Akademisyenler hakim karşısına çıktı: Bu dava OHAL davasıdır

Akademisyenler hakim karşısına çıktı: Bu dava OHAL davasıdır

'Bu suça ortak olmayacağız' başlıklı Barış Bildirisini imzaladıkları haklarında dava açılan akademisyenlerin yargılanmasına devam edildi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul 

“Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı Barış Bildirisini imzaladıkları için “Terör örgütü propagandası” yaptıkları iddiasıyla haklarında dava açılan ve 7 buçuk yıl hapis cezası ile cezalandırılmaları istenen 150’yi aşkın akademisyenin yargılamasına devam edildi. Dava kapsamında yargılanan 18 akademisyen dün 33 ve 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Duruşmalarda avukatların birleştirme ve derhal beraat talepleri sonraki aşamalarda değerlendirilmek üzere reddedilirken kabul edilen tek talep savunma için ek süre verilmesi oldu. 

Barışı savundukları için haklarında dava açılan akademisyenlerin tekil yargılanmalarına Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 33 ve 36 Ağır Ceza Mahkemeleri’nde devam edildi. Duruşmaları, yargılanan akademisyenler ve avukatlarının yanı sıra aralarında CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda kişi izledi. 

‘YANGIN VAR DİYE BAĞIRMAYI GÖREV KABUL ETTİM’

33. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşma, Marmara Üniversitesi’nden ihraç edilen öğretim üyesi Erol Katırcıoğlu’nun savunması ile başladı. Katırcıoğlu savunmasında gerek Anayasa’da gerek de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ifade ve basın özgürlüğünün düzenlendiğini hatırlatarak, “Bildiri bugün de gelse imzalarım. 40 yıldır akademisyenlik yapıyor, insan yetiştiriyorum. İnsanların ölümü konusunda sessiz kalmak ahlaki ve vicdani değildir. Muhatap olarak devleti ve siyasileri gördüğümden onlara çağrı yapan bu metni imzaladım. Yangın tüm mahalleyi sarmıştı. Mahalle halkını uyandırmak için üzerime düşeni yaptım. Yangın var diye bağırmazsak bütün mahalle olarak yanarız. Ben bunu görev olarak kabul ettim. Yaşanan ölümlere vatandaş olarak razı gelmek benim yapabileceğim bir şey değildi onun için de metni imzaladım. Ortada bir suç yoktur. Ben bu metinden dolayı dava açılmayacağını düşünmüştüm. Böyle bir dava açılmış olsa da mahkemenizin ceza vermeyeceğini düşünerek beraatimi talep ediyorum” dedi. 

‘DOSYALAR FİİLİ VE HUKUKİ YÖNDEN İRTİBATLI’

Katırcıoğlu’nun avukatı Bahri Belen savunmasında usule ilişkin beyanlarda bulundu. Bildiriyi imzaladıkları için akademisyenler Esra Mungan, Meral Camcı, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “örgüt propagandası” iddiasıyla dava açıldığını hatırlatan Belen, “4 akademisyenin İstanbul 13 Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davasının ilk duruşmasında iddia makamı, yargılamanın 301’den yapılması için izin koşulu gerektiğini, izin koşulu gerçekleşmediğinden yargılamanın durmasını ve iznin beklenmesini talep etmişti. Mahkeme de bu talebi kabul etmişti. Müvekkilim ve diğer imzacı akademisyenler için tipikliği belirlenmiş bir suç ne savcılık makamından ne de mahkeme tarafından saptanamamıştır. Eğer iddianamemizde imzacıların isimleri yazılıyor bunlardan 4’ü ile ilgili açılan dava için 301’e başvuruluyorsa o zaman burada tüm sanıklar için yargılamanın birlikte yapılmasının yeknesaklığı sağlamak açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Öncelikle dosyanın 13 Ağır Ceza Mahkemesi’nden celp edilmesini, dosyalar fiili ve hukuki yönden irtibatlı olduğu için birleştirilmesini ve 301 hususu kesinleşene kadar da yargılamanın durmasını talep ediyoruz” dedi.

Birleştirme husundaki takdiri mahkemeye bırakan duruşma savcısı, soruşturma ve kovuşturmanın genel hususlara göre yapılması gerektiğini söyleyip durma kararının reddini talep etti.

Kararını açıklayan mahkeme, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan 4 akademisyenin dava dosyanının istenmesine, birleştirme ve 301’den yargılama talebinin dosya geldikten sonra değerlendirilmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 24 Nisan 2018 saat 09.30’a erteledi. 

‘HAKKIN KULLANILMASI CEZALANDIRILAMAZ’

Marmara Üniversitesi’nden ihraç edilen doktora öğrencisi Cihan Yapıştıran, savunma için süre istedi. Yapıştıran’ın avukatı Meryem Kavak iddianameye ilişkin usûlî beyanlarda bulundu. İddianamenin gerçeğe aykırı isnatlarda bulunduğunu, somut deliller yönünden eksik ve hatalı olduğunu söyleyen Kavak, AİHM, AYM ve Yargıtay kararlarından örneklerle müvekkilinin ifade özgürlüğünü kullandığını ve bir hakkın kullanımının cezalandırılamayacağını kaydetti. Kavak, derhal beraat ve 13 Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosya ile birleştirilme talep etti. Birleştirme hususunda takdiri mahkemeye bırakan savcı, sorgudan sonra hüküm kurulacağından derhal beraat isteğinin reddini talep etti.

Mahkeme, savunması alındıktan sonra beraatin değerlendirilmesi için derhal beraatin bu aşamada reddine, birleştirme talebine savunmadan sonra ilerleyen aşamada karar verileceğini belirterek bir sonraki duruşmayı 24 Nisan 2018 saat 09.45’e erteledi. 

BİRLEŞTİRME TALEBİ SAVUNMALARDAN SONRA DEĞERLENDİRECEK

Yıldız Teknik Üniversitesi’nden ihraç edilen akademisyen İsmet Akça da savunma için süre istedi. Akça’nın da avukatlığını üstlenen Kavak, birleştirme ve derhal beraat taleplerini yineledi. Mahkeme, talepleri bu aşamada reddederek bir sonraki duruşmayı 24 Nisan saat 10.00’a erteledi. 

Avukat Kavak, Marmara Üniversitesi’nden akademisyen Ayşe Nilüfer Durakbaşa’nın konuk öğretim üyesi olarak Viyana’da görev yaptığını belirterek mahkemeye mazeret sundu. Bir sonraki celse Durakbaşa’yı hazır edeceğini söyleyen Kavak, beraat ve birleştirme taleplerini yineledi. Taleplerin mevcut aşamada reddine karar veren mahkeme, bir sonraki celseyi 24 Nisan saat 10.15’e erteledi. 

Avukat Kavak, Marmara Üniversitesi’nden akademisyen Seçil Ercan’ın da Fransa’da bir üniversitede araştırma görevlisi olarak çalıştığını söyleyip iş sözleşmesinin bir örneğini mahkemeye sundu. Ercan’ın sözleşmesi gereğince 24 Temmuz’da Türkiye’ye döneceğini belirten Kavak, beraat ve birleştirme taleplerini yineledi. Mahkeme, taleplerin bu aşamada reddine karar vererek duruşmayı 24 Nisan saat 10.30’a erteledi. 

3 AVUKAT SINIRLAMASI

Daha sonra Marmara Üniversitesi’nden ihraç edilen akademisyen Özgür Müftüoğlu’nun savunmasına geçildi. Müftüoğlu’nun avukatı Ziya Çelik, OHAL KHK’sı ile getirilen 3 avukat sınırlandırmasının uygulanamayacağını söyledi. Avukat Yıldız İmrek de, avukat sınırlamasının savaş halinde bile getirilemeyeceğini ve açıkça Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade etti. Mahkeme, duruşmada en çok 3 avukat hazır bulundurulmasına ve diğer avukatların izleyici bölümüne geçmelerine karar verdi. 

‘KİŞİLİK HAKLARI ZEDELENMİŞTİR’

Avukat Devrim Avcı derhal beraat talep etti. Soruşturma ve bildirinin imzalanmasıyla başlayan süreçte müvekkilimin kişilik hakları kamuoyunda hedef haline getirilerek ihlal edilmiştir. Ceza kanununa göre hakkını kullanana ceza verilemez. Anayasa ve AİHS maddelerinde de yer alan düşünce ve ifade özgürlüğü haklarını kullandı. Bu nedenle derhal beraat. Hukuki değil siyasi saiklerle hazırlanmış iddianameyi savcının kendi görüşlerinin yazdığı bir metin olarak görüyoruz. Bu aşamada müvekkilimin işlediği bir suç olmadığı için derhal beraatini talep ediyoruz. Avukat Ali Saygı yargılamanın 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tek elden yürütülmesi gerektiği kanaatinde olduklarını belirtti. Mahkeme talepleri savunmadan sonra değerlendirileceğini belirterek şu aşamada reddine karar verdi. Bir sonraki duruşma 24 Nisan saat 11.00’da. 

‘YARGI BİRLİĞİ AÇISINDAN BİRLEŞTİRİLMELİ’

Yıldız Teknik Üniversitesi’nden akademisyen Semin Çağdaş Tuba İnal Çekiç’in avukatları Murat Deha Boduroğlu ve Alp Tekin Ocak müvekkillerinin Hamburg’da yaşadığını, Hamburg Üniversitesi’nde akademik faaliyetler yürüttüğünü, görev süresinin 2020 yılında sona ereceğini beyan etti. Müvekkillerini bir sonraki celse hazır edemeyeceklerini söyleyen avukatlar, istinabe usulü ile savunmasının alınmasını talep etti. Mahkeme, sanığın izin kullanma hakkı olduğundan İnal’ı hazır etmeleri için Avukatlara sonraki celseye kadar süre verip duruşmayı 24 Nisan 11.15’e erteledi. 

Marmara Üniversitesi’nden ihraç edilen akademisyen Yüksel Taşkın’ın avukatı Mehmet Adil Demir, yargılamanın 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamayla hukuki ve fiili bağı olduğunu belirterek, “Yargı birliği açısından ve usul ekonomisi yönünden birlikte görülmesinde yarar görüyoruz. Her iki suç da oluşmamıştır zaman kaybı olmaması açısından 301 izni alınmasını ve dosyaların birleştirilmesini talep ediyoruz” dedi. Mahkeme talepleri ilerleyen aşamada değerlendirmek üzere mevcut aşamada reddederek, duruşmayı 24 Nisan saat 09.15’e erteledi. 

SAVUNMAYI MAHKEME 301’E KARAR VERİNCE YAPACAKLAR

36 Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamalarda ilk olarak Galatasaray Üniversitesi’nden akademisyen İpek Merçil’in duruşması görüldü. Merçil’in avukatı İlkan Koyuncu, usule ilişkin itirazlarını dile getirmek için söz aldı. Koyuncu, TCK 301 madde anlamında Adalet Bakanlığı’ndan izin istenmesini talep etti. Merçil ve avukatları, 301. maddeye dair karar verildikten sonra savunma yapacaklarını belirtti.

Mahkeme, bakanlıktan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gelen yazının ve iddianamenin hazır edilmesine karar vererek duruşmayı 26 Nisan 2018, saat 09.00’a erteledi. 

İstanbul Üniversitesi’nden Oğuz Arıcı’nın avukatı, akademisyenin sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılamadığına ilişkin mazeret bildirdi. Bir sonraki duruşma 26 Nisan saat 09.10’a ertelendi.

‘ÇELİŞKİ GİDERİLMELİ’

Ardından İstanbul Üniversitesi’nden Güven Gürkan Öztan’ın savunmasına geçildi. Avukat Sevgi Kalan, usule ilişkin itirazlarını dile getirmek için söz aldı. Kalan, anayasal hakkını kullanan müvekkilinin yasa gereği, sorgusu yapılmamış olsa dahi beraatine karar verilebileceğini kaydetti. Avukat Ali Deniz Ceylan bildiri nedeniyle görülen davaların birleştirilmesini istedi. Ceylan, yargılamanın hangi maddeden yapılacağına dair çelişkinin giderilmesi gerektiğini söyleyerek mahkemenin bu konuda talepte bulunmasını istedi ve bu aşamada savunma yapmayacaklarını belirtti. Mahkeme, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılarak duruşma zabıtları ile Adalet Bakanlığı’na TCK 301 konusunda yazılan yazı ve gelen cevabın istenilmesine, sanık müdafilerinin talepleriyle ilgili olan kararın bu yazılı cevaplar geldikten sonra önümüzdeki duruşmada değerlendirilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 26 Nisan saat 09.20’ye ertelendi.

‘KANUNUN SUÇ SAYMADIĞI FİİLLE CEZALANDIRILMAK İSTENİYOR’

İstanbul Üniversitesi’nden ihraç edilen akademisyen Tevfik Hakan Ongan’ın avukatı Arın Gül Yeniaras usule ilişkin itirazlarda bulundu. Derhal beraat talebinde bulunan Yeniaras, Ongan’ın bildiriyi sosyal medyada görüp imzaladığını, KHK ile görevinden ihraç edildiğini, üniversitenin açtığı idari soruşturmanın raporuna göre kendisine kınama cezası verilmesinin önerildiğini söyledi. Yeniaras, “Müvekkilimiz kanunun suç saymadığı fiille cezalandırılmak isteniyor. Sanığın adil yargılanma hakkı vardır. Sosyal medya ve yazılı basında bildiriye imza atanlar ile ilgili yayınlar ile müvekkilin masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı ihlal edilmiştir. Mahkemenizin basında yer alan açıklamalar ve siyasi sorumluların açıklamalarını dikkate almayarak adil bir karar vermesini talep ediyoruz. Lekenen masumiyet karinesine artık bir son verilmeli” dedi. Mahkeme başkanı, derhal beraat talebini “eylemin niteliğinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle” reddetti. Avukatlar savunma için ek süre istedi. Bir sonraki duruşma 5 Nisan 2018’de.

DURUŞMALAR 26 NİSAN’DA

İstanbul Üniversitesi’nden emekli akademisyen Gülhan Türkay duruşma salonunda hazır bulundu. Türkay’ın avukatı Emel Ataktürk, usulü itirazlarını dile getirerek derhal beraat talep etti. Bu talebin uygun bulunmaması halinde de birleştirme talebini dile getirdi. Mahkeme beraat talebini bu aşamada reddederken birleştirme talebinin ise İstanbul 13 ACM’de görülen dava dosyasındaki belgelerin gelmesiyle değerlendirileceğini söyledi. Bir sonraki duruşma 26 Nisan 2018’de.

İstanbul Üniversitesi’nden akademisyen Sinan Yıldırmaz duruşmaya katılamadı. Avukatı Fuat Ekin birleştirme, derhal beraat, 301 yönünden Adalet Bakanlığı’nın cevabının beklenmesi taleplerini dile getirdi. Mahkeme başkanı, derhal beraat talebinin reddine, birleştirme talebinin İstanbul 13 ACM’de görülen dava dosyasındaki belgeler getirildikten sonra değerlendirilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 26 Nisan 2018’e ertelendi.

İstanbul Üniversitesi’nden Taner Gören duruşma salonunda hazır bulundu. Avukatı Meriç Eyüboğlu söz aldı. Birleştirme kararı verilmiş olsaydı sözümü aldığımda “Benden önceki meslektaşlarıma katılıyorum’ diyecektim” dedi. Derhal beraat talep etti. 

Avukat Ziynet Özçelik, birleştirme talebinde bulundu. Eyüboğlu, İstanbul 13 ACM’deki dosyasının tamamının ya da savcılı soruşturması dosyasının getirtilmesini istedi. O dosyada 89 savcılıkça verilen yetkisizlik kararları ve gerekçeleri olduğunu ve birleştirme talebine dair bu dosyaların görülmesinin sağlıklı olacağını söyledi.

Savcı taleplerin reddini istedi. Mahkeme heyeti, İstanbul 13. ACM’deki dosyanın tamamının getirtilmesi ya da savcılık soruşturması dosyasının getirtilme talebini reddetti.

Derhal beraat talebini eylemin suç oluşturup oluşturmadığı hususundaki değerlendirmenin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddetti.

Bir sonraki duruşma 26 Nisan 2018’de

İstanbul Üniversitesi’nden ihraç edilen akademisyen Ertan Ersoy duruşmaya katılmadı. Bir sonraki duruşma 26 Nisan 2018’de.

‘BU BİR OHAL DAVASI’

 

36. Ağır Ceza Mahkemesindeki hakim karşısına çıkan Marmara Üniversitesinden ihraç edilen Akademisyen İbrahim Kaboğlu savunmasını yaptı. “Bu dava siyasal niteliği açık olan bir davadır” diyen Kaboğlu, “Talep edilen cezalar da geniş yelpazede. Bu bir OHAL davasıdır. Çünkü OHAL ilan edilmeseydi bu davalar da büyük olasılıkta ortaya çıkmayacaktı” ifadelerini kullandı.

“Barış hakkı bir anayasal haktır. Barış bildirisi siyasal ifade özgürlüğünün barış hakkına yönelik toplu kullanım biçimidir.” ifadelerini kullanan Kaboğlu, “Buradaki çelişki şu; bildiri toplu ama davalar tekil. Adil yargılanma hakkı açısından bu çelişkiyi aşmak kolay olmayacak. Barış bildirisi sadece bir talep ve beyan, siyasi ifade özgürlüğünün toplu kullanımı.” dedi.

Kaboğlu’nun avukatları derhal beraat talebinde bulunurken, mahkeme bu talebi reddederek duruşmayı 26 Nisan’a erteledi.

www.evrensel.net