Kime göre, neye göre nitelik?

Kime göre, neye göre nitelik?

“Nitelikli veya niteliksiz fark etmez hangi lisede olursak olalım hepimiz geleceğimiz için kaygılanıyoruz.”

Dilan ORTAKÇI

ANKARA

Son vakitlerde hükümetin eğitim hakkında aldığı “ani” kararlar ile pek fazla karşılaşır olduk. Bir önce yürürlükte olan sistem sanki başka iktidar tarafından hazırlanmışçasına yabancı karşılayan yeni getirilen uygulamalara toz kondurmayan AKP’li siyasetçilerin medya üzerinden yaptığı açıklamalara da sıkça denk geliyoruz. Bu açıklamalardan biri de liseye geçiş sınavlarından TEOG’un kaldırılmasına dair MEB Bakanı’nın yaptığı konuşma idi. Bakan; yerden yere vurdukları TEOG’a karşılık getirilen sisteme ilişkin “nitelikli lise” olarak anlattığı liselere sınavla geçişin olacağını,geriye kalan öğrencilerin de evinin yakınındaki liselerde okuyabileceğini söyledi. Öğrencilerin stresinin azalacağını dile getiren Bakan’ın konuşmasında söylediği liseler arasındaki “nitelikli-niteliksiz” kıyasının ardından gençlerin kafasındaki sisteme ilişkin soru işaretleri daha da artmış durumda. Biz de bu meseleyi Ankara’daki nitelikli lise olacağı konuşulan liselerde okuyan arkadaşlarımız ile konuştuk.

NİTELİKSİZ SINAVLARLA NİTELİKLİ LİSELERİ KAZANMAK

Sohbetimize ilk olarak Mehmet Emin Resulzade Anadolu Lisesi’ni yeni kazanmış bir arkadaşımız ile başladık. Arkadaşımıza girdiği ve yakın zamanda kaldırılan TEOG hakkında ne düşündüğünü sorduk. Arkadaşımız “Sürekli sınav sistemini değiştiriyorlar. Onlar da farkında bir şeylerin sağlam olmadığının, o yüzden sürekli evirip çevirip yeni şeyler ortaya koyuyorlar. Son olarak da TEOG kaldırıldı. Sınav iki aşamalı idi ve ikinci aşaması soru kalitesi açısından niteliksizdi.Devamında yerleştirmelerde de niteliksizlik devam etti ve birçok sıkıntı oldu.Not ortalamasının ham puana eklenmesi ile özel okullarda kolayca yüksek puan alanlar emek veren birçok öğrencinin önüne geçti. Böylesi şeylere tanıklık eden insanlar da doğal olarak özel okullarda sınava hazırlanmayı daha avantajlı buluyorlar.” dedi. Sohbetin devamında “nitelikli” olarak anılan bir lisede okumanın farkını sorduğumuzda “Aslında öyle uçurum bir fark yok. Çoğu liseye göre daha zorlu yazılılara giriyoruz. Ama öğretmenlerden aldığımız eğitim bu yazılıların anca %60’ını karşılıyor, yine ek bir yardıma ihtiyaç duyuyoruz. Madem liselerimiz nitelikli biz neden ek bir desteğe ihtiyaç duyuyoruz? Öte yandan sosyal bir lise ortamı açısından benim lisem çok yetersiz. Velilerin de ısrarı yüzünden ‘Güzel güzel ders çalışın. ’ denilerek hiçbir etkinlik yapamıyoruz. Bizden yalnızca derslere odaklanmamız isteniyor ama öte yandan kafamızı dağıtacak hiçbir şey yapamıyoruz. ” diyor. “Altyapısı oluşturulmadan sistem geçirildi. Şimdilerde yurt dışında herkes evinin yanındaki okula gidiyor diye örnek veriliyor. Madem örnek alacaktınız senelerden beri neden beklediniz?” diyerek bu sistemin de faydalı olmayacağını düşündüğünü ekliyor.

HEPİMİZ AYNI KAYGIYI YAŞIYORUZ

Sohbetimize Ankara’nın köklü liselerinden biri olan Gazi Anadolu Lisesi’nde okuyan 11. sınıf öğrencisi arkadaşımız ile devam ettik. Üniversiteye geçiş sınavlarına ilişkin yapılan düzenlemelerin ardından kafasının çok karıştığını, denek gibi hissettiğini söyleyen arkadaşımız Bakan’ın açıklamalarına ilişkin “Nitelik ayrımı, okullardaki eğitim baz alınıp konulmuyor bence. Yalnızca okulların adları var. Mesela ben okulumdaki eğitimi nitelikli bulmuyorum. Özellikle son dönemde gelen öğretmenler eğitim seviyesini hayli indirdiler. Eğitimin iyice kalitesizleşmesinden dolayı yeni gelen öğrenciler de daha az birikimle lise hayatı geçiriyorlar. Eğer bizim lisemizin bir farkı varsa o da öğrencilerin gelenekselleştirdiği etkinlikler, elimizdeki bazı akademik olanaklar olabilir. Ama birçok eksik de var. Örneğin okulda birçok topluluk olmasına rağmen yalnızca iki üç tanesi aktif; işlevli olanlar da öğrencilerin ve bir grup emektar öğretmenimiz sayesinde o durumda. Onun dışında özellikle son sene birçok arkadaşımız gördüğü eğitimi yeterli bulmadığından temel liselere geçiyor, okulda kalanlar da okul vaktinden sonra dershanelere sıkışıyor. Aldığımız eğitim daha kaliteli olsa da bizler de daha rahat bir lise hayatı geçirebilsek. ” sözlerini söylüyor. Ardından “Nitelikli veya niteliksiz fark etmez hangi lisede olursak olalım hepimiz geleceğimiz için kaygılanıyoruz. ” cümlesi ile getirilen bu uygulamanın mantıksız olduğunu belirtti.

EŞİTSİZ VE ADALETSİZ BİR SİSTEM

Son olarak da Ankara’nın en başarılı anadolu lisesi olarak listelerde yer alan Atatürk Anadolu Lisesi’nde okuyan 12. sınıf öğrencisi bir arkadaşımız ile görüştük. Plansız yapılan sınav değişikliklerinin öğrencileri yoğun bir strese soktuğunu belirten arkadaşımız “Gördüğüm kadarıyla nitelikli sıfatı giriş puanı yüksek olan liseleri kapsıyor.Dolayısıyla liseyi nitelikli kabul ettiren öğrenci başarı ortalaması. Fakat bu uygulama görece en başarılı öğrencileri nitelikli kabul edip kalan öğrencileri ise aşağı görüyor.Eğer öğrencilerin düzeylerine bakmadan bir yerleştirme yapılacaksa önce bütün liseler ‘nitelikli’ hale getirilmeli. Ayrıca AAAL’de okuyan bir öğrenci olarak diğer öğrencilerle aramda sınav başarısı dışında bir fark olduğunu düşünmüyorum. Öte yandan bu sistemde dışarıdan destek almadan sadece okul ile belli yerlere gelmek oldukça zorken artık öğrencilere okullarını seçme şansı bile sunulmuyor. Eğer hedef fırsat eşitliği olacaksa önce bütün okullar geliştirilmeli,eğitim iyileştirilmeye çalışılmalı.Bu sistemde de eşitlik ve adalet söz konusu değil.” sözleri ile son dönemde yapılan eğitimle alakalı uygulamaların baştan savma ve hazırlıksız yapılmasından rahatsız olduğunu söyledi.

Görüştüğümüz arkadaşlarımızın da anlattığı üzere eğitim sistemi,televizyonda saatlerce konuşan siyasetçilerin diline pelesenk olmuş biçimde “eşit ve adaletli” değil. İşin özünde MEB Bakanı’nın “nitelikli-niteliksiz” diyerek liseleri bir teraziye yerleştirme çabası da bu eşitsizliğin bir teşhiri olduğunu görüyoruz. Liseli gençler olarak hepimizin “nitelikli” eğitim göreceği okullarda okumak istiyoruz.

SİSTEMİN KENDİSİ NİTELİKSİZ

Konuşmamızda MEB’in çok tartışmalı kararlarından biri olan proje okulu uygulamasının yapıldığı Ankara Atatürk Lisesi’ndeki gençler ile görüştük. Sohbetimizde “Asıl soru AAL ne kadar nitelikli bir lise ya da eskiden bahsedildiği kadar nitelikli mi? Bu okullar söylenildiği kadar kusursuz mu? AAL’nin tarihi, başarıları gereği Ankara’daki en iyi liselerden olduğu kaçınılmaz bir gerçek, fakat bu okul hâlâ adını duyurduğu kadar iyi mi? Okulumuzu AAL yapan, başarıların kaynağı olan öğretmenlerin yüze yakını geçtiğimiz sene çıkarılan yasalar gerekçesiyle gönderildiler. Son yıllardaki idarenin disiplin anlayışı, OHAL ile birlikte öğrenciler üzerinde gözardı edilemez bir baskı oluşturdu. Yeni öğretmenlerden bazılarının bizlere karşı tavrı, öğrencilerin en ufak hareketinde disiplin tehditine maruz kalması göz önünde bulundurulduğunda okulumuzun artık eskisi kadar nitelikli olmadığının farkına varmamızı sağladı. ” cümleleri ile getirilen uygulamanın kendisinin nitelikli olmadığını ifade ettiler.


 

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Aralık 2017 03:01
www.evrensel.net