi ile ise, ülkedeki palmiye yağı plantasyonlarının yüzde 80’inden fazlasının yönetmeliklere uymadığını tespit edilmiş.

Ancak buradan Endonezya hükümetinin çevreye zarar veren bu şirketlere savaş açtığı sonucu çıkmasın. Tam tersi hükümet, palmiye yağı endüstrisini koruyor. Habere göre; geçen ay marketlerdeki ürünlerin “palmiye yağsız” etiketi taşıması hükümet tarafından yasaklandı. Avrupa Komisyonu, Mart ayında 2030 yılına kadar palmiye yağı bazlı biyoyakıtları yasaklamak için önlem aldığında ise Endonezya, Paris İklim Anlaşmasından çekilmekle tehdit etti. Dünyanın en büyük ikinci palmiye yağı üreticisi olan Malezya ile birlikte Endonezya, AB’ye karşı ticaret önlemleri de aldı. Endonezya devlet başkanı, ülkesindeki dizel yakıtların gelecekte yüzde 100 palmiye yağından olmasını istediğini söyledi.

EKVADOR: TECAVÜZ NEDENİYLE KÜRTAJA İZİN VEREN YASA 5 OY FARKLA REDDEDİLDİ

Günde en az 11 kadının cinsel saldırıya uğradığı Latin Amerika ülkesi Ekvador’da meclis, tecavüz nedeniyle hamile kalan kadın ve kız çocuklarının kürtaj olmasına izin veren tasarıyı reddetti. Meclis kararını öfkeyle karşılayan Ekvadorlu kadınlar sokaklara çıktı.

Katolikliğin etkili olduğu birçok Latin Amerika ülkesinde olduğu gibi Ekvador’da da kadınların tecavüz dahil kürtaj olması yasak ve cezalandırılıyor. Ancak yine birçok Latin Amerika ülkesinde olduğu gibi Ekvador’da da kadınların sağlık ve kendi bedenleri hakkında söz sahibi olma hakları için bir süredir mücadele veriliyor. Geçtiğimiz Salı günü bu mücadelenin bir sonucu olarak “tecavüz mağdurlarının kürtaj olmasına izin veren” yasa tasarısı mecliste ele alındı.

Sosyal demokratlık iddiasında olan ancak neoliberal bir hükümet olan Lenin Moreno’nun Alianza Pais (Yurt İttifakı) partisinin yönettiği ülkede, mecisteki 130 milletvekilinden 65’i yasaya destek verdi. Ancak yetmedi ve yasa tasarısı sadece 5 oy farkla reddedildi. Tasarıyı reddedenler arasında, bugüne kadar sol güçlerle ittifak yapan Pachakutik isimli yerli partisinden vekillerinden bulunması özellikle Ekvadorlu yerli kadınların tepkisine neden oldu. Kararın açıklanmasının ardından yüzlerce kadının yanı sıra insan hakları savunucuları ve Halk Birliği (UP) gibi sol siyasi partilerin üyeleri, sokaklara çıkarak meclis binası ve kürtaj karşıtı bazı kiliseler önünde protesto gösterileri düzenledi.

Ekvador’da kürtaj ile ilgili hala yürürlükte olan yasa 1938 yılında kabul edildi. Kürtajın meclis gündemine geldiği son tarih ise 2013 olmuştu. Latin Amerika’nın “solcu” liderlerinden olduğu iddia edilen Rafael Correa’ın devlet başkanlığındaki meclis o zaman da yasa tasarısını reddetmişti. Yasaya göre ülkede, ancak kadının hayatı tehlike altındaysa ya da “zihinsel engelli bir kadın tecavüze uğrayarak hamile kaldıysa” kürtaja izin veriliyor.

Ekvadorlu kadınlar tecavüz dışında kız çocuklarının da kürtaj olmasına izin verilmesini istiyor. Ekvador basınındaki haberlere göre, 2008-2018 arasında 14 yaşından küçük 20 bin kız çocuğu doğum yaptı. Her yıl 15 yaş altı yaklaşık 3 bin kız çocuğu tecavüz sonucu hamile kalıyor. Her gün en az 11 kadın ya da ız çocuğu cinsel saldırıya uğradığı için yetkili makamlara başvuruyor.

Cuma günü sokağa çıkan yüzlerce kadına ise polis biber gazıyla saldırdı. Hükümet binasının bulunduğu Plaza Grande’de (Büyük Meydan) toplanan kadınlar Devlet Başkanı Lenin Moreno’ya meclis kararını veto etmesi çağrısı yaptılar. Öfkeli kadınlar, “Polis tecavüzcüleri koruyor”, “Anne, sokağa çıkmak ve canlı geri dönmek istiyorum”, “Tecavüz ediyorlar, hamile bırakıyorlar, öldürüyorlar”, “Rosariolarınızı (haçlı kolye) rahmimizden çekin”, “Tecavüzle değil irade ile annelik” gibi sloganlar attılar. 

AP’ye konuşan kadınlardan Kruskaya Hidalgo da, “Kararın cumhurbaşkanlığında veto edilmesini istiyoruz. Bunu, hergün istismara uğrayan ya da yasa dışı kürtaj oldukları için ölen kadın ve kız çocukları için yapmalılar” dedi.

ZİMBABWE: GREV ÖRGÜTLEYEN SENDİKACILAR KAÇIRILARAK DARBEDİLİYOR

Afrika ülkesi Zimbabwe’de hükümet karşıtı çeşitli protestoların örgütleyicileri kaçırılarak tehdit ediliyor ve darba maruz bırakılıyor. Hükümet ve polis ise olaylarla ilişkileri olmadığını savunuyor. El Cezire’nin haberine göre polis ve hükümet, protesto örgütleyicilerinin kaçırılmasıyla ilgili açıklama yapmaktan kaçınıyor.

Kaçırılan kişilerden biri de doktor sendikasının lideri Peter Magombeyi. Sendika lideri geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen doktor grevi sırasında kaçırılmış ve daha sonra canlı bulunmuştu. Kaçırılmadan önce haber ajanslarına konuşan Magombeyi tehditler aldığını söylemişti.

El Cezire’ye konuşan öğretmen sendikası başkanı Obert Masaraure de üç ay önce, ücret zammı nedeniyle gerçekleştirilen grev sırasında benzer şekilde kaçırıldığını, bilinmeyen bir yere götürülerek burada dövüldükten sonra bırakıldığını söyledi. Sahne adı Gonyeti olan Komedyen Samantha Kureya da geçtiğimiz ağustos ayında silahlı bir kişi tarafından kaçırılarak tehdit edildiğini açıkladı. Saldırgan komedyen kadını, “Alay etmek için çok genç” olduğunu söyleyerek tehdit etti.

Habere göre bu üç örnek münferit değil. Geçtiğimiz ocak ayından bu yana birçok kişi benzer şekilde kaçırıldı. Zimbabwe Hastane Doktorları Birliği (ZHDA) isimli sendikanın üyesi doktorlar, yaşananlar nedeniyle geri adım atmayacaklarını, hakları için mücadeleye devam edeceklerini duyurdu.

Peter Magombeyi liderliğindeki sendika, düşük ücretler ve kötü çalışma koşulları nedeniyle son haftalarda mücadeleyi yükseltmişlerdi. Ülkedeki ekonomik kriz nedeniyle doktorların aylık ücretleri 100 dolar. Yerel basındaki haberlere göre doktorların işe gelebilmek için arabalarına koydukları benzin bile ayda 80 dolar tutuyor.

MISIR: HAKLARI İÇİN FABRİKA İŞÇİLERİNE 15 GÜN HAPİS

Haklarını arayan emekçilere yönelik devlet baskısı her yerde. Mısır’da patronun söz verdiği maaş zammını talep etmek için fabrikaları önünde oturma eylemi yapan 4’ü erkek 6 fabrika işçisine 15’er gün hapis cezası verildi.

İsmailiye’nin endüstri bölgesinde bulunan Uglu Fabrikası işçilerinden 19’u, 16 Eylül günü hakları için oturma eylemi yaptıkları sırada polis tarafından gözaltına alındılar. Savcılık, işçiler hakkında “yasa dışı toplanma, sokakta karışıklık yaratma, fabrika işgali, kamu yollarında kaos yaratma” gibi suçlamalar nedeniyle tutuklama talep etti. 13 işçi mahkemece serbest bırakılırken, 6’sı 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

KOLOMBİYA: YEREL SEÇİMLER ÖLÜM KALIM MESELESİNE DÖNÜŞTÜ

Latin Amerika ülkesi Kolombiya’da önümüzdeki 27 Ekim’de gerçekleştirilecek yerel seçimler, ölüm kalım meselesine dönüşmüş durumda. Seçim kampanyaları sırasında şu ana kadar 7 aday öldürüldü, 46 aday ise ölüm tehditleri alıyor.

50 yıldan uzun süren FARC-Hükümet güçleri çatışmasının üç yıl önce imzalanan barış anlaşmasıyla resmi olarak sona erdiği ülkede, gerici hükümetlerin, toprak ağalarının ve uluslararası tekellerin beslemesi paramiliter güçler, çeteler ve mafya ise güç kaybetmeden varlıklarını sürdürüyor. Kolombiya’nın birçok bölgesinde politika yapmak ölümü göze almayı gerektiriyor.

Kolombiyalılar 27 Ekim’de bölgesel parlamentoların milletvekillerini, eyalet valilerini, belediye başkanlarını ve meclis üyelerini seçecekler. Yerel basına göre 402 belediye bölgesi, yasadışı silahlı güçlerin varlığı nedeniyle “risk altında”. Buna rağmen 2015 seçimleriyle karşılaştırıldığın “daha barışçıl” bir seçim dönemi yaşandığı belirtiliyor! İnsan hakları örgütleri ise sağcı Ivan Duque hükümetini suikast ve tehditlere karşı kamu güvenliğini garanti altına almamakla eleştiriyor.

Yine yerel haber sitelerine göre, 27 Ekim 2018 ile 27 Ağustos 2019 tarihleri arasında 364 siyasi, sosyal ve topluluk lideri öldürüldü. Bu cinayetlerden 91’i seçim takvim başladıktan sonra gerçekleştirildi. Öte yandan 2016’da silah bırakarak siyasi partiye dönüşen FARC’ın da şu ana kadar 160 eski gerillası suikastle katledildi. Yine FARC kısaltmasını kullanan partinin adayları da ölüm tehditleri alanlar arasında. Bazı eski FARC liderleri ise “saldırı değil ancak savunma amaçlı” yeniden silahlandıklarını ilan etmişlerdi.

27 Temmuz’da seçim kampanyalarının başlamasından bu yana da 53 aday hedef alındı. 39’u tehdit edildi, 2’si kaçırıldı, 5’i saldırıya uğradı ve 7’si öldürüldü. Öldürülenlerin sonuncusu Suarez yerleşim biriminde Liberal Parti’den kadın belediye başkanı adayı olan Karina Garcia’ydı. Garcia, kullandığı aracın silahlı bir grup tarafından taranması sonucu annesi ve yanındaki diğer dört kişiyle birlikte yaşamını yitirdi.

ÖNCEKİ HABER

BM’de bazı ülkelerden Suudi Arabistan'a Cemal Kaşıkçı kınaması

SONRAKİ HABER

Rusya’dan Kürtlere dolaylı tehdit: Çekilmezlerse Türk ordusu ezip geçer

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa