Fransa’daki grevler bize direnişi öğütler!

Fransa’daki grevler bize direnişi öğütler!

22 Mart'ta Fransa'da başlayan ve 200 bini aşan emekçi kitlelerinin katıldığı grev ve protestolar, bize de mücadeleyi öğütlüyor.

Can ADIGÜZEL
H. Sinan GÜLER

22 Mart Perşembe günü Fransa'da başlayan, birçok farklı iş kolundan 200 bini aşan emekçi kitlelerinin katıldığı grevler ve protestolar Avrupa’nın gündemine oturdu. Neoliberal politikalarının üzerimizdeki ağırlığını her gün daha da fazla hissettiğimiz ülkemizden bakılınca Avrupa’daki kapitalizmin vicdanlı olduğu iddiasında ve hülyasındaki kişiler, genç başkan E. Macron’un işçi sınıfının uzun mücadeleler sonucu kazandığı ve refah devleti döneminden kalan son haklarını da almak için giriştiği bu “reform dalgası” sonrasında kapitalizmin vicdanlı olamayacağı gerçeği ile yüz yüze geldiler. 1789’da “Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik” şiarıyla Fransız İhtilali’ni gerçekleştiren, 1871’de göğü fethe çıkan Komünarların ülkesi Fransa’da bile kapitalizm işçi sınıfının örgütsüzlüğünü ve parçalanmışlığını fırsat bilerek neoliberal politikalarla halka böylesine saldırırken, insanlara eşit yaşam olanakları ve adalet sağlama konusunda bu derece yetersiz kalırken ülkemizde daha gelişmiş olanakları, daha kapsamlı hakları ve eşitliği mücadele etmeksizin bekleyebilir miyiz?

HALK GREVLERE DESTEK VERİYOR

Fransa’da gerçekleşen grevler Emmanuel Macron’un demiryolu başta olmak üzere refah devleti döneminin bir eseri olarak varolan toplu taşıma ve kamu yararına taşımacılık anlayışını tasfiye etmek için başlattığı özelleştirmeleri ve özel sektöre dayalı yatırımları teşvik edici kanun tasarılarını yasalaştırmak istemesi üzerine gerçekleşti. Ayrıca Macron’un demiryolu işçilerini özel ayrıcalıkları olan insanlar olarak tanıtması (daha önce de emeklileri, öğrencileri ya da işsizleri Fransa'ya ekonomik bir yük olarak tanıtmıştı) bardağı taşıran son damla oldu ve tüm kamu sektöründe büyük bir grev başladı. Ülkenin 180 farklı bölgesinde gerçekleşen gösterilere 200 bin emekçi katıldı. Bu kitlesel hareket aynı zamanda Fransa'da parçalanmış sol siyaset partilerinin de bir araya gelmesine önayak oldu.

Dünya genelinde yükselen sağ popülist politikaların işçilere, emekçilere ve öğrencilere dayattığı  kemer sıkma uygulamalarına karşı Fransa'da gerçekleştirilen grevler, hükümet tarafından “reform ve gerekli değişimler yapılıyor” bahanesiyle kolluk güçlerinin şiddeti de dahil olmak üzere her türlü yolla bastırılmaya çalışılsa da halkın büyük çoğunluğu tarafından bu grevler destek görüyor.

'KAPAĞI AVRUPA’YA ATMAK' KURTULUŞ DEĞİL

Neoliberal politikalar ile Avrupalı işçi ve emekçilerin hakları gasbedilmek istenirken bu politikalardan öğrenciler de kendilerine düşen payı alıyor. Bu açıdan bakılınca kendi hayatlarını “bir şekilde kapağı Avrupa’ya atarak” kurtaracağını düşünen arkadaşlarımız gelecek planlarını yeniden gözden geçirmeli çünkü Avrupa’da eğitim görmek ya da Avrupa’da çalışmak kişinin refahını garanti altına almıyor. Sömürü Avrupa ya da Türkiye dinlemiyor. Neoliberal iktisadi düzenlemeler, neo-muhafazakar toplum hayatının dayatılması ve popülist söylemler ile yabancı düşmanlığının kapitalizmin modern görünümü haline geldiği günümüzde geleceğini kurtarmak, Schengen vizesinden değil mücadeleden geçiyor. Bu düzen değişmedikçe geleceğimizin teminatı yoktur.

Kaynaklar
https://www.evrensel.net/haber/348494/fransa-emekcileri-ayakta
https://www.thelocal.fr/20180330/french-rail-strikes-here-are-the-37-days-to-avoid-travelling-by-train
https://www.theguardian.com/world/2018/mar/22/thousands-of-public-sector-workers-go-on-strike-across-france

www.evrensel.net
ETİKETLER Fransagrev