20 Mart 2019 11:39
Son Güncellenme Tarihi: 20 Mart 2019 18:23

3. havalimanı işçilerinin yargılandığı dava 26 Haziran'a ertelendi

3. havalimanı şantiyesindeki kötü koşullara karşı eylem yapan işçilerin yargılanmasında, 3 işçi dışındaki tüm işçilerin adli kontrol şartı kaldırıldı.

İşçilerin yargılandığı davanın 2. duruşması 20 Mart'ta görüldü

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Üçüncü havalimanı şantiyesindeki kötü çalışma koşulları ve iş cinayetlerine karşı “Köle değiliz” diyerek gerçekleştirdikleri eylemlerin ardından tutuklanan ve ilk duruşmada serbest bırakılan işçi ve sendikacıların yargılandığı davanın 2. duruşması bugün Gaziosmanpaşa Adliyesi'nde görüldü. Duruşmada bulunmadığı için ifadesi alınamayan 3 işçi dışında yargılanan tüm işçilere dair daha önce verilen adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı. Duruşma 26 Haziran 2019 Çarşamba gününe ertelendi.

Karar aşamasında söz alan Avukat Tamer Doğan “Adli kontrol tutuklamayla eşdeğer. Özellikle OHAL sonrası çok rahat veriliyor. Ancak bunun insanların hayatlarını ne kadar etkilediği tartışılmıyor. Bu işçiler, bir yere iş başvurusunda bulunduklarında 'Haftada 2 gün imza vereceğim' derlerse işe alınmıyorlar. Yurt dışına çıkmak hayati bir durum işçiler için. Adli kontrol şartının kaldırılmasını istiyoruz” dedi.

DURUŞMA 26 HAZİRAN'A ERTELENDİ

İfadesi alınamayan 3 işçi hakkında yakalama kararı veren mahkeme, bu 3 işçi dışındaki işçiler için adli kontrolü ve yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı. İşçilerin duruşmaya katılmama talebini ve gözaltı sırasında eşyalara el koyma kararının kaldırılması talebini reddeden mahkeme, tanıkların dinlenmesine, suçtan zarar görenlerin zararlarını bildirmelerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik beyan için süre verilmesine karar vererek duruşmayı 26 Haziran 2019 Çarşamba gününe erteledi. Dava, 26 Haziran günü Gaziosmanpaşa Adliyesinde görülmeye devam edecek.

"DERHAL BERAAT İSTİYORUZ"

Duruşmada söz alan Avukat Songül Beydilli, dava sürecinin hukuksuzluklarla dolu olduğunu belirterek “Hazırlanan iddianame torba şeklinde oluşturulmuş. Hiçbir delil sunulmadan işçiler sanık konumuna sokulmuştur. Hükümetin prestij projesi olduğu için, 3. havalimanı inşaatının bitirilmesi işçiler tarafından geciktiriliyormuş gibi gösterilerek torba iddianame hazırlandı. Hukuki bir metin olmaktan uzak bir iddianame olmuştur. Derhal beraat istiyoruz” dedi. İşçilerin iş cinayetlerine, tahtakurularına, insanlık dışı çalışma koşullarına isyan ettiğini ifade eden Beydilli, “İş yasasına göre işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yerine getirilmemesi durumunda işçilerin eylem yapma hakkı vardır. Doğal ve yasal bir eylem yargılanıyor. Sendikal haklar yargılanıyor” ifadelerini kullandı.

Avukat Musa Karakuş da “3. havalimanı inşaatında en üst düzey yetkili olan Kadri Samsunlu, Haber Türk’e verdiği bir röportajda 'İşçi arkadaşlarımdan özür dilerim, haklıydılar. Sorunlar varmış, birikmiş. Ancak benim haberim olmadı’ şeklinde bir beyanı var. Bu ifadelerin dikkate alınmasını ve beraat verilmesini istiyoruz” dedi.

"SİZ TAHTAKURULARININ KANINIZI EMMESİNİ KABUL EDEBİLİYORSANIZ BEN DE EDERİM"

Avukatların ardından işçiler söz aldı. İşçi Tuncay Yalçın, “33 gündür yatağım yoktu. Ranzada yatıyordum. Tahtakurularına karşı alerjim vardı. Sabah geldim. Arkadaşlarım kötü koşullara karşı grev yapıyorlardı. Bu olumsuz koşullardan ben de etkileniyordum. Bu dertlerimi dile getirmek için ben de işçi arkadaşlarıma katıldım” dedi.

İstanbul Havalimanı inşaatında servis şoförlüğü yapan Yasin Yalçın da “İşçi arkadaşlarımın yağmur altında saatlerce kaldığına tanık oldum. Hastalıklı olabilecek yataklar vardı. Biz bunların değişmesini istediğimizde topu alt işverene attılar. Dışarıdan getirilmesi de yasak dediler. İşe gitmeme kararının doğru olduğunu düşündüğüm için eyleme destek verdim. Her gece uyuduğunuzda tahtakurularının kanınızı emmesini kabul ediyorsanız ben de ederim. İşçi arkadaşlarım yürüdüğünde ben de yürüdüm, oturunca ben de oturdum. Burada asıl yargılanması gereken ben ve işçi arkadaşlarım değil oradaki yöneticilerdir. Burada yargılanması gereken biz asgari ücrete mahkum edilen işçiler değil, bizi bu koşullara mahkum edenlerdir” ifadelerini kullandı.

AVUKAT EŞLİĞİNDE ALINMAYAN İFADELER OKUNDU

Mahkeme başkanı, işçilerin gözaltındayken alınan ifadelerini okudu. İşçilerin ifadelerinin avukatlarıyla görüştürülmeleri engellenerek alındığını belirten işçi avukatları, hazırlık beyanlarının yasa dışı olduğunu ve okunmamasını talep etti. Hakimin ifadeleri ısrarla tekrar tekrar okuması tepki topladı. Avukatlar “Avukat huzurunda alınmayan ifade yasak delil niteliğindedir, duruşmada okunmaz” derken işçiler ise avukat huzurunda savunma yapma hakkının hatırlatılmadığını, tutanak içeriği okutulmadan baskıyla imzalatıldığını dile getirdi.

DURUŞMA ÖNCESİ AÇIKLAMA YAPILDI: PATRONLAR YARGILANMALI

Duruşma öncesi 3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu çağrısıyla adliye önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu destek verdi. Burada yapılan açıklamalarda, yargılanması gereken kötü çalışma koşullarına sesini çıkaran ve sadece insanca yaşam talep eden işçiler değil,  işçileri bu koşullara maruz bırakan patronların olması gerektiği vurgulandı.

"ADLİ KONTROL, AÇLIĞA MAHKUM ETMEKTİR"

İlk sözü tutuksuz yargılanan DİSK’e bağlı Dev Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut aldı. Burada kısa bir konuşma gerçekleştiren Karabulut, “Buradaki devlet kurumlarının, patron yanlısı olduğunu teşhir edeceğiz.  Bu süreçte serbest bırakıldık, adli kontrol ve yurtdışı yasağı ile serbest bırakıldık. Adli kontrol biz inşaat işçileri açısından açlığa mahkum etmekti, işsizliğe mahkum etmekti. Bu süreçte bir çok arkadaşımız işsizlikle boğuşmakta. Köle değiliz diyen inşaat işçileri yargılanamaz, yargılanması gereken iş cinayetinin sebebi olan inşaat patronlarıdır. Bunları bugün yargılayacağız” dedi.

"YÜZ KARASI BİR DAVA"

Daha sonra sözü HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu aldı. Katırcıoğlu, ülkede adaletsizlik ve hukuksuzluğun arttığını vurguladı. Katırcıoğlu, “Hukuksuzluğun dibe vurduğu bir dönem yaşıyoruz. Barış akademisyenleri davası ve bu dava tarihe geçecek yüz karası davalardır. Barış isteyen akademisyenlere açılmış bir dava diğeri de gerçekten işlerini yaparken insanca yaşam talep eden işçilere açılan bu dava yüz karası bu davalardır. Bu mücadelede hepimiz arkadaşların yanındayız” diye konuştu.

"YARGILANAN DEĞİL YARGILAYAN OLACAĞIZ"

Tutuksuz yargılanan İnşaat İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Özkan Özkanlı, “Yaşanan hukuksuzluktan dolayı İGA yönetimi ve sorumlular yargılanmalı, bizler değil. Hiçbir cumhuriyet savcısının, adalet bakanlığının yaptırımı İGA’ya olmamış, işçi sınıfına, sendika yönetime olmuştur. Biz yargılanan değil yargılayan olacağız” dedi.

"EKONOMİK DURUMDAN DOLAYI ÜNİVERSİTEMİ BIRAKTIM"

Tutuksuz yargılanan Mustafa Atay ise şunları söyledi: “Her yıl inşaatlarda üniversite harçlığımı çıkarmak için çalışıyordum. Orta sınıf ve alt sınıfta yaşayanlar için hayat gerçekten zor. Üniversite harçlığımı çıkarmak için geldiğim 3. havalimanında yapılan grev sonrasında tutuklandım. İlk dönem zaten üniversite hayatım olmadı, ikinci dönemde bazı sıkıntılar yaşadım. Ekonomik durumlardan dolayı üniversitemi bıraktım. Bunu bizlere yaşatanlara teşekkür ederim. Eğitimden uzaklaştırıyorsunuz, insanları ötekileştiriyorsunuz. Bunlar son bulsun barış, kardeşlik kazansın.”

ÖNCEKİ HABER

EMEP: Newroz; barış ve kardeşlik çağrısıdır

SONRAKİ HABER

2019 YKS sonuçları açıklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa