‘Bu iddianameyi okuyan dehşete kapılacak’

‘Bu iddianameyi okuyan dehşete kapılacak’

‘KCK’ adı altında yürütülen operasyon sonucu 36’sı tutuklu 44 gazeteci hakkında kabul edilen iddianameyi değerlendiren Avukat Özcan Kılıç, ortada bir “hukuk skandalı” olduğunu ifade etti. Özgür Gündem gazetesi ve DİHA’nın avukatlığını yapan Özcan Kılıç, iddianamenin içeriğiyle ilgi

‘90’LARDA BİLE KARŞILAŞMADIK’

Kılıç, “Biz baskıların, faili meçhullerin yaşandığı 90’lı yıllarda bile bu tarz bir yaklaşımla karşılaşmıyorduk” derken, o dönemde yaptıkları haberlerden dolayı yargılandıklarını söyledi. Kılıç, bu iddianamede ise “İnsanların yaptığı işin ücretini almasından tutun, gazetecilik faaliyeti, muhabir ile editörün, editör ile haber müdürünün, muhasebeciyle şirketin görüşmelerinin suç teşkil ettiğini” kaydetti.

‘AYNI CÜMLE YÜZLERCE KEZ YAZILMIŞ’

İddianamede “zorlama yapıldığını” belirten Kılıç, aynı cümlelerin “yüzlerce kez iddianameye konulduğunu” belirtti.

KİM BU GİZLİ TANIKLAR?

İddianamedeki ‘gizli tanık’lara dair itirazlarını da savcılara ilettiklerini belirten Kılıç şunları söyledi: “Biz ısrarla sorgulama sırasında savcılara şunu belirttik, ‘Bu kişilerin var olup, olmadığını bilmiyoruz. Bu kişilerin kim olduğunu bilmiyoruz ve bu bilgilerin kaynağını da bize açıklamak zorundasınız.’ Yanlış bilgiler vardı. Bunların kanıtlanmasını istedik. Onlar bunları yargılama sürecinde yapacaklarını söyledi.”

‘SAVCI DA BİLİYOR’

İddianamede bir muhabirin, BDP’nin Tekel işçileri için yaptığı açıklamayı veya barajlar için halkın eylemini haber yapmasının “suç konusu” yapıldığını belirten Kılıç, “Bu suç haline getiriliyorsa, bu iddianamenin hukuki yanı sakat. Savcı da bunu biliyor. Mahkeme de bunu görecek, en azından öyle düşünüyoruz” dedi.

‘KCK SENDROMU’

Dava sürecine dair endişelerini de dile getiren Kılıç, Diyarbakır’da süren KCK davasını örnek verdi. Davada, beraat edecek birçok insanın “rehin olarak 3 yıldır” bekletildiğini belirten Kılıç, “Böyle baktığımız zaman hükümetin bir KCK sendromu var” değerlendirmesinde bulundu.

‘BİR TEK BEN KALMIŞIM!’

İddianamede adeta DİHA’nın künyesinden yararlanıldığını belirten Kılıç, herkesin “örgütün basın komitesine” konulduğunu söyledi. “Bir tek ben kalmışım” sözleriyle durumun garipliğini paylaşan Kılıç, “Mesela DİHA’nın künyesini koymuş ve muhabiri, muhasebeciyi yerleştirmiş. Ben bazı çalışanların ‘Basın komitesinin’ ne olduğunu bileceğini sanmıyorum. Öyle bir komitenin varlığından kimsenin haberi yok. Bu yaratılmış bir kurgu ve bu kurgu üzerine yapılmış bir iddianame bence” dedi.

“Bir tarafgirlik” olduğunu söyleyen Kılıç, “kanıttan çok, kişisel yorumların” iddianamede yer aldığını ifade etti.

‘DEHŞETE KAPILACAKLAR’

Kılıç, iddianameye ilişkin sadece hukukçulara değil gazetecilere de birçok görev düştüğünü belirterek, “Çünkü gazeteciler o iddianameyi okuduğunda bir dehşete kapılacaklar. Bu saçmalığın üzerine en çok gazetecilerin gitmesi gerekiyor. Sadece meslektaşlarına sahip çıkmak değil, meslek onurlarına sahip çıkmaları için de bu iddianameyi birkaç kere okumaları gerekiyor” dedi. (İstanbul/DİHA)


BERAAT KARARI VERİLEN RÖPORTAJ İDDİANAMEDE!

2008-2009 yıllarında soruşturmanın başladığını tahmin ettiğini belirten Kılıç, birçok sıradan telefon görüşmesinin bile kayıt altına alındığını belirtti. İddianamedeki dikkat çeken bir noktaya değinen Kılıç, gazeteci Filiz Koçali ve Ramazan Pekgöz’ün Günlük Gazetesi adına Murat Karayılan ile yaptığı ve sonrasında dava konusu olan ve dava sonunda beraat kararının verildiği röportajın bile iddianamede “bir suç unsuruymuş gibi” yer aldığını belirtti. Kılıç, “Mahkemenin akladığı bir gazetecilik faaliyeti bile bu iddianamede bizim karşımıza bir örgütsel faaliyet olarak konulmuş durumda” dedi.


TURKUVAZ DAĞITIM’DAN GÜNDEM’E ‘ÖRGÜTSEL AMAÇLI PARA’

DİHA’nın abonelerinden yıllık veya aylık olarak aldığı paranın kayıtlı olmasına rağmen iddianamede “örgütsel amaçlı para” olarak yer aldığını belirten Kılıç, “Turkuvaz Dağıtımı’ndan Gündem Gazetesi’nin sahibinin hesabına gönderilen paranın dahi örgütsel amaçla gönderildiği gibi bir hava estiriliyor” dedi. İddianamede “kaynağı belli olmayan bir lira bile” olmadığını ifade eden Kılıç, buna rağmen “örgütsel amaçlı para” iddialarının yer aldığını vurguladı.


‘CENGİZ ÇANDAR’I SORUŞTURMAYA DAHİL EDECEKLERDİ’

Emniyetteki sorgu sırasında karşılaştığı ilginç bir olayı da aktaran Kılıç şunları söyledi: “Ben Cengiz Çandar’ın KCK soruşturmasına katılacağını emniyette duydum. Meslektaşlarım gözaltındayken, orada biz bir bilgi aldık. Cengiz Çandar, bir gazeteci arkadaşımızın yazdığı ‘Öcalan’ın İmralı Günleri’ kitabının önsözünü yazmıştı. O bile dosyaya konulmak üzereydi. MİT Müsteşarı’nı dahi avukatların dosyasına katmak istediler. Kamuoyunda bir manipülasyon, bir kafa karışıklığı yaratmaya çalışıyorlar.”

www.evrensel.net