23 Aralık 2018 17:27

İZBAN’da gözler yarın verilecek mahkeme kararında

İki haftadır grevde olan İZBAN işçileri, grev kırıcılığı konusunda mahkemenin yarın vereceği kararı bekliyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

İki haftanın geride bırakıldığı İZBAN grevinde gözler yarın mahkemenin vereceği grev kırıcılığı kararında. Mahkeme ne karar verirse versin grevlerini sürdürmekten vazgeçmeyeceğini dile getiren işçiler, Kocaoğlu’nun krizi bahane ederek daha fazla zam vermemesine tepkili. Kocaoğlu’nun, partisi CHP’yle ters politikalar yürüttüğünü söyleyen işçiler, krizin faturasının krizi yaratanlara kesilmesini talep etti.

İzmir’in toplu taşımada en önemli ulaşım ağı olan İzmir Banliyö Ağı’ndaki (İZBAN) grev devam ediyor. Aliağa ile Selçuk arasındaki 40 istasyon ve 136 kilometrelik hat üzerinde hizmet veren İZBAN’da makinist, tekniker, teknisyen, istasyon operatörü, gişe çalışanı olarak çalışan 343 işçinin grevi 15 gününe girdi. İZBAN yönetiminin taşeron makinistler eliyle yürüttüğü az sayıdaki sefer de sürüyor.

Mahkeme yarın grev açısından kritik bir karar verecek. İşçilerin üyesi olduğu Demiryol-İş Sendikası İZBAN yönetiminin grev kırıcılığı yaptığını belirterek iş mahkemesinden ihtiyati tedbir kararı almasını istedi. Geçtiğimiz perşembe günü yapılan duruşmanın ardından mahkeme İZBAN Genel Müdürlüğünde bilirkişi heyeti ile birlikte keşif duruşması yaptı. Bilirkişi heyeti yarın raporunu mahkeme sunacak ve saat 14.00’te yapılacak duruşmada da karar verecek.

Sendika, asıl işi taşeron işçilere yaptırmanın iş kanuna, grev boyunca taşeron işçi çalıştırmanın da sendikalar ve toplu sözleşmeler kanuna aykırı olduğunu belirterek durdurulmasını talep ediyor. Mahkemenin İZBAN’ın yasaya aykırı hareket ettiğine karar vermesi durumunda hem işçiler açısından moral olacakken hem de İZBAN’ın masaya oturmak dışında başka bir alternatifi de kalmamış olacak.

‘BİR AY İÇİNDE KULLANABİLECEKLERİ TREN KALMAYACAK’

İşyeri Baştemsilcisi Ahmet Güler, olumsuz bir karar verilmesi durumunda da mücadeleden vazgeçmeyeceklerini belirterek, “Zaten belediyelerin diğer kurumları da bu grevin etkisini azaltmak için elinden geleni yapıyor, gerek yeni otobüs ve dolmuş hatları koyarak. Bizim açımızdan önemli bir karar ama yarın öbür gün bütün trenleri de kanuna aykırı bir şekilde çalıştırsalar da bizi grevimizden alıkoyamayacaklar, kıramayacaklar. Artık biz bu ücretlere emeğimizi satmak istemiyoruz. Şu an hatlarda bakımı yapımış trenleri kullanıyorlar. Bakımı gelenler depoya koyuyorlar. Muhtemelen bir ay içerisinde hepsinin bakıma ihtiyacı olacak, çalıştaracak tren bulamayacaklar. O zaman ne yapacaklarını hep birlikte göreceğiz” dedi.

‘GREV ZORLA DEĞİL İŞÇİLERİN KARARIYLA ALINDI’

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun grevin sanki işçilerin isteği ile değil de sendikacıların zoruyla yaptırılıyormuş gibi bir algı yaratmaya çalıştığını da ifade eden Güler şunları söyledi:

“Bilsin ki bu grev işçilerin kendi kararı ile uygulanıyor ve sendika da bu grevin arkasında duruyor. Biz süreç içerisinde maaş almayacağımızın farkındaydık, bunu göze aldık. Biz grevi oylarak karar aldık. 343 işçinin 320’si teklifi kabul etmedi. Kocaoğlu kendine cephe yaratmaya çalışıyor. Alınan grev kararını sanki kendi partisine yapılmış muhalif bir hareket gibi gösteriyor. Böyle bir şey yok. İçimizde birçok arkadaşımız ona da oy verdi. Sendikayı suçlayacak açıklamalar yapmamalı.”

KOCAOĞLU’YA ÇAĞRI

Kocaoğlu’ya çağrıda bulunan Güler, “Burada en büyük zorluğu biz çekiyoruz çünkü 14 gündür evimize ekmek götüremiyoruz. Bizimle birlikte İzmir halkı da mağdur oluyor. Bu mağduriyeti yaratanlar son bulması için adım atmalı. Gelsin Alsancak Garı’na ne ücret aldığımızı, verdiği teklifi, diğer şirketlere verilen maaşları konuşalım. Sonuçta bu şekilde olması bizi de üzüyor, biz hizmet vermek istiyoruz. Bu işyeri Aziz Kocaoğlu’nun değil bizim işyerimiz var. Kocaoğlu bugün var yarın yok. Daha yıllarca burada çalışacağız. İZBAN’ı bugünlere getirenler içinde en büyük pay işçilerindir. Biz bizimle aynı işi yapanlardan daha çok istiyorsak yarın bu toplu sözleşmeyi bitirelim” dedi.

‘KRİZİ KİM ÇIKARDIYSA FATURASINI DA ONA KESSİN’

Kocaoğlu’nun daha fazla zam vermemesine gerekçe olarak ekonomik krizi göstermesine de değinen Güler şunları söyledi: “Sonuçta kendisi ana muhalefet partisinin bir mensubu. Dolayısıyla krizden emekçi kesiminin daha az zarar almasına yönelik söylemlerde bulunması gerekirken krizi gerekçe gösteriyor. Yani kendisi partisine ters düşüyor. Sonuçta biz burada patron değiliz. Kendi sorumluluğu altında bulunan çalışanların bu krizden etkilenmemesi için elinden geleni yapması gerekirken krizi bahane ediyor. Krizi bahane edecek kişilerin iktidarkilerin olması lazım. Krizi bahane etmesine de gerek yok çünkü bu krizi biz yaratmadık. Kim yaptıysa onlara hesap sorsun. Krizin faturasını bize çıkarmasın.”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

JİTEM davasının avukatı: Dosyaların kapatılması kurtuluş değildir

SONRAKİ HABER

Balçova'da kadın hakları tartışıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa