26 Eylül 2018 18:53

Montenegro’dan yazmıyorum fakat yine de buraya dokunabilirsiniz

5 milyonda 1’lik bir ihtimal sosyal medyayı sallarken beni asıl düşündüren ülke hatta dünya kapitalizminin sallanan ekonomisi.

Fotoğraf: Pexels

Paylaş

Hilmi MIYNAT
Denizli

Yeni bir okul dönemine daha merhaba diyoruz. İlkokula başladığım yılları ve o dönemlerdeki heyecanı anımsamaya çalışıyorum da yeni arkadaşlıklar, yeni çanta, yeni defter, yeni pantolon, yeni başlangıçlar… Çocuksun ve arka sıradaki yaramazın saçını çekmesi, daha arkalardan kafana silgi atılması veya teneffüs zili çaldığında saklambaç oyununa alınmama benzeri dertler dışında pek bir sıkıntın olmayacaktır muhtemelen. (Tabii burada çocuk işçiliğin olmadığı bir ülkede yaşadığımız kabulü üzerinden tartışma yürütüyoruz. Fizik dersinde sürtünmenin olmadığı kabulü üzerinden hız problemi çözmek gibi misal.)

Üniversite öyle mi? İkinci öğretimsen KYK burs-kredisinin iki katı harç ödemen gerekiyordur en başta. Apartta mı kalıyorsun? Bütün yaz kalmadığın evin kirasını, faturasını ödemek zorundasın. Yeni döneme borçsuz başlayalım dersen çalışmak zorundasındır; belki bir fırında, belki inşaatta, belki de bir tekstil fabrikasında. Ev taşıyacaksan ya da tutmayı düşünüyorsan dönem başı bir asgari ücret biriktirmen gerekiyordur kenarda. Baban da işçiyse zaten bunlar varsayım olmaktan çıkar, kanun olur senin için. “Olmadı yine bütün yıl yarı zamanlı işlerde çalışırım.” dersin. “Sınav haftalarında izin alamazsam çıkarım ne olacak?” diye düşünürsün…

BİR DOKUNUŞLA BURS İMKANI

Böyle kara kara düşünürken elinde telefon eğlenceli paylaşımlar ararsın sosyal medyada. Komik videolar, onedio paylaşımları, instagram hikayeleri… Instagram hikayelerinde gezinirken bir cümle dikkatini çeker: “Montenegro’dan burs veriyoruz buraya dokun!” Evet burs veriliyor ve tek yapmanız gereken oraya dokunmaktır. Babamın bir lafı vardı, 90’larda vergi iadesi için alışveriş fişi toplarken söylerdi: “Taş attın da kolun mu ağrıdı?” Evet sizden taş taşımanız da taş atmanız da istenmiyordur. Tek yapmanız gereken oraya buraya dokunmaktır kazanmak için. “Montenegro neresi kardeşim, bana ne!” diyerek sonraki hikayeye geçmiştim ilk gördüğümde. Ertesi gün başka bir gönderi göremez oldum bu gönderi dışında ben. Virüs müdür, spam mı yayılmış profilden profile. Bu yazıyı yazarken baktım google’dan, meğer Montenegro Karadağ’mış sürekli milli maç yaptığımız.

OLASILIK HESAPLARI, İMKANSIZDA BİR

2018 milli piyango çekilişinde 10 milyon numara üzerinden 35 milyon bilet basılmıştı. Neredeyse tamamı satıldı. Elbette milli piyango idaresi biletlerden elde ettiği gelirin bir kısmını ikramiye olarak dağıtacaktı. Bilet alanlar da “Ya bana çıkarsa diğer bilet alanların havuzda biriken parası?” diyerek şansını denedi. İhtimal, 10 milyonda 1! Bu çekilişle burs olayında her ne kadar bilet parası ödemen gerekmiyorsa da burs verecek olan hesap reklam gelirleri sayesinde vereceği bursun fazlasını çekiliş öncesinde çoktan çıkardı bile. 7 milyondan fazla üniversite öğrencisinin olduğunu düşündüğümüzde burs çıkma ihtimali yaklaşık 5 milyonda 1 diyebiliriz. Yani bir yerine iki milli piyango bileti alan kişinin kazanma ihtimaliyle eşit.

5 milyonda 1’lik bir ihtimal sosyal medyayı sallarken beni asıl düşündüren ülke hatta dünya kapitalizminin sallanan ekonomisi. Aslında o instagram hikayelerinde biraz sevimli biraz çıkarcı bir çift güler yüz değil, bir ekonomik sistemin çöküş hikayesini görüyoruz. Asıl merak ettiğimse bu arkadaşların birçoğu dondurma çubuklarında çıkan son model araba çekilişlerine katılmıyorken bu bursun onları nasıl cezbettiği konusu. Bugün mahalle bakkalları dahi veresiye satışı kaldırdı. Fakat biz veresiye reklam yapıyoruz. Reklam bedelini, kazanma ihtimali 5 milyonda 1 olan bir çekilişten, çıkarsa alacağız.

KAPİTALİZM DE GİDER BU GİDİŞLE

Bu reklam kampanyası bundan beş yıl önce yapılsa bu kadar tutmayabilirdi. Avronun 7 küsürlere ulaştığı ve kimsede değil avro, Türk Lirası’nın dahi pek nadir bulunduğu bir dönem bu çünkü. Benzer bir dönem ve reklam oyunu da yine ekonominin diplerde olduğu yıllar ve gazete kuponu ile beyaz eşya, ansiklopedi, araba vesaire dağıtıldığı günlerde yaşandı. İnsanların bu çekilişlere katılımı değil anormal olan. Ekonomik olarak diplere vurmamız mıdır peki anormal? Hayır! Ekonomik kriz bu sistemin normali, doğası hatta kanunudur. Doğası gereği belli aralıklarla kriz yaratan bozuk bir düzendir anormal. Ve belki böyle bir düzenin ayakta kalabilmek için ısrarla ayak sürümesi, insanların böyle bir sisteme razı gelebiliyor olması.

“Eylül toparlandı gitti işte/Ekim filan da gider bu gidişle” diyor ya hani Turgut Uyar, şöyle kuralım biz dizeleri yeni baştan: “Feodalizm toparlandı gitti işte/Kapitalizm filan da gider bu gidişle.” Ne kadar çabuk giderse o kadar iyi bizim için. Ben kiramı Montenegro’dan bir çift ödesin istemiyorum. Karadağ’dan pardon.

 

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

558 milyon yıl önce de hayvanlar buradaydı

SONRAKİ HABER

Pompalı tüfekle öldürmeye teşebbüs eden erkeğe önce ceza sonra tahliye verildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa