Bakliyat üreticisine son darbe hükümetten

Bakliyat üreticisine son darbe hükümetten

Nüfus arttı, üretim azaldı. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 1.5 milyon ton olan bakliyat üretimi 2017’de 1.2 milyon tona düştü. 

Son 25 yılda Türkiye nüfusu yüzde 50 artarken bakliyat üretimi ise yüzde 40 azaldı. 2017’de bakliyat ürünlerinde gümrük vergilerinin sıfıra indirilmesi ise üreticiye son darbeyi vurdu. 2017’de bakliyat ithalatında rekor kırıldı. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 1.5 milyon ton olan bakliyat üretimi 2017’de 1.2 milyon tona düştü. 

Ziraat Mühendisi ve CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal tarafından hazırlanan rapor, neredeyse tüm tarım ürünlerinde ithalatçı duruma düşen Türkiye’nin bakliyat üretiminde de aynı duruma geldiğini gözler önüne serdi. 

Nohut, kuru fasulye, mercimek gibi ürünler için 1980’li yıllarda nadan alanlarının açılmasıyla bakliyat üretimi büyük ölçüde arttı. 

1981 yılında yapılan yasal düzenlemeyle yemeklik dane bakliyat ekilen alanlar hızla artmaya başladı. 1981’de 740 bin hektar olan ekim alanları yüzde 60’lık bir artışla 1982’de 1.2 milyon hektara yüksemdi. 1990’ların başında 2 milyon hektara ulaşan ekim alanları projenin sona ermesiyle gerilemeye başladı.

25 YILDA YÜZDE 40 AZALDI 

Rapora göre, 1990-2017 döneminde nüfus yaklaşık 27 milyon (yüzde 50 oranında) arttı. Yemeklik kuru bakliyat üretimine ayrılan arazilerin miktarı ise yüzde 65 oranında gerileyerek 2 milyon hektardan 790 bin hektara düştü. Buna bağlı olarak bakliyat üretimi de 2 milyon tondan 1.2 milyon tona indi.

GİRDİ FİYATLARI BEL BÜKÜYOR 

Raporda bakliyat üretiminin azalmasının nedenleri şöyle sıralandı: 
* Ekim alanlarının daralması. 
* Bakliyat üretiminde kullanılan girdi fiyatlarının yüksekliği. 
* Üreticinin ürününe tatmin edici düzeyde fiyat bulamaması. 
* İthalatçı ülkelerin isteklerine uygun kalitede ürün yetiştirilmemesi. 
* Makineli tarımın yaygın olmayışı. 
* Kaliteli tohum kullanımının yetersiz olması. 

DIŞSAL ETKİLER

Raporda bakliyat ihracatının azalmasındaki dışsal etkilere de dikkat çekildi. Nohutta Avustralya ve Meksika, mercimekte ise Kanada ve ABD gibi ülkelerin artan rekabeti. Bu ülkeler çeşit ve yetiştirme tekniğinde elde ettikleri gelişmelerle bir yandan verim ve kaliteyi artırırken, öte yandan üretim maliyetini azaltarak ihracatta sıçrama yaptılar.

SON DARBE: GÜMRÜK VERGİSİ SIFIRLANDI 

Rapor göre, bakliyat üreticilerine son darbeyi Hükümet vurdu. 2 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile kuru fasulye, barbunya, nohut ve börülce ithalatında gümrük vergisi oranları sıfıra indirildi.

Bu karar, tarrımda koruma duvarlarını kaldırarak, başka ülkelerin ürünlerine kapıları sonuna kadar açtı. Bu kararla üretimi değil ithalatı teşvik eden Hükümet kendi üreticisini değil tarım tekellerini destekledi. 

İTHALATTA REKOR YILI 2017 

Rapora göre bu kararla birlikte bakliyat ithalatı 2017 yılında rekor kırdı. Toplam bakliyat ithalatı 571 bin ton ile, mercimek ithalatı 371 bin ton ile, nohut ithalatı ise 90 bin ton ile Cumhuriyet döneminin rekorunu kırdı. İthalat lobileri kârlarına kâr kattı.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 1.4 milyon hektar olan bakliyat ekim alanları 2017 yılında 790 bin hektara düştü, yani yüzde 42 oranında daraldı. Buna karşılık 2002 yılında 1.5 milyon ton olan bakliyat üretimi 2017 yılında 1.2 milyon tona düştü yani yüzde 23 geriledi. AKP’li yıllarda bakliyat ithalatı ivme kazanarak; toplam 4.1 milyon ton bakliyat ithal edilerek 3.4 milyar dolar ödeme yapıldı. 

MISIR ÜRETİCİSİ DEĞİL, ŞİRKETLER KAZANDI

Orhan Sarıbal ayrıca, hükümetin 27 Haziran 2017 tarihinde mısırda yüzde 130 olan gümrük vergisini yüzde 25’e düşürmesinin ardından üreticilerin yaşadığı mağduriyete de dikkat çekti. Konuşla ilgili yaptığı çalışmayı kamuoyuna açıklayan Sarıbal, gümrük vergisinin düşürülmesinden 1 ay sonra TMO’ya mısır ithalatında gümrük vergisinin sıfırlandığını hatırlattı.  
Mısır hasadı devam ederken alınan kararın üreticinin hasat ettiği ürünün fiyatlarını baskılamaktan başka işe yaramadığını belirten Sarıbal şunlara dikkat çekti: “2016 yılında TMO’nun mısır alım fiyatı ton başına 740 TL idi. 2017 için fiyat ton başına 760 TL olarak belirlendi. Yani mısır fiyatı sadece yüzde 2.7 artı. Oysa enflasyon artışı yüzde 10.7’yi buldu. Hükümetin gümrük vergileri sıfırlayıp çiftçiyi mağdur etmesi yetmezmiş gibi alım fiyatını da artırarak çiftçinin mağduriyetini katmerledi. 2016 yılında 355 bin ton olan mısır ithalatı 2017’de 5 kat artarak 2.1 milyon tona yükseldi.
Kendi üreticisinin desteklemeyeh hükümetin NBŞ ve yem şirketlerini desteklediğini ifade eden Sarısal, “bu durumdan kurtulmak için, üretimin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, destekleme araçlarının doğru ve amaca uygun olarak kullanılması ve istikrarlı politikalar izlenmesi gerekir” dedi. 

ÇÖZÜM ÜRETİMİN DESTEKLENMESİNDE

Orhan Sarıbal tarafından hazırlanan raporun sonuç bölümünde bakliyat üretimin artması için şu önerilere yer verildi: 
* Üretim, tüketim ve dış ticaret verilerini esas alan, uygulanabilir bir üretim planlaması yapılmalı.
* Bakliyat ekim alanlarının genişletilmesi için ‘Nadas alanlarının daraltılması projesi’ yeniden başlatılmalı.
* Yerel çeşitlerin devamlılığı ve geliştirilmesi sağlanmalı.
* Kuru tarım alanlarında nohut ve mercimek, sulanan alanlarda ise fasulye ekim nöbetine alınlalı. 
* Bakliyat üretiminde kullanılan girdilerin fiyatları kontrol altında tutulmalı. 
* Üreticinin ürününü satıh alıp pazarlayacak müdahale kurulları oluşturulmalı. 
* Hasat döneminde bakliyat ithalatına izin verilmemelidir. (EKONOMİ SERVİSİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Nisan 2018 16:53
www.evrensel.net
ETİKETLER Orhan Sarıbal