Türkiye işçi sınıfı tarihinden portreler: Metal fırtınası

Türkiye işçi sınıfı tarihinden portreler: Metal fırtınası

İşçi demokrasisi ve ortak mücadele deneyiminde önemli bir rol alan, Bursa'daki 2015 Metal Direnişi nasıl gelişti, neler yaşandı?

EMEK PLATFORMUNUN KURULUŞU

Emek mücadelesi tarihinde işçi sınıfı ile örgütlerinin birlikteliği hep tartışılan önemli bir konudur. İşçilerin, emekçilerin en temel haklarına saldırılara geniş birliktelikle karşı durulmamış ve her daim işçi sınıfının örgütlerinin gündeminde ciddi bir sorun olmuştur. 1999’da kurulan Emek Platformu bu yüzden önemli bir yere sahiptir. 1998’de Asya’da başlayıp Türkiye’yi de etkisine alan ve 99’ Depremi ile süren ekonomik krizin etkilerinin derinleşmesi, işçi sınıfının her kesimini olumsuz etkiledi. İşçi, memur ve sözleşmeli personel statülerinde istihdam edilen emekçilerin örgütlerinin bir araya gelmesi gereği daha yoğun hissedildi. 27 Ocak 1999’da Türk-İş, Hak-İş, DİSK, KESK, Türkiye Kamu-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanları Ankara’da, Hak-İş Genel Merkezinde toplanıp ortak sorunları görüştüler. Toplantıya görüşlerini ifade eden metinler sundular. Uzun ve bazen sertleşen tartışmaların ardından, ortak görüşlerin ifade edildiği bir açıklama yayımlandı. Bu, ülkemizde ücretli çalışanların o güne kadarki en geniş birlikteliğiydi.

METAL FIRTINA

“Sendikal demokrasi ve ücretlerde iyileştirme” talebiyle eylemler yapan Renault işçileri; düşük ücret, ağır çalışma koşulları ve sendikal bürokrasiye isyan ederek üretimi durdurdu ve işyerini işgal etti. Daha ileri haklar içeren BOSCH sözleşmesinin ardından metal işçilerinin Türk Metal bürokrasisine öfkesi öyle büyüdü ki, Renault’da başlayan direniş birkaç gün içinde, belli başlı tüm otomotiv fabrikalarına ve yan sanayi fabrikalarına sıçradı. 

Renault, TOFAŞ, Ford Otosan, Türk Traktör, Coşkunöz, Mako, Ototrim, ORS Rulman... Binlerce işçi, sendikal bürokrasi ve sömürüye öfkelerini şalteri indirerek gösterdi. Binlercesinin iş bırakma eylemi de Türk Metal’den istifalarla direnişin parçası oldu. “Halkların, yasalardan önce geldiğini” gösteren işçiler, fiili grevlerini iki haftaya yakın sürdürürken direniş her fabrikada, esas olarak da işçilerin iç örgütlülüğünde farklı sonuçlar doğurdu.

'TALEPLER ETRAFINDA ORTAK MÜCADELE'

Renault’da, Nisan 2015’te “sözleşmenin yenilenmesi” talebiyle başlayan eylemler 5 Mayıs’a gelindiğinde fiili işgal ve direnişe dönüştü. 5 Mayıs’a gelene kadar hemen her gün eylem yapan Renault işçileri, bu süreçte işyerindeki birlik zeminini güçlendirdiler. İşçilerde sendikal bürokrasiye karşı işyeri komiteleri etrafında birlik fikri gelişirken bu birliği sağlamak üzere işçilerce 3 temel talep ortaya atıldı: 1- İşçilerin sendika seçme özgürlüğü tanınacak, Türk Metal’in tabelası fabrikalardan sökülecek. 2- Eylemler nedeniyle hiçbir işçi işten atılmayacak. 3- Ücretlerde iyileştirme yapılacak. Bunlar, ülkedeki tüm metal işçilerinin talebi haline geldi.

'İŞYERİ KOMİTELERİ ETRAFINDA BİR BİRLİK'

Sendikal bürokrasi ve işbirlikçi sendikal anlayıştan kurtulan metal işçileri, direniş boyunca işçi demokrasisinin nasıl işlemesi gerektiğini de gösterdi. Direnişteki tüm fabrikalarda işçiler her kararı birlikte alıp uyguladılar. Metal direnişinin amiral gemisi Renault, bu konuda da örnek oldu. En küçük üretim birimi UET’lere kadar inen işyeri komiteleri etrafında bir araya gelen Renault işçileri, her kararı birlikte alarak hayata geçiriyorlardı. 5 Mayıs’ta başlayıp 16 gün süren direniş boyunca birliğini koruduğu için taleplerini büyük oranda patrona kabul ettirdiler. Birliğini koruyamayan, iç örgütlülüğü zayıf olan fabrikalarda ise patronlar direnişi kırdı. TOFAŞ, Ford Otosan ve Türk Traktör’deki kırılmalar nedeniyle direniş işçilerce bitirildi.

İŞÇİ İNİSİYATİFİ ELDEN BIRAKMAMALI

Mayıs’taki direnişten başarıyla çıkan Renault’da işçiler ortak kararla Birleşik Metal-İş Sendikası’nda örgütlenirken TOFAŞ işçileri Çelik-İş Sendikası’na üye oldu. Direniş sonrası birliği koruyamayan TOFAŞ işçileri direnişe öncülük eden işçilerin atılmasına engel olamadı. Benzer bir tablo Ford Otosan ve Türk Traktör’de de yaşandı, aralarında sözcülerin de olduğu çok sayıda direnişçi işçi işten atıldı. Diğer fabrikalarda işçilerin birliği ciddi yaralar alırken Renault işçileri birliklerini uzunca bir süre korudu.

EK ZAM EYLEMLERİ

2016’da asgari ücrete zammın ardından Renault işçileri “Ek zam yoksa fazla mesai de yok.” Şiarıyla ek zam talebi için yeniden eylemlere başlarken başta direnişin yaşandığı fabrikalarda ve tüm metal işkolunda “yeniden bir araya gelme” tartışmaları başladı. 5 Mayıs’ta sendikasız 16 gün direnen Renault işçileri, Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye olmalarına rağmen ek zam talebiyle yapılan eylemler nedeniyle işten çıkarmalara 1 gün bile direnemedi. 5 Mayıs’ta inisiyatifle her kararı birlikte alıp uygulayan işçiler, inisiyatifi sendikacılara bıraktı. Sendikacılar ise işten atmalara karşı direniş talebine “yasal değil” diyerek karşı çıktı. Renault patronu, MESS, kolluk güçleri ve sendikal bürokrasi karşısında yalnız kalan ve diğer fabrikalardan destek alamayan Renault işçileri, son saldırıyı püskürtemedi, 80 işçi işten atıldı. Yaşananlar gösterdi ki; sendikal bürokrasiyi aşmanın tek yolu, işçilerin etkin olduğu bir mekanizma yaratmak.

www.evrensel.net