19 Nisan 2019 07:37

ABD gündemi: Amerikan siyaset düzeninde ilerici kadınlara tahammül yok

ABD’de Demokrat Vekiller Alexandria Ocasio-Cortez ile Ilhan Omar karşıtı kampanya sürerken, emek gündemi de hareketli.

Minnesotalı Demokrat Vekil İlhan Omar (solda) ve Demokrat Partili Alexandria Ocasio-Cortez | Fotoğraflar: Twitter | Kolaj: Evrensel

Paylaş

Ekim KILIÇ
New York

ABD siyasetinde hareketli bir dönem yaşanıyor. Burjuva siyasetindeki çekişmeler ve emekçilerin sendikalaşma ve grev mücadelelerindeki gözle görülür artış, gündemdeki yerini koruyor. Siyaset sahnesinde Senatör Bernie Sanders’ın 2020 Başkanlık Seçimleri Kampanyası’nda ve Kongre Üyesi Demokrat Partili Alexandria Ocasio-Cortez’in kamuya seslenişlerinde emekçilerin temsiliyetinin yansıması ise halktan karşılık buluyor. Ancak sermaye basını, özellikle “demokrat sosyalist” olarak tanınan Ocasio-Cortez’e ve genel olarak sosyalizme her gün başka bir saldırıda bulunuyor. Siyaset gündeminin önemli maddelerinden biri de Minnesotalı Demokrat Vekil İlhan Omar’a yönelik karalama kampanyasının Trump’ın hedef göstermesiyle ölüm tehditlerine kadar varması.

OMAR’A YÖNELİK KAMPANYA

Ilhan Omar, geçtiğimiz ay, seçimlerdeki lobi faaliyetlerine ve ABD-İsrail ilişkisine yönelik eleştiri niteliğinde bir paylaşımda bulunmuştu. ABD’li politikacıların İsrail’e desteğini “Bunların hepsi Benyaminlerle alakalı” diyerek ABD’li Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) adlı bir lobiyi hedef gösterdi. Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçi Azınlık Lideri Kevin McCarthy, İlhan Omar’ı cezalandırılması yönünde tehdit etti. ABD Kongre seçimlerinden beri Omar, Cumhuriyetçiler tarafından antisemitizm ile suçlanıyordu. Ancak saldırılar bununla sınırlı kalmadı. Ocak ayında linç kampanyası Omar’ın “zengin Yahudi” ırkçı algısına vurgu yaptığını savunarak yalnızlaştırmaya çalıştı. Ancak ABD’li birçok Yahudi, Omar’ı desteklediklerini açıklayarak Cumhuriyetçilerin eleştirilerini “Beyaz ırkçılara ve Nazilere sessiz kaldıkları için” samimiyetsiz bulduklarını belirtmişlerdi.

Demokratlar ve İsrail destekçisi lobiler ise açıklamalarıyla ve imza kampanyalarıyla Omar üzerinde baskıyı sürdürdü. Bunun üzerine Omar, şubat ayı ortasında Amerikan Yahudilerini incitmek gibi bir niyetinin olmadığını, özür dilediğini ifade etmek zorunda kaldı. Ardından Temsilciler Meclisi, antisemitizm ve İslamofobiyi kınayan bir önergeyi meclisten geçirdi. Mart başında sosyal medya üzerinden Kaliforniyalı Demokrat Vekil Juan Vargas, “ABD-İsrail ilişkilerinin sorgulanmasının kabul edilemez olduğunu” savundu. Ocasi-Cortez ise “kabul edilemezliğin” Irak Savaşı için de söylendiğini ve kendi kuşağını bir felakete sürüklediğini belirterek cevap verdi.

TARTIŞILMAYANLARI TARTIŞTIRIYOR

Omar, Kongrede yeni bir yüz olmasına rağmen ABD’de görünürde olup da konuşulmayan birçok gerçeği tartışmaya açıyor. Mart başında Politico’ya verdiği röportajda, Obama’nın “Trump’ın parlatılmış bir hali” olduğunu ifade etti ve “Biz sadece Trump’tan dolayı huzursuz olamayız. Onun politikaları kötü, ancak ondan önce birçoklarının da çok kötü politikaları vardı. Sadece daha parlatılmışlardı” dedi.  Ardından “Biz hiçkimsenin parlatıldı diye cinayetin sorumluluğundan kurtulmasını istemiyoruz. Biz güzel yüzler ve gülümsemelerin ardında gerçekçi politikaları görmek istiyoruz” diye ekledi.

Ancak hemen ertesinde gelen tepkiler üzerine söylediklerinin çarpıtıldığını ifade ederek bir tweetinde “Obama hayranı” olduğunu da söyledi. Vekilin çelişkili ifadeleri Kongrede yalnızlaştırılmanın ne denli etkili olabileceğini gözler önüne serdi.

HER SÖZÜ MANİPLE EDİLİYOR

Ancak Kongrede Cumhuriyetçilerin ve Demokratların Omar’a yönelik yalnızlaştırıcı tutumda ortaklaşmaları, her açıklamasının maniple edilmesinin önünü açtı. İlhan Omar, Amerika İslam İlişkileri Konseyinin (CAIR) kuruluş yıl dönümü etkinliğinde yaptığı konuşmasında “CAIR, 11 Eylül sonrasında kuruldu. Çünkü onlar ‘birileri bir şeyler yaptığı için’ bizim de sivil özgürlüklere erişimimizin engelleneceğini fark ettiler” dedi. Bunun üzerine Fox News’da yayımlanan bir programın sunucusu Omar’a yönelik “Önce Amerikalı olup olmadığını merak etmelisin” dedi. Aşırı sağcı New York Post, Omar’ın “Birileri bir şeyler yaptı” ifadesiyle 11 Eylül saldırılarını kastettiğini iddia ederek İkiz Kulelerin vurulma anının fotoğrafını “Alın size birilerinin yaptığı bir şeyler” manşeti attı. 

Tepki olarak Yemenli Amerikan Esnaf Odası, Yemenli esnafın New York Post gazetesi satmayarak gazeteyi boykot edeceğini açıkladı.

TRUMP’IN HEDEF GÖSTERMESİ

Ancak daha tehlikelisi Başkan Donald Trump’tan geldi. Trump, Twitter hesabından Omar’ın konuşmasındaki ifade ile ilgili kesiti ve İkiz Kulelerin vurulma anını içeren bir videoyu, “Asla unutmayacağız” ifadesi ile paylaştı.

Vekil Rashida Tlaib, Demokrat Parti liderliğine seslenerek İlhan Omar’a yapılan saldırılar konusunda sessiz kalmalarına tepki gösterdi. Yine Ocasio-Cortez de Omar’ın hayatının tehlikede olduğunu, buna karşı meslektaşlarının seslerini yükseltmesi gerektiğini belirtti. Demokrat Partili Meclis Başkanı Nancy Pelosi ise meclisin güvenlik görevlileri ile görüştüğünü, Omar’ın güvende olduğunu savundu. Omar, geçmişinde de ölüm tehditleri aldığını belirtmesine rağmen Trump’ın tweetinden sonra kendisine yönelik ölüm tehditlerinde gözle görülür bir artış olduğuna dikkat çekti.

NEDEN, AZINLIK VE KADIN OLMALARI

Vox’ta çıkan bir yorumda, “Tlaib, Ocasio-Cortez ve Omar’ın ilerici, genç ve azınlıklardan kadınlar” oldukları ve üzerlerine gidilmesinde bu faktörlerin öne çıktığı belirtildi. Kongre üzerine yapılan akademik araştırmalara dayandırılan yorumda, azınlıklardan kadınların kalıplara hapsedilmeye, susturulmaya çalışıldığı ve dışlandığı belirtiliyor. İlhan Omar’ın “sinirli siyah kadın” olarak yansıtılmaya çalışıldığı ifade ediliyor. Ancak ABD üst siyasetinde kadınlara yönelik ayrımcılık, hele ki burjuva siyasetinde kabul görmeyecek yorumlar yapanlara yönelik ayrımcılık, “seçkin beyaz erkek” politikacılar söz konusu olduğunda tamamen renk değiştiriyor.

Nevada Eyalet Meclisi Eski Üyesi Lucy Flores, New York Magazine’e yazdığı bir yazıda 2014’te bir seçim kampanyası etkinliğinde Eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın kendisine yaklaşarak omuzlarına dokunduğunu ve sonra da kafasının arkasından öptüğünü açıkladı. Ardından Kongre Eski Yetkilisi Amy Lappos, Biden’ın 2009’da bir bağış etkinliğinde burnunu okşadığını söyledi. İki kadın da Biden’in bu hareketlerinin onları rahatsız ettiğini açıkladı. Gelen tepkiler sonrasında Biden, “Daha dikkatli olacağını” belirten bir açıklama yapsa da Demokratların ilişkide olduğu medya organlarının Biden’a yönelik tartışmalarda sessiz kalması dikkat çekiciydi.

EMEK HAREKETİNDE YENİ BOYUT

Geçtiğimiz haftalarda ABD’de emek cephesi de tartışmalar, mücadeleler ve siyaset açısından yoğundu. Amerikan Emek Federasyonu ve Endüstriyel Örgütler Kongresi (AFL-CIO) Başkanı Richard Trumka, Demokrat ve Cumhuriyetçi Partileri Amerikan işçilerinin kötü durumuna odaklanmak yerine zenginlerin çıkarlarına hizmet etmekle suçladı.

Trumka “Cumhuriyetçiler ve birçok Demokrat, ekonomimizi seçkin bir azınlığı zenginleştirmek için düzenlediler” dedi. Bu konuşma Demokratlara yönelik sendika desteğindeki gerilemeye işaret etmesi yönünden önemliydi. Başkanlık seçimlerinde AFL-CIO’nun yüzde 37’si Donald Trump’a oy vermişti. Trumka, “Emekçilere saldıran şirketler yanlısı Cumhuriyetçilere ve bizleri cepte bilen neoliberal Demokratlara karşı ayağa kalkacağız” diye ekledi.

Trumka ayrıca, Beyaz Saray’da Trump’ın işçilere verdiği sözleri ötelemeye çalışan “Wall Street kanadı”na karşı yarışan ve emekçiler için belli yararlar sağlayabilecek bir kanadın olduğunu söyledi ve işçilere sendikalar olsun veya olmasın kendi çıkarlarını savunmaları için seslendi.

“Sosyalist demokrat” olarak adlandırılan bir başka isim olan Senatör Bernie Sanders ise ABD’nin eski bir sanayi bölgesi olan ve hâlâ emekçilerin önemli bir bölümünü barındıran Gary kentine uğradı. Sanders emekçilere yaptığı konuşmada “Beni Trump hakkında kızdıran onun bu ülkenin işçi sınıfı için ayağa kalkacağına dair birçok söz vermesidir. Fakat o kabinesine, Amerikan tarihindeki herhangi bir başkandan daha çok milyarderi atadı. Bizim patolojik bir yalancı olan bir başkanımız var. Hemen hemen her gün yalan söylüyor” dedi.

İŞÇİLİKTEN GELEN VEKİLLER

Demokrat Vekil Ocasio-Cortez’in Ulusal Eylem Ağındaki konuşması da oldukça yankı buldu. Ocasio-Cortez, Amerikan sağcı medyasının ve Cumhuriyetçilerin, “eski bir garson olması”nı bir aşağılama ifadesi olarak kullanmasına yanıt verdi. Ocasio-Cortez, “Ben bir garson olmaktan gurur duyuyorum. Bununla ilgili hiçbir sorunum yok. Bir mağazada çalışmakta hiçbir sorun yok. İnsanların satın alması için kıyafet katlamakta, komşuların yiyeceği yemekleri hazırlamakta hiçbir sorun yok. Sizlerin ailelerini işe götürmek için otobüs kullanmakta da sorun yok. ABD’de bir emekçi olmakla ilgili hiçbir sorun yok. Ve bununla ilgili her şey onurludur” dedi. Katılımcılara da eğer kendisi bir restoran çalışanı olarak ABD Kongresine seçilebiliyorsa onların da seçilebileceğini hatırlattı.

Trumka’nın, Sanders’ın ve Ocasio-Cortez’in konuşmaları ABD’de “İşçi sınıfından olmanın kötü olduğu imajı”nı yıkmaya yönelik işaretler olarak öne çıktı. Sendikaların bile “Orta sınıf işler istiyoruz” sloganıyla hareket ettiği uzunca bir dönemden sonra ABD siyasetinde işçi sınıfından olmanın onuru, sağdan ve soldan kapitalist aşağılamalara karşı keskin bir dönüş yapıyor.

İŞYERİ DEMOKRASİ YASASI

Sanders tarafından 1992’den bu yana Kongrenin gündemine tarafından getirilen “İşyeri Demokrasi Yasası” ABD başkanlık ön seçimleri gündeminin ısınmasıyla yeniden gündemde. Başkan olursa çalışma yasası kapsamında 28 eyalette sendikalaşmaya karşı engellerin üzerine gideceği sözü veren Sanders’ın yasa önerisi iki temel içeriyor: İşçilerin yoksullaşmasının, sendikal mücadeleyi zayıflatan yasalara dayandığının ifade edildiği tasarı, çoğunluk onayıyla işçilerin sendikalaşabileceğini belirtiyor. Ayrıca şirketlerin, sendikalaşma sürecinin önünü, ilk sözleşmeyi reddederek kesmesinin engellenmesini garanti ediyor.

Sanders’ın tasarısı, ABD işçi sınıfını bölen bir konuya da işaret ediyor. İşçi sınıfı içinde, sendikaların göçmen işçiler tarafından zayıflatıldığı düşünülüyor. Dissent dergisinde çıkan bir yazıya göre, beyaz işçiler sendikasız ve güvencesiz çalışan göçmen işçilerin patronlar tarafından tercih edilmesi nedeniyle sendikaların zayıflatıldığını düşünüyorlar. 2010’da Pensilvanya’daki inşaat sendikaları eyalete gerekli göçmenlik belgeleri olmayan işçileri işe alan inşaat firmalarının cezalandırılmasına yönelik bir yasa önerdi. Yakın bir zamanda ise New Yorklu marangozlar sendikasından bir temsilci düzenli olarak inşaatlarda çalışan belgesiz göçmen emekçileri, göçmenlik yetkililerine bildirdiklerini belirtti.

Dergi sağcı göçmen karşıtı söylemin, işçi sınıfının yaşam koşullarındaki düşüşün gerçek sebeplerinden işçileri saptırdığının altını çiziyor.

31 BİN MARKET İŞÇİSİ GREVE ÇIKTI

Grevler ise etkisini arttırarak devam ediyor. Stop and Shop süpermarket zincirinde örgütlü UFCW sendikası mart ayında aldığı grev yetkisi kararının ardından ücretlere, emekli aylığına ve sağlık sigortasına yönelik talepleri için 11 Nisan Perşembe günü 31 bin işçiyle greve çıktı. İşçiler halka süpermarket zincirini ulusal olarak boykot çağrısında bulunuyor. Grev, basında en azından son üç yılın en büyük özel sektör grevi olarak nitelendirildi. Öte yandan New Yorklu hemşirelerin grevi, asgari personel oranının arttırılması kazanımıyla sonuçlandı. New York kenti hastanelerinde 1450’den fazla hemşirenin 800 boş pozisyonun doldurulması için işe alınacağı belirtiliyor. Geçtiğimiz haftalarda ise Orta Amerikalı tarım işçileri, Kaliforniya’nın Bakersfield kentinde greve gitti. Geçtiğimiz ocak ayında çoğu belgesiz ve sendikasız 1800 işçi, The Wonderful şirketinin ücret artışı teklifini uygun bulmayarak iş bırakmaya gitmişti. Böylelikle ABD emek mücadeleleri yakın tarihinin “en büyük belgesiz işçi grevi” olarak tarihe geçmişti. Birleşik Tarım İşçileri Sendikasının önderlik ettiği grev sürüyor ve basın, diğer işçilere örnek olduğuna dikkat çekiyor.

ÖNCEKİ HABER

Çorlu’da kanseri yenen öğretmene okulunda sürpriz karşılama

SONRAKİ HABER

Bilecik'te kılavuz tren tünelde raydan çıktı: 2 ölü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa