'20 bin değil 200 bin korucu  alınsa da sorun çözülmez'

'20 bin değil 200 bin korucu alınsa da sorun çözülmez'

Kurumlar, 20 bin korucu alınacağını duyuran İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya tepki gösterdi: 20 bin değil 200 bin korucu alınsa da sorun çözülmez.

Serpil BERK
Diyarbakır

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Hakkari’de gerçekleştirdiği ziyaret esnasında 20 bin korucu alınacağını duyurdu. Korucuların yaş ortalamasının da 42’den 32’ye düşürüleceğini belirten Soylu’nun açıklamalarına bölgedeki kurum temsilcileri tepki gösterdi. Korucu kadrosunun arttırılmasının sorunlara çözüm olmayacağını ifade eden İHD ve Baro yöneticileri, “Çözüm sürecinde kaldırılması gündemde olan koruculuğun şimdi güçlendirilmesi yeni sorunlar yaratacaktır. Sorunlu bir alan olan koruculuk tamamen kaldırılmalıdır” dedi.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne kadar geçen sürede ret ve inkar üzerinden bir politika güdüldüğünü ifade ederek, “80’li yıllardan bugüne devletin uyguladığı güvenlik politikaları bir çok oluşumu da beraberinde getirdi. Özel harekat timleri, özel birlikler ve bunların yanında koruculuk da faaliyete sokuldu. 100 binin üzerinde korucu kadrosu var. Bugüne kadar bu yapılanmalar bir çözüm getirmedi tam tersine devlet kayıtlarında da mevcut olduğu gibi korucular bir çok suça bulaşmış, hukuk dışı olaylara katılmış kimi yargılanmış kimi yargılanmamış durumda” dedi.

‘BASKI VE ŞİDDETLE SORUN ÇÖZÜLMEZ’

Çözüm sürecinin bitmesiyle beraber güvenlik politikalarının gündeme geldiğini anlatan Bilici, “Koruculuk kadrosunda artış düşünülüyor ve bunlardan özel bir birlik kurulacak. Koruculuk statüsünden farklı bir oluşum yaratılacak, yaş düzenlemesinden anladığımız bu. Bu tip yöntemler tehlikelidir. Baskıyı arttırıp şiddeti derinleştirerek bu sorun çözülemez. 20 bin değil 200 bin korucu da alınsa sorun çözülemez. Daha çok çatışma daha çok ölüm olur her iki tarafta da insanlar yaşamını yitirir. Acı gözyaşı ve bir çok aile bundan etkilenir. Bu yüzden biz bu yöntemlerden vazgeçilmesini istiyoruz” dedi.

Çözümün demokratik yöntemlerle sağlanacağının altını çizen Bilici, “Güvenlik politikaları dışında demokratik yöntemle, diyalogla, güçlü bir demokrasi ve insan haklarıyla çözüm sağlanır. Yalnızca Kürt sorununun çözümü için değil bütün meseleler için bu yöntem geliştirilmelidir. Türkiye bu şekilde bir yöntem izlemezse istemediğimiz ve kaygılandığımız bir süreç yaşanır” dedi.

‘KORUCULUK SİSTEMİ KALDIRILMALIDIR’

Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen ise koruculuk sisteminin eskiye dayanan ve uzunca geçmişi olan bir sistem olduğunu belirterek şunları kaydetti: “Çözüm süreci olarak nitelenen süreçte koruculuk sisteminin kaldırılması yönünde bazı görüşler öne sürülmüştü ve bu toplum tarafından ilgi ve destekle karşılanmıştı. Baro olarak da bu sistemin kaldırılmasından yanayız. Koruculuk meselesi Kürt sorununun güvenlikçi politikalarla çözümü noktasında kilitleniyor. Kürt meselesinin  şiddet ve güvenlikçi politikalarla çözülebileceğine dair bir inanca sahip değiliz. Bu politikalar Kürt sorununu çözmek bir yana varolan problemleri daha da büyütecektir. Yeni problem alanları yaratarak toplumda bölünmelere sebep olacaktır” dedi.

40 Yıldır denenen politikaların çözüm yerine ölüm, kan ve gözyaşı getirdiğini söyleyen Özmen, “Dağılmış bir toplum yarattı bu süreç. Hepsi karşımızda duruyor deneyimle sabit. Devletin Kürt sorununun çözümünde başvurmuş olduğu geleneksel politikaya geri dönmesiyle karşı karşıyayız. Kürt meselesi şiddet sarmalından arındırılarak, çatışmalı sürecin sonlanması ve yeni bir diyalog yolunun bulunması yönünde gayret sarf edilmeli. Mevcut koruculuk sistemi tıkanmışken, bir sorun boyutuna gelmişken bu soruna 20 bin kişinin daha eklenmesi Türkiye’nin demokrasi meselesi anlamında faydalı bir sonuç doğurmayacaktır. Yeni korucu alınması yerine mevcut korucuların durumunun yeniden gözden geçirilerek koruculuğun ortadan kaldırılması, lağvedilmesi ve söz konusu kişilerin devletin başka kurumlarında istihdamının sağlanması gerekiyor” dedi.

‘BARIŞÇI YÖNTEMLER UYGULANMALI’

Bütün meselenin Kürt sorununun çözümü meselesi olduğunu kaydeden Özmen, “Bu yüzyıllık bir mesele ve demokratik yöntemlerle çözülebilecek bir meseleden bahsediyoruz. Demokratik barışçıl yöntemlerle çözülecek bir meselede bizce başka yol ve yöntem de yok. Koruculuk alımı, operasyonların genişletilmesi, Belediyelere kayyım, milletvekillerinin tutuklanması gibi bir çok uygulama yapıldı bunların tamamı Kürt sorununa geleneksel yaklaşımın sonuçlarıdır. Koruculuk alımından ve geleneksel yöntemlerden vazgeçilerek Kürt sorununda tekrar bir diyalog ve barışçı yöntemlerin bulunması için bir çaba sarf edilmeli. Baro olarak bu sürecin geliştirilmesi anlamında üzerimize düşen her türlü görev ve sorumluluğa da hazırız” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Aralık 2016 20:39
www.evrensel.net