26 Ağustos 2019 08:51
Son Güncellenme Tarihi: 26 Ağustos 2019 09:26

10 yıldır değişmeyen politika: Patrona teşvik, halka işsizlik

Bir kriz dönemiyle işsizlik yeniden zirvede. Hükümetin istihdam ve teşvik paketleri patronların cebini doldururken; emekçilere kalan yine işsizlik ve yoksulluk.

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Zeliş IRMAK
Cem ŞİMŞEK
İstanbul

2018’in ikinci yarısında etkisini göstermeye başlayan ekonomik kriz nedeniyle bugün milyonlarca işçi ve emekçi işsizlik tehdidi altında çalıştırılıyor; diğer milyonlarcası ise işsizlik nedeniyle hayata tutunma savaşı veriyor. Kriz dönemlerinin bir sonucu olarak karşımıza çıkan intiharlarda geçtiğimiz yıl içerisinde işsizlik ve ödenemeyen borçlar gibi sebeplere bağlı olarak artış yaşandı.

TÜİK’in resmi verilerine göre işsizlik yeniden yüzde 14’leri aştı. Gerçek işsizlik rakamlarının (geniş kapsamlı) çok daha yüksek olduğu da gizlenemeyen diğer gerçek. İşsizlik en son 2008 sonlarında başlayıp 2009’da etkisini artıran ekonomik kriz döneminde bu raddeye ulaşmıştı.

Geçtiğimiz 10 yıllık dönemde hükümetin açıkladığı istihdam ve teşvik paketleri; yine 2016’da ilan edilen ‘Milli İstihdam Seferberliği’ neden işsizlik sorununa çözüm olamadı, verilen teşvikler nereye gitti? Kısa hatırlatmalarla hükümetin istihdam politikalarını masaya yatırdık; işsizliğe ilişkin çözüm önerini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Birdal ve Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan’a sorduk.

2009’DA AÇIKLANAN TEŞVİK VE İSTİHDAM PAKETİNDE NE VARDI?

Şubat 2009’da işsizlik oranı yüzde 14,8 ile rekor düzeye ulaşmıştı. 2009 yılı boyunca yüzde 10’un çok üzerinde seyreden işsizliği düşürmek için 2009 ve 2010’da istidam ve teşvik paketleri de devreye sokuldu. Haziran 2009’da açıklanan Teşvik ve İstihdam Paketiyle, ülke 4 temel bölgeye ayrıldı ve bölgelere göre teşvikler belirlendi. Paketin amacı işsizliğin yoğun olduğu bölgelerde yatırımı özendirip teşvik ederek işsizliği baskılamaktı.

Bölgelere göre şirketlere vergi indirimi sağlandı, işçilerin sigorta primi işveren hissesi devlet tarafından karşılandı, işsizliğin yüksek olduğu 3. ve 4. bölgelere dönük yatırımlar için yer tahsisi yapıldı, kredi faiz desteği verildi. Büyük ölçekli yatırımlar için ayrıca gümrük vergisi muafiyeti ve KDV istisnası getirildi. Tekstil gibi belli başlı sektörlere özel teşvikler de düzenlendi.

‘Büyük Proje’ kapsamında 1. bölge yatırımlarına yüzde 30, 4. bölge yatırımlarına ise yüzde 70 oranında katkı payı sağlandı. Örneğin bu teşvik, devletin Gebze’de yapılan 10 milyonluk bir yatırım için 3 milyon lira; Dersim’de yapılan bir yatırım içinse 7 milyon liralık katkı vermesi anlamına geliyordu.

TEŞVİKLERİN İSTİHDAMA ETKİSİ KISITLI OLDU

2009 krizi sonrası yabancı yatırımların etkisiyle büyüme oranı 13,2 puanlık artış gösterdi ve 2010’da yüzde 8,5’e ulaştı. Ancak üretimdeki artışın işsizlik üzerindeki etkisi kısıtlı oldu. 2009’da işsizlik yüzde 14’ken 2010’da yalnızca 2,1 puanlık düşüş yaşandı.

PATRONLAR PAKETLE YETİNMEDİ; FAZLASINI İSTEDİ

Teşvikleri yeterli bulmayan patronlar Aralık 2009’da rapor hazırlayarak işsizliğin azaltılması için ‘öneriler’ sundu; hükümetten yeni taleplerde bulundu. Patronlara göre işsizliği azaltmanın yolu esnek ve güvencesiz çalışmayı yaygınlaştırmak, kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmak, işsizlik fonunu amacı dışında kullanmaktı:

  • Ücretli izin kullanımındaki sınırlamalar kaldırılmalı, part-time çalışma ve iş paylaşımı gibi esnek çalışma biçimleri teşvik edilmeli
  • Kıdem tazminatı yükü azaltılmalı
  • İşçi çıkarılması kaçınılmaz olan şirketler için kıdem tazminatları İşsizlik Fonu’ndan ödenmeli
  • İşsizlik Fonundan patronlara ücret sübvansiyonu sağlanmalı
  • Özel istihdam büroları hayata geçirilmeli, taşeron çalışmaya ilişkin ‘katı’ düzenlemeler kaldırılmalı

2012-2013’TE BENZER TABLO: BÜYÜME ARTARKEN İŞSİZLİK DE ARTTI

2012 ve 2013’te yine işsizliği azaltmak için teşvik ve istihdam paketleri hayata geçirildi. Haziran 2012’de uygulanmaya konan paketle patronlara KDV istisnası, vergi muafiyeti ve indirimi, sigorta primi desteği, faiz indirimi, yatırım yeri tahsisi gibi olanaklar sunuldu.

12 Mart 2013’te ise İŞKUR’un “İşbaşı Eğitim Programı” hayata geçirildi. İŞKUR programından en az 2 sigortalı işçi çalıştıran tüm patronlar yararlanabiliyordu. Teşvikler iş kollarına göre değişiklik gösterdi.

Katılımcıların program sonrası üç ay içinde işe alınması karşılığında patronlara 30-42 ay aralığında işveren sigorta primi ödememe imkanı tanındı. Patronların ödemediği bu miktar İşsizlik Sigortası Fonundan karşılandı. İşveren tarafından yapılan ödemeler vergiden düşürüldü.

2012’de yüzde 4,8 olan büyüme rakamı 2013’te yüzde 8,5’e yükselirken; düşüş yaşanması beklenen işsizlik oranı önceki yıla göre 0,5 puanlık artışla yüzde 9,7’ye yükseldi.

‘MİLLİ İSTİHDAM SEFERBERLİĞİ’ DE PATRONLARA YARADI

OHAL’in ilan edildiği 2016 ve devamındaki KHK’li yıllarda da yine benzer tablo hakimdi. 2016’da büyüme rakamı yüzde 3,2 iken 2017’de yüzde 7,4’e çıktı. Ancak 2016’da yüzde 10,9 olan işsizlik istikrarını korudu: Yüzde 10,9.

Peki bu dönemde sağlanan teşvikler nelerdi? Şubat 2016’da “İşbaşı Eğitim Programı”nda düzenlemeye gidildi:

  • Programın süresi 6 aydan 1 yıla çıkarıldı.
  • Katılımcılara verilen ücretin tamamı İŞKUR tarafından karşılandı.
  • Yüzde 10 olarak belirlenen kontenjan sınırı yüksek istihdam taahhüdünde bulunan patronlar için yüzde 30’a yükseltildi. (Programın düzenlemeden önceki halinde işçi sayısının yüzde 10’u kadar kursiyer çalıştırılabiliyordu)
  • Lise öğrencileri de katılımcı kapsamına alındı.

2009 krizi sonrası patronların gündeme getirdiği kiralık işçilik ve özel istihdam büroları uygulaması ise Ekim 2016’da yürürlüğe girdi.

Hükümet 2017’de ‘Milli İstihdam Seferberliği’ ilan etti. Ancak teşvikler hükümetin işsizler değil; yine patronlar için seferber olduğunu ortaya koydu. Patronlar işe alacakları her bir asgari ücretli işçi için 2 bin 177 TL ödemesi gerekirken sadece 1.404 TL ödedi. Kalan 773 TL tutarındaki prim ve vergi yükümlülükler devlet tarafından karşılandı.

Yıl sonunda yeni teşviklerin de işsizliği önlemediği görüldü. Yine 2016’da asgari ücret 1000 TL’den 1300 TL’ye çıkarılırken yapılan yüzde 30’luk zammın büyük bölümü de devlet tarafından karşılandı.

YİNE KRİZ, YİNE TEŞVİK, YİNE YÜKSEK İŞSİZLİK

2018’in ikinci yarısından itibaren etkisini göstermeye başlayan ekonomik krizle birlikte de hükümet patronlara dönük çok sayıda teşvik paketi açıkladı. Ancak bu teşvikler işsizliği azaltmak bir yana 2009 krizindeki zirve olan yüzde 14,7’ye çıkmasına engel olmadı. 2009 sonrası esnek çalışma ve kiralık işçiliği hayata geçiren hükümetin bugünkü hedefi ise işçilerin ‘güvencemiz ve son kalemiz’ dediği kıdem tazminatını fona devretmek.

İŞÇİ VE EMEKÇİLERİN ÜRETİMDEN ALDIĞI PAY KÜÇÜLÜYOR, PATRONLARIN PAYI BÜYÜYOR

Öte yandan 2014’ten itibaren milyonlarca işçi ve emekçi açısından büyümeden alınan payın oranı sürekli geriledi. 2014’te milli gelirden en düşük payı alan yüzde 20’nin payı yüzde 6,6 iken aynı yıl düşük gelir grubunu oluşturan yüzde 40’lık dilim milli gelirin ancak yüzde 17,5’ini alabildi. Aynı yıl en zengin yüzde 5’lik kesim ise milli gelirden yüzde 18,4 pay aldı.

2017’ye gelindiğinde en yoksul yüzde 20’nin milli gelirden aldığı pay yüzde 6,3’e; en yoksul yüzde 40’ın payı yüzde 16,9’a gerilerken; en zengin yüzde 5’in payı yüzde 21,3’e yükseldi.

MURAT BİRDAL: YAPISAL İŞSİZLİĞİN SEBEBİ AKP POLİTİKALARI

Türkiye’de yapısal işsizlik sorununun AKP’nin 2002’den itibaren uygulamaya koyduğu özelleştirme politikaları ve tarımda yaşanan dönüşümün bir sonucu olduğunu vurgulayan İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Birdal, “Nihayetinde, ülkeye dönük sıcak para girişlerinin en yoğun olduğu büyüme dönemlerinde dahi çift hanelere dayanan bir işsizlik çıktı. Böylece istihdam yaratmayan büyüme kavramı ile de tanışmış olduk” dedi.

Birdal, istihdam yaratmayan büyüme modeli ile AKP’nin ekonomi politikaları arasındaki ilişkiyi de şöyle özetledi:

“Önceki dönemlerde tarımda ve KİT’lerde istihdam edilen nüfusun toplam içerisindeki payının yüksek olması dalgaların istihdam üzerindeki etkisini sınırlandırıyordu. IMF’in Türkiye’ye dayattığı ve sonrasında AKP hükümetinin Batı’nın desteğini alarak uyguladığı yapısal dönüşüm bugün karşılaştığımız tabloda büyük pay sahibi.”

“SORUN PARA POLİTİKASI VE TEŞVİKLERLE ÇÖZÜLEMEZ”

İşsizlik sorununun para politikası araçları ve teşviklerle çözülemeyeceğini vurgulayan Doç. Dr. Birdal, “Hızla gelişen teknolojik yeniliklere uyum sağlayabilecek bir işgücü yaratabilmek için öncelikle eğitim sisteminin baştan aşağı yeniden yapılandırılması gerekiyor. Tarım ve hayvancılığın desteklenmesi vazgeçilmez bir durum. Sanayinin kurulmasında ve bölgesel dengesizliklerin azaltılmasında büyük rol oynayan kamu işletmeciliğinin, gelecekte de büyük işlev görebileceği inancındayım” dedi.

SELMA GÜRKAN: AKP POLİTİKALARIYLA SERMAYENİN HAS PARTİSİDİR

 

Büyüme ve istihdam politikalarını değerlendiren Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, bugün hükümetin uyguladığı yabancı sermaye akışı ve ranta dayalı büyüme modelinin doğal sonucunun yaşandığını ifade etti. Ekonomi modelinin ucuz emeğe dayandığına dikkat çeken Gürkan, AKP’nin ülkeyi ucuz emek cehennemine çevirdiğini vurguladı. Türkiye’nin uzun çalışma saatleri, ağır çalışma koşulları, iş cinayetleri, düşük sendikalaşma ile anıldığına dikkat çeken Gürkan, hükümetin ‘sosyal yardımlar’la gerçeği perdeleyerek ekonomi politikalarıyla ulusal ve uluslararası sermayenin has partisi olduğunu vurguladı.

Teşvik paketlerinin asıl amacının ‘şirketleri kurtarmak’ olduğunu söyleyen Gürkan, emekçilerin ise işsizliğe mahkum edildiğine dikkat çekti.

“İŞSİZLİK ÇARKLAR KAPİTALİSTLERİN ÇIKARINA DÖNSÜN DİYE VAR”

İşsizliğin kapitalizmin yapısal sorunu ve düzenin vazgeçilmezleri arasında yer aldığını söyleyen Gürkan, bunu şöyle özetledi:

“Kapitalist düzenin yedek işgücü ordusu olarak elde gördüğü işsizler işçi sınıfının çalışan üyeleri için hep bir tehdit unsuru olarak hazırda tutulmuştur, tutulmaya devam etmektedir. İktidar çarkların kapitalistlerin çıkarına dönmesi için uyguladığı politikalarla işsizliği sürekli artırmıştır. İşsizlik oranları yükseldikçe işçi ve emekçilerin çalışma ve yaşama koşulları daha çok kötüleşti. İktidarlar işçilere, emekçilere yönelik saldırı paketlerini tepki çekmeden uygulamaya koyabilmek için sanki işçilerin, emekçilerin çıkarına bir durum gibi açıklarlar, AKP'de öyle yapmaktadır.”

“İŞ CİNAYETLERİ ESNEK, KURALSIZ ÇALIŞMANIN SONUCUDUR”

Patronların bugün ‘sıfır maliyetle’ işçi çalıştırmaya çalıştığını söyleyen Gürkan, bugün sıranın kıdem tazminatına geldiğini söyledi. Gürkan, esnek, kuralsız, denetimsiz çalışmanın patronların talebiyle hayata geçirilmesinin önemli bir diğer sonucunun da her gün 3-4 işçinin hayatına mal olan işçi cinayetleri olduğunu söyledi. Gürkan, bu süreçte işçi sınıfının önemli kesiminin de örgütlülükten uzaklaştırıldığına dikkat çekti.

İşçilerin işsizlikle tehdit edildiği bu dönemde sınıfın birliğinin sağlanmasının elzem olduğunu ifade eden Gürkan, bugün işçiler tarafından tehdit olarak görülen işsizlerin ve mültecilerin işçi sınıfının bir parçası olduğunun altını çizdi.

“GÜNCEL TALEPLER SINIF ÇIKARLARI İÇİN YÜRÜTÜLEN SİYASİ MÜCADELE HATTIYLA BİRLEŞMELİ”

Ekonomik krizin işçi ve emekçilere fatura edilmesine karşı yürütülen mücadelenin kapitalizme karşı mücadeleyle ilişkili olduğunu ifade eden EMEP Genel Başkanı Gürkan, patronların toplusözleşme teklifleriyle işçileri sefalet ücretine mahkum etmek istemesine karşı işçi ve emekçilerin bu teklifleri reddederek; imzalanan sözleşmeleri tanımayarak insanca yaşanacak ücret için mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.

Gürkan, güncel talepler için verilen mücadelenin işçi sınıfının, sınıf çıkarları için yürüttüğü siyasi mücadeleyle birleşen bir hat izlemesi gerektiği uyarısında da bulundu.

ÖNCEKİ HABER

28 yıl sonra cezaevinden çıkan oğluna kavuşan Semiha Tuğan hayatını kaybetti

SONRAKİ HABER

AKP binası önünde eylem yapmak isteyen 4 kişi yine gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa