Demirtaş'a 4 yıl 8 ay, Önder'e 3 yıl 6 ay hapis cezası

Fotoğraf: DHA

Demirtaş'a 4 yıl 8 ay, Önder'e 3 yıl 6 ay hapis cezası

'Terör örgütü propagandası yapmak' suçundan Selahattin Demirtaş'a 4 yıl 8 ay Sırrı Süreyya Önder'e 3 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile HDP eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in “örgüt propagandası” yaptıkları iddiasıyla yargılandıkları davanın karar duruşmasında Demirtaş'a 4 yıl 8 ay, HDP eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder'e 3 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Olumsuz tutum gösterdikleri iddiasıyla cezada indirim uygulamayan mahkemenin kararı istinaf mahkemesine taşınacak.

‘SEGBİS TERCİHİ BANA AİT’

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile HDP eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder’e 17 Mart 2013’te  İstanbul Zeytinburnu’nda gerçekleşen Newroz kutlamaları sırasında yaptıkları konuşma sebebiyle "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla açılan davanın karar duruşması İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi Kampüsü’ndeki 1 Nolu Duruşma Salonu’nda görüldü. HDP Milletvekilleri Erol Katırcıoğlu, Tuma Çelik, Züleyha Gülüm, Dilşad Canbaz ve Hasan Özgüneş, İsviçre ve Kanada Konsolosları ile Londra Barosu’ndan Avukat Ali Has ve Margaret Owen’ın aralarında olduğu çok sayıda kişi duruşmayı izledi. Duruşmada HDP eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder hazır bulundu. Mahkeme önceki celsede Demirtaş’ın karar duruşmasında hazır edilmesi için tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’ne yazı yazmıştı. Ancak Demirtaş, sağlık sorunu sebebiyle ring aracıyla gelecek durumda olmadığından duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Demirtaş, “Mahkeme beni huzura getirme kararı verdiği için duruşmaya SEGBİS ile katılmayı kabul ettim. SEGBİS ile katılma tercihi bana ait; mahkemeye ait olsaydı SEGBİS bağlantısını kabul etmezdim” diye not düştü.

AVUKATLAR USULE İLİŞKİN TALEPLERDE BULUNDU

Esasa ilişkin son savunması sorulan Demirtaş, avukatlarının usule ilişkin beyanlarından sonra söz almak istediğini söyledi. Demirtaş’ın avukatlarından Fırat Epözdemir mahkeme heyetinin, Demirtaş’ın 17 Ocak 2017’de Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan sorgusu ile yetinmesinin CMK 7 ve 211. maddelerine aykırı olduğunu savundu. Sanığın mahkeme huzurunda savunma yapma hakkı olduğunun altını çizen Epözdemir, mahkeme heyetinin bu yöndeki kararının usule aykırı olduğunu söyledi. Epözdemir, “CMK 211. maddenin 2. fıkrasına göre mahkemeye getirilecek belgeleler tarafların rızasıyla okunarak getirilebilir. Tarafımız CMK 211/2 gereği rıza göstermedi. Kaldı ki müvekkilimin Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki sorgusu mahkemede okunmadı ve tartışılmadı. İddia makamı da bu deliller tartışılmada mütalaa verdi. Bu nedenle öncelikle müvekkilin sorgusunun yapılmasını talep ediyorum” dedi. Mahkeme heyetinin bir önceki celse, Demirtaş'ın kötü niyetli olarak savunma yapmadığını öne sürdüğünü hatırlatan Epözdemir, “Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde savunma yapmaktan kaçınmadı burada mı kaçınacak?” diye sordu. Epözdemir, Demirtaş ve Önder’in sorgusunun yapılmasını ve deliller tartışıldıktan sonra mütalaa verilmesini talep etti.

SAVUNMA TALEPLERİ REDDEDİLDİ

İddia makamı esas hakkındaki mütalaayı tekrar ederek Epözdemir’in taleplerinin reddini talep etti. Ara karar oluşturan mahkeme de, Demirtaş’ın kötü niyetli olarak savunma yapmadığı yönündeki iddiasının arkasında durdu. Önder’in 30 Nisan tarihli celsede savunmasının alındığını ifade eden mahkeme heyeti, Demirtaş’ın Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmanın yeterli olduğu kanaatiyle Epözdemir’in taleplerini reddetti. Taleplerinin reddedilmesi üzerine söz almaya çalışan Avukat Epözdemir mahkeme başkanı tarafından uyarıldı ve kararın temyiz edilebileceğini söyledi.

‘BEN DEĞİL MAHKEME USULDEN KAÇTI’

Mahkeme başkanı bir kez daha Demirtaş’a esasa ilişkin savunmasını sordu. Demirtaş, yargılamanın başından itibaren mahkeme heyetinin usulün işlemesi konusundaki talepleri kabul etmediğini hatırlattı. Demirtaş, suçlamaya konu olan konuşma metnine ilişkin bilirkişi raporu ile savunmaları alınmamasına rağmen iddia makamının mütalaa vermesini de eleştirerek, “İddia makamı neye göre mütalaa verdi?” diye sordu. Delilsiz ve savunmasız verilen mütalaaya karşı savunma yapmayacağını belirten Demirtaş, “Savunmadan kaçmıyorum. Kurmuş olduğunuz ara karar yanlış. Türkiye Cumhuriyeti’nin en tanınmış siyasetçilerindenim. Bir mahkemeden kaçacak halim yok. Tam tersi heyetiniz usulden kaçtı. Savunmalarımızın alınmaması için olağanüstü bir çaba harcadı. Ortada bir kötü niyet varsa benim değil heyetinizindir. Mütalaa 2 gün önce elime geçti. CMK’ya göre en az7 gün önce tarafıma iletilmeliydi. Madem esas hakkında savunma istiyorsunuz makul süre talep ediyorum.” dedi.

‘NEDİR BU ACELE?’

Demirtaş’ın süre talebi üzerine mahkeme başkanı, “Yani savunma yapmayacak mısınız? Süre mi istiyorsunuz” diye sordu. Demirtaş da asil yargılama gereği süre istediğinin altını çizerek şöyle konuştu: “Sayın Önder de ben de uzun yıllar parlamentoda çalıştık. Önünüzdeki kanunlarda benim ve Sırrı Bey'in imzası var. Sanki düşmanmışız gibi bir an önce yargılamayı bitirmek doğru değil. Nedir bu acele? Mahkemenize ilişkin adil yargılandığıma dair pozitif bir beklenti içine girmedim. Benim ve Önder’in siyasi kimliği değil suç işleyip işlemediğimiz araştırılıp incelenmeli.”

Avukat Veysi Eski mütalaaya ilişkin savunma için süre talebinin değerlendirilmesini talep etti. Savcı süre talebinin reddini istedi. Mütalaanın 2 gün önce Demirtaş’a ulaştırılmasına rağmen mahkeme heyeti, yeterli sürenin verildiğini savunarak talebi reddetti.

‘MAHKEME HEYETİNE İTİMADIM SIFIR’

Süre talebinin reddedilmesi üzerine Demirtaş, “Savunma yapacağım ancak bu savunma mütalaaya cevap değildir. Bu mütalaa için nefesimi tüketmem.” dedi. Mahkeme başkanının avukat Epözdemir’e kararın temyiz edilebileceği yönündeki söyleminin davayı bitirme kararı olduğunu söyleyen Demirtaş, “Bu ihsas-ı reydir (hakimin görüş beyan etmesi). Kararı temyiz edeceğimizi nereden biliyorsunuz?” diye sordu. Mahkeme başkanı ise yanlış anlaşıldığını savundu. Tekrar söz alan Demirtaş, “Siz zaten dosyayı okumadan karar vermiştiniz ondan şüphem yok. Size ve heyetinize güven ve itimadım sıfırdır.” dedi.

DEMİRTAŞ SAVUNMASINI GAZETE KUPÜRLERİYLE DESTEKLEDİ

İddianamede iki cümlesinin suçlama konusu yapıldığını anımsatan Demirtaş, söz konusu cümlelerin iddianamede yanlış yazıldığını söyledi. Demirtaş, 18 Mart 2013 İstanbul Newroz’unda yapmış olduğu konuşmalara ilişkin bilirkişi raporu taleplerinin mahkemece reddedildiğini de anımsattı. Demirtaş, “Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce belirtildiği gibi bir konuşma yargı konusu yapılıyorsa o konuşmanın tamamı incelenmek zorunda. Yine konuşmanın yapıldığı ortam ve konuşmanın yarattığı toplumsal etki de değerlendirilmek zorunda. Söz konusu konuşmalar 2018’de de suç değil o tarihte de suç değildi” diyerek gazete kupürleriyle 2013’ün siyasi atmosferini hatırlattı. Demirtaş, 2013 Newroz’unun Kürt sorunu meselesinin çözümü konusunda önemli adımların atıldığı günler olduğunu anımsattı. Gazete kupürlerini avukatları aracılığıyla mahkemeye sunan Demirtaş, o tarihte muhalif ve yandaş basının tamamının meydanlarda barış temalı manşetler attığını söyledi. Mahkeme başkanı, “Avukatlarınız sundu okuduk” dedi. Demirtaş, “Siz ne zaman okudunuz? En az 150 sayfalık dökümanı 15 dakikada okuduysanız tebrik ederim ama ben bu manşetleri okumaya devam edeceğim.” dedi. Çözüm sürecinde MHP ve CHP’nin karşı çıkmasına rağmen HDP ve AKP’nin süreci savunduğunu belirten Demirtaş, Erdoğan’ın da çözüm sürecini savunduğunu gazete manşetleriyle destekledi.

‘SAVAŞI DEĞİL BARIŞI SAVUNANLARI SUÇLUYORSUNUZ’

İddianamedeki, “Ankara’dan atıp tutanlar 1 gece Kandil’de nöbet tutsunlar dümdüz oluyor mu” cümlesine ilişkin açıklamada bulunan Demirtaş, “Ben o konuşmayı yapmadan 2 gün önce konuşan Bahçeli’ye cevaben söylediğim cümle. Bahçeli, ‘Gerekirse İmralıyı yıkar Kandil’i yakarız millet için’ demişti. İddianamede, ‘bir nöbet kulübesinde nöbet tutsunlar dümdüz oluyor mu olmuyor mu’  diye yazıyor. Ülkeye barış gelmesin diye gayreti olan Bahçeli’ye cevap verdim. Siyasetçinin işi çözümü 20 yaşındaki gençlere havale etmek değil. Ankara’da atıp tutuyorsun git o askerin yerine koy bakalım kendini. Sen git nöbet tut oluyor mu diye sordum. Savcılık bunu ‘Kandil güçlüdür siz Kandil’i bitiremezsiniz’ gibi göstermiş. Savaş çağrısı yapan Bahçeli’yi değil, barışı savunan partimi ve beni suçluyorsunuz. Çözüm sürecinde geçtiğimiz kontrol noktalarında güvenlik güçleri elimize sarılıp, ‘Aman boşvermeyin bu süreci’ derdi. Çünkü kimse ölmek de öldürmek de istemiyordu.”

‘SÜRECİ BİTİREN AKP PROVOKE EDEN MHP’

Demirtaş şöyle devam etti: “Bu laf savcı ve yargıyı 5 yıl sonra niye rahatsız etti? Niye bizi cezalandırmak istiyorlar? Mesele çözüm sürecinden intikam almak. Süreci bitiren AKP, provoke eden MHP. Ortaya çıkan tablonun sorumlusu biz değiliz. Kime demişiz ‘silah sık, bomba at’. Barışı savunarak nasıl terörün sorumlusu oluyoruz. Barış talebinden geri adım atmayacağız. Ülkedeki barış için elimizi taşın altına koymaya devam edeceğiz.”

‘FETÖ'CÜLERİ SÖYLEMEM MAHKEMEYİ RAHATSIZ MI ETTİ’

Demirtaş, iddianamede konuşmasına Paris'te infaz edilen Sakine Cansız, Leyla Söylemez ve Fidan Doğan'ı anarak başlamasının da çarpıtıldığını söyledi. Türkiye'de çözüm süreçlerinin katliamlarla provoke edildiğini belirten Demirtaş, Paris katliamının provokasyon olduğu ile ilgili AKP'li siyasetçilerin basında yer alan demeçlerini okudu. Demirtaş, tüm Newroz konuşmalarına 1990'larda Newroz kutlamalarında katledilen ve gözaltına kaybedilen partililerinin anılarak başlandığını ifade ederek, “Bunlar Newroz şehitleridir. Bunlarla onur duyuyorum. Bir kere değil milyon kere anarım. Andığım için terör propagandası yaptım diyorsanız bin yıl ceza da verseniz sözlerimden geri adım atmam” dedi.

Demirtaş, Paris katliamında MİT izinin bulunduğunu söylediği sırada başkan Akın Gürlek, “Kurumları itham etmeyin” diyerek Demirtaş'ın sözünü kesti. Demirtaş da söz konusu iddianın Hakan Fidan ile görüşmesinde de dile getirildiğini anımsatarak, “Sanırım mahkemenizi rahatsız etti FETÖ’cülerin yapmış olduğunu söylemem. 15 Temmuz darbe girişimine de generaller katıldı. Bunları söylemem de rahatsız mı ediyor” diye sordu. Demirtaş son olarak söz konusu yargılamanın ırkçı-milliyetçi ve 'FETÖ' bağlantılı iki kişinin suç duyurusu ile başladığını anımsatarak, “Biz barış için çaba sarfettik. Bu yargılamaları bu hale getirenler de hesap verecek. Ben hukuka inanıyorum” dedi.

3 DAKİKALIK KONUŞMAYA 3 YIL

Demirtaş'ın ardından Sırrı Süreyya Önder söz aldı ve suçlama konusu konusu sözleri söylemediğini belirtti. Bunun ortaya çıkması için mahkemeden defalarca konuşma kaydının RTÜK'ten istenmesini talep ettiğini ancak hep reddedildiğini söyledi. Önder, konuşmanın aslını RTÜK'ten kendisinin istediğini söyledi. Önder 3 dakika 20 saniyeden ibaret konuşmasının kaydını mahkeme salonunda dinletmeden önce, “Barış için 3 dakikalık konuşmaya 3 senelik ceza” dedi. Kayıtta, iddianamede “PKK” olarak geçen kısımların “HDK”, “kabristan” olarak geçen kısmın da “gülistan” olduğu duyuldu. Önder, kaydın sonunda heyete “Keşke merak etseydiniz de gürültüye gitmeseydik” dedi.

MAHKEME İNDİRİME GİTMEDİ

Mahkeme, avukatların beyanlarının ardından Demirtaş ve Önder'e son sözlerini sordu. Önder, “Yaşasın barış! Yaşasın demokrasi ve özgürlük” derken, Demirtaş da, “Kahrolsun faşizm! Yaşasın barış, demokrasi ve emek mücadelesi” dedi. Heyet, son sözlerin ardından 15 dakika ara verdi ve dosyayı karara bağladı. Mahkeme, örgüt propagandası suçlamasıyla Demirtaş'a 4 yıl 8 ay, Önder'e 3 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Her iki cezada da olumsuz tutum gösterdikleri iddiasıyla indirim uygulanmadı. Karar istinaf mahkemesine taşınacak.

KARAR MUHALEFETE GÖZDAĞI

Duruşmayı takip eden HDP milletvekilleri Hasan Özgüneş, Tuma Çelik, Züleyha Gülüm, Şevin Coşkun, Erol Katırcıloğlu ve Dilşat Canbaz'ın duruşma sonrası yapmak istedikleri açıklamaya polis engel oldu.

Açıklama yapmak isteyen milletvekilleri polisin müdahalesine maruz kaldı. Bütün engellemelere karşın açıklama yapan Zülehya Gülüm, adil bir yargılamanın olmadığını belirterek şunları söyledi: ”Yargının bağımsız olmadığını, yargının iktidar eliyle bir baskı aracı olarak kullanıldığını hepimizi biliyoruz. Bugün verilen ceza da bizim bilgilerimizi teyit etmiş oldu. Kararların hakimler tarafından verilmiyor. İktidarın politik hattı doğrultusunda toplumsal muhalefeti, siyasi partilere gözdağı verilmek için yargı kullanıyor.”

Gülüm, kararı kabul etmediklerini ve mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Eylül 2018 16:41
www.evrensel.net