12 Haziran 2019 17:30

O ‘ham istihbarat’ bir bakana dair olsaydı böyle mi davranırdınız?

Fatih Polat, Hrant Dink davasında tanık olarak dinlenen dönemin İstabul Valisi Muammer Güler'in ifadelerine ilişkin yazdı.

Fotoğraf: Erhan Sevenler/AA

Paylaş

Fatih POLAT

Hrant Dink cinayeti sırasında İstanbul valisi olarak görev yapan Muammer Güler’in dava kapsamında duruşmada verdiği ifadeler birçok bakımdan üzerinde tartışmayı gerekli kılıyor.

Örneğin şu cümlesinden başlayalım: “Hrant Dink’in 2004 yılında çıkan yazısı üzerine kamuoyunda infial oluştu. Gerekli tedbirler alındı. Yargılanması sırasında da tedbir alındı.” Kemal Kılıçdaroğlu’nun uğradığı linç girişiminden sonra iktidarın saldırıya uğrayan Kılıçdaroğu’nu suçlayan açıklamalarına ne kadar benziyor değil mi? Oysa hepimiz biliyoruz ki, infiali uyandıran Hrant Dink’in yazısı değildi. Hrant’ın çalışma arkadaşı ve Agos’un şu anki Genel Yayın Yönetmeni Yetvarz Danzikyan’ın da, Twitter hesabından belirttiği gibi bu infial örgütlenmişti.

Kemal Kerinçsiz’in suç duyurusu üzerine, bir yazısı nedeniyle “Türklüğe hakaret” suçundan hakkında dava açılan Dink, bu suçu işlediği kanıtlanırsa ülkeyi terk edeceğini açıklamıştı. Kerinçsiz ve arkadaşları, Hrant Dink yargılanırken kendisini hedef alan ırkçı eylemleri rahatlıkla yapabiliyorlardı ve öyle gözle görülür bir önlem filan da yoktu. İktidar medyasının da hedefinde olan Hrant Dink, o ‘güvercin tedirginliği’ni yersiz yaşamadı.

Güler, Hrant Dink’in valiliğe çağrılarak kendisi ile yapılan görüşmeyi de, ‘bir hassasiyetin hatırlatılması’ olarak yorumluyor. O görüşmede bulunan dönemin İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör, kamu görevlileri hakkında yürütülen soruşturma kapsamında savcılığa 2014 yılında verdiği ifade de, Dink’in tehdit edilmediğini savunurken, “Sabiha Gökçen ile ilgili haberlerin toplum içinde infial uyandırabileceği ve söylentilere dayanan bu haberleri yayımlamanın özellikle bazı kişi ve çevrelerce çarpıtılarak kullanılabileceği hususunun hatırlatıldığını” söylemişti.

Güler’in, Güngör’ü destekleyen bu ifadesinden sonra, “Neden o hassasiyet olası bir saldırı ihtimaline karşı Hrant Dink’i korumak için gösterilmedi?” sorusu ortada duruyor.

Güler ifadesinde, “Trabzon Emniyetinin 11 ay takibi var. Trabzon Jandarmasının da takibi var. Bu süreçte İstanbul’a gelen takip yazısı var ama ham bilgi ve teyid edilmemiş.” diyor.  Hatırlanacağı gibi, Trabzon Emniyeti İstihbarat Şubesi cinayetten 11 ay önce İstanbul Emniyet İstihbara Şubesi’ne bir bilgi notu (terminolojideki ifadesiyle f4 raporu) göndermişti. Notta Trabzon’da daha önce Mc Donalds’ı bombalama eylemini gerçekleştiren Yasin Hayal’in her ne pahasına olursa olsun Hrant Dink’e yönelik ses getirecek bir eylem yapacağı istihbaratı alındığı bildiriliyordu.

Sanki Hrant Dink cinayeti başka bir kentte işlenmiş kadar rahat davranan Güler, o paylaşılan bilgiler için ‘ham, teyid edilmemiş bilgi’ diyor. Tıpkı 10 Ekim Katliamı’ndan iki gün sonra dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun NTV canlı yayınında, “Türkiye’de bulunan canlı bombaların isim listesi elimizde, ancak eylem yapılmadıkça tutuklayamıyoruz” demesi gibi. O bilginin ‘teyit’ edilmiş hali nasıl olacak acaba?

Ve daha açık soralım, öyle bir teyide muhtaç bilgi, örneğin bir bakana ilişkin gelseydi acaba İstanbul emniyeti, istihbaratı ve valiliği böyle mi davranırdı?

ÖNCEKİ HABER

2018’de fiili grev sayısı arttı

SONRAKİ HABER

Konya'da hayvan katliamı: 12 köpek öldürülmüş halde bulundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa