ABD ziyareti ve Rakka operasyonu

ABD ziyareti ve Rakka operasyonu

Geçtiğimiz hafta Arap basınının gündeminde Erdoğan'ın ABD ziyareti, YPG'ye ağır silahlar verilmesi, Tabka zaferi ve Yemen'de ayrılık rüzgarı vardı.

Arap basının geçen hafta gündeminde yer alan önemli gelişmelerden biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yarın gerçekleşecek ABD ziyaretiydi. Ziyaret öncesi iki önemli gelişme yaşandı. Birincisi ABD’nin Suriyeli Kürtleri silahlandırma kararıydı. YPG’ye verilecek silahların içinde tanklar, füzeler ve diğer gelişmiş silahlar da mevcut. Bu silahlar Rakka operasyonundan sonra geri alınmayacak. İkinci gelişme ise Suriye Demokratik Güçleri’nin Rakka’ya sadece 55 kilometre uzaklıkta stratejik öneme sahip Tabka kentini alması ve Rakka operasyonunun başlaması için bir adımın daha atılmış olması. 

Middle East Online sitesi bu gelişmeyi; “Kürtler Tabka’da hakimiyeti tamamen ele geçirerek Rakka’ya yolu açtı” başlığıyla duyurdu.

Arap dünyasının tanınmış yazarı Abdulbari Atwan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın amaçlarına ulaşmasının zor olduğunu yazdı. Atwan, “Erdoğan’ın ziyaretinde başarılı olması olasılığı sınırlı gözükmektedir. Başarısız olma ihtimali başarılı olma ihtimalinden çok daha yüksek. Trump yönetimi, darbenin arkasında durmakla itham edilen imam Fetullah Gülen’i teslim etmeyecek. Cihatçılarla savaşan uluslararası koalisyon güçlerinin sözcüsü Albay John Dorrian’ın ağzından da YPG’nin silahlandırılma kararının uygulanmasının hızlanacağı ilan edildi” dedi. Rakka’yı alan güçler, hem Suriye’nin geleceğinde hem de bölgede devam eden nüfuz savaşlarında bir mevzi kazanmış olacak.

YEMEN’DE AYRILIK RÜZGARLARI

Geçen hafta üç yıldır devam eden savaşın yakıp yıktığı Yemen’de de kritik gelişmeler yaşandı. Eski Yemenli yöneticiler, “ülke içinde ve yurt dışında” temsil etmek üzere eskiden bağımsız “Güney”i yönetmek için özerk bir yönetim oluşturdu. Bu gelişme 90’larda birleşen Kuzey ve Güney Yemen’de yeniden ayrılık rüzgarlarının esmesine yol açtı. 

Güneydeki son gelişmeler üzerine Yemen Meclis Başkanı Ahmed Abid bin Dağr, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin pozisyon almalarını istedi. Bunun üzerine KİK ülkeleri Yemen’in birliğinden ve istikrarından yana olduklarını açıkladı. Konsey tarafından yapılan açıklamada üye ülkelerin “Kardeş Yemen Cumhuriyeti’nin birliği ve egemenliği doğrultusundaki pozisyonlarını korudukları”  ifade edildi.


ABD ZİYARETİNDE BAŞARI ZOR

Abdulbari ATWAN
Rai al Youm

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugünlerde herkese kızgın. Müttefiklerine de düşmanlarına da. ABD’ye kızdı. Avrupa’ya kızdı. İran ve Irak’a kızdı. İşgal devleti İsrail’e kızdı. Yunanistan’a öfkelendi. Memnun olduğu veya en azında kızmadığı bir devlet bulmak zor. 

Bu kızgınlığın bir açıklaması var. Bize göre bunun bariz olan nedeni, tarihi müttefiklerinin ve özellikle ABD’nin, ülkesinin NATO’ya 60 yıldan fazla üyeliği ve bu kadar hizmetinden sonra ihaneti nedeniyle yaşadığı hüsran. 

Önümüzdeki salı günü ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmek için Washington’a gidecek. Trump, Erdoğan’ın Beşar Esad’ın devrilmesi, güvenli bölgelerin oluşturulması ve Kürtlere herhangi bir desteğin verilmemesi üzerine kurulan Suriye siyasetini destekliyordu. 

BAŞARISIZ OLMA İHTİMALİ ÇOK YÜKSEK

Erdoğan’ın ziyaretinde başarılı olması olasılığı sınırlı gözüküyor. Başarısız olma ihtimali başarılı olma ihtimalinden çok daha yüksek. Trump yönetimi, darbenin arkasında durmakla itham edilen imam Fetullah Gülen’i teslim etmeyecek. Mücahitlerle savaşan uluslararası koalisyon güçlerinin sözcüsü Albay John Dorrian’ın ağzından da YPG’nin silahlandırılma kararının uygulanmasının hızlanacağı ilan edildi. YPG tanklarla, füzelerle ve yeni silahlarla donatılarak ABD hava kalkanı ve kara güçlerinin katılımıyla Rakka’nın IŞİD’ten alınması operasyonunu gerçekleştirilecek. 

İSRAİL İLE GERİLEN İLİŞKİLER

Daha da önemlisi Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’e şiddetli bir saldırı başlattı. Güney Afrika tarzı bir ırkçılıkla suçladı. Gazze’nin üzerindeki Mısır-İsrail kuşatmasını insanlıkta yeri olmayan bir uygulama olarak nitelendirdi. İsrail’in, işgal altındaki Kudüs’te ezanı yasaklamasını reddettiğini belirtti. Bu hücum, ilişkilerin normalleşmesinden birkaç ay sonra geldi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a cevap olarak, “Kendi ülkesinde sistematik olarak insan haklarını ihlal edenler, bölgedeki tek demokrasiye ahlak dersi vermemeli” dedi.

Beyaz Saray’a hükmeden İsrail’e bu şiddette hücum etmek, Başkan Trump ve dışişleri bakanının en yakın danışmanı Jared Kushner’in kalplerine esenlik vermeyecektir.

İSRAİL’E KIZGINLIĞIN SEBEPLERİ

Erdoğan, müttefiki İsrail’e iki sebepten dolayı kızdı. Bunlardan birincisi  Benyamin Netenyahu’nun referandumdaki başarısını kutlamaması. İkincisi ise Hamas’ın yeni siyasi belgesini yırtması, televizyonların önünde çöpe atması. Netanyahu, Erdoğan’ın bu belgenin arkasında durduğunu iyi biliyor. Belge, 1967 sınırlarında bir Filistin devletini kabul ederek İsrail-Batı kuşatmasını hafifletmeyi, Türkiye ve Katar’ın desteğiyle Gazze’de liman ve havaalanı açılmasını amaçlıyordu. 

Başkan Donald Trump’ın Türkiye’nin terör listesinde yer alan, varlığına tehdit olarak gördüğü  Suriye Kürtlerini desteklemesi, gelişmiş zırhlı araçlarla ve füzelerle silahlandırması, Rakka’nın kurtarılmasında güvenilir bir müttefik olarak görmesi; Türkiye sınır boyunca uzanan Türkiye’nin toprak ve demografik bütünlüğünü tehdit edecek Kürt devletinin ordusunun oluşturması anlamına geliyor.


KÜRTLER RAKKA’NIN YOLUNU AÇTI

Middle East Online

Kürtler Tabka’da hakimiyeti tamamen ele geçirerek Rakka’ya yolu açtı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre Kürt-Arap ittifakından oluşan Suriye Demokratik Güçleri, çarşamba günü stratejik Tabka kentini ve yakınındaki barajı IŞİD’ten geri aldı. 

Bu gelişmeden sonra ABD’nin önderlik ettiği IŞİD karşıtı koalisyonun sözcüsü, Washington’un YPG’ye hızlı bir şekilde silahları vereceğini açıkladı. Bu adım açık bir şekilde Kürtlerin silahlandırılmasını reddeden Türkiye’nin öfkesini arttırabilir. Türkiye bu adım konusunda ABD’yi uyardı ve kararından geri dönme çağrısında bulundu. 

Lojistik destek bakımından stratejik bir öneme sahip kentin ortasından Fırat nehri geçiyor. Cihatçı örgütün Suriye’deki kalesi olarak bilinen Rakka’ya sadece 55 kilometre uzakta. 

Suriye Demokratik Güçleri, 24 Nisan’da kente baskın düzenledi ve cihatçıları baraja yakın iki semtte kuşattı. Suriye Demokratik Güçleri’nin Rakka’nın güney batısında ve 55 kilometre uzağında bulunan kenti kontrol etmesi, grupların güneybatıdan Rakka’ya doğru ilerlemesine ve cihatçılar üzerinde kuşatma kurulmasına yol açacak.


RAKKA VE NÜFUZ SAVAŞLARI

Rakka ile ilgili olan bitenin daha anlaşılması için son birkaç haftada yaşananları hatırlamakta fayda var. Yeni seçilen ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın uzun menzilli balistik füze denemesinden sonra İran’a karşı sert bir politika izleyeceğini ve bölgedeki etkisini kırmak için “Sünni ekseni”ni yeniden kurma niyetini ortaya koydu. 

Bu süreçte hiç beklenmedik bir çıkış yaparak Suriye sınırında “güvenli bölge” inşa edilebileceğini söyledi. Sonrasında Türkiye ile Amerikalı yetkililer arasında art arda görüşmeler yaşandı. Hemen akabinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahreyn, Katar ve Suudi Arabistan’a Körfez turu düzenlerken, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de Kuveyt ve Umman’ı ziyaret etti. Bu ziyaretleri Suudi Arabistan’ın Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr’in Irak ziyareti takip etti. 

Bu gelişmelerin akabinde Arap Birliği’nin 28. toplantısı, Ürdün’ün başkenti Amman’da gerçekleşti. Zirve, yeni seçilen ABD Başkanı Trump’ın tarif ettiği şekilde İran’a karşı “Sünni ittifak” oluşturulmasının adımlarını attı.

Amman’daki zirveyle eş zamanlı olarak İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Moskova’yı ziyaret etti. Ziyaret sırasında Putin’in “İki ülke, ilişkilerinin düzeyini ilerletmek ve stratejik ortaklık düzeyine çıkarmak için büyük bir çaba içerisindedir” sözleri, bundan böyle Rusya’nın Ortadoğu’daki sorunlarda İran ile hareket edeceğinin işareti olarak değerlendirildi.

RAKKA’YI KİM ALACAK?

Bölgede böyle bir iklim varken, Rakka operasyonuna kimin katılacağı meselesi de bu nüfuz savaşından bağımsız düşünülemez. Rakka’nın IŞİD’in elinden alınmasında belirleyici rol üstlenen güçlerin, Suriye’de ve hatta Irak’ta eli güçlenmiş olacak. Bölgede devam eden nüfuz savaşlarında da bir adım öne geçmiş olacak.  Bu çerçevede bakıldığında YPG, kritik önemdeki Rakka hareketinde yer alırken ve silahlandırılırken, Türkiye tamamen sürecin dışında kaldı. 

ABD tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri mi, Türkiye tarafından desteklen Fırat Kalkanı kuvvetlerinin mi Rakka operasyonunda yer alacağı kritik sorusunda ibre kesinlikle Kürtlerden yana dönmüş durumda. Türkiye ve onunla beraber hareket eden güçler tamamen sürecin dışında. Bunun yanı sıra bu operasyonda İran’ın, Rusya’nın ve Suriye ordusunun rolünün hangi çapta olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. 


GÜNEY YEMEN LİDERLERİ YÖNETİM KONSEYİ KURDU

Middle East

Eski Yemenli yöneticiler, “ülke içinde ve yurt dışında” temsil etmek üzere eskiden bağımsız olan “Güney”i yönetmek için özerk bir yönetim oluşturdu.

Eski Yemenli yöneticiler, savaşın harap ettiği ülkenin eski bağımsız güneyini yönetmek için perşembe günü Abdurabbu Mansur Hadi Hükümetine açık bir meydan okuma ile özerk bir yapı oluşturdu. Yakın zamanda görevden uzaklaştırılan Güney eyaleti Aden Valisi İdris Zubeydi, Güney Geçiş Konseyi’nin, güney illerini yöneteceğini ve onları içerde ve dışarıda temsil edeceğini söyledi.

Yemen devleti haber ajansı, bu haberin Hadi ve Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi İsmail Velid Şeyh Ahmed arasında gerçekleşen toplantı ile çakıştığına dikkat çekti. 

BM Özel Temsilcisi İsmail Velid Şeyh Ahmed, mayıs sonunda Suudi destekli hükümet ile İran destekli isyancı ittifak arasında müzakerelerin tekrar yapılacağını umduğunu söyledi.

Perşembe duyurusu, Hadi’nin başkent Sana’yı, kuzeyi ve Kızıl Deniz sahillerinin büyük bir kısmını kontrol eden Şii Husi isyancılara karşı mücadele eden sadık koalisyonu bir arada tutma çabalarına ağır bir darbe.

Hadi, kabine bakanı Hani Bin Breik ile birlikte Aden Valisi Zubeydi’yi 27 Nisan’da görevden aldı. Bu hamle, Hadi’nin taraftarları arasında bir bölünmenin yansıması olarak görüldü.

2015’te isyancıların püskürtülmesinden sonra Aden’de ve ona yakın illerde güvenliğin yeniden sağlanmasında önemli görevler üstlenen bu iki adamın, güney bağımsızlık eylemcilerine yakın olduğuna inanılmaktadır.

Binlerce Güney Yemenli, görevden alma kararına, Hadi’nin memleketi olan ve onun hükümetinin bulunduğu Aden’de protesto eylemleri ile tepki gösterdi ve Zubeydi’ye güneyi temsil etmek üzere yeni bir liderlik kurma çağırısı yaptı.

Yeni meclis, iki hükümet bakanı ve güneydeki beş ilin valisinin de içinde yer aldığı 26 üyeden oluşuyor. Hadi ise henüz yanıt vermedi. 

Güney Yemen, kuzeyle birleştiği ve Ali Abdullah Salih’in başkan seçildiği 1990 yılına kadar bağımsız bir devletti. Dört yıl sonra kuzey güçleri tarafından güneyin işgali ile sonuçlanan ayrılıkçı bir isyan başlamıştı.

Basın toplantısında konuşan Zubeydi, “Yeni konsey, İran’a karşı göğüs geren güneyli Arap koalisyonu ile ve terörizme karşı mücadele eden uluslararası toplumla birliği korumaya kararlıdır” dedi. 

Dünya Sağlık Örgütü, Suudi Arabistan önderliğindeki Körfez koalisyonunun 2015 yılında Husilere karşı müdahalesinden bu yana Yemen savaşında 8 binden daha fazla insanın öldüğünü 44 bin 500 insanın yaralandığını tahmin ediyor.

Birleşmiş Milletler’e göre şu an ülke nüfusunun üçte ikisi kıtlığın eşiğinde.

 


GÜNEY’İN YEMEN’DEN AYRILMASI

Abdurrahman RAŞİD
Şark al Awsat

Yemen krizinde fırsatları değerlendirmek konusunda birbirine benzeyen iki siyasi grup Müslüman Kardeşler grubu ve güneydeki ayrılıkçılar. Her ikisi de kendileri için savaşmıyorlar, başkalarına bağımlılar. Medyadaki kapışmalarına ve düşmanlıklarına rağmen müttefikler. Müslüman Kardeşler, Güney Yemen’in ayrılmasının kabul edilebilir olduğu görüşünde. Yine aynı şekilde güneyli ayrılıkçılar da kuzeyin ayrılmasının alanı ve nüfusu azaltacağı ve Aden’de yönetim şansını arttıracağı görüşünde.  

Güney Yemenlilerin çoğunun ayrılmayı istediğinden şüphem yok. Salih iktidarı zamanından beri birlik Kuzeydeki Ali Salih rejimine yenik düşmüş güney ittifakının bir dayatmasıdır. Onların trajedileri farklılıklar entrikası ile başladı ve birlik oyunu ile sona erdi. Ama güneyliler kutlamalar için acele ediyorlar. Çünkü ayrılık uluslararası hukuk alanına giren bir sorun Aden sokaklarının değil.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.