12 Haziran 2019 13:13
Son Güncellenme Tarihi: 12 Haziran 2019 17:19

Hrant Dink cinayeti davasında Muammer Güler, ihmalinin olmadığını savundu

Yeniden görülmeye başlanan davada dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler tanık olarak dinlendi. Güler kendisinin ve İstanbul Emniyetinin cinayette bir ihmalinin olmadığını savundu.

Fotoğraf: Cansu Pişkin/Evrensel

Paylaş

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesi ilişkin İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden görülmeye başlanan davaya bugün devam edildi.

Duruşmaya, tutuksuz sanıklar dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, eski emniyet müdürü Ahmet İlhan Güler ve eski jandarma görevlisi Gazi Günay katıldı. Tutuklu sanık eski emniyet müdürü Ramazan Akyürek’in cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlantısının sağlandığı duruşmada, müdahil Dink ailesini de avukatlar temsil etti.

VALİ MUAMMER GÜLER İLK KEZ TANIK OLARAK DİNLENDİ

Duruşmada, 12 yıllık dava sürecinde birçok kez tanık olarak dinlenilmesi talep edilen ve mahkeme heyetinin bir önceki celse tanıklığına başvurulmasına karar verdiği, Dink cinayeti döneminde İstanbul Valisi olarak görev yapan eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, ilk kez tanık olarak dinlenildi. Güler, kendisinin cinayetle ilgili hiçbir ihmalinin olmadığını savundu.

Güler’e, Dink cinayetinden yaklaşık 3 yıl önce, 24 Şubat 2004’te İstanbul Valiliği’nde Hrant Dink ile yapılan görüşme ve görüşmede neler konuşulduğu soruldu.

Bu yöndeki sorulara yanıt veren Güler, “Ölümünden bir hafta önce Agos gazetesinde başlattığı bir yazı dizisi var. 2 yıl 10 ay 25 gün  öncesinde, vali yardımcısının odasında yapılan bir görüşmeden bahsediliyor ve maalesef kamuoyunda, ölümünden bir hafta önce sanki çağrılmış, görüşülmüş gibi bir algı yaratılıyor. Sabiha Gökçen’le ilgili, hassasiyetin paylaşılması ve yazdığı yazının (Gökçen’in Ermeni olduğu iddiasını içeren yazı) kaynağının sorulmasına yönelik bir toplantıdır. Toplantıyı yapan kişi de azınlıklardan sorumlu vali yardımcısıdır. Orada tehdit ve baskı söz konusu olmamıştır. Kendisinin de baskı gördüğüne dair herhangi bir müracaatı olmamıştır. Olayı bu açıdan görüyorum” diye konuştu.

Bu görüşmenin  Hrant Dink’in öldürülmesiyle hiçbir ilgisi olmadığını söyleyen Güler, "Aba altından sopa gösterilmesi gibi bir durum değil" dedi.

Hrant Dink'in yazısı sonrası ve 301 yargılaması sırasında zaman zaman AGOS yakınlarında protestolar olduğunu belirten Güler, "Hrant Dink’in 2004 yılında çıkan yazısı üzerine kamuoyunda infial oluştu. Emniyet gerekli önlemleri alıyordu. Koruma için şahsi talep olmadı, sonradan böyle bir talepte bulunmak istemediği kanaati oluştu bende" diye konuştu.

TRABZON'DAN BİLGİ GELMEDİĞİNİ İDDİA ETTİ

Muammer Güler, Trabzon'dan İstanbul emniyetine ve dolayısıyla kendisine Dink'in tehdit edildiğine dair bilginin gelmediğini iddia etti.

Trabzon’dan gelen yazıdaki bilginin İstihbarat Daire Başkanlığına iletilmiş olduğunu belirten Güler, "Niçin bu bilgiler İstanbul’a intikal etmemiştir? İl emniyetine gelmemiş ve bana da iletilmedi. İstanbul emniyetindeki arkadaşlar gerekli bildiler eğer kendilerine gelseydi gereğini yapacak dirayette idi. Çok önemli olayları çözdüler" diye konuştu.

Hrant Dink için Orhan Pamuk örneğinde olduğu gibi koruma tedbirinin neden alınmadığı sorulan Muammer Güler, "Koruma için şahsi talep olmadı, sonradan böyle bir talepte bulunmak istemediği kanaati oluştu bende. İlgili emniyet birimlerinden de bir teklif gelmedi. Trabzon'da Hrant Dink ile ilgili yürütülen soruşturmada da böyle bir talep yok. Kişinin koruma talebi yoksa ilgili birimler de bu talebi oluşturabilir. Böyle bir talep gelmemiştir. Teklif ve bilgi gelseydi elbette gereği yapılırdı" diye konuştu. Muammer Güler, kendisi ve (dönemin) İstanbul İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın bu olayla ilgili en küçük bir ihmali olmadığını savundu. Güler, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'in de üzerine düşen görevleri layıkıyla yerine getirdiğini iddia etti.

Trabzon emniyetinin 11 ay takibi olduğunu, Trabzon jandarmasının da takibi olduğunu belirten Güler, "Bu süreçte İstanbul’a gelen takip yazısı var ama ham bilgi ve teyid edilmemiş. Trabzon’daki bilgilerin İstanbul istihbaratıyla da paylaşılması gerekirdi" dedi.

Muammer Güler'in ifadesi tamamlandı ve duruşmaya ara verildi.

JANDARMA GÖREVLİLERİ DE DİNLENDİ

Aranın ardından dönemin Trabzon jandarma görevlileri Adem Polat ve Recep Koçpınar'ın tanık olarak bilgisine başvuruldu.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, daha önce alınan ara karar gereği tanık olarak dinlenilmesine karar verilen, dönemin Trabzon jandarma görevlileri Adem Polat ve Recep Koçpınar'ın bilgisine başvuruldu. 

Tanıklardan Adem Polat, cinayetten bir gün önce Satılmış (Volkan) Şahin'in İstanbul'da otogarda sivil bir polis memuruyla görüştüğünü öne sürerek, ''Firari asker teslim etmek için Edirne'ye gidecektik. İstanbul Esenler Otogarı'nda aktarma yaparken beklemek zorunda kaldık. Satılmış Şahin, polis memuru bir arkadaşıyla görüştü.'' dedi.

OGÜN SAMASTI GÖRMÜŞLER

Diğer tanık Recep Koçpınar ise Pelitli'de bir kere arabayla geçerken Satılmış Şahin adlı astsubayın, ''Ogün ne yapıyorsun?" diye selam verdiğini anlatarak, "Oradan biliyorum. Komutanla konuştuğunda da beyaz beresi vardı. Bir daha da görmedim. Televizyonda gördüğümde de aynı beresi vardı. Şahin Astsubay, biz beklerken ara sıra yanımızdan ayrılırdı.'' diye konuştu. 

Mahkeme heyeti başkanının, "Esenler Otogarı'nda Ogün Samast'ı görüp görmediklerini" sorduğu tanıklar Polat ve Koçpınar, Samast'ı görmediklerini söylediler. 

Tanıkların kendisiyle ilgili beyanda bulunması üzerine duruşmada söz alan tutuksuz sanıklardan Satılmış (Volkan) Şahin ise tanıkların belirttiği polis memurunun çocukluk arkadaşı olan Adem Kahveci olduğunu vurguladı. Şahin, tanık Koçpınar'a dönerek, ''Yanınızdan sigara içmek için ayrıldım. Daha uzun süre ayrılmadım.'' dedi. Koçpınar ise ''Yanımızdan ayrılıyordun, yalan mı söyleyelim? Pelitli'de Şahin ile beraber devriyeye çıktığımız zamanlarda Şahin yanımızdan ayrılarak Aydınkent Sitesi'ne gidiyordu.'' ifadelerini kullandı. 

Tanık beyanlarının ardından duruşma yarına ertelendi. 

85 KİŞİ YARGILANIYOR

Dink davasında Fethullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlileri ile ana dava hükümlülerinin de aralarında bulunduğu 85 sanık yargılanıyor.

Salı günü başlayan ve perşembe günü sona erecek olan duruşmaların dünkü kısmında Trabzon Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli tanık Mustafa Kuletaş ve o dönem Trabzon’da üniversite öğrencisi olan Muhammet Kırmacı dinlendi. Adem Sağlam ve Emre Altuntaş ise mazeretli oldukları gerekçesiyle ifade vermedi.

Muammer Güler ifade verirken, MİT ise tanık olarak dinlenilmesine karar verilen personelin ‘görevde olup olmadıklarının bildirilmesi ve tanıklık için gerekli işlemlerin yapılması için’ yazılan yazıya cevap vermemişti. (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Soruşturma açılan seçim kurulu başkan ve müdürleri ile ilgili itiraz görüşüldü

SONRAKİ HABER

Dünya basını 23 Haziran’ı “Erdoğan’ın yenilgisi” olarak yorumladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa