Dink sanığı Akyürek: Dinlemler yasadışıysa karşıyım

Dink sanığı Akyürek: Dinlemler yasadışıysa karşıyım

Dink'in cinayetinde kamu görevlilerinin yargılandığı davaya dönemin İstihbarat Daire Başkanı RamazanAkyürek'in çapraz sorgusuyla devam edildi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davanın 9'uncu celsesinin ilk kısmına dönemin İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'in çapraz sorgusuyla devam edildi.

Çağlayan'daki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Ramazan Akyürek, dönemin Mülkiye Başmüfettişleri Mehmet Ali Özkılınç ve Şükrü Yıldız ile tutuksuz sanık Reşat Altay hazır bulundu. Yasin Hayal, Özkan Mumcu ve Hamdi Egbatan SEGBİS yöntemiyle sesli ve görüntülü olarak katıldı.

İSTİHBARATIN PAYLAŞIMINI ENGİN DİNÇ UYGUN GÖRMEMİŞ

Mahkeme heyetinin sorduğu soruları yanıtlayan Akyürek, Dink'in öldürüleceğine dair istihbari bilgiyi haber notu şeklinde Jandarmaya ve başka makamlara dağıtımını dönemin İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç'in uygun görmediğini söyledi.

Mahkeme heyeti Akyürek'e, "Dink'e yönelik eylem yapılacağı bilgisini getiren Yardımcı İstihbarat Elemanı Erhan Tuncel ve ondan sorumlu memur Muhittin Zenit ile dönemin Trabzon Emniyet Müdürü olarak görüşmenizin önünde bir engel olmamasına rağmen neden görüşmediniz" diye sordu. Akyürek ise, "İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç'in anlatımlarını başarılı buluyordum. Konuya vakıftı. İlgisini eksik görüp yetersiz bulsam yardımcısıyla ve memurlarla da konuşurdum. Dinç, Yasin'in vazgeçme eğiliminde olduğunu da söyledi" diye cevapladı.

'CERRAH BENİ HAŞLADI'

Heyet, cinayetin gerçekleştiği gün İstanbul'da yetkililerle bir araya gelen Akyürek'e bu toplantıda birileri üzerinde şüphe yoğunlaşması oldu mu diye sordu. Akyürek ise detaylara girilmediğini bu toplantıda basın açıklaması hazırlandığını söyledi. Cerrah'ın cinayetten 9 yıl sonra kendisi hakkında ithamlarda bulunduğunu söyleyen Akyürek, Cerrah'ın kendisinden eylem bilgilerine ait evrakı imha etmesini talep ettiğini yineledi. Evrak imha teklifine red cevabı alan Cerrah'ın kendisine çok kızdığını ifade eden Akyürek, "Çok kızdı, kaba tabirle haşladı. Ben de haşlanır mıyım, İstihbarat Daire Başkanıyım" dedi. Cerrah'ın iddiasına göre, Akyürek cinayetten sonra Cerrah'ı arayarak Tuncel'e sahip çıkılması gerektiğini söylemişti. Akyürek çapraz sorgu sırasında hatırlatılan bu iddiayı yalanlayarak, "Ajanlığı bitmiş Tuncel'e sahip çıkılamayacağını söyledim. Ama yine de kıdem olarak benden üstün olduğu için takdir senindir dedim konuşma sırasında" diye konuştu.

'BİZ İÇERDEYİZ İMHA İSTEYENLER DIŞARDA'

Cerrah'ın evrakı imha etmesini istediği yönündeki talebini dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, dönemin Emniyet Genel Müdür Vekili Necati Altıntaş ve Müsteşar Şaadettin Harput'a ilettiğini aktaran Akyürek, heyetin "Bu iddiaları neden daha önceki ifadelerinizde beyan etmediniz" sorusuna şöyle cevap verdi: "Emniyet Müdürüme ve Bakanıma arz ettiğimde 'devlet işlerinde kırgınlığa yer olmaz, uyum içinde çalışmaya devam edin' dediler. Onlardan bu talimata aldığım husus sonra da gündeme gelmedi. Fakat iddianamede Cerrah'ın bilgilendirmiyormuşum gibi iddialarını görünce üzüldüm ve doğruyu ifade etmek için paylaştım. Yoksa tarihe mal olup gidecekti."

Heyet, "Cerrah'ın belgenin imha edilmesini istemesi o an mümkün mü? Çünkü diğer F4 raporunu yok et demiyor yani yazının irtibatlı olduğu yazıları da imha et demesi gerekmez mi" sorusunu "Böyle bir kapı açılınca çığ gibi arkası gelir. Neleri düşünerek böyle imha istedi ben bilmiyorum. Süreç bizi cezaevinde tutuyor imha isteyenleri dışarda tutuyor" diyerek geçiştirdi.

'KANUNSUZ İŞLEM YAPILDIYSA SONUÇLARI GÖRÜLÜR'

Mahkeme heyeti Akyürek'e, "Sizin döneminizde dinlemeler oldu. İstihbarat daire başkanlığında farklı bir yapılanma odu mu, bizi uyutmuşlar dediğiniz oldu mu" sorusunu yöneltti. Akyürek ise kendi döneminde dinlemeler olduğunu ve dinleme prosedüründe daire başkanlığına yansıyan bir durum olmadığını söyledi. Akyürek, "Dinleme prosedürü bellidir, bana yansımaz. Engin Dinç istihbarat şube müdür olarak çalıştığım arkadaştır. Ona da sorulsun, herhangi bir kişiyle ilgili şunu veya şurayı dinleyin demiş miyim" dedi. Farklı yapılanmalara sorusuna ilişkin de, "Bana yansıyan birşey olmadığı için herhangi bir yapılanma ilgisi görmedim. Görmüş olsam gereğini yaparım. Dink özelinde çalıştığım dönemle ilgili herhangi bir illegal yapılanma asla aklıma gelmedi. Bugün de aklıma gelmiyor. Dinleme konusu da Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor" diye yanıt verdi.
"Patlamaları engellemek için dinlemeler önemli. Dink cinayeti çözümüne de katkıda bulunabilirdi" diyen Akyürek'e heyet, "Dink cinayetine bakan eski mahkeme başkanı Erkan Çanak niye dinlendi? Trabzon isiİstihbaratta çalışan Ercan Demir niye dinlendi? Zenit Altay niye dinlendi? 2009 da istihbarat daire başkanısınız. Evrakta imzanız bulunmuyor. Bu adamlar niye dinlendi? Buna açıklamanız var mı? Dinlenen adamın görevde kalması da sakıncalı değil mi" diye sordu.

Akyürek ise, "Hiçbir dinlemeden sonuç çıkartamam" yanıtını verdi.

Reşat Altay'ın avukatı Akyürek'e, "Usulsüz dinlemelerin sizin bilginiz dışında gerçekleştiğini söylüyorsunuz. O zaman bu dinlemeleri yapanların kanunun verdiği bu yetkiyi kanunun gösterdiği amaçlar dışında yaptığını mı düşünmemiz gerekir" diye sordu. Akyürek ise, "Takdir mahkemelerin. Zaten ağır cezada görülüyor. Bilinçli olarak kanun çiğneniyorsa tabii ki kastidir. Dinleme yasadışıysa karşıyım. Kanunsuz işlem yapıldıysa sonuçları görülür" cevabını verdi.

'EL BİRLİĞİYLE DİNK DAVASININ ÜSTÜNÜ ÖRTTÜLER'

Dink'in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davanın 9'uncu celsesi öncesi Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi önünde açıklama yapan Hrant'ın Arkadaşları, 15 Temmuz Darbe girişimine kadar iktidarın cinayet şebekesini aydınlatmak için çaba sarf etmediğini vurguladı.

Hrant'ın Arkadaşları'ndan Bülent Aydın'ın okuduğu açıklamada, "Bugün gelinen aşama, cinayetin hemen ertesinde apaçık görülebiliyordu. Ama “işi FETÖ’ye yıkma”, bir imkân olarak belirene kadar, iktidar cinayet şebekesini aydınlatmak için kılını kıpırdatmadı. Hepsi elbirliğiyle örttüler" denildi.

Cinayette katkısı veya ihmali olan polislerin 9 yıl sonra tetikçilerle birlikte, aynı davada yargılandığını söyleyen Aydın'ın geniş bir dava özeti olarak yaptığı açıklama şu şekilde:

Yeni iddianame sürecinde bazı polisler tutuklanmıştı, FETÖ bağlantısı nedeniyle bunlara eklenenler oldu. İlk cinayet davası müsamereydi, orada adaletle alay edilmişti. Bu sefer dava sahici olabilir, ama güçlü engeller var. İlk engel, anayasa, yasalar ve kurumların ortadan kaldırıldığı, adaletin hiçbir nesnel ölçüsünün kalmadığı ortam. İkinci engel, hükümetin Hrant Dink cinayetini sadece “FETÖ” diye suçlayabileceği kişilerin üzerine yıkma gayreti. Yıllardır, bu cinayetin örgütlenmesine ve sonradan örtülmesine karışan devlet görevlileriyle tetikçilerin bir arada yargılanmasını savunduk.Bu nihayet sağlandığında, ilk duruşmadan itibaren türlü rezaletin ortaya döküldüğü görüldü.Devletin pek çok biriminin, neredeyse bir yıl boyunca cinayet planından haberdar olduğu kesinleşti. Cinayet istihbaratının dolambaçlı ifadelerle örtüldüğü, raporların gidip geldiği veya gitmediği, gelmediği anlaşıldı. Emniyet ve istihbarat müdürleri sorumluluğu birbirlerinin üzerine attılar, hangisinin ne yaptığı anlaşılamadı. Ancak hiçbirinin cinayeti önlemek için hiçbir şey yapmadığı anlaşıldı. Anlaşılan başka rezillikler de oldu. Trabzon Emniyeti, Yasin Hayal’i cinayetten vazgeçirmek için Erhan Tuncel’in ikna kabiliyetine güvenmiş, başka tedbir almamıştı. İstanbul Emniyeti, zaten sürekli tehdit altında yaşayan, şimdi de öldürüleceği bilgisi alınan Hrant’ı korumaya gerek görmemişti. İstanbul Emniyet Müdürü cinayet istihbaratını içeren rapor için Emniyet İstihbarat Başkanına, “imha etmezsen hepimiz yanarız” demişti. Dava dışında da çok ilginç gelişmeler oldu: Jandarma istihbaratçılarının cinayet mahallinde katili kolladığı ortaya çıktı.

Bunları öğrenebilmemiz, bu kişilerin 15 Temmuz darbe girişimi üzerinden “FETÖ” ile bağlantılı görülmesi sayesinde oldu. Hrant Dink Cinayeti Davası’nın jandarma ayağıyla ilgili iddianamenin hazırlanmasını bekliyoruz. Jandarma davası şimdi yürüyen dava ile birleştirilirse, on yıldır haykırdığımız talebimiz kısmen gerçekleşecek. Ancak günün ortamı, sahiden sonuç almaya yönelik sağlıklı bir yargı sürecine dair umut beslemeyi zorlaştırıyor. Yine de, bir grup tetikçinin şov yaptığı rezilâne müsamereden, devlet görevlilerinin yargılandığı aşamaya gelinmiş oldu. Şunu vurgulamalıyız: Bugün gelinen aşama, cinayetin hemen ertesinde apaçık görülebiliyordu.

Ama “işi FETÖ’ye yıkma”, bir imkân olarak belirene kadar, iktidar cinayet şebekesini aydınlatmak için kılını kıpırdatmadı. Hepsi elbirliğiyle örttüler."
 

Son Düzenlenme Tarihi: 19 Aralık 2016 14:12
www.evrensel.net