İçinden papaz geçen kriz
Fotoğraf: DHA

İçinden papaz geçen kriz

Yücel Sarpdere, ABD'li Rahip Andrew Brunson krizi sonrası yaşanan gelişmelere ilişkin yazdı.

Yücel SARPDERE

Bir papaz nelere kadirmiş!

Çünkü krizin bütün nedenlerini ona bağladılar!

Madem her şey bu kadar basit, Vatikan’ın orta yerinde herif papazların papazı, Katoliklerin ruhani lideri Papa’yı vurdu, bu durumda dünya savaşı çıkması lazımdı!

Ama bir süre devam eden polisiye haberler dışında kriz mriz olmadı.

Tamam, Trump bir yandan iç kamuoyuna yönelik hamleler yapıyor, bir yandan desteğini aldığı Amerikan silah, enerji, petrol vb. tekellerinin sopasını sallıyor...

Diğer yandan Suriye’de yerlere düşen itibarlarını yeniden geri kazanmak, düşmediğini, hâlâ çok güçlü ve sert olduğunu dünyaya kanıtlamak...

İran ambargosunu etkili kılmak...

Bölgede güç kazanan Rusya’ya, AB’ye ve gelecekte en büyük rakibi olarak gördüğü Çin’e falan gözdağı vs. vermek için...

Bölgede ekonomik anlamda en zayıf ve sıkışmış halka olarak gördüğü Türkiye üzerinden, papazı mapazı bahane ederek bir gösteriye girişmiş bulunuyor.

***

Zaten bu çöken ekonomi yüzünden başına gelecekleri bildiği için iktidar paldır küldür seçimlere gitmedi mi?

Ve ne oldu?

Üç beş ay önce bir öğretmenin ortalama maaşı 1000 dolar kadarken, şimdi 600 dolarlara düştü.

İşçinin ortalama maaşı 600 dolar kadarken 350 dolarlara düştü.

Peki, bu durumlara nasıl gelindi?

Bırakın limanlardan, sanayinin, ilaç endüstrisinin yağma gibi satılmasını, özelleştirmeleri, aşırı borçlanmaları falan, sadece şu adına yap- işlet-devret denilen olaya bile göz atmak yeter.

Cumhuriyet Gazetesinden Sayın Çiğdem Toker’in,  hakkında açılan tazminat davalarına karşın ayrıntısıyla yazmaktan geri basmadığı şu şehir hastaneleri, otoyollar, köprü işlerine göz atmak bile krizin nedenleri açısından ön bilgiye sahip olabilmeyi kolaylaştırır.

Şehir hastaneleri mesela;

Arsayı devlet tahsis ediyor.

Krediyi yurt dışından alan şirketlere devlet kefil oluyor; Yani daha açık bir ifadeyle devlet sağlıyor.

Sonra da bu hastanelere devlet 25 yıl boyunca kira ödüyor.

Örneğin, 20 şehir hastanesinin yatırım bedeli 10,2 milyar euro. Sağlık Bakanlığı bu tesislere 25 yıl boyunca 57 milyar euro’yu bulan kiralar ödeyecek. 

Bu sözleşmeler yapıldığında Euro 1,5 ile 3,5 lira arasındaydı sonrasında 7 liralara dayandı.

Yine misal Osmangazi köprüsü;

Sözleşmede 40 bin araç garantisi var; 35 dolar artı KDV.

Şu sıralar ortalama 15 bin araç geçiyor.

Geçiş az olunca hükümet 140 lira olan geçiş ücretini 65 liraya düşürdü. Şimdiki kurla geçiş ücreti 200 lira civarında olması lazım.

Peki, fiyat düşünce aradaki farkı kim ödüyor?

Biz.

Çünkü günlük 35 dolardan 40 bin araç garantisi var ve az geçen her araç için farkı döviz üzerinden halk ödüyor.

Yine mesela:

3. Havalimanı yaptılar. Yakında açılacak ama daha yolu yok!

Müteahhitlere arazi verildi, kredilerine kefil olundu, üstüne bunlar hem havaalanını işletecek, hem devlet 25 yıl boyunca yolcu başına 20 euro ödeyecek. Ardından bir de gelir garantisi eklendi; 12 yıl boyunca en az 6,3 milyar euro kazanma sözü verildi.

İşçiye öğretmene memura çiftçiye gelince ücretler Türk lirası ve döviz yükseldi mi para eriyor.

Müteahhitlere paralar garantili döviz üzerinden; Döviz yükseldiğinde hazine batıyor, ahbap çavuşlar köşe oluyor!

Sonra da, papaz krizi yaygaraları!

Ne yani bu sözleşmeleri, ihaleleri papaz mı yaptı?

www.evrensel.net