İTÜ’lü öğrenciler 1 Mayıs’ın gençlikle ilişkisini tartıştı
Fotoğraf: Tamer Arda Erşin

İTÜ’lü öğrenciler 1 Mayıs’ın gençlikle ilişkisini tartıştı

İTÜ Emek Gençliği, Emek Partisi Genel Yönetim Kurulu (GYK) Üyesi İskender Bayhan ile birlikte 1 Mayıs arifesi gençliğin rolü ve önemini tartıştı.

Heval Deniz TOSU
İTÜ

İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs arifesinde gençliğin rolü ve önemi çokça tartışıldı. Özellikle ülkemizin içinde bulunduğu OHAL koşulları, 2019’da yapılacak seçimlerin 2 ay sonraya alınıp bir baskın seçim yapılmasına zemin oluşturdu. İşte bu ve bunun gibi onlarca usulsüzlüğün olduğu bugünlerde 1 Mayıs aynı zamanda bütün demokrasi güçlerinin taleplerini, isteklerini haykırdıkları bir gün olarak da karşımıza çıkıyor. Böylesine kritik bir süreçte gençliğin neden alanlara çıktığını İTÜ Emek Gençliği olarak, Emek Partisi Genel Yönetim Kurulu (GYK) Üyesi İskender Bayhan ile gerçekleştirdiğimiz bir söyleşide konuştuk.

Bir üniversite öğrencisinin 1 Mayıs’ta alanlara çıkması hem üniversite gençliğinin ortak talepleri olan bilimsel, parasız, nitelikli eğitim sloganlarının dillendirilmesi hem de demokrasi mücadelesi açısından çok önemli ve değerli bir yerde duruyor. Yarın, mezun olup mühendis olarak işe başladığımızda çoğumuzun durumu bir işçiden çok da farklı olmayacak. Hatta aldığımız ücretler dahi işçi sınıfının hak arama mücadelesi doğrultusunda belirlenecek. Ortalama ücretle açıklanan bu durum, kısaca bir mühendisle bir işçinin aldığı maaşların oranlanmasıyla ortaya çıkıyor. Yani bir işçinin aldığı maaş aynı zamanda bir mühendisin maaşını da belirliyor. Bu durum da bizlere, gençliğin işçi sınıfıyla olan organik bağını açık bir şekilde gösteriyor. Geleceğin işçileri, geleceğin mühendisleri olarak bizlerin kaderi eninde sonunda işçi sınıfının kaderiyle kesişiyor.

İTÜ’lü arkadaşlarımızla hem söyleşiyi hem de 1 Mayıs’ı değerlendirdik. Hazırlıktaki arkadaşımız Çayan, söyleşiden önce gelecekte kendini hep patron olarak gördüğünü ama şimdi bunun bir hayalden ibaret olduğunun farkına vardığını söylüyor. Bunun sonucu olarak bizlerin, geleceğin işçisi olma ihtimalimizin daha yüksek olduğunu ve bu yüzden 1 Mayıs’ta gençliğin de alanlarda olmasının önemli olduğunu vurguluyor.

Hazırlıktan diğer bir arkadaşımız Kardelen ise 1 Mayıs’ın “solcuların günü” gibi algılanmasından dert yanıyor. Gençliğin 1 Mayıs’a katılmasıyla ilgili olarak da “Taleplerimizi, sesimizi duyurabileceğimiz bir fırsattı” diyor. Kardelen önümüzdeki süreç için de “Bizlerin, öğrencilerin taleplerini gerçekleştirmek için daha cesur, daha kararlı olmamız gerekir” diyor.

Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Öğrencisi Aydın Millioğlu’yla devam ediyoruz sohbetimize. Aydın da söyleşinin faydalı geçtiğini ve 1 Mayıs’ın tarihini ve önemini daha iyi anladığını belirtiyor ve ekliyor: “Meydanlarda bulunmamızın haklarını savunduğumuz işçi sınıfı kadar bizim de geleceğimizi, hayatlarımızı ne kadar etkileyeceğini daha iyi anladım.”

Son olarak Ekonomi Bölümü Öğrencisi İlker Koşak’a düşüncelerini soruyoruz. İlker söyleşide İskender Bayhan’ın söylediği ‘Öğrencilerin bugünlerde talep edeceği hak ve özgürlükler, gelecekte yine onların çalışma koşullarını oluşturacak’ sözlerine katıldığını söylüyor. Koşak, “İnsanın siyasi görüşü ne olursa olsun, hangi sistemi ya da sistemsizliği savunursa savunsun; hak, adalet ve özgürlüğünü savunmasını kendine borç bilmelidir ve 1 Mayıs haklı ve gerçekten de gerekli bir gündür” diyor.

www.evrensel.net