09 Eylül 2019 18:02

HDP önündeki ailelerin eylemi için çağrı: Acılar yarıştırılmasın artık çözüm bulunsun

HDP Diyarbakır binası önünde ailelerin eylemi sürerken iktidara "Acılar yarıştırılmasın artık çözüm bulunsun" çağrısı geldi. Babası Abdulmecit Baskın kaybeden Eren Baskın da Evrensel'e mektup yazdı.

Fotoğraf: MA

Paylaş

İnanç YILDIZ
Cengiz Anıl BÖLÜKBAŞ
Diyarbakır

Diyarbakır’da çocuklarının dağa kaçırıldığını iddia ederek HDP Diyarbakır il binasının önünde oturma eylemi yapan ailelerin oturma eylemi 17’inci günde devam ederken iktidara çağrı geldi. Evrensel aracılığı ile yapılan çağrılarda “Acılar yarıştırılmasın artık çözüm bulunsun” denildi.

Kayyum atamalarından sonra aileler çocuklarının dağa kaçırıldığı iddiası ile 22 Ağustos’tan bu yana HDP Diyarbakır il binası önünde oturma eylemi yapıyor. HDP’lilerden çocuklarını talep ailelerin eylemi 18’inci günü geride bırakırken, eyleme katılan aile sayısı 17’ye yükseldi. Diğer yandan ise Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP Diyarbakır il ve ilçe örgütleri hakkında soruşturma başlattı. HDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan ile yıllardır barış mücadelesi yürüten Barış Annesi Havva Kıran yaşananlara dair Evrensel’e konuştu. 28 yıl önce babası Abdulmecit Baskın’ı gözaltında kaybeden ve Cumartesi Anneleri ile birlikte mücadele eden Eren Baskın ise Evrensel’e mektup yazdı.

"HDP’Yİ SUÇLAYARAK KÜRT SORUNU ÇÖZÜLEMEZ"

Seçim sonuçlarından sonra muhalefetin AKP-MHP blokuna karşı güçlenmesinin iktidarı korkuttuğunu söyleyen HDP İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan, bunun üzerine belediyelere kayyum atandığını ve buna karşı oluşan direnişi kırmaya yönelik bir çabanın söz konusu olduğunu dile getirdi. HDP Diyarbakır il ve ilçe örgütlerine yönelik savcılığın soruşturma başlatmasına dair de konuşan Ceylan, “Biz ısrarla şunu söylüyoruz, bir sürü Kürt partisi kapatıldı. Eğer bunlar barışa hizmet ettiyse, Türkiye’nin sorunlarını çözdüyse varsın HDP’yi de kapatsınlar. Bedel ödemeyi kabul ediyoruz. Bize nasıl yöneliyorlarsa yönelsinler. Ama maalesef bunlar gerçekleşmedi ve gerçekleşmeyecek. Yani eğer HDP’ye saldırarak barış gelecekse ki öyle bir şey yok. HDP’yi suçlayarak Kürt sorunu çözülemez. O yüzden mevcut politikalar mevcut sorunu, mevcut kaosu daha da derinleştirecek yolu daha da çıkılmaz hale getirecek” dedi.

"NEREYE GİDİLMESİ GEREKİYORSA GİDELİM"

Toplumsal dinamiklerin karşı karşıya getirilerek, düşmanlık tohumu ekmenin işleri olmadığını söyleyerek, “Israrla şunu söylüyoruz gelin hep beraber bu sorunu çözelim. Gelin hep beraber bu ailelerimizin sorunlarını çözmeye çalışalım. Meclis çatısı altında komisyonlar oluşturalım. Nereye gidilmesi gerekiyorsa hep beraber oraya gidelim. Büyük bir barışı ailelerimize, toplumumuza armağan edelim. Çocuğunu kavuşmak isteyen herkes; çocuğu dağda olan, çocuğu hapiste olan, çocuğu ortada olmayan çocuklarına kavuşsun. Çocuğunun kemiklerini arayanlar da çocuklarının kemiklerine ulaşabilsin. Bu konuda HDP olarak, bize düşen görev ve sorumluluk neyse yapmaya varız ve her zaman da barış için bedel ödemeye, elimizi taşın altına koymaya hazırız. Yeter ki diğerleri bizim bu sorunu çözmeye yönelik elimizi tutmayı başarabilsin” dedi.

"HEPİMİZ AYNI ACIYI TAŞIYORUZ"

Yıllardır barış mücadelesi veren Diyarbakır Barış Anneleri’nden Havva Kıran, uzun yıllardır barış çağrısı yaptıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını söyledi. Devamlı kan, cenaze, savaşın olduğunu ve şiddetle bu sorunun çözülemeyeceğini belirten Kıran, hiçbir annenin çocuklarını öleceğini bile bile bir yere göndermeyeceğini dile getirdi. HDP önünde oturan annelere çağrı yapan Kıran, “Gelin el ele verelim. Bu kirli savaşı durdurmak için elimizden ne geliyorsa beraber çözüm bulalım. Orası çözüm yeri değil. Nerede çözüm oluyorsa beraber çözüm bulalım bu savaşı durdurmak için. Kimsenin çocuğu ölmesin, dağa gitmesin diye, askerde ölmesin diye, polisler ölmesin diye çağrımız var. Ana yüreği, anaların gözyaşları hepimizin aynıdır. Bizim ciğerimiz, canımız yanıyor. Hepimiz aynı acıyı taşıyoruz. Asker anaları, barış anaları, gerilla anaları, polis anaları, HDP’nin önünde oturan analar el ele verelim bu savaşı durdurmak için. Biz çocuklarımızı ölmek ya da öldürmek için büyütmedik” diyerek, bu sorunun çözüm noktasının HDP’nin önü değil Ankara ve AKP olduğunu söyledi.

"SORUN POLİTİKTİR, SAVCILARLA AŞILAMAZ"

HDP Merkez Yürütme Kurulu Diyarbakır il ve ilçe örgütleriyle ilgili savcılığının başlatmasıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. “Bizler bu filmi çok izledik” denilen açıklamada, “Çözüm sürecinde çocuklarımız ölmüyordu. Hiçbir eve ateş düşmüyordu. Anneler çocuklarının geri döneceği umuduna sahipti. Bizler de. İşte bu süreci savaş oyunlarıyla kim bozduysa, çocuklarımızın kaybolmasının ve yaşamını yitirmesinin sorumlusu da onlardır. Sorun politiktir, savcılarla aşılamaz. Gelin, Meclis’teki tüm siyasi partiler sorumluluk alsın ve acıları birlikte sonlandıralım” denildi.


ANALAR, KAYIPLAR, BABALAR VE OĞULLAR

Eren BASKIN
Cumartesi İnsanı

Babam Abdulmecit Baskın, ben henüz 5 yaşındayken “faili meçhul” cinayete kurban edildi.

Babam, Ankara, Altındağ nüfus müdürüydü. İşine, eşine, çocuklarına aşık biriydi.

***

Bu yazıyı yazdığım sırada, ülkenin İçişleri Bakanı; “Çocuğunuz eve yarım saat geç gelirse, ne yaparsınız?” diyerek, Diyarbakır’da çocuklarının akıbetini HDP il binası önünde arayan annelerin durumuna atıfta bulunuyordu. İçişleri Bakanına cevap vermek istiyorum; babam Abdulmecit Baskın, 28 yıldır eve gelmiyor! Ne yapmalıyım?

Babamın ve babam gibi çok sayıda insanın öldürülmesinden sorumlu olan, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde silahlı örgüt kurmaktan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi ile yargılanan Dönemin Emniyet Genel Müdürü, şimdilerin ise Mevcut İçişleri Bakanı’nın siyasi çizgisinden feyiz aldığı ve takipçisi olmaya çalıştığı Mehmet Ağar’dır.

 ***

Böylece, babamın katledilişinin acısını içimde hissetmeye başladığım günden bu yana, Cumartesi Anneleri’nin bir parçası oldum. Dolayısıyla, dünyanın herhangi bir yerinde evladının akıbetini arayan anneler ile duygudaşlık kurma konusunda en fazla hassasiyet duyabilecek insanların bizler olduğuna inanıyorum. Bunu farklı zamanlarda ve farklı zeminlerde bütün dünyaya defalarca kanıtlamış bir STK’den, yani İHD’den bahsediyoruz.

***

Buradan itibaren, Diyarbakır HDP il binası önünde çocuklarının akıbeti için oturma eylemi yapan annelerden bahsetmek istiyorum:

Bizim temel düsturumuz; insanlık onurunun ve haysiyetinin yüceltilmesidir. Bu nedenle bizler, hiç zaman mazluma kimlik sormadık. Sormayacağız da... Herkes için ve her yerde adalet istedik. Ayrımsız, tereddütsüz bütün annelerin evlat acısına ortak olmaktan asla bir an olsun geri durmadık. Çünkü bizler, yıllar öce şunu iddia ederek ortaya çıktık; annelerin gözlerinin rengi farklı olabilir, ama göz yaşları ve acıları hep aynıdır. Annelerin acılarını yarıştırmak, insanlık dışıdır. Bunu reddediyoruz!

***

Cumartesi Anneleri, 754 haftadır her cumartesi günü insanlık adına ve insanlık için tüm samimiyetiyle bütün dünyaya haykırıyor; “Bizim yaşadığımız evlat acısını başka kimse yaşamasın.”

Bunun doğal bir sonucu olarak da Cumartesi Anneleri, bütün siyasi partilerden azade, kendi hür düşünceleri, ama ortak acıları olan bireylerden oluşuyor ve gerçeği yalnızca gerçeği dile getirme yükünü sırtlamış durumdalar. Onlar gücünü bağımsızlıktan ve hakikatten alıyorlar.

 ***

Bizler vicdan sahibi insanlar olarak, siyasi varlık alanı militarizm ve savaş olan ve bu çizgide buluşanların, bu annelerin acılarını istismar alanına dönüştürme çabaları karşısında, bu annelerin acılarını yüreğinde hisseden bizlerin sessiz kalması doğru ve ahlaki olmayacaktır. Nitekim de sessiz kalmadık ve kalmayacağız da...

Biz hiçbir annenin acısını diğer bir annenin acısıyla kıyaslamıyoruz. Zira bu bir futbol maçı değil, içinde evlat acısının olduğu ve galibinin kimse olmadığı bir dram veya trajedi olabilir ancak. Bu yüzden, bu annelerin acısını asıl bizler biliriz! Bu annelerin acısından evet biz anlarız, politik gündem belirleme kaygısı için pusuda bekleyen ve samimiyetten uzak derin devlet sevdalıları değil.

***

Unutulmamalıdır ki, savaş politikalarında ısrar edenler, HDP il binası önünde oturan annelerin çocuklarının akıbetinin asıl müsebbipleridir. Tam da bu yüzden bizler, hiçbir siyasi yapının bizi yönlendirmesini kabul etmeyen insanlar olarak, ortak acı ve ortak mücadele ile bütün annelerin gözyaşlarına son verilebileceği kanaati taşıyoruz.

Annelerin evlatlarına kavuşmalarının barış politikalarının bir an önce hayata geçmesi ile mümkün olacağını yıllardır haykırıyoruz ve bunu böyle kabul etmeye devam ediyoruz. Ama bütün annelerin gözyaşını dindirecek, demokratik bir siyasete ihtiyacımız olduğunu da biliyoruz. Bunu talep edeceğimiz yer bütün egemenlik alanını elinde tutan, kolluk güçleri, istihbarat servisi, hakimi-savcısı olan devlet aygıtı olmalıdır. Devletin zaten hasım bellediği, ortadan kaldırmak istediği, kriminalize etmek için hiçbir fırsatı kaçırmadığı ve hukukun korumasından dışladığı siyasi bir parti değil.

Unutulmamalıdır ki, Diyarbakır’da eylem yapan annelere kumanya götüren siyasi odaklar, evlatlarının bir mezarı olsun diye 754 haftadır eylem yapan kayıp yakınlarına sadece ama sadece; polis, TOMA, cop ve tazyikli su gönderdi. Bunu Diyarbakır’da HDP il binası önünde eylem yapan annelerin ve ailelerin de düşünmesini istirham ediyoruz.

***

Sonuç olarak; babasının acısını 4 yaşından bu yana yüreğinde taşıyan bir evlat olarak, Diyarbakır HDP il binası önünde toplanan bu annelerin yanında olmaya hazır olduğumu kamuoyu ile paylaşmak isterim.

Peki, bu annelere kumanyalar ve destek sunan siyasi iktidar ve çevreleri, yazı yazan köşe yazarları, haber yapan gazeteler ve televizyonlar Cumartesi Anneleri’nin adalet talebine de benzer bir hassasiyet göstermeye hazırlar mı?

Yüreğinde yıllardır evlat acısı, anne-baba acısı taşıyan biz kayıp yakınlarının İçişleri Bakanlığı emrindeki kolluk güçlerince; yaşlı genç, kadın erkek ayırt edilmeden coplanıp tartaklanarak, Galatasaray’dan koparılmaları karşısında iktidara “Cumartesi Anneleri’nin anayasal haklarını ihlal etmeyin” çağrısı yapmaya hazırlar mıdır?

***

Gelin, acıları yarıştırmayalım,

Gelin, TBMM’de tüm kayıpların bulunması için bir komisyon kurulması adına bütün siyasi partileri beraber ziyaret edelim. Ve bunu hayata geçirelim.

ÖNCEKİ HABER

Jinnews muhabiri Melike Aydın’a 1 yıl 3 ay hapis cezası

SONRAKİ HABER

İhraçlara karşı oturma eylemleri 114. haftasında: Diz çökmedik, çökmeyeceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa