ARTI EKSİ 7 LONDRA – 18 ARALIK 2017
Göçmenler Otomatik Bilgi Paylaşımı’ndan nasıl etkilenecek?

Artı Eksi 7 Londra'da bu hafta göçmenleri ilgilendiren Otomatik Bilgi Paylaşımı Anlaşması'nın detaylarını konuştuk.

Türkiye, OECD tarafından hazırlanan Otomatik Bilgi Paylaşımı Anlaşması’nı 5 Mayıs’ta imzaladı. OECD’ye üye ülkelerin vergi idareleri arasında banka hesapları ve finans kuruluşlarında bulunan varlıklarının bilgisinin otomatik olarak paylaşımını içeren anlaşma, tüm Avrupa ülkelerinin yanı sıra İngiltere’de yaşayan Türkiye kökenli göçmenleri de yakından ilgilendiriyor.

Özellikle İngiltere’de gelir destek yardımı alanlar, Türkiye’deki mal varlıklarının başlarına dert olacağını varsayarak adlarına kayıtlı olan taşınmazları ve mülkleri yılbaşından önce ellerinden çıkartmak için harekete geçti. Anlaşmanın içeriği ve kapsamı konusunda yetkili kurum ve yurt dışı temsilciliklerin yeterince bilgilendirme yapmamasından dolayı, İngiltere’de yaşayan göçmenler konuyu daha çok medyaya yansıyan haberlerden takip edebiliyor. Medyada yer alan bilgiler ise daha çok kaynağı belli olmayan, kulaktan dolma ve birbirinden kopyalanmış haberlerden oluşuyor.

Artı Eksi 7 Londra’nın bu bölümünde; başta İngiltere olmak üzere Avrupa’da yaşayan Türkiyeli göçmenleri yakından ilgilendiren Otomatik Bilgi Paylaşımı düzenlemesinin içeriği ve kapsamına ilişkin Avukat Muhammet Çankıran ile gerçekleştirilen röportaj var.

ANLAŞMA GÖÇMENLERİ NASIL ETKİLEYECEK?

Muhammet ÇANKIRAN
Avukat

Muhammet Bey programımıza hoş geldiniz. Öncelikli olarak Ortak Paylaşım Yasası ne anlama geliyor neden böyle bir karar alındı?

Uluslararası Otomatik Bilgi Paylaşım düzenlemesi, dediğiniz gibi OECD ülkelerinin kendi arasında yaptığı bir düzenleme. Burada temel amaç ülkeler arasındaki vergi boşluklarından yararlanan bir grup insanın vergi kaçırmasını engellemeyi hedefleyen bir düzenleme. Bu aslında yeni değil 2012 yılında Amerika ile İngiltere arasında böyle bir düzenleme olmuştu. Onlar kendi yasalarını uyumlu hale getirdiler. Kendi aralarındaki vergi kaçırma işlemlerini azaltmak için. Sonra İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya’yı da içeren bir düzenleme yaptılar. Süreç içerisinde özellikle gelişmiş 20 ülkenin bir araya geldiği bir platformda bunu bütün ülkelere yayma kararı aldılar. İlk etapta 2014 yılında Bilgi Değişim Yasasını 45 ülke imzaladı. Şu anda 90’nın üzerinde ülke bu Otomatik Bilgi Değişim Yasası’na uyma kararı aldı. İlk etabını belli ülkeler 2017 Eylül itibarı ile uygulamaya başladılar. İkinci etap Eylül 2018 itibarı ile başlayacak.

Bu bütün ülkeler için geçerli mi yoksa sadece İngiltere ve Türkiye arasında mı?

Bütün ülkeler için, yaklaşık olarak 90 ülke. Buna imza atmış bütün ülkeleri ilgilendiren bir nokta. İngiltere bunu 2017 yılının Eylül ayında yürürlüğe soktu. O yürürlüğe soktuğu andan itibaren de otomatik olarak belki İngiltere’de yaşayan bazı insanlar duymuştur. Bankalardan, hesaplarındaki bilgilerin vergi ofisi HM Revenue’ye bildirileceğine dair mektuplar aldılar. Bir de İngiltere’de banka hesabı açmak güçleştirildi. Banka hesabı açmanın güçleştirilmesinin bir nedeni de bu Otomatik Bilgi Değişimi Yasası’na ilişkin uyum yasalarıdır. Bu yasalardan dolayı bankaların üzerinde bir basınç oluşturuldu. Banka hesabı açacaklardan belli bilgiler toplanıyor.

Özellikle İngiltere’de yaşayan Türkiyeliler arasında bir tartışma var. Türkiye ile İngiltere arasında böyle bir anlaşma imzalanacak ve mal varlıkları tartışılır duruma gelecek. Bu aynı zamanda şöyle bir şeyi de gündeme getiriyor, Man Adası belgelerinin ortaya çıkması ile birlikte vergi kaçırma işi ile bağlantılı bir yasal düzenleme gibi görünüyor. Gerçekten İngiltere vergilerin şirketler üzerinden kaçırılmasını engellemeye mi çalışıyor?

Tek başına o değil tabii ki. Aslında önce bu uygulamanın mantığı, ortaya çıkarılış nedeni uluslararası vergi kaçırma işlemlerindeki boşlukları gidermek tek bir sistem haline dökmek. Şimdi uygulama nasıl olacak? Önce esas olarak o soruyu cevaplamak lazım. Uygulamada her ülke belli ortak standartları uygulayacaklar. Bu standartlarda şöyle olacak; örneğin bankalar ve diğer kurumlar, her ülkenin uygun gördüğü kurumlar kendi sistemlerindeki bilgileri kendi vergi dairelerine aktaracaklar. Bu vergi daireleri Otomatik Bilgi Değişimi Yasası çerçevesinde bir sisteme yükleyecek ve diğer ülkelere bunu bildirebilecek. Burada belirleyici olan kişinin hangi ülkenin vergi sistemine kayıtlı olduğudur. Örneğin İngiltere’de yaşayan bir insan eğer altı aydan bir gün fazla bu ülkede yaşamışsa ve vergi sistemine burada kayıtlı ise onun vergi mükellefiyeti burada doğuyor. Dolayısıyla onunla ilgili başka bir ülkede belli bir işlem yapılmışsa o ülkenin vergi dairesinin sisteminden bu ülkenin vergi dairesi o bilgiyi alabilecek. Yani özü bu. Dolayısıyla bu ülkede vergi mükellefi olan kişi başka bir ülkede vergiyi içeren herhangi bir faaliyette bulunmuşsa ki bu zaten geçmişte de vardı otomatik olarak buradaki vergi dairesini bilgilendirmek zorunda, fakat yeni sistemde bilgilendirmeyi kişi yapmamışsa bile ilgili devlet bu bilgilendirmeyi vergi dairesi üzerinden yapacak. Dolayısıyla siz deklarasyonu yapmamış olsanız bile o bilgi alınacak öbür ülkeden. Bu yöntemle bir ülke kendi vergi mükellefi olan kişinin, dünya ölçeğinde Otomatik Değişim Yasası’na üye olan ülkelerin içinde yaptığı herhangi bir parasal aktiviteden bu ülkenin bilgisi dahilinde olacak.

Bu da şu anlama geliyor herhalde; İngiltere’de yaşayan Türkiyeliler, Türkiye’de de burada da belli şeylere sahiplerse ve bunlar açıklanmışsa İngiltere bunu bilmiş olacak. İnsanlar gidip Türkiye’deki malvarlıklarını satıp başka yöntemlere başvuruyorlar sizce ne yapılmalı, bunun sonucu ne olur?

Öncelikle bu ülkede vergi mükellefi olan kişi Türkiye’de mülk edinmişse, bizim toplum açısından örneğin emeklilik parası alanlar, orada mülk edinip kira geliri elde edenler. Bu kişilerin aslında Otomatik Bilgi Değişimi Yasası olmadan da hukuki bir zorunlulukları var. Orada elde ettikleri gelirleri buraya bildirmeleri lazım. Özellikle de yardım alan insanlar devlet yardımı alan insanlar orada ek gelirleri varsa mutlaka bilgilendirmeleri lazım. Orada bankalarında para varsa mutlaka bilgilendirmeleri lazım. Bu aslında Otomatik Bilgi Değişimi Yasası olmadan da bir yasal suç olarak görülüyor, zaten devlet onun bilgisine sahip olursa onla ilgili gerekli işlemleri yapabilir. Fakat bugüne kadar İngiliz devletinin sıkıntılarından bir tanesi bu bilgiye ulaşamıyordu. Siz deklare etmediğiniz sürece Türkiye’deki mal varlığınızı bilmiyor. Fakat bu Otomatik Bilgi Değişimi Yasası böyle bir olanak sağlayabilir. İnsanlar buradan gidip evlerini satıp oradaki işlemlerde bir düzenleme yapıyorlar. Bir kere bu iş için çok acele edilmiş olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de malları gelirleri ve banka hesapları olan kişilerin bilgilerinin ne kadarını Türkiye’nin maliyesi İngiltere’deki HM Revenue’ye bildirecek, bir kere bunun altını çizmek lazım. Yani bu yasanın düzenlenmesine göre kişisel hesaplar ikiye ayrılıyor bunlar yüksek değerli ve düşük değerli hesaplar. 1 milyon doların üzerinde olan hesaplar yüksek değerli hesaplar oluyor. Bu hesaplar hiç tartışmasız bildirilmesi gereken hesaplardır ve ilgili ülkenin maliyesi kişinin vergi dairesine bunu bildirecektir. Düşük değerli hesaplarda ise herhangi bir düzenleme yoktur. Çünkü onu ilgili ülkenin kendi iç örgütlenmesine bırakmış. İlgili ülke, örneğin Türkiye derse ki ben İngiltere’de vergi mükellefi olan vatandaşımın gelirinin bankadaki hesabının 50 binlik kısmını deklere etmeyeceğim derse bunu sisteme yüklemek zorunda değildir. Dolayısıyla İngiliz hükümetinin de bunu görme şansı olmayacaktır. Türkiye bu işlerin henüz çok başında, Mayıs’ta bir düzenleme yasası geçirildi. İkinci etapta bir yasanın daha düzenlenmesi gerekiyor. Türkiye henüz adım atmadı. Bu yasa düzenlendiğinde bu limitleri de belirlemesi gerekiyor. Türkiye’nin bu konuda nasıl bir tavır içerisinde olacağını bilmediğimiz için Türkiye’de banka hesabı olan vergi mükellefi vatandaşlarımızın etkilenip etkilenmeyeceğini söylemek çok erken henüz. Bunu bilemeyiz. Fakat buradan şöyle bir iki nüve çıkartabiliyoruz. Bir ara maliye bakanlığı bu konuda bir açıklama yaptı. Dedi ki, biz vatandaşlarımızın haklarını koruyacağız. Buradan sinyal olarak ben yüksek rakamların bildirileceğini, düşük rakamlı para hareketlerinin bildirilmeyeceği sonucunu çıkarıyorum. Bunu destekleyen bir başka açıklama da yine Türk Konsolosluğu’ndan geldi. Yerel bir toplantıda ‘Biz vatandaşımızın bilgilerini vermeyeceğiz’ dedi.

O zaman bu anlaşmaya uymamış olmuyor mu?

Burada şunu söyleyeyim. Onun söylediği hukuki değil, bu uluslararası bir anlaşma bir konsolosluğun buna gücü olacağını zannetmiyorum. Bunu söylemesi biraz abesle iştigaldir. Fakat şöyle bir açıklama yapabilirdi ‘Biz limitleri yüksek tutacağız düşük miktarlı para transferlerini sisteme kaydetmeyeceğiz’ diyebilirdi. Çünkü o sistem insanların otomatik olarak görebileceği bir sistem. Türkiye’nin kaç lira hesabı olanları bildireceği henüz bir netlik kazanmadı. Bu konuda bir açıklama da yok. Yasa zaten bunu düzenlenmeyi otomatikman üye ülkelerin kendisine bırakıyor. Üye ülkeler bunun ne kadarını paylaşmak istiyor. Yaklaşık 5 milyon Türkiye vatandaşının yurt dışında yaşadığını ve bu 5 milyon vatandaşın her birisinin de en az Türkiye’de iki kişilik bir aileyi beslediğini varsayarsak nüfusunun 15 milyonluk yükünü taşıyan, artı yatırımlar ve turizm de hariç, vatandaşlarının çıkarlarını koruyacağını tahmin ediyorum. O konuda yasal bir yetki verilmişse bunu sonuna kadar zorlayacağını düşünüyorum. Düşük tutacağını zannetmiyorum.

Yüksek miktarlara bir denetim getirilmesi yine iyi, Man Adası gibi vergi kaçakçılığı tartışmalarını da belki ortadan kaldırır ya da durum ortaya çıkartılır...

Bu da devletlerin adil olmasına dayanıyor. Sistem olarak Man Adası’nda para yatıran ki Türkiye’de hükümete yakınlığı olan kişilerle ilgili iddialar atıldı ortaya. Bu insanların paralarını İngiliz hükümeti Türk maliyesine bildirse bile burada gene devletin o konuda ne işlem yapacağı ile ilişkili bir soru var. Yani bunu bildirebilir, Türkiye maliyesi bu bilgiyi alabilir ama bu konuda işlem yapıp yapmayacağına kendisi karar verecek. Dolayısıyla sonuç, devletin bu bilgiyle ne yapacağı noktası ile ilgilidir. İsviçre’de keza çok yüksek miktarda yabancı para yatırıldığı söyleniyor. Bu sadece Türkiye değil başka ülkeler için de böyle. İsviçre bunu vermek zorunda, Man Adası bunu vermek zorunda, bu bilgiyi verecek ama ilgili ülke bu bilgiyi ne yapacak, işlem yapacak mı? Kaldı ki, belgeler o kadar açığa çıkartıldı sunuldu. Türkiye’de adli kurumlar bu konuda herhangi bir girişimde bulunmadılar. Bulunmadıkları için İngiltere maliyesi Man Adası’ndaki yatırımlarla ilgili bilgiyi Türkiye’ye verse bile bu konuda işlem yaparlar mı? Bu ciddi bir soru.

Peki siz ne önerirsiniz? Biz o yüksek meblağlardan bahsetmiyoruz, kişi olarak benim çok da umurumda değil. Elbette ortaya çıkartılsın ceza işlem uygulanacaksa uygulansın. Adaletli bir şey olsun. Ama yıllarca çalışmış emekli olmuş, üç beş kuruş bir kenara atmış hem Türkiye’de hem burada az çok bir mal varlığı olan emekçi insanlara ne önerirsiniz? Ne tavsiye edersiniz?

Bir hukukçuyum. İngiltere’de avukatların sıfatı üzerinde mahkemenin memuru diye yazar, biz mahkemenin memuruyuz. Dolayısıyla önereceğimiz şeyler zaten Otomatik Bilgi Değişim Yasası olmadan da olması gereken, doğruyu söylemek. Yani maliyeye bunların deklere edilmesi, mantıklı ve doğru olandır. Fakat Türkiye’deki mal varlıklarının deklarasyonu sorunu meselesinde ben Türk hükümetinin düşük miktardaki paraların, mülklerin deklarasyonunu yapacağını düşünmüyorum. Mesela Otomatik Bilgi Değişikliği Yasası’nın bütün düzenlemelerinde, Türkiye ve İngiltere’de dahil olmak üzere mülkler üzerine herhangi bir şey yok. Yani mülklerin deklarasyonu üzerine herhangi bir şey yok. Ama mülklerin satışı üzerinden elde edilecek para yüksek miktarda olursa ve bankaya girerse bu bilgi vermek açısından otomatikman ateşleyici bir fitil olabilir. Ama mülklerin deklarasyonundan daha çok düzenleme; şirketler, hisseler, yatırım hesapları, tasarruf hesapları ve kişisel banka hesapları üzerinden dönüyor. Dolayısıyla mülkleri düzenleyen bir şey olmadığı için şu aşamada mülklerle ilgili bir şey olacağını düşünmüyorum. Fakat bu düzenlemenin özü vergi kaçırılmasını engellemektir. Bir kişi Türkiye’de kira geliri elde ediyorsa ve bu kira gelirini deklere etmiyorsa dolayısıyla bu düzenlemenin kapsamına girmesi lazım. Dediğim gibi burada Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu limitleri nereye çekeceği, ne kadarlık limitleri bu sisteme yükleyeceğini önümüzdeki dönem yapılacak olan yasal düzenleme ile görebileceğiz. Şu aşamada bunu söyleyebilmek için çok erken. İnsanlara gidin oradaki mülklerinizden kurtulun demek de çok riskli, yapmayın demek de. Düzenlemenin ne olacağını bilmediğimizden zor. Fakat benim görebildiğim, hükümetin, Türkiye’nin devlet olarak insanların yurt dışındaki yatırımlarından çok menfaati var, ekonomik menfaati var. Bu menfaatleri göz ardı edeceğini düşünmüyorum. Bu menfaatleri de dikkate alarak küçük tasarruf sahiplerinin tasarruflarını koruyacağını düşünüyorum.

Düzenleme 2018’in Eylül ayında hayata geçirilecek değil mi?

Evet, Eylül ayında Türkiye’nin fiili olarak sistemini kurmuş ve bu bilgileri sisteme yüklemiş olması gerekiyor. Bu konuda nasıl bir hazırlık olduğunu bilmiyorum. Ben basından takip edebildiğim kadarıyla çok bir şey göremedim. Sadece Mayıs’ta bir yasa çıkartıldı, onun ötesinde bir iki düzenlemenin daha yapılması lazım. Fakat İngiltere bunu yaşama geçirdi. Bu Türkiye’de vergi mükellefi olan vatandaşlarımızın İngiltere’de malları, mülkleri varsa, paraları varsa İngiltere bunu zaten otomatik olarak sisteme geçiriyor. Türkiye isterse bunları bulabilecek. Bunu da büyük olasılıkla ‘FETÖ’ operasyonlarında, terör operasyonlarında kullanmak isteyeceklerdir. Türkiye de bu amaçla Bilgi Değişim Yasası’nı kullanmak isteyecektir tabii ki.

Kamera: Orhan Dil
Röportaj: Arif Bektaş
Montaj: Mehmet Göztaş, Orhan Dil

www.evrensel.net