Korku nedir?

Korku nedir?

Korku nedir? Korkan insanın verdiği tepkileri fark edebilirsek eğer bu sorunun cevabını net olarak görebiliyoruz aslında. Geçen gittiğim oyundaki bir diyalogda  “Sen hiç korkmazdın” diyordu kadın ablasına. “Hayır” diyordu ablası; “Asıl çok korktuğum için o kadar hırpaladım karşımdakini, korktuğumu fark etmesi

Zülem Paltacı

Düşüncelerini söylemeye çalışan insanlar ve o insanların düşündüklerinin doğruluğunun fark edilmesinden korkan bir güruh... Elinden geldiğince engel olma çabası… Peki nedir bunlar? Özgürlük talepleriyle çıkıyoruz insanların karşısına. “Ya böyle olsaydı” bakışları altında içeri, kapalı bir hücreye koyuyorlar, “anladın mı şimdi özgürlük neymiş” diyorlar. Parasız, anadilde eğitim talep ediyoruz, kitaplarımızı okumak, bayramımızı kutlamak istiyoruz “fazla oldun” diyolar; yine o yere koyuyorlar arkadaşlarımızı. Neden böyle yapıyorlar peki? Farkındalığı arttırıyorlar, insanları gerçekleri görmeye zorluyorlar çünkü. İşte bu sebeple korkan taraf korktuğu anlaşılmasın diye tırnak gösteriyor elindeki imkanlarla karşısındakine. Engel olunuyor fark edilmesine, kapatıyorlar onları korkularını gizledikleri yere. Ama kaçırdıkları bir nokta var; büyük hapishane diye adlandırdığımız o yerden alıp,daha küçüğüne koyuyorlar. Ama unuttukları bir şey var;  burada düşünceler değişmez, burada insan körelmez, yok olmaz, o insan daha çok bağlanır mücadelesine, daha çok sahiplenir mücadelesini. Bizler büyük hapishaneyi gördüğümüz için korkmuyoruz aslında o küçük yerden, bizler sadece yıkamamaktan korkuyoruz... Çünkü içinde bulunduğumuz bu yerde düşündüklerimizi söyleyemiyoruz, eğitimimizi istediğimiz gibi alamıyoruz...

600 ü aşkın öğrencimiz işte bu yüzden tutuklu. Düşüncelerini ifade etmeye çalıştıkları, bayramlarını kutladıkları, kitap okudukları, parasız eğitim istedikleri için. Bizler bugün, 600 ü aşkın öğrencimiz için imza toplamaya hocalarımızın kapısına gittik ve tam da bu noktada fark ettik ki sadece düşündüklerini söylemeye çalışan insanlara değil, kendi himayeleri altında çalışan insanlara da tırnak gösteriyorlarmış; “sakın!” diye. Bugün kapısını çaldığımız ve tutuklu öğrenciler için destek beklediğimiz hocalarımızdan aldığmız cevaplar aslında bizler için büyük hayal kırıklığı oldu. İmza atmadıkları için değil, söyledikleri sözleri dahi binbir süzgeçten geçirip söledikleri için hayal kırıklığı yaşadık daha çok. “Destek veriyoruz ama yürekten!” cevaplardan biriydi. Bırakalım  toplamda kaç öğrencinin tutuklu olduğunu, kaçının soruşturma aldığını, kendi fakülteierinden kendi sınıflarından öğrencilerin tutuklanmasından bile bihaberler. Suç onlar da mı? Hayır. Bizlere dayatılan sistemde. Kimisi ilgilenmezken, kimisi uzaktan destekliyor, kimisi dekan onaylı olmadan bu kampanyaya imza atamam diyor. Kimisi bizimle görüş ayrılığı olduğunu iki farklı taraftan baktığımızı fakat yine sadece yürekten destek verebileceğini, maalesef hiçbir şekilde imza atamayacağını söylerken; bir diğeri “destek verdiğim bir olaydan ötürü soruşturma almış durumdayım ,imza kampanyanıza destek verirsem, diğerleri destek verdiğim için imza kesinlikle atmaz” diyor. Hocalarımız arasında dahi böylesi bir tablo varken, neden sorusunu sormadan geçemiyoruz o koridordan, o kapının önünden... “Kalben desteklemek, çaba göstermeyi gerektirir, ne yapabiliriz sizlerin de destek verebileceği,katılım sağlıyacağı’’ diyoruz, “dekana sorun’’ diyorlar. Neden fikir beyan edemiyoruz ki? Neden destek vermeyeceğini bile bile bir üst kuruma yönlendiriliyoruz?  neden bu olayların olmasına bu kadar göz yumuyoruz? Bana dokunmayan yılan bin yaşasın dercesine uzaktan bakıyor, bu konulardan elmizden geldiğince uzak duruyoruz.  Eğitim verdikleri öğrencilerine yapılanlara neden bu kadar göz yumuyorlar? Eğitim neden verilir öğrencilere? Daha ileri baksın, kendini geliştirsin, fikir üretsin, üretilen fikirleri geliştirsin diye... Pardon hocam ama ifade özgürlüğümüzün önüne geçildi.Aldığımız eğitim sadece bir kalıp oldu,ötesini düşünmek yanlış olur bu sonuçlar doğrultusunda. Hakları yenilen insanların yanında olmaktan tut,haksız yere yargılanan arkadaşarımızın yanında olmamıza kadar, her şeyimizi, her hareketimizi engellemeye çalışıyorlar, sizin desteklerinizin sadece kalben olmasının sebebi de bu değil mi sanki? 600 ü aşkın öğrencin tutuklu hocam, binlerce öğrencin de soruşturma aldı! O sınıfta haksızlığa uğrayıp, sınıfta olamayan öğrencileriniz size hiç mi bir şey  ifade etmiyor? İşte vermediğiniz bir imza bunları düşündürttü. Haksızlığa göz yumduğunuzu, öğrencilerinizin sadece sınavlardan,verdiğiniz sözlü notunu kullanmak için baktığınız o yoklama listesinden ötesini ifade edemediğini. Boşluklar git gide artıyor hocam ve bizler buna göz yummamak ve sizin desteklerinizi de almak adına kapınızı çalmaya devam ediyoruz, belki diyerek…

www.evrensel.net