Ölümün karşısındaki cellatlar

Ölümün karşısındaki cellatlar

Serhat Poyraz’ın ilk romanı ‘Şehristan Rivayetleri’ İstanbul’dan rivayetler anlatıyor. Konstantiniye’de Osmanlı’da yanımızda dilenen çocuklarla, cellatlarla, sahaflarla, terzilerle dolaşıyoruz. Roman, İstanbul’u az çok bilenlere çok şeyi hatırlatıyor. Yeditepeli şehrin gösterişli tarihi, sarayları, kaleleri, ya

Sevda Aydın

CELLATLARIN YETİŞTİRDİĞİ DİLENCİ ÇOCUK

Eminönü’de Yeni Camii avlusunda, dilenen Yavuz Ali’nin hikayesiyle başlıyor roman. Yavuz Ali yetimhanede büyüyor. Daha sonra da dilenciler ve cellatlarla tanışıyor. Burada şunu söylemek gerekir ki öyle bilindik, kol bacak keserek dilendirilen ya da kullanılan bir çocuk hikayesi değil Yavuz Ali’ninki. Cellatlar onu “Mevt-i Esved’e safa getirdin genç çırak” diye karşılıyor. Önce okuma yazma öğreniyor. Yılları kütüphanede kitaplarla, yazarlarla, şairlerle, filozoflarla tanışarak geçiyor.

MEVT-İ ESVED’DE ADALET

Romanın dört ana karakteri var. Yavuz Ali, Cellat Pencüyek, Kara Agop ve Cengiz Ali. Cengiz Ali, Ortaköy’de çetesiyle yoksuldan alınan vergilere karşı öfkeli. Bu yüzden varlıklı paşaları soyuyor. Cengiz Ali’yle beraber hikayenin merkezine adalet kavramı yerleşiyor. Adaleti, ilahi gözden beklemekle, ‘Ben kendi adaletimi kendim yaparım’ duygusunu karşılaştırıyor. Cellatlar tarafından Mevt-i Esved’de yetiştirilen Yavuz Ali de elbet cellat olarak yetiştiriliyor. Eline silah alabileceği yaşa geldiğinde Yavuz Ali de adaleti sorguluyor. Gerçek adaleti bulmaya çalışıyor. Ölümün, öldürmenin, suçun ve cezanın doğrusunu, eğrisini tartarken, diğer yandan da adalet aslında kimin elinde olmalı sorusuyla boğuşuyor. Cellatlar da benzer sorgulamalar yaşıyor. Bu yüzden çıkan farklı fikirler, katillik ve lonca olma arasındaki ince çizgide çatışıyor. “Bir cellat öldüreceği adamın ne olduğunu, hangi ırktan ya da milletten olduğuna bakmaz, zaten loncanın kapısından içeri girerken de bütün bunları bir kenara bırakmak zorundadır. Cellat sadece infaz ile yükümlüdür” kitaptaki bu bölüm adalet ve insan üzerine yapılan bu tartışmaların boyutunu açıklıyor.
Romanın dört ana karakterinin de cellat olması, adalet kavramını sorgulamaları kişileri bu hikayede ortak bir noktaya çekiyor. Bununla birlikte yetişme evrelerinde aileleriyle kurdukları sevgi bağı da dikkat çekiyor. Romanın korkunç celladı Agop’un babası bir oyuncakçı. Babasını öyle çok seviyor ki, ona zulmeden düzenden intikam almak için katil oluyor.

Karakterlerin ailelerinden bahsetmişken, romanda kadın karakterin olmaması da ilgi çekici. Ne sevgili, ne anne, hiç kadın yok. Belki de Serhat Poyraz anlattığı dönemin İstanbul’un sokaklarında hakim olan erkek dünyasını en iyi çizdiği bu şiddet atmosferiyle tamamlamak istedi.

Poyraz’ın Asude İstanbul’da geçen hikayesi masal tadında olsa da; diğer yandan, insanın ölüm karşısında yaşamı sorgulamasını anlatan bir roman.

Şehristan Rivayetleri
Serhat Poyraz
Kırmızı Kedi Yayınevi
2012, 168 sayfa

www.evrensel.net