13 Temmuz 2019 03:40

Dikmen: Yargı paketi, yerel basının şah damarını kesiyor

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen ile yargı paketini, SETA raporunu ve yerel basının durumunu konuştuk.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Dilek OMAKLILAR
Eda AKTAŞ
İzmir

Yerel basının yaşadığı sorunlar ve “Yerel basına ses ver” kampanyası sürecini İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen ile konuştuk.

İzmir’de yayın yapan 7 yerel gazetenin temsilcileri, İzmir Gazeteciler Cemiyeti öncülüğünde yaptıkları basın açıklamasıyla, yargı reformu paketindeki icra ve iflas ilanlarının gazetelerde yayımlanma zorunluluğunun kaldırılması maddesine karşı olduklarını açıklamışlardı. Gazeteler “Yerel basına ses ver” ortak manşeti ile çıkmıştı.

“Aslında bu bir kampanya değil, bu bir çığlıktı. Yalnız kalmayalım, destek bulalım çığlığıydı” diyen Misket Dikmen, “Türkiye’de gazetecilik, gazeteciler o kadar zor koşullarda ki yıllardır, her geçen gün içinde bulundukları baskı bir mengene gibi sıkıyor. Oysa demokrasinin, şeffaf toplumun olmazı gazetelerdir. Onu susturursanız, halkın bilgi edinme kanallarını kapatmış olursunuz ya da halka sadece birilerinin istediği kanallardan istendiği şekilde bilgi akışı aktarmış olursunuz” dedi.

MALİYETLER ÇOK YÜKSELDİ

Kampanyanın hangi ihtiyaçtan doğduğunu da açıklayan Dikmen, “Basın İlan Kurumu (BİK) basın için çok önemli bir kurum. Resmi ilan alabilmek için bir gazetenin çok önemli kriterleri yerine getirmesi gerekiyor. Önümüzdeki sıkıntılardan biri, ‘vergi borcu yoktur’ belgesi ibraz etmeyen gazetelerin BİK’ten resmi ilan alamayacağına ilişkin karar. Ama sürece baktığımızda, özellikle geçtiğimiz ağustos ayında, bir gecede değeri neredeyse üçe katlanan dövizle birlikte bir gazetenin maliyeti de yüzde 300 arttı. Bu çok acil bir durumdu” dedi.

O dönemde yine 7 yerel gazete olarak aldıkları kararı hatırlatan Dikmen, “O gün hep birlikte istihdamı düşürmemek ve o ekonomik şartlarda bir süre daha devamlılığımızı sağlamak için pazar günleri çıkmama kararı aldık. Nitekim bu örnek bir girişim oldu. Bazı illerde bazı gazeteciler cemiyetleri aynı amaçla toplanıp aynı yola başvurdular” dedi.

Ağustos 2018’de İzmir Gazeteciler Cemiyeti‘nin gazetesi olan Dokuz Eylül ile birlikte Ege Telgraf, Haber Ekspres, Yeni Bakış, Ticaret, Yenigün ve İlkses gazeteleri pazar günleri baskı yapmama kararı almıştı.

YARGI PAKETİ YEREL BASIN İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Yerel gazeteleri bir kez daha isyan ettiren ise gündemdeki “Yargı reformu paketi” oldu. “Yeni bir yargı paketi söz konusu ve orada bir cümle var, ‘icra ve iflas ilanlarının resmi ilan olarak yayınlanma zorunluluğunun kaldırılması’ maddesi. Bu maddeyi kaldırdığınız zaman, yerel basının şah damarını kesersiniz” diyen Dikmen nedenini ise şöyle açıkladı: “İcra iflas ilanları, toplam ilanlar içinde -zamanına göre- yüzde 40, yüzde 60 diliminde bir potansiyel barındırıyor. Bu ilanın yarı yarıya azalması demek, yarı yarıya personelin azalması, yarı yarıya nitelik bozulması demek, hatta varlığını sürdürememektir. Gazeteler nasıl ayakta durabilir?”

Kampanyanın bu anlamda da önemli olduğuna vurgu yapan Dikmen, “Yedi gazete ertesi gün aynı manşet ve aynı sayfa ile çıktı. İzmir basın tarihinde böyle bir şey yok benim bildiğim. Bununla biz İzmir basın tarihine de Türkiye’deki yerel basın tarihine de güzel bir şey koyduk” dedi.

“BELEDİYE MECLİS KARARI İLE UMUTLARIMIZ YEŞERDİ”

Öte yandan yürüttükleri kampanya sonucunda, iki yıldır üzerinde çalıştıkları bir yeni bir model geliştirdiklerini söyleyen Dikmen, “‘Tunç Soyer modeli’ dedik, çünkü sevgili başkana daha önce sözünü ettiğimiz ve rapor olarak da aktardığımız ‘belediye meclis tutanaklarının yerel gazetelerde yayınlanması’ düşüncesi hızlandırarak hayata geçirildi. Konu meclis toplantısında oy birliği kabul edildi. İzmirlinin bu modele sarılması örnek olacak. Sorunları çözecek mi, elbette hayır. Ama basının yalnız olmadığını bilmesi, halkın bilgiye ulaşma hakkının yerel yönetimce de destekleniyor olmasını görmek bizim umutlarımızı yeşertti” diye konuştu.

“SETA RAPORU KARANLIK ÇAĞLARI ANIMSATAN BİR BELGE”        

SETA raporuyla birçok gazetecinin fişlenmesi nedeniyle kınama açıklama yaptıklarını belirten İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen, “Gazetecilerin fişlenmesi asla kabul edilemez. SETA, bağımsız bir kuruluş olduğunu iddia ediyor ancak rapor denilen ki fişleme belgesinin içeriğine baktığımızda sanki siyasi erkin yayınıymış izlenimi uyandırıyor. Tarafı çok belli. O raporda imzası olan üç kişi var ve bu üç kişi, raporun içerisinde geçen onlarca meslektaşlarımızın saçının teline zarar gelirse, sorumludur. Bu belge karanlık çağları anımsatan bir belge, insanlar hakkında tutulan çeteleler kabul edilir bir şey değil. Demokrasiye, basın özgürlüğüne ifade özgürlüğüne karşı bir belge. Mesleğimizin onuruna bir saldırı niteliğindedir, kabul edilmez” dedi. 

“HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ”

Basına yönelik davaların sürdüğü, baskıların devam ettiği süreci de değerlendiren Dikmen, “Elbette insanlar dava açma hakkına sahipler ama yeter ki hukukun tüm kuralları tertemiz uygulansın. Çünkü işi yokuşa sürmek, gazetecileri zora sokmak zaten bu sistemin alışageldiğimiz yönetmelerinden biri, belki çok karşılaşacağız. Kabul edilemez ama biz mücadele edeceğiz, devam edeceğiz hep birlikte. Doğru bildiğimizden vazgeçmeyeceğiz, mesleğimiz neyi gerektiriyorsa biz onu yapacağız” dedi.

ÖNCEKİ HABER

Fitch, Türkiye'nin kredi notunu düşürdü

SONRAKİ HABER

2019 YKS sonuçları açıklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa