Sakarya'da Suriyelilere saldırı: Evleri bastılar

Sakarya'da Suriyelilere saldırı: Evleri bastılar

Sakarya’da yaşanan bir olay Suriyeli mültecilere dönük toplu saldırıya dönüştü. Saldırganlar Suriyelilerin evlerini bastı, yoldan geçenleri dövdü.

Sakarya Hendek’te Suriyeli bir çalışanla bölüm sorumlusu arasında çıktığı ileri sürülen kavga üzerine toplanan gruplar, ilçedeki Suriyeli mültecilere saldırdı. Saldırganlar yoldan geçen Suriyelileri darbederken, sığınmacıların yaşadığı bazı evleri basarak içeridekileri linç etmek istedi. Akademisyen Banu Kavaklı Birdal saldırıyı yorumladı. 

Sakarya’nın Hendek ilçesindeki bir galvaniz fabrikasında iddiaya göre, Suriyeli bir işçi ile bölüm sorumlusu arasında kavga çıktı. DHA’da yer alan habere göre olaydan bir gün sonra da tartışma sürdü ve taraflar arasında çıkan kavgada iki kişi Suriyeli işçi ile beraberindeki yakınları tarafından yaralandı. Akşam saatlerinde fabrikada yaşanan olay ilçede yaşayan Suriyeli mültecilere toplu saldırıya dönüştü. Hendek ilçe merkezinde toplanan yüzlerce kişi, yoldan geçen 6 Suriyeli mülteciyi darbetti. Saldırgan grup daha sonra da Suriyeli ailelerin yaşadığı evlere yöneldi, evlerden üçüne zor kullanarak girdi ve içeridekileri linç etmek istedi.

SALDIRGAN OLAYLARI BÖYLE ANLATTI

Yaşanan olayların içinde olduğunu söyleyen E. S. adlı şahıs ise çok sayıda Suriyeli mülteciyi dövdüklerini şu sözlerle anlattı: Sanayide Suriyeliler kavga çıkartmışlar, otomobillere saldırmışlar. Kadınlara da laf atıyorlarmış. Biz de bundan dolayı toplandık baya kişi, Suriyelileri gördüğümüz yerde dövdük. Burada mezbahane denilen bir yer var, oraya geçtik orada da çok sayıda Suriyeli dövdük. Daha sonrasında Hendek Meydanına geldik. Olaylar esnasında polisler geldi, copla müdahale etti. 1-2 kişinin olay esnasında gözaltına alındığını duydum.”

SADECE 2 KİŞİ GÖZALTINDA

Polis ekipleri olayları kontrol altına almakta zorlanınca, ilçeye çevre ilçelerden ve Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü’nden takviye ekipler sevk edilirken, sadece iki kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

DAHA ÖNCE DE SALDIRILAR OLMUŞTU

Daha önce Mersin Adanalıoğlu ve İzmir Torbalı’da da benzer saldırılar olmuş ve uzmanlar Suriyelilere yönelik yeni saldırıların olabileceğine dikkat çekmişti.

‘HÜKÜMETİN POLİTİKALARINDAN KAYNAKLANIYOR’

Sakarya’nın Hendek ilçesinde Suriyelilere dönük saldırı üzerine Halkların Demokratik Partisi (HDP) bir açıklama yaptı. “Türkiye’ye sığınan 3 milyon Suriyelinin yaşam koşullarının kötüleşmesi, karşılaştıkları ayrımcılık ve nefretin derinleşmesi ve bu krize sebep olan siyasi ve idari sorumluların halen duyarsızlığını koruması linç vakaların olağanlaşmasına neden olmaktadır.” denilen HDP açıklamasında, “AKP iktidarını, Suriyeli sığınmacıların giderek kötüleşen koşullarını düzeltmeye, sömürülmelerine neden olan güvencesizliğe karşı gerekli yasal ve idari önlemleri almaya ve mültecilere yönelik uluslararası yasaları tanımaya çağırıyoruz. Aksi halde daha da derinleşecek toplumsal krizin ve kronikleşen ırkçılığın tüm ülkeye sirayet etmesi kaçınılmazdır.” ifadelerine yer verildi.


SALDIRILARIN ARKA PLANINDA EMEĞİN SÖMÜRÜSÜ VAR 

Doç. Dr. Banu Kavaklı BİRDAL*

İzmir Torbalı’da Suriyelilere saldırının üstünden iki ay geçmeden bir başka saldırı, hatta linç girişimi, haberi de Sakarya Hendek’ten geldi maalesef. Olayların nasıl geliştiğine dair medyaya yansıyan bilgiye baktığımızda gene benzer şekilde münferit bir anlaşmazlık durumunun (ki burada Suriyeli bir fabrika işçisi ile bölüm şefi arasındaki tartışma söz konusu)  bir halkın diğerine saldırıp linç etmeye, kasabadan sürmeye, yok etmeye çalıştığı kolektif bir eyleme dönüştüğünü görüyoruz. Saldırıya katılmış olan bir kişinin yaptığı açıklamalar da olayların ardında yatan önyargı ve yanlış bilgilenmeye de işaret ediyor. Mesele iki kişinin arasındaki anlaşmazlıktan çok öte “Suriyelilerin kasabanın kadınlarına sarkıntılık etmesi” olarak naklediliyor ve daha önce farklı mecralarda da dile getirdiğim güvenlik kaygılarıyla birleşiyor. Suriyelilerin var olduğu yerlerde yerli nüfusun çoğu zaman mesnetsiz bir şekilde onları güvenliklerini tehdit eden unsurlar olarak algıladıklarını görüyoruz. Burada dile getirildiği gibi kadın ve çocuklar için güvencesiz bir ortam oluştuğundan tutun da sokakların artık emniyetli olmadığına kadar uzanan bir dizi kalıp yargı sıklıkla dile getiriliyor. Devlet tarafından birlikte yaşamı özendirecek ve yerleştirecek hiçbir adım da atılmadığından insanlar ilk fırsatta zaten “geçici” olduğu belgeli bu öteki gruptan kurtulmaya çalışıyorlar, hatta bunu bir hak gibi görüyorlar. Yaşanan olaylar sonrasında polisin müdahalede gecikmesi, Suriyelilerin can ve mal güvenliğini sağlayamamış olması ve de üstüne saldırganlardan sadece iki tanesini gözaltına alması kolluk kuvvetleri nezdinde de Suriyelilerin ayrımcılığa uğradığına işaret etmektedir. Altı yılı aşkın süredir uygulanmakta olan geçici koruma statüsünün kabul edilebilir bir durum olmadığını, sayıları 3 milyonun üzerine çıkmış olan bu insanların mültecilik statüsüne ve bundan doğan tüm haklarına ulaşmaları gerektiğini bu yüzden ısrarla vurguluyoruz. Bu haliyle sadece toplumsal hayatta değil ekonomik olarak da sömürülmeye açık bir nüfus topluluğu yaratılmış oluyor. Zaten saldırının ardındaki önemli nedenler biri de bu. Güvenlik kaygısına ek olarak yerli nüfus ekonomik tehdit olarak da algılıyor Suriyelileri. Kayıt dışı, güvencesiz ve korumasız çalıştırılan bu insanlar emekçi sınıfının yeni en alt tabakası oldular. Bu korunmasız hallerini ranta çevirmeye çalışan işverenler Suriyeli işçileri Türkiyeli işçilere karşı koz olarak kullandığında doğan öfke ise koşullara sebep olanlar yerine Suriyelilere yöneliyor maalesef. Tek cümle ile ifade etmek gerekirse başka alternatifi olmayan birlikte yaşamanın hukuki, toplumsal, ekonomik ve siyasal arka planı oluşturulmadığı için yaşanan sorunlar bunlar. Ne yazık ki bedelini hep en korunmasızlar ödüyorlar.

*İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 

www.evrensel.net