06 Temmuz 2019 18:15
Son Güncellenme Tarihi: 07 Temmuz 2019 18:07

SETA hazırladığı rapor ile gazetecileri fişledi

SETA, uluslararası medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerle muhalif yayın yapan medya üzerinden algı operasyonu başlattı. Gazeteciler, siyasi partiler, barolar ve birçok kurum rapora tepki gösterdi.

SETA logosu

Paylaş

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından hazırlanan “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı raporda BBC Türkçe, DW Türkçe, VOA, Sputnik Türkiye, Euronews Türkiye gibi uluslararası yayın kuruluşlarında çalışan Türkiyeli gazeteciler, yaptıkları haberler ve sosyal medya paylaşımları üzerinden hedef gösterildi. Raporda Evrensel, Birgün, Yeni Yaşam, T24, Bianet, Gazete Duvar gibi pek çok yayın kuruluşuna ait haberlerin sosyal medya üzerinden paylaşılması da suç olarak gösterilmek istendi.

İşçi direnişleri, kadın cinayetleri, hükümete dönük eleştiriler, medyaya dönük hükümet baskısı, tutuklu gazeteciler ve gazeteci davalarına ilişkin haberlerin hükümeti yıpratma amacı güttüğü iddia edilen raporda, bu haberlerin paylaşımı üzerinden de algı yaratılmak istendi.

Uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye ofislerinde çalışan gazetecilerin, geçmiş yıllarda hükümete dönük eleştirel yayın yapan medya kuruluşlarında çalışmış olması da ‘sorun’ olarak gösteriliyor.

SETA DİREKTÖRÜNDEN SAVUNMA: SİZİN İDEOLOJİK YARGILARINIZ

Rapora dönük sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine bir paylaşımda bulunan SETA Direktörü İsmail Çağlar raporu, "Tamamen açık kaynaklardan toplanan bilgileri kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bilgilerde herhangi bir hata varsa bizimle paylaşın. Düzeltir, özür dileriz. Gerisi ideolojik yargılarınızdır, bizi ilgilendirmez" diyerek savundu.

Rapor, SETA'nın internet sitesinde ise şu ifadelerle sunuldu:

"Raporda ele alınan medya kuruluşları kuruluşundan bugüne incelenirken mecraların Türkiye için kritik olaylardaki tavrı da ölçülmeye çalışılmıştır. Ayrıca çalışan profili incelenerek uluslararası medya kuruluşların çalışanlarının geçmişte hangi mecralarda görev yaptığı ağ analizleriyle ortaya konulmuştur. Her bir mecra için hazırlanan ağ analizleri, yabancı basının uzantılarının Türkiye’deki yerel medya organları ile nasıl bir etkileşim ağına sahip olduğu göstermektedir. Bu bağlamda raporda da ele alındığı gibi yabancı medya gruplarında görev yapanların profil geçmişleri, sosyal medya etkileşimleri ve kritik dönemlerde aldıkları tutum arasındaki ilişki dikkat çekicidir."

RAPOR BİLİMSELMİŞ!

Tepkiler üzerine bir açıklama daha yapan SETA, “Uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye’deki faaliyetleri uzun süredir kamuoyunda tartışılıyordu. Tartışmaların odak noktası bu kuruluşların tek sesli bir yayın çizgisine sahip olduklarıydı" dedi. SETA’nın tartışmaya somut bir katkıda bulunmak istediğinin öne sürüldüğü açıklamada, “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı raporun da bu çabanın bir ürünü olduğu savunuldu.

Raporda uluslararası medya kuruluşlarının kritik olayları haberleştirirken ürettikleri siyasi pozisyonların incelendiğini ilave olarak bu kuruluşlarda çalışan gazetecilerin de sosyal ağ analizinin yapıldığı ifade edilen açıklamada, çalışmanın tamamen açık kaynaklarda yer alan verilerle yapıldığı öne sürüldü.

SETA’nın açıklaması şu şekilde:

"Özellikle muhalif gazetecilere odaklanan bir çalışma değildir. Gazetecilerin siyasi pozisyonu olması da bunların tespiti de meşrudur. Bu kuruluşların bazılarının Türkiye ofisinde çalışanlarının belirgin siyasi pozisyonlarının olması çalışmamızın değil adı geçen kuruluşların tercihidir. Rapora yapılan fişleme ve andıç ithamlarının gerçeklikle ilgisi bulunmamaktadır. Tamamen açık kaynaklara dayanılarak yapılan, adı geçen gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri dışındaki hiçbir bilgiyi içermeyen bu çalışmayı fişleme olarak itham etmek iyi niyet sınırlarının ötesindedir. Keza şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılan ve sosyal medya ağ analizini içeren bilimsel bir çalışmayı andıç olarak nitelemek de maksatlı bir suçlamadır. Dünyadaki farklı düşünce kuruluşları metot ve/veya içerik olarak benzer çalışmalara imza atmışlardır. Sayısız örnek arasından RAND’ın “Russia’s Use of Media and Information Operations in Turkey”, Center for American Progress’in “The Roots of the Islamaphobia Network in America” ve Media Pluralism Monitor’un her yıl periyodik olarak yayınladığı raporları kamuoyunun dikkatine sunarız. SETA olarak bundan sonra da iyi niyetli ve yapıcı eleştirileri dikkate alarak Türkiye’nin gündemindeki meseleleri soğukkanlı ve somut verilere dayanarak çalışmaya ve ulaştığımız sonuçları kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz."

TGS SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAK: MAHKEMEDE GÖRÜŞÜRÜZ

SETA'nın raporuna tepki yağdı. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) rapor adı altında gazetecileri fişleyen SETA hakkında yarın suç duyurusunda bulunacak. TGS çağrısıyla gazeteciler, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi C Kapısı önünde 11:30'da buluşacak.

Sosyal medya hesaplarından duyuru yapan TGS "SETA hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Fişlenen meslektaşlarımızla birlikte. Artık mahkemede görüşürüz. #GazetecilikSuçDeğildir" dedi.

HDP: FİŞLEMENİN VE İHBARCILIĞIN İTİRAFI

HDP de bir basın açıklaması yaparak gazetecileri fişleme çabalarını kınadı. Partinin Basın, Yayın ve Propagandadan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Azad Barış yazılı açıklamasında, “Medya kuruluşlarına yönelik sansür ve gazetecilere yönelik işten çıkarmalar teşvik edilmiş, vatandaşlar ihbarcılığa yönlendirilmiştir” dedi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"Belgede yer alan sonuç ve öneriler bölümü de en az belgenin geneli kadar vahimdir. Bu bölümlerde kullanılan ifadeler adeta fişlemenin ve ihbarcılığın itirafı niteliğindedir. Medya kuruluşlarına yönelik sansür ve gazetecilere yönelik işten çıkarmalar teşvik edilmiş, vatandaşlar ihbarcılığa yönlendirilmiştir. Rapordan çok savcılık iddianamelerini anımsatan bu belge, darbe dönemlerinin medya andıçlarından farksızdır."

"Belgede bahsi geçen gazeteciler Türkiye’nin en saygın gazetecileridir. Bu isimler, gazetecilere yönelik tüm baskı ve tehditlere rağmen mesleklerini yapmakta direnmekte, gerçekleri kamuoyuyla buluşturmaktadırlar. Bu, suç değil onur duyulması gereken bir durumdur. Esas suç medyayı boyunduruk altına almak, kamuoyunun haber alma hakkını engellemek, gazetecileri fişlemek, hedef göstermektir."

"Halkların Demokratik Partisi olarak bir kez daha halkın haber alma hakkını ve gazetecilik mesleğinin onurunu savunuyoruz. SETA’nın belgesinde ismi geçen bütün gazetecilerle dayanışma duygularımızı ifade ediyoruz. Tarihe not olarak düşen bu kara günler geçecek ve geriye onurlu insanların yarattığı değerler kalacaktır."

GÜNEYDOĞU GAZETECİLER CEMİYETİ: RAPOR GERİ ÇEKİLMELİDİR

SETA’nın raporuna Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti tepki gösterdi. Cemiyetten rapora ilişkin yapılan yazılı açıklamada özetle şu ifadeler yer aldı:

“SETA'nın ‘rapor’ adı altında yayımladığı ve ‘andıç’ belgesini anımsatan bu belge ile bir çok yayın kuruluşu ve meslektaşımız açıkça fişlenmiş, hedef gösterilmiştir. Bu raporla neyin amaçlandığı izaha muhtaç bir durumdur. Raporun satır aralarında meslektaşlarımıza yönelik olumsuz algı yaratılmaya çalışıldığı, yabancı medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin isim isim, çalıştıkları kurumlar, yaşadıkları yerler de açıkça belirtilerek, hedef gösterildiği ve fişlendiği açıktır.

Meslektaşlarımız hakkında etik sınırların dışında, herhangi bir araştırmaya dayanmayan, tamamen sosyal medya hesaplarından alınan ekran görüntüleri ile niyet okuma yöntemiyle hazırlanan bu belge, bir zamanların internet andıcı belgesini anımsatmaktadır.

Daha fazla düşünce özgürlüğü için yargı reformlarının konuşulduğu bir dönemde bu rapor Türkiye demokrasisine, basın ve ifade özgürlüğüne ağır bir darbe niteliğindedir.

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti olarak; aralarında üyelerimizin de bulunduğu meslektaşlarımız hakkında olumsuz algı yaratan; aralarında TRT’nin de bulunduğu bazı basın kuruluşları hükümete muhalif ve hatta meslektaşlarımızı bazı odaklara hedef göstermekten başka bir maksadı olmayan bu raporun geri çekilmesi ve raporda ismi geçen gazetecilerden özür dilenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Belgede ismi geçen meslektaşlarımızın karşılaşacağı herhangi bir olumsuzluğun tüm sorumluluğunun, arkadaşlarımızı fişleyen ve hedef gösteren SETA Vakfı'nda olacağını kamuoyunun bilgilerine sunarız.”

GÜNEYDOĞU YEREL GAZETECİLER DERNEĞİNDEN AÇIKLAMA

Güneydoğu Yerel Gazeteciler Derneği (GYGD) da konu hakkında şu açıklamayı yaptı:

"Kısa adı SETA olan Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın hazırlamış olduğu ‘Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları’ adlı raporla birçok yayın kuruluşu ve meslektaşımız fişlenmiş ve hedef gösterilmiştir.

Temel amacı kurum ve çalışanlarını fişlemek ve hedef haline getirmek olan bu gibi raporları geçmiş deneyimlerimizden çok iyi biliyoruz.

Demokrasinin ve ifade özgürlüğünün olmazsa olmazı basın üzerinde demokratik teamülleri aşan bu raporu net bir dille reddediyoruz.

Gazetecileri baskı altında bırakmayı ve müdahalelere zemin hazırlamayı amaçlayan ve sosyal medya paylaşımları üzerinden bir takım değerlendirmeler yapılarak hazırlanan ‘Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları’ adlı raporun bir an önce geri çekilmesi ve yasal işlemin başlatılması kamu vicdanının bir gereğidir."

MEZOPOTAMYA KADIN GAZETECİLER PLATFORMU: GAZETECİLER YALNIZ DEĞİLDİR

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu da SETA’nın raporuna ilişkin yaptıkları açıklama ile şunları kaydetti:

"Gazetecilerin maruz kaldığı baskılara her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Basın kurumları ve gazeteciler hedef haline getiriliyor. Son olarak  Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) hazırlamış olduğu 'Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları' adı altındaki rapor hiçbir araştırma ve incelemeye dayanmamakta sadece internet ortamında paylaşılanlar üzerinden yorumlanarak gazeteciler fişlenmektedir. Temel amacının gazetecileri ve çalıştıkları kurumları fişlemek ve hedef haline getirmek olduğu açık olan rapor adı altında paylaşılan belge bizler açısından suç teşkil etmektedir. Bu belge, gazeteciler ve çalıştıkları basın kurumlarına dönük müdahalelere zemin sunmaktır. Gazeteciler ve basın kurumları baskı altına alınmak istenmektedir. Bu durum aklımıza “bu neyin korkusudur ?” sorunu getirmektedir.

Bizler Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu olarak gazetecilere ve basın kurumlarına dönük  SETA eliyle başlatılan fişleme politikasını asla kabul etmediğimizi ve meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Gazeteciler yalnız değildir."

DEUTSCHE WELLE: BU RAPOR KABUL EDİLEMEZ

SETA raporunda bünyesinde çalışan gazetecilerle ilgili ifadelere sert tepki gösteren Deutsche Welle (DW), öne sürülen iddiaları reddetti. Kurum adına açıklama yapan DW Basın Sözcüsü Christoph Jumpelt, "Deutsche Welle gibi uluslararası bir medya kurumu tabii ki hakkındaki eleştirilerle yaşamak zorundadır. Ancak burada sözde bilimsel araştırma adı altında yapılan, gazetecilerin ismini kötüye çıkarma ve toplum önünde itibarsızlaştırma çabasıdır. Bu kabul edilemez. Söz konusu iddiaları reddediyoruz. DW, Türkiye’deki gelişmelerle ilgili tarafsız ve nesnel habercilik anlayışını sürdürmeye devam edecektir" ifadelerini kullandı.

ANKARA BAROSU: AMAÇ HEDEF GÖSTERMEK

Ankara Barosu, raporu yazan ve yayınlayan SETA yetkilileri hakkında yasal başvuru yapacakları belirterek, “Hiçbir mesnete dayanmayan bu rapor, hükümeti eleştirmeyi bir suçmuş gibi göstermekte ve gazetecileri hedefe koymaktadır” denildi.

Raporun başlığına seçilen “Uzantı” kelimesinin dahi, raporda incelendiği iddia edilen medya kuruluşlarını bir terör örgütünün parçası gibi gösterdiği ifade edilen açıklamada, “Rapor içeriğinde medya kuruluşları için tercih edilen ‘Mecra’ kelimesi de raporun adında varlık bulan kötü niyetin bir ‘uzantısı’ niteliğindedir” denildi.

Açıklamada, raporun gelecekte yaşanması muhtemel özgürlük kısıtlamalarını meşrulaştırıcı bir zemin hazırladığı ifade edilerek Gezi Parkı eylemlerinden “Gezi Parkı Şiddet Eylemleri” olarak bahsedilmesinin hangi yargı kararı sonucu olduğunun açıklanması istenildi. Açıklamada, tutuklu gazetecilerden, sansürden, suç unsuru içermeyen karikatür ya da bir sosyal medya paylaşımıyla tutuklanan gazetecilerden bahsedilmemesinin raporun niteliğini ortaya koyduğu belirtilerek, "İfade ve basın özgürlüğünü savunmaktan geri durmayacağız" denildi.

RAPORA TEPKİ YAĞDI

SETA'nın hükümete muhalif yayın yapan medya kuruluşları ve uluslararası medya kuruluşlarında çalışan gazetecileri fişleyerek hedef göstermesine sosyal medyada tepki yağdı. Çok sayıda gazeteci, yaptıkları paylaşımlarla SETA ve raporu eleştirdi. (MEDYA SERVİSİ)

ÖNCEKİ HABER

Kriz var para yok; mesai var izin yok: İşçi kadınlara yaz tatili hayal

SONRAKİ HABER

Aliağa'daki işçilerle dayanışma büyüyecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa