HES karşıtlarına ‘cadı kazanı’

HES karşıtlarına ‘cadı kazanı’

Bergama köylülerinin siyanürle altın madenciliğine karşı direnişini, “Arkasında Alman Vakıfları var” diye karalayanlar yeniden iş başında. Bu kez hedefte HES karşıtları var.4 Nisan 2011 tarihli Radikal gazetesinde yayınlanan bir haber çevre mücadelelerine karşı geçmişte tekrarlanan bu oyun yeniden mi gündeme getiriliyor s

Özer Akdemir

4 Nisan 2011 tarihli Radikal gazetesinde yayınlanan bir haber çevre mücadelelerine karşı geçmişte tekrarlanan bu oyun yeniden mi gündeme getiriliyor sorularına neden oldu.

“HES’lerde organize işler” başlığı ile Serkan Ocak’ın Hidroelektirik Santralleri Sanayi İş Adamları Derneği Başkanı (HESİAD) ve AYEN Enerji Genel Müdürü Fahrettin Arman’la yaptığı söyleşide, “Çevrecilerin finanse edildiği iddiaları var” ‘çanak sorusu’na verilen yanıt şu oldu:  “Finanse edildiği kanaatindeyim. İçişleri Bakanlığı da araştırıyor. Kimlerden, Almanya’nın hangi şehrinden para geldiği belli. Bölge insanından ihbar geliyor. Bu insanların yaşantılarındaki değişiklikleri ihbar ediyorlar”. Arman, Bakanlıkta bir bilgi gelip gelmediği sorusunu da, “Tespitin yapıldığını”, kesin bilgiler toplanınca davanın da açılacağı şeklinde yanıtladı.

YENİ BİR HABLEMİTOĞLU ARANIYOR!

Söyleşideki anahtar sözcükler “Almanya” ve “İçişleri Bakanlığı soruşturması.” Demek ki Bakanlıkta böylesi bir çalışma yapılıyordu ve Arman’ın anlattıklarına göre önemli bilgi-belgelere ulaşılmış durumda. Geriye, yeni bir Necip Hablemitoğlu ve Savcı Nuh Mete Yüksel figürleri kalmış! Onlar da tamamlanınca bu sefer “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” kitabı yaz(dır)ılır, medya zaten hazır kıta, haberler, manşetler, “ceviz kabuğu”nu doldurmayan tartışma programları ile “iş bitirilir.” Kuyuya bir taş atılır, uğraş ki çıkarasın…

2010 yılı yazında Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi ve İş Adamı Cemal Binler de HES karşıtlarının ardında bir “dış güç” imasında bulunuyordu; “Anımsayın Bergama mücadelesinin arka planında da Almanya Altın Borsası ve bazı vakıflar yer aldı. Enerji sektöründe 50 milyar dolar harcanıyor. Bunu harcayanlar boş durmayacaklar. Trabzon’a HES’lerden girecek olan paranın önünü kesmek istiyorlar. HES’lere karşı açılan bir dava 5-6 bin TL. Hangi köyde 25-30 bin TL bu davalara aktarılır. Köylü bunu nereden bulacak? Köylüyü ayaklandıran, HES’e karşı çıkan kesimler var. Bunu ortaya çıkarmak için para akışları takip edilmelidir.”

CADI KAZANI NASIL KAYNATILDI?

2000 yılında Bergama köylülerinin mücadelesini karalayan Alman Vakıfları olayının başlangıcında da işte böylesi haberler gündeme getirilmişti. Alman Vakıflarının Türkiye’deki istihbarat faaliyetleri iddialarına değinen bir iki dergi yazısının ardından, başını Milliyet’in çektiği basın organları bu vakıfların Bergama’da altın madeni çıkarılmasını önlemek için köylüleri kışkırttığını yazmaya başlamıştı. “Türkiye’de 6 bin 500 ton altın var, bunu çıkarırsak önemli gelir elde ederiz.

Türkiye’ye yıllık 2 milyar dolar altın satan Almanya bunu istemiyor?” gibi gerçekle ilgisi bulunmayan iddialar birbiri ardına gazetelerde işlenirken, zamanın MGK Genel Sekreteri de aynı yönde demeçler veriyordu. 2000 ağustosunda çıkan Dr. Necip Hablemitoğlu adlı “istihbarat tarihçiliği” uzmanı bir öğretim üyesinin “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” kitabı çok önemli iddialarla Bergama köylü hareketini hedef tahtasına koyuyordu.

Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel bu kitaptaki iddiaları suç duyurusu kabul ederek aralarında Bergama mücadelesinin önde gelen isimlerinin de olduğu 15 kişi hakkında “Almanya yararına legal casusluk” yapma suçlamasıyla dava açtı. Davanın ilk duruşmasından 8 gün önce Hablemitoğlu’nun öldürülmesi olayın ciddiyetini ve yönünü bir anda değiştirdi. O gün bile güvenilirliği olmayan bilgi-belgeler üzerine kurulduğu anlaşılabilen, aradan geçen 9 yıla karşın hâlâ kitabın temel dayanağı olan belge ve kişilere ulaşılamamış olan bu kitap, eğer Hablemitoğlu suikastı olmasıydı daha ilk duruşmada “mahkum” edilebilecekti. Kitabı kurtarabilecek tek şey yazarının ortadan kaldırılmasıydı, bu oldu! (İzmir/EVRENSEL)


Yard. Doç. Dr. Hayriye Özen “Bergama Mücadelesi: Doğuşu, Gelişimi ve Sonuçları” adlı çalışmasında sistemin kendisine ya da uygulamalarına yönelen muhalif hareketlerin “dış güçler” tarafından yönlendirildiği iddiasını sıkça kullandığına vurgu yapıyor.

Bu muhalif hareketler ülkeyi zayıflatmak ya da bölmek gibi emelleri olan çeşitli dış güçlerle ilişkili gibi gösterilerek toplumsal tabandan yoksul bırakılır ve marjinalleştirilir. Aynı zamanda bu protestocular ‘vatan haini’ konumuna sokularak taleplerinin bastırılması için güç kullanmanın zemini de hazırlanır. İşte Bergama köylü hareketine uygulanan ve önemli ölçüde amacına ulaşan bu strateji bugün başta HES karşıtı mücadeleler olmak üzere diğer çevre mücadeleleri için de gündeme getirilmek isteniyor. Yaşam alanlarını savunmak için HES’lere, termik – nükleer santrallere, altın-nikel madenlerine, balık çiftliklerine karşı sokaklara çıkan, yollara dökülenlerin, Bergama’dan öğrenecekleri daha çok şey var gibi görünüyor.

www.evrensel.net