04 Şubat 2019 14:49

Amerikan basınında Venezuela nasıl tartışılıyor?

ABD medyasındaki yorumlara bakıldığında Venezuela’ya askeri müdahale hâlâ ihtimal. Sosyalizm düşmanlığı, Rusya ve Küba eleştirileri de dikkat çekiyor.

Fotoğraf: Marcelo Perez Del Carpio/AA

Paylaş

Ekim KILIÇ
New York

Venezuela’da sağ muhalefetin ABD desteğiyle geçtiğimiz haftalarda başlattığı darbe girişiminin neden olduğu gerilim sürüyor.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un ABD’nin Venezuela’ya petrol yaptırımı kararını açıkladığı basın toplantısında kullandığı defterinde “5 bin asker Kolombiya’ya” yazılı nota, ardından ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın Trump’ın kendisine Venezuela’da askeri güç kullanma olasılığını dile getirdiğini söylemesine ve son olarak da Trump’ın pazar günü katıldığı bir televizyon programında askeri seçeneğin de bir seçenek olduğunu söylemesine rağmen, ABD sermaye basınında yapılan yorumlarda askeri müdahaleye mesafe hâlâ korunuyor.

KOLOMBİYA’DA SINIRA GİDEN TANKLAR

Kolombiyalı yetkililer Bolton’un defteri üzerinden ortaya atılan iddiaları reddetseler de geçtiğimiz çarşamba günü Kolombiya’nın Venezuela’daki sınır kenti olan Cucuta’ya tankların yol aldığını gösteren videolar kaygıları arttırdı. Kolombiya Savunma Bakanlığı görüntülerde yer alan zırhlı araçların ‘Tank değil, rutin olarak yakıt ikmali yapan araçlar’ olduğunu ileri sürdü. Ancak Kolombiyalıların kaygıları boşuna değil. Cumartesi günü Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Duque, Cucuta kentinin Venezuela için “insani yardım”ın toplanacağı üç merkezden birisi olacağını açıkladı.

ABD’Lİ GENERAL KOLOMBİYA’YA GİDİYOR

Ayrıca basında, ABD Güney Komutanlığından General Mark Stammer’in yakında Kolombiya’ya “Dostluk bağlarını güçlendirmek, yeni askeri ve polis yönetimiyle tanışmak ve sınır güvenliği meseleleri üzerine konuşmak” için ziyaret edeceği belirtiliyor. Ziyarette Venezuela’ya müdahale imkanlarının tartışılacağı iddiaları üzerine ise Kolombiya Savunma Bakanı Guillermo Botero Nieto “Venezuela konusu üzerine konuşmayacağım. Bunu konuşmak Dışişleri Bakanı Carlos Holmes’e düşer” açıklaması yaptı.

RUSYA VENEZUELA’YA NEDEN DESTEK VERİYOR?

ABD basınındaki yorum ve haberlerde öne çıkartılan bir başka mesele ise Rusya’nın pozisyonu oldu. Wall Street Journal gazetesinden Walter Russell Mead “Maduro, Putin’in Caracas’taki adamıdır” başlıklı yazısında Rusya’nın ABD ve Latin Amerika kapsamında çıkarları üzerine yazdı. “Moskova, Venezuela’da kötüleşen sosyal ve politik durumun ABD’yi meşgul eden bölgesel bir kriz yaratacağını umuyor” diyen yazıda, iç savaşla bölünmüş, petrol üretiminin sürekli düşüş gösterdiği, suçun arttığı, mültecilerin komşu ülkelere yığıldığı kaotik bir Venezuela ile ABD’nin bu karmaşaya pahalı ve tartışmalı bir müdahale ile dahil olmasının Rusya’nın çıkarına olacağı belirtildi.

Mead, Rusya’nın Venezuela’ya destek verdiğini çünkü bölgenin küresel enerji piyasaları için önemli olduğunu vurgularken, buna rağmen petrol üretiminde düşüşün Rusya’yı etkilediğini, küresel petrol arzını azalttığını ve enerji fiyatlarını arttırdığını ekleyerek Putin’in gücünün bu denkleme dayandığını ifade etti.

TRUMP’IN TUTUMU İÇ POLİTİKADA KISA VADEDE İŞE YARADI

WSJ yazarı, Trump yönetiminin Venezuela’daki krizin ilk etabını, Guaido’yu meşru başkan olarak tanıyarak “kararlı bir şekilde yönetmesi”nin muhalefete cesaret kazandırdığını, demokratik ülkeleri etrafında topladığını ve “sosyalizme alerjisi olan” Floridalı Hispanik nüfusa enerji kazandırdığını ve bu bağlamda kısa vadede yarar sağladığını belirtti.

Ancak uzun vadede bölünmüş bir Venezuela’da tekrar istikrar ve demokrasiyi sağlamanın “Sabırlı bir siyasi ustalık ve uzlaşma yapıcılık” gerektirdiğini ve Trump’ın bunu çok “sevmediğini” ekledi.

Benzer bir şekilde Washington Post’tan Charles Lane da geçtiğimiz haftaki yazısında Trump Hükümetinin ulusal güvenlik konusunda uzun vadede yetersizlik ve tutarsızlık gösterebileceğini ifade etti.

Bu arada Walter Russell Mead sadece WSJ’de köşe yazarı değil, aynı zamanda dış politika, uluslararası ilişkiler, küresel ekonomi ve askeri meseleler üzerine çalışan ve “tarihin sonu” tezinin sahibi Francis Fukuyama’nın öncülük ettiği “The American Interest” (Amerikan Çıkarı) adlı dergide de editörlük yaptığını belirtelim. Mead, Kennedy Hükümetinin politikalarını etkileyen çalışmalarıyla ve Henry Kissinger gibi ABD’nin Latin Amerika politikalarında öne çıkmış ABD’li politikacılar tarafından yönetilen Hudson Enstitüsünde de çalışıyor.

MADURO’YU ORDU İLE DEVİRME SEÇENEĞİ HÂLÂ GÜNDEMDE

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu orduyu kullanarak devirmek de gündemdeki yerini koruyor.

Şikago Üniversitesi siyaset biliminde yardımcı doçent olan Michael Albertus, New Yor Times gazetesine yazdığı yazısında Venezuela’da ordunun ekonomik aktivitelerle çok içli dışlı olduğu için hâlâ Maduro’nun tarafında durduğunu, Maduro giderse ekonomik konumlarının riske girmesinden korktuklarını yazdı.

Albertus, Venezuela ordusunun geçmişi göz önüne alındığında bu modelin “Hoş görünmediğini” ifade etmesine rağmen “Dış müdahalede dışında bu seçeneğin makul olduğu”nu savundu. Portekiz, İspanya, Güney Kore ve Tayvan’ın bu yolla “Demokrasiye tam geçiş yaptığını” ileri sürdü.

ABD’de müdahaleye karşı sermaye basınından eleştirel sesler yok değil. New York Times’a yazan Patrick Iber Washington’ın Latin Amerika’daki zor durumları daha kötü yapmasının uzunca bir tarihi olduğunu, ve ABD’nin daha iyi bir hükümetle yönetilmeyi hak eden Venezuelalılar için hükümet seçme gibi bir rol oynamaması gerektiğini söylüyor.

VENEZUELA ÜZERİNDEN ANTİSOSYALİZM FIRSATÇILIĞI

Wall Street Journal gazetesinin editör kurulu adına yazılan ve ayrıca Gazetenin Yazarı Mary Anastasia O’Grady’nin geçtiğimiz hafta yazdıkları ve Venezuela’da olduğu iddia edilen “sosyalizm”in halka nasıl “Acı çektirdiğini” anlatan retorik yazılarda ise ABD’nin Vermont Senatörü Bernie Sanders ve New York Demokrat Temsilcisi Alexandria Ocasio-Cortez’i hedef aldı. O’Grady, Sanders’a ve Ocasio’ya, “Amerika için sosyalizm istemelerinin nasıl ironik olduğu”na değinirken, WSJ editör kurulu adına yazılan “Dünyanın bütün sosyalistleri birleşin!” başlıklı yazıda da Sanders Ocasio ve Kaliforniyalı Demokrat Temsilci Ro Khanna, Venezuelalı “diktatörü” desteklemekle suçlandı.

New York Times gazetesinden Bret Stephens ise “Evet, Venezuela sosyalist bir felakettir” başlıklı yazısıyla aynı kervana katılarak Ocasio’nun çağında bu dersin tekrar öğrenilmesi gerektiğini savundu.

Ancak gazetenin Ünlü Yazarı Paul Krugman, “Venezuela çamur atması” başlıklı yazısında makroekonomik popülizmin Latin Amerika’da kötü bir tarihinin olduğunu belirterek Venezuela üzerinden “sol demokrat” vekillere çamur atmanın doğru ve ciddiye alınacak argümanlar olmadığını yazdı. Elizabeth Warren, Kamala Harris ve Alexandria Ocasio-Cortez gibi bu kesimin temsilcilerinin, örneğin, özel sektörün ulusallaştırılmasını savunmadıklarına dikkat çekti.

GUAIDO NEOLİBERAL PROGRAMINI AÇIKLADI

Wall Street Journal’da 31 Ocak tarihinde yapılan bir habere göre, Venezuela’da kendini başkan ilan eden Juan Guaido, Venezuela’da bir üniversitede ülkenin ekonomisini nasıl yapılandıracaklarını anlattı. Guaido çok uluslu kuruluşlardan mali yardım talep edeceklerini, karşılıklı borçları azaltacaklarını, borç yapılandırılmasına gidip Venezuela petrollerini özelleştireceklerini ifade etti. Buna devletin elinde bulunan mülkleri özelleştirmenin de dahil olduğunu belirten Guaido, “savurgan” devlet sübvansiyonlarına son vereceklerini ve özel sektörü canlandıracaklarını ekledi.

ABD’li Gazeteci Ben Norton, Gray Zone Project sitesinde çıkan yazısında Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra uygulanan ve ABD tarafından hayata geçirilen neoliberal kapitalist şok terapisinin Venezuela’ya da uygulanmak istendiğinin ve ekonomik liberalizasyonun Venezuela muhalefetinin ilk ve en önemli amacı olduğunun altını çizdi. Norton, demokrasinin bir bahane olduğunu vurguladı.

VENEZUELA ÜZERİNDEN KÜBA DÜŞMANLIĞI

24 Ocak’ta yine WSJ editör kurulu tarafından yayımlanan bir yazıda, Küba’ya “Venezuela’dan çık çağrısı” yapılması da dikkat çekti. Venezuela ordusunun Maduro’nun ‘barışçıl’ şekilde düşürülmesinde kilit önemde olduğu belirtilirken “Venezuela için daha iyisini isteyenlerin Caracas’a olduğu kadar Havana’ya da odaklanmalı” denildi. Küba’nın Maduro’nun kişisel güvenliğinden sorumlu olduğu ve yüksek komuta kademesinde karşı istihbarat ağı kurduğuna dikkat çekildi.

Yazıda daha da ileri gidilerek “Caracas’taki emperyalist güç ABD değil, Küba’dır” denildi.

WSJ’in Küba’yı hedef seçmesi rastlantı değil.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un, geçtiğimiz kasım ayında yaptığı bir konuşmada ABD’nin bölgeye dair planları gün yüzüne çıkmıştı: “ABD, üçgenin her köşesinin düşmesi için ileriye bakıyor: Havana’da, Caracas’da ve Managua’da.”

Bolton, bu konuşmasında üç ülkeyi (Küba, Venezuela, ve Nikaragua) “Tiranlık troykası” olarak tabir etmiş ve “Troyka paramparça olacak” demişti.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Silahlanma çağrısı yapan Sedat Peker ifade verdi: Arkasındayım

SONRAKİ HABER

Balçova'da kadın hakları tartışıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa