13 Mayıs 2019 11:47

Bir kavram: Sosyalist üretim ilişkileri

Sosyalizme giriş yapacağımız yeni kavram dosyamızın bu sayısında sosyalist üretim ilişkilerinin temel özelliklerini inceleyeceğiz.

Paylaş

Sosyalizme giriş yapacağımız yeni kavram dosyamızın bu sayısında sosyalist üretim ilişkilerinin temel özelliklerini inceleyeceğiz.

SOSYALİZMİN MADDİ TEMELİ NEDİR?

Marksist öğreti, toplumlar tarihinde insanların geçim maddelerinin üretimini ve bunların dağıtımının nasıl yapıldığına göre birbirinden ayrılan farklı dönemler olduğunu belirtir. Bir dönemden diğerine geçiş, mevcut üretim ilişkileri ile üretici güçlerin arasındaki çelişkilerden kaynaklı olarak yaşanmak zorundadır. Kapitalist toplumda da bugün, fabrikalar, hammadde kaynakları, topraklar gibi üretim araçları burjuvazinin elindedir. Ne var ki kapitalizm gelişmiş sanayisiyle milyonlarca işçiyi fabrikalarda yan yana getirerek üretime çekmiş ve üretimi tarihte olmadığı kadar toplumsallaştırmıştır. Üretim araçlarının özel mülkiyetiyle üretimin toplumsallaşması arasındaki bu temel çelişki üretici güçlerin gelişmesini engeller ve tarihte hep olduğu gibi yeni bir üretim biçimine geçişi gerektirir. Tarihsel olarak bu, üretim araçlarının da toplumun mülkü olacağı sosyalist üretim biçimidir ve bu geçiş ancak işçi sınıfının devrimci eylemiyle gerçekleşebilir.

SOSYALİST ÜRETİMİN KAPİTALİST ÜRETİMDEN FARKI NE?

Sosyalist ekonominin kuruluşunun temeli, belli başlı üretim araçlarının sosyalist ulusallaştırılmasıdır. Peki bu anlama gelir? Üretim araçları, işçi sınıfının iktidarda olduğu sosyalist devlet tarafından temsil edilen halkın ortak mülkiyeti haline gelir. Böylece kapitalizmdeki özel mülkiyete dayanan insanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırılır ve sosyalist ekonominin “herkesten yeteneğine göre, herkese emeği kadar” ilkesi geçerli hale gelir. Kapitalizmde emekçiler üretim için vardırlar, oysa sosyalizmde üretim emekçiler için vardır.

Sosyalizmin temel özelliklerinden biri, ulusal ekonominin planlı ve toplumun ihtiyaçlarını gözetecek şekilde düzenlenmesidir. Kapitalist üretimin plansız, anarşik karakterinin doğurduğu büyük ekonomik krizler, kapitalistlerin en yüksek karı elde etmek istemesinin sonucu olan yoksulluk ve işsizlik gibi sorunlar sosyalizmde oluşmaz. Üretim ve dağıtım, toplumun ihtiyaçları gözetilerek merkezi planlarla şekillenir.

REKABET OLMADAN ÜRETİM NASIL GELİŞECEK?

Kapitalizmde üretim araçlarının sahibi olan kapitalistler, en yüksek kârı elde etmek için birbirleriyle rekabet halindedirler. İktisadi yapıdaki rekabetçilik, toplumun yaşamına da dolaylı olarak yansır ve toplumun karakteri haline gelmeye başlar. Bireycilik, kendini düşünme, başkalarının üzerine basarak yükselme isteği yaygınlaşır. Sınıf atlama isteğinden, işini kaybetme korkusuyla yanındaki işçiyi rakip olarak görmeye kadar birçok eğilim güçlenir. Burjuvazinin ideologları bu rekabetin üretimi arttırdığını iddia ederler. Oysa böylesi bir rekabet ancak yıkıcı bir etkiye sahip olabilir.

Sosyalizmde ise rekabetin yerini dayanışma ve kolektivizm alır. Üretimin kapitalist sınıfı zenginleştirmek için değil, toplumun gereksinimlerini en iyi şekilde karşılamak için yapıldığı sosyalizmde işçi ve emekçiler, çalışmayı toplumsal bir görev olarak görür. Toplumun ve dolayısıyla kendilerinin refahını arttırmak için işlerini en iyi şekilde yapma bilinci ve ahlakı içinde çalışırlar. İşçiler yeni teknikler öğrenmeye kapitalist toplumda olmadığı kadar istek duyarlar, emek üretkenliğini arttırmak için çabalarlar. Ve sosyalist devlet, işçi ve emekçilerin bu isteklerine yanıt verir. Çalışma koşulları iyileşen işçiler kendilerini çok yönlü geliştirmek için gerekli zaman ve parayı sosyalizmde bulabilirler. Eğitimin tüm halk için ulaşılabilir olması ve bilimsel niteliği, işçi ve emekçilerin çok yönlü mesleki gelişimini sağlar ve emeği kalifiye hale getirir. Toplum için çalışma bilincine erişmiş ve kendini çok yönlü geliştirebilen toplumun tüm bireyleri, ortak çıkarları için yeteneklerini birleştirdiğinde üretim rekabetin yıkıcılığı altında gelişemeyeceği kadar çok gelişir.

BİR GEÇİŞ DÖNEMİ OLARAK SOSYALİZM

Marksizmin tarih anlayışında sosyalizm, komünizmin ilk evresidir. Kapitalizm ve komünizm arasındaki geçiş dönemi olduğu için sosyalizmde komünist topluma ait unsurlar gibi kapitalizme ait unsurlar da varlığını sürdürür. Kapitalizmin izleri, toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi ekonomide de görülmeye devam eder. İşçi sınıfı iktidarı bütün üretim araçlarına birdenbire el koyamaz. Sosyalist ekonominin kuruluşunun başlangıcında orta ve küçük sanayiinin bir bölümü özel mülkiyet olarak kalır. Bu aşamadan çok sonra bile kapitalist üretim ilişkileri sanayide varlığını sürdürür. Küçük meta üretimi özellikle köyde ve küçük zanaat işletmelerinde var olmaya devam eder. Öte yandan işbölümünün varlığı ve henüz değer yasasının işliyor oluşu, meta üretiminin sürmesinin başka sebepleridir. Ancak egemen sınıf olarak örgütlenmiş işçi sınıfı, bunları baskılar ve gelişimlerini engeller. Devrimle birlikte ulusal ekonominin temelini oluşturan büyük sanayi işletmeleriyle bankaları toplumsallaştırma önlemi, sosyalist ekonominin kapitalist ekonomi üzerindeki egemenliğini garanti altına alır.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Gebze’de işçi servisi ile araç çarpıştı: 1 işçi öldü, 15 işçi yaralı

SONRAKİ HABER

ABD, Afganistan savaşında halka düzenli olarak yalan söylemiş

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa