Kampüsler tecavüze karşı tek ses

Kampüsler tecavüze karşı tek ses

HÜKÇAT farklı bölüm ve kampüslerden kadınlarla düzenlediği sosyal medya fotoğraf kampanyası ile tecavüzün meşrulaştırılmasına karşı tek ses oldu.

Hacettepe Üniversitesi Kadın Çalışmaları Topluluğu

Geçtiğimiz haftalarda tecavüze uğrayan kişinin evlendiği takdirde, tecavüzcünün cezasının askıya alınması, istismara uğrayan çocukların rızalarının sorgulanması gibi aklın alamayacağı yasa önergeleri ile karşılaştık. OHAL bahanesiyle kadınların derneklerini kapattılar, yayın kuruluşlarının faaliyetlerine engel oldular. Ancak kadınlar böylesi bir düzeni kabul etmeyeceklerini gösterdi. Ülkenin dört bir yanında sokaklara döküldüler. Dernekleri yoktu, evlerde buluştular. Dergileri, tv programları yoktu, sosyal medyanın gücünü keşfettiler.

Biz de bu meselelerle ilgili tartışmaları her alana taşıyabilmek adına Hacettepe Üniversitesi Kadın Çalışmaları Topluluğu (HÜKÇAT) olarak üniversitede bir sosyal medya fotoğraf kampanyası* düzenledik. Farklı bölümlerden, farklı kampüslerden kadınlar tecavüzün meşrulaştırılmasına karşı tek ses oldu. Bu çalışmayı yaparken yanı başımızdaki arkadaşlarımızın daha önce hiç duymadığımız hikayelerini öğrendik. Topladığımız fotoğraflarda en çok öne çıkan şu oldu ki; “Tecavüz tartışma konusu değil suçtur, meşrulaştırılamaz.”

KIZ KARDEŞLERİMİZLE KOL KOLA

HÜKÇAT olarak yürüttüğümüz bu kampanya 8000’den fazla kadına ulaştı ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ne bu dayanışmanın heyecanıyla hazırlandık.

Yasanın rafa kaldırıldığı haberlerine “yeterli değil” derken, cinsel ilişkiye rıza ve evlilik yaşının 15’ten 12’ye düşürüldüğü (TCK 103.madde) haberi yankılandı. Üstüne bir de 25 Kasım’da Ankara’da kadınların boğazları sıkıldı, saçları çekildi, gözaltına alındılar. Pes etmeyerek tüm coşkumuzu Sakarya Meydanına taşıdık. Polislerin şiddeti, erkeğin şiddeti yahut erilliğin her türlü bileşeni kadınları pes ettirmedi. “Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz” diyerek her yaştan kız kardeşimizle kol kola günü tamamladık.

‘BİR ARKADAŞIMIZI DAHA KAYBETMEYE TAHAMMÜLÜMÜZ YOK’

25 Kasım’dan birkaç gün sonra, 28 Kasım Pazartesi akşamı okulumuzun metro durağında otostop çekerek ulaşımını sağlamaya çalışan kadın arkadaşlarımızın kaçırıldığı iddiası ile öfkemiz çığ gibi büyüdü. Yıllardır Hacettepe Üniversitesi’nde bir krize dönüşmüş ulaşım probleminin kadınlar için nasıl sıkıntılara yol açtığını defalarca dile getirmiştik. Yeterli ışıklandırma, yeterli ve ücretsiz servis, hesaplı ve güvenli otobüsler gibi taleplerimizi daha önceleri bu sayfalarda da yazdık. Ve bir arkadaşımızı daha kaybetmeye tahammülümüz olmadığını büyük bir dayanışma sergileyerek gösterdik. Sosyal medyadan bilgi paylaşım ağları kurduk, olaya dair arayabileceğimiz herkesi aramaya çalıştık, tüm gece boyunca başta kadın arkadaşlarımız olmak üzere sayısız arkadaşımız ile seferber olduk. Ertesi gün rektörlük ile yaptığımız görüşmede bir kaçırılma olayının yaşanmadığını, ‘sadece bir taciz olayı’ olduğu bilgisini teyit ettik. Bir kadın arkadaşımızın kaçırılmaması yüreklerimize bir nebze su serpse de yaşananların yönetimce ve bazı çevrelerce ‘sadece bir taciz olayı’ gibi bir söylemle basitleştirilmeye çalışılmasına karşı duruyoruz. Taleplerimizin karşılanması için bir kız kardeşimizi daha kaybetmeyi beklemeyeceğiz. Ve bu trajik olayla bir kez daha gördük ki dayanıştığımız, yan yana olduğumuz zaman çok şeyi başarabiliyoruz.

Ankara’da 25 Kasım günü belki de şiddetten beslenenlerin tahammülsüzlüğü bunaydı.

GENÇ KADINLAR SES VERİYOR

Ezgi: Kadınların birliği tüm zulmü, tüm şiddeti yenecek. Seneler boyu coşkusu dinmesin.

Neşe: Kadınların gücü birliğinden gelir, var olalım. Ayrıca HÜKÇAT da ayrı bir güzel ve coşkuluydu J

Deniz: Bugün her 8 Mart ve 25 Kasım’da tanık olduğumuz erkek devletin kadınlardan ne kadar çok korktuğunu gördük. Öpüyorum canım kadınlar.J

Beril: Kadınlar sokaklarda, kadınlar her yerde. Psikolojik ve fiziksel şiddet bitene kadar inadına isyan, inadına özgürlük.

Hande: Kadınların direnişi, devletin şiddetinden büyük! Kahkahalar atacak, meydanları terk etmeyecek, zulmü birlikte yeneceğiz.

Meri: Baskı ve şiddete karşı herhalde tüm renklerimizle alanlarda olmaya devam edeceğiz.

Helin: Halayda birleşen ellerimizin, baskıya, şiddete, tecavüze karşı daha da birleşerek yükselmesi dileğiyle.

Pelda: 25 Kasım, 8 Mart, 1 Mayıs gibi günler önemlidir, korunmalıdır.

Emine: Sesimizin sesinize ulaştığı, alanlarda mücadelemizi yükselttiğimizi görmek kadar güzel bir şey yoktu.

 

* Fotoğraf kampanyasına ulaşmak için; https://www.facebook.com/hukcato/

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Aralık 2016 00:57
www.evrensel.net