Taşgetiren'den Zafer Çağlayan yazısı: 'İçimize sinmiyor'

Taşgetiren'den Zafer Çağlayan yazısı: 'İçimize sinmiyor'

Star Yazarı Ahmet Taşgetiren, Erdoğan ve hükümetin eski bakan Zafer Çağlayan hakkındaki iddialara verdiği yanıtlara dair yazdı.

Star Yazarı Ahmet Taşgetiren, 'Kol saati - milli dava ayrımı' başlıklı yazısında  "Kol saati ile sembolize olan yolsuzluk dosyalarını, bu “milli mesele” ile içimize sindirmemizin istenmesi içimize sinmiyor." dedi. Aynı gazeteden Ahmet Kekeç bir gün sonra bu yazıya tepki gösterdi. İki yazar sık sık köşelerinden birbirleriyle polemiğe girmeleriyle tanınıyor.

Reza Zarrab'ın Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'a "hediye ettiği" 700 bin dolarlık saate ve onunla bağlantılı rüşvet iddialarını hatırlatan Taşgetiren, 17-25 Aralık dosyasına değinerek  "Bu dosya ve bağlantıları, dört bakanın hükümetteki görevini bitirdi.

O zaman dört bakanın Yüce Divan'a gitmesi ve aklanmaları da Ak Parti'nin gündemine geldi.

Başbakan Davutoğlu 4 Bakana“Yüce Divan'a gitmeyi siz talep edin” tavsiyesinde bulundu. Davutoğlu o günlerde “Harama uzanan eli koparırız” şeklinde konuşuyordu.

Ak Partili milletvekilleri de “Bakanlar Yüce Divan'a giderse parti olarak elimiz çok rahatlar, yolsuzluklarla bakanları feda etmek pahasına mücadele ettiğimiz anlaşılır” diye düşünüyordu.

Ak Parti'nin duayen isimleri, mesela o dönemin Meclis başkanı Cemil Çiçek adeta bugünleri hatırlatan sözler söyledi: “Yüce Divan’a gitmezlerse bu konu hiç durmadan tartışılır, tartışmalar sürer durur. Giderlerse mahkeme karar verir ve üzerinde fazla durulmaz, hayat devam eder. Dava sonucu ne olursa olsun Türkiye'nin imajı açısından çok kötü oldu. Keşke bu olaylar olmasaydı.”

Çiçek,yolsuzluk tartışmaları yüzünden Türkiye'nin şeffaflık açısından onbir basamak gerilediğini de söyledi.

Sonra Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu bakanları akladı.

Dosya kapandı?!

Hayır kapanmadı." dedi.

Operasyonun sonradan 'FETÖ' olarak anılan "Yapı"nın operasyonu olduğunu hatırlatan Taşgetiren,  "17/25 Aralık operasyonu Amerikan çıkarları adına Hükümeti vurmak üzere devreye sokulan bir eylem miydi? Yoksa bu milli kaygıların içine sokulan yolsuzluk urunu ortaya çıkararak Hükümeti sarsma girişimi mi?" sorularını sordu.

Taşgetiren Reza Zarrab davası ve ABD'nin bu meseleye dahlini vurgulayarak  "Ben Amerika'da bir yerlerin Erdoğan'la, Türkiye ile hesaplaşma halinde olduğuna inananlardanım. Bu, bütün İslam dünyasına yönelik hesaplaşmanın bir uzantısı. O dönemde Türkiye – İran ilişkileri de, Amerika'nın hesabını bozan niteliğiyle boy hedefi olmuştu. Bu davanın böyle bir hesaplaşma boyutu olduğu muhakkak" dedi.

Ancak Taşgetiren,  “Kol saati” ile sembolize olan yolsuzluk dosyalarını, bu “milli mesele” ile içimize sindirmemizin istenmesi içimize sinmiyor. “Çağlayan'ın yükü”nü taşımanın ve tüm siyasi harekete taşıtmanın nasıl bir gerekçesi olabilir ki? 2019 öncesinde Ak Parti böyle bir gündemle boğuşur hale geliyor. Evet bu, bir Amerikan hamlesi ile karşı karşıya bulunulduğunun işaretidir. “Görevimiz Tehlike”senaryolarında Amerika, hedef aldığı liderleri idealleri üzerinden vurmuyor, yolsuzluk vs gibi etik malzemeler üzerinden kurşun atıyor. Zarrab işi de Çağlayan işi de “iltisaklar” da oldukça sıkıntılı." diye yazdı.

KEKEÇ: KOL SAATİ, ÖYLE Mİ?

Taşgetiren'in yazısına bir gün sonra aynı gazeteden Ahmet Kekeç yanıt verdi. "Kol saati, öyle mi?" başlıklı bir yazı yazan Kekeç, "Ben yoruldum 'içimizdeki' elemanlarla cebelleşmekten." dediği yazıda Taşgetiren'in yazısında kullandığı ifadeleri hatırlattı ve  "Şu an Amerika’da görülmekte olan davanın, 17/25 Aralık hadisesiyle ne alakası var ki, içine sinmiyor? 17/25 Aralık soruşturması “akim bırakıldığı”, yolsuzlukların üzerine gidilmediği, Bakanların Yüce Divan’da aklanıp gelmelerine fırsat verilmediği, Erdoğan buna direndiği için mi Amerika durumdan vazife çıkarıp, bizim adımıza gerekli soruşturmayı yapıyor?

Bazıları, “FETÖ başaramadı, belki Amerika başarır” derdinde.

Sizler de bu ajandaya göre mi konuşuyorsunuz?

Hem, bir “milli mesele” olarak karşımızda duran ABD tazyikini, neden “kol saati”yle sembolize edilen sözde yolsuzluk dosyalarıyla “irtibatlandırarak” anlamaya ve açıklamaya çalışıyorsunuz ki?

Başka örnek mi kalmadı?" dedi. (MEDYA SERVİSİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Eylül 2017 08:29
www.evrensel.net