Barış Kerem'in annesi: Bizi koruması gerekenler canlarımızı aldı

Barış Kerem'in annesi: Bizi koruması gerekenler canlarımızı aldı

Polis kurşunuyla ölen Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un davası bugün. Barış'ın annesi Melike Altınışık 'Adaletin tecelli etmesini bekliyoruz' diyor.

Olcay ÖZAK
İstanbul

Sultangazi’deki Gazi Kent Ormanı çıkışında ‘dur ihtarına uymadıkları’ gerekçesiyle polisin ateş açması sonucu hayatını kaybeden Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul’un bugün görülecek davası öncesi Evrensel'e konuşan Barış Kerem’in annesi Melike Altınışık, “Bizi koruması gerekenler canlarımızı aldı. Adaletin tecelli etmesini bekliyoruz” dedi.

Geçtiğimiz yıl 14 Nisan’da Gazi Kent Ormanı’nda bağlama çalıp eğlenen 5 çocuk, araçla parktan ayrıldıkları sırada polislerin silahlı saldırısına maruz kalmışlardı. Saldırıda Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul hayatını kaybetmiş, diğer çocuklar ise yaralanmıştı. Yaralı çocuklardan biri ifadesinde “Aracın açık camından polisler bizi gördü, çocuk olduğumuzu gördü yine de ateş etti” demişti. 2 çocuğun ölümüne, 3 çocuğun da yaralanmasına sebep olan ve tutuksuz yargılanan 4 polis hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Dava öncesi Barış Kerem’in annesi Melike Altınışık’la konuştuk. “Adalet istiyorum” diyen Altınışık, başka çocukların ölmemesi için mücadele edilmesi gerektiğini söylüyor.

Melike Altınışık
Barış Kerem’in annesi Melike Altınışık (solda)

‘ONLARIN EVLATLARI YOK MU, NASIL KIYDILAR?’

İlk olarak saldırı gününü konuşalım. Neler yaşandı, siz ilk haberi nasıl aldınız? 

Oğlum barış ve arkadaşlarına sorgusuz sualsiz ateş edilmiş ve yargısız infaz edilmişlerdir. Bana haber verildiğinde saat 23.00 olmuştu ve oğlumun belki kavgaya karışmış olabileceğini ve yumruk vurduklarını düşünmüştüm. Aklıma hiç polis infazı gelmemişti. Gerçekle yüzleştiğimde içim dondu! Polislerin gençleri kurşunlamasını kabullenemedim. Nasıl yapabilirlerdi; onların evlatları yok muydu, bu cesareti nereden alıyorlardı?

Dava öncesi yaşadığınız duygular neler? 

Anlatmak mümkün değil. Barışsız nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. Oğlumla beraber büyüdük sayılır, Barış bana sevgililer gününde hediyeler alırdı. Ama artık acı hissedemiyorum. Ailem ve yakınlarım bana çok destek oldular, ilk zamanlar psikolojik destekler aldım, ama hayat devam ediyordu ve benim ayakta durmam gerekiyordu. Bunu başardım. Şimdi son doğum günü fotoğrafımızın önünde yine onunla yaşıyorum. Barış tek çocuğumdu, çok neşeli ve zeki birisiydi, birbirimize çok bağlıydık. Ancak onun acısıyla yaşamayı öğrendim. Başka aileleri duyduğumda üzülürdüm ama benzer acıyı yaşamak ne kadar zormuş, ateş gerçekten düştüğü yeri yakıyormuş.

Peki, davanın seyri bugüne nasıl geldi? 

Olay yerinde 9 polis var, onlarca kurşun sıkılmış. Sadece Barış’ın vücudunda 9 kurşun vardı! Buna rağmen davaya gizlilik kararı kondu. Böylece süreç uzatıldı, savcı hemen izne ayrıldı. Kasten adam öldürmekten dava açılması gerekirken OHAL koşulları bahane edilerek, “Dur ihtarına uymadıkları” gerekçesine sığınıldı. Polisler hakkında davacı olmamıza rağmen ne tutuklama, ne görevden uzaklaştırma yapıldı, halen görev başındalar! Aracın lastiklerine ateş edildiği yalanına sarılan polisler kasten çocuklarımızı katlettiler. Bu katliamın arkasında başka güçlerin olma ihtimalini de düşünmemiz gerekir. Bizi koruması gerekenler canlarımızı aldılar. 

Adaletin yerini bulması için neler yapılmalı sizce? 

Bu ve benzeri davalardan acımızı bir nebzede olsa dindirecek bir sonuç çıkabilmesi için kamuoyu baskısı yaratılması gerekir. Bunun için de yakınlarımızın, köylülerimizin, komşularımızın, derneklerimizin, demokratik kitle örgütlerinin, siyasi partilerin ve duyarlı kesimlerin davaya sahip çıkmaları çok önemlidir. Bu tür acı olayların başkalarının başına gelmemesi için mutlaka birlik olmak zorundayız. Bunun ilk adımı olarak derneklerimiz davaya çağrıda bulundular.

‘ÖLÜM ARKADAŞLIĞINI BU OLAYDA YAŞADIM’

Olayda mağdur olan diğer gençlerin aileleri ile de görüşüyor musunuz? 

“Ölüm arkadaşlığını” bu olayda yaşadım. Diğer ailelerle yakın ilişki halindeyiz. Pazartesi günü İnsan Hakları Derneğinde basın toplantısı yaptık. Olay ve dava hakkında açıklamalarda bulunduk ve kamuoyunun desteğini istedik. 

Oğuzhan Erkul’un ailesinin İstanbul’dan ayrıldığı söyleniyor, neden?

Oğuzhan’ın ailesi yaşanılanların ağırlığı nedeniyle bu çevreden uzaklaşmak durumunda kaldı, Çünkü ağır travmalar yaşadılar, burada kalamadılar. Gençlerimiz ve bizler bunu asla hak etmedik. 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Davanın sonuçları acımızın ateşini söndürmez, ancak caydırıcı olabilir. Çocuğumuzun adını Barış koyduk ki bu ülkede barış olsun! Onlar bizim Barışımızı elimizden aldılar. Bir anne olarak suçluların ceza almalarını, bunun için kamuoyunun bu davaya sahip çıkmasını istiyorum. Çünkü ülkenin diğer yerlerinde de benzer olaylar olmakta. Bunun için herkesin davaya sahip çıkmasını, insanlık onuruna yakışır tavır içinde olunmasını istiyoruz. Adaletin tecelli etmesini bekliyoruz. Polisler kasten adam öldürmekten yargılanmalıdır.

NE OLMUŞTU?

Olay 14 Nisan 2017 günü saat 21.00 sularında gerçekleşmişti. Eyüp Alibeyköy Meslek Lisesi Öğrencileri Barış Kerem, Oğuzhan Erkul, Demirhan Erkul, Ramazan Erkul ve Birkan Erkul, doğum günü kutlamak amacıyla Gazi Kent Ormanı’na gitmişler ve orada birlikte eğlenmişlerdi. Kendi araçlarıyla evlerine dönmek üzere parktan ayrılan liseliler polisler tarafından durdurulmuştu. Çapraz ateşe maruz kalan gençlerden Oğuzhan Erkul ve Barış Kerem hayatını kaybetmiş, 3 öğrenci de yaralanmıştı. Olay sonrası, gençlerin kurşunlanmadan önce polisler tarafından hakarete maruz kaldıkları da ortaya çıkmıştı.

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Mart 2018 05:54
www.evrensel.net