Aydın Engin: Gerçeğe sahip çıkmaktan başka şansımız yok

Aydın Engin: Gerçeğe sahip çıkmaktan başka şansımız yok

Satın alma, sansür ve kayyım... Yazar Aydın Engin, baskıların daha da artacağını söyledi.

Doğan Medya Gurubu’nun iktidara yakın Demirören Grubuna satılması, İnternete RTÜK denetimi getiren yasa, Özgürlükçü Demokrasi ile basıldığı gün matbaasına el konulması ve Welat gazetesinin basılacak matbaa bulamaması nedeniyle yazılı baskısına son vermesini birlikte değerlendiren Yazar Aydın Engin, baskıların daha da artacağını söyledi. 

Türkiye’de 20 aydır devam eden Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile yüzlerce gazete, televizyon, radyo, ajans ve internet sitesi kapatıldı. “Medyayı susturma operasyonu” şeklinde değerlendirilen bu uygulamalara Doğan Medya Grubu’nun Demirören Grubu’na devredilmesi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) internet yayıncılığını denetleme yetkisi verilmesi de eklendi. Son olarak Özgürlükçü Demokrasi gazetesi ve gazetenin basıldığı Gün Matbaası’na kayyım atandı. 

Gazeteci-Yazar Aydın Engin, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri ve Welat gazetesi yaşanan baskı sürecine ilişkin Mezopotamya Ajansına konuştu.

‘BÖLGEDEN HABERDAR OLUNMASI ENGELLENİYOR’

Bu güne kadar Kürt medyasının baskılara rağmen isim değişiklikleriyle yollarına devam ettiğini hatırlatan Aydın Engin, “Ama Özgürlükçü Demokrasi’ye el konulması olayı, özgür basına son vermeye kesin karar verdiklerinin göstergesidir. Yine de ben direnmeye, başının gölgesini öne düşürmemeye kararlı olanların bir yolunu bulabileceğini, internet, elektronik imkanlarını kullanarak seslerini duyuracağını düşünüyorum” dedi. Gazeteye el konulmasıyla, bölgedeki insanların haber alma özgürlüklerinin kısıtlandığını belirten Engin, “Bugünden sonra her türlü manipülasyona açık yalan haberlerle oradaki insanların bilinçlerini saptırma ortamı yaratacaklar. İnsanların bölgede yaşananlardan haberdar olması engellenmek isteniyor. Ama bu bir siyasi mücadeledir. Elimizdeki bütün imkanlarla, biz özgür medyadan yana olanlar bunu göğüslemeye çalışmak zorundayız” diye konuştu. 

BASKILAR DAHA DA  AĞIRLAŞACAK

Doğan Medya Grubu’nun Demirören’e satılmasına ilişkin de Engin, “Bana sorarsanız Doğan Medya’yı satın alan Demirören değil AKP’dir, Erdoğan’dır. Böylece Türkiye medyasında civarında yani Cumhuriyet, Birgün, Evrensel’i bir yana bırakırsak kağıda basılı gazetelerde bağımsız, muhalif bir ses kalmadı. Şu an nadir rastlanan, dünyada örneği çok az olan tekelci bir medya oluştu” dedi.  engin ilerleyen dönemde haber alma özgürlüğü açısından daha zor bir süreç yaşatılacağını ifade etti.

‘ÖZGÜR HABERCİLİK YAPABİLECEK MİYİM?’

Basın üzerindenki baskıların katmerleştiğini dile getiren gazetecilik öğrencileri ise çalışacak mecra bulamayacakları endişesi taşıyor.  Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden Gülben Yıldırım, medyanın tek elde toplaması sonrasında gazetecilik yapılacak alanların daha da daraldığına vurgu yaptı. “Gazetecilik demek, bir yerde özgür düşünce ve toplumu aydınlatmak demektir” diyen Yıldırım, şunları söyledi: “Bunu biz de yapabiliriz ama ben bunu yurtdışına çıkarak değil, ülke sınırları içinde yapmak istiyorum. Mesleğimi özgür basın başlığıyla Türkiye’de yapmak istiyorum” dedi. 

Bir başka öğrenci Emek Kılınç ise, “İktidarın, medyayı abluka altına alması dolaylı olarak okuyucunun da abluka altına alınması anlamını taşıyor. Geleceğe baktığımda kendime hiçbir yer bulamıyor, ötekileşiyor ve baskıya maruz kalıyorum” diye konuştu. 

Gazetecilik öürencisi Can Kıpçak da, medya alanlarında çok sesliliğe karşı bir set kurulduğunu belirterek, “Özgürce bir haberin gerçekliğini ortaya dökemeyeceksek, o zaman haberciliğin anlamı nedir? Hrant Dink gibi gazetecilerin gerilerinde bıraktıkları çok güzel manevi bir miras var bize” dedi.

‘GAZETEMİZE VE GERÇEĞE SAHİP ÇIKACAĞIZ’

Gerçekleri  yazan basın organlarına sahip çıkacaklarını söyleyen Welat gazetesi okurları ise, gazetelerine ve gerçeğe sahip çıkacaklarını söyledi. 

Gazete okurlarından Nevzat Orman, sürecin artık insanların haber alma hakkının elinden alınacağı bir aşamaya geldiğine dikkat çekti. İnsanların siyaset yapma haklarının da elinden alındığını hatırlatan Orman, “İnsanların işleri ellerinden alındı. Gazeteler kapatıldı. Siyasetçiler tutuklandı. İnsanlar sokakta bu yaşananları tartışıyorlar. İnsanlar mutlu değiller. Bu süreçte insanlar görüşlerini ifade edememelerini sorguluyorlar. Gazeteler artık dağıtılamayacak ve basılamayacak bir noktaya geldi. Gazetelerimize kayyım atanması kabul edilemez bir durumdur” dedi. 

“Kürtçe bir gazetenin çıkması bugün sistemi bu kadar etkiliyor ve üzerine o kadar düşüyorlarsa bunu bizlerinde düşünmesi gerekiyor” diyen Orman, İstiklal mahkemelerinde bile bu kararların alınmadığını söyledi.    

‘OKUR GAZETESİNE SAHİP ÇIKACAK’

Hamdullah Kumli adli Welat Gazetesi okuru da,  Kürt basının üzerinde baskların çok uzun yıllardır devam ettiğini söyledi. Kumli, şöyle devam etti: “Türkiye’de birçok gazete çıkarılıyor ama Kürtçe çıkarılan bu gazete üzerinde neden bu kadar baskı uyguluyorlar? Kürt dili üzerinde de baskılar oluyor. Bizler gazetemize sahip çıkacağız. Bu yapılanlar kabul edilemez. Bugün matbaalar bu gazeteyi çıkarmak istemiyorlar. Onların üzerinde de baskılar olduğundan dolayı bugün fotokopisini çıkarmak zorunda kaldılar. Ne kadar önünü kapatmak isterlerse de önünü kapatamazlar. Bizler gazetemize sahip çıkacağız.” Avşin, gazetenin yeniden kendilerine ulaşacağını söyledi. Avşin, son olarak “Gazetelerimize sahip çıkalım” çağrısında bulundu.

‘HER TÜRLÜ OKURLARINA ULAŞTIRILIR’

Welat gazetesinin Türkiye’de Kürtçe yayın yapan tek gazete olduğunu hatırlatan Yamaç, basın ve yayınevlerinin cesaret ederek bu gazeteleri basmamalarının utanç verici bir durum olduğunu söyledi. 

Yamaç, sözlerini şöyle tamamladı: “Gazeteler okurlarına ulaştırılır. Gerekirse sosyal medya üzerinden veya internet gazeteciliği şeklinde bu gazeteler okurlarına ulaştırılmalıdır.” (MEDYA SERVİSİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Nisan 2018 18:06
www.evrensel.net