Vanlı kadınlar Uçan Süpürge’ye konuk oldu

Vanlı kadınlar Uçan Süpürge’ye konuk oldu

15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’ne konuk olan Vanlı kadınlar, depremle birlikte altüst olan hayatlarını ve yaşam mücadelelerini anlattılar.Festival kapsamında önceki gün Goethe Alman Kültür Merkezi’nde “Deprem Sonrası Van’da Kadınlar” başlığıyla gerçekleşen panele kat

Festival kapsamında önceki gün Goethe Alman Kültür Merkezi’nde “Deprem Sonrası Van’da Kadınlar” başlığıyla gerçekleşen panele katılan Vanlı kadınlar, Van’da yaşayan kadınların yaşam mücadelesini kendi yaşamlarından örneklerle anlattılar. Van’da kadınlar açısından oldukça zor olan hayatın depremle birlikte daha güçleştiğine dikkat çeken kadınlar, yaşam mücadeleleriyle de panele katılanlara duygulu anlar yaşattılar.

Deprem öncesi Van Kadın Derneği’nde çalışma yürüten Sosyolog Aylin Çelik, depremle birlikte bölgede yaşanan sorunları ve bölgede yürüttükleri çalışmaları aktardı. Deprem sonrası ilk dışarı çıktıklarında “Şehitlerin ahı tuttu”, “iyi oldu” gibi söylemlerin nefret, öfke karışımı bir ruh hali yarattığını belirten Çelik, insanların ne kadar yanlış duygulara yönlendirildiğini görmenin çok korkutucu olduğunu söyledi. Kimi yardım yapanların “Biz size gönderiyoruz ama PKK’lılara vermeyin, mültecilere vermeyin” gibi söylemlerini hatırlatan Çelik, bölünme korkusu olanların ülkeyi böldüklerini ifade etti. Van’da deprem öncesi 2 bin mülteci olduğunu söyleyen Çelik, ellerinde kimliği bile olmayan insanların çok kötü duruma düştüklerini belirtti. Konteynır kentlerde Kuran kursları, kadın kahveleri gibi yerlerin açılarak burada kadınlara dini eğitimler verildiğini ifade eden Çelik, “Gönderilen yetkililer toplumsal cinsiyet rollerini anlatırken kadınların görevini evlerine, çocuklarına bakmak olarak öğretiyorlar” dedi.

‘VANLI ANNELER ÇOK ÇARESİZ’

Vanlı 3 çocuk annesi Meliha Okumuş deprem sonrası Van’da insanların en soğuk günlerde çadırlarda yaşadıklarını anlattı. Vanlı annelerin eğitimsiz ve çok çaresiz kaldığını ifade eden Okumuş, kadınların sadece içgüdüleriyle hareket ettiğini söyledi. Van’da kadınların kendi hayatlarını kendilerinin tayin edemediğini belirten Okumuş, “Ya aile edinmek zorundasınız, ya dışlanacaksınız ya da öleceksiniz” dedi. Okumuş, kendi çabalarıyla yaptığı evinin hem kadın olmasından hem de resmi nikahlı olmamasından kaynaklı olarak kocasının kardeşi üzerinde gözükmesine ve çocuklarıyla aynı soyadını bile taşımadığından çocukları üzerlerinde hiçbir hak talep edememesine isyan etti. Okumuş “İlk darbeyi babamdan yedim, bu işkenceden kaçmak için yüzünü bile görmediğim evli 4 çocuk babası bir adama kaçtım. Bir çukurdan kaçarken başka bir çukura düştüm. 43 yaşındayım, her yaşımda ayrı bir acı yaşadım” diyerek aslında Van’da kadın olarak ayakta durmanın ne kadar zor olduğunu da kendi hikayesiyle aktarmış oldu.

Deprem öncesi kocasından ayrılan ve Van’da kadın sığınma evinde yaşayan Evrim Gül de Van’daki kadınların kadın olmaktan kaynaklı güç yaşam mücadelelerini aktardı. Kocasından boşanmasıyla birlikte ailesi tarafından silahla tehdit edildiğini ve evlatlıktan reddedildiğini anlatan Gül, deprem sonrası ailesinin yanına gittiğinde ailesinin kendisini çadırlarından attığını söyledi. Boşanmasıyla birlikte çocuklarının da eski kocasına verildiğini ifade eden Gül, artık çocuklarının da kendisini görmek istemediklerini söyledi.

‘VAN’DA EĞİTİM HALA SORUNLU’

Van’da lise öğrencisi Hediye Ölmez de depremle birlikte Vanlı çocukların sıkıntılarını anlattı. 3 ay aradan sonra eğitime ulaşmada halen sıkıntıların olduğuna dikkat çeken Ölmez, servis olmadığını ve okula ulaşmada sıkıntı yaşadıklarını söyledi. Eğitimini tamamlayarak gazeteci olmak istediğini belirten Ölmez, en çok kadınların hayatlarını anlatmak ve gelecekte eşit bir dünyada yaşamak istediğini söyledi.
Panelde ayrıca Reuters Foto Muhabiri Ümit Bektaş’ın Van depremi sonrası bölgede çektiği fotoğraflardan oluşan slayt gösterisi de yapıldı. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net