Gözyaşlarının renginde buluşan anneler

Gözyaşlarının renginde buluşan anneler

Bugün Anneler Günü. Bir taraftan annellik kutsanırken, bir taraftan annelere ilişkin kahramanlık öyküleri anlatılıyor. Bir taraftan hediyelere boğulan anneler dururken, diğer taraftan hiçbir hediyenin acısını dindiremeyeceği, hiçbir kahramanlık hikayesinin sızısını hafifletemeyeceği anneler var. Onlara verilebilecek en büyük hedi

Ruken Tuncel

KİM KİMİ ÖLDÜRÜYOR?

Maviş Şen, Giresunlu üç çocuk annesi bir kadın. İki kızı bir oğlu var. Sinan ikinci çocuğu. Gözümün bebeği dediği oğlunuda 25 Nisan’da Bingöl’ün Genç ilçesinde çıkan çatışmada yitirdi. Anne ve babasını da küçük yaşta kaybetmiş Maviş Şen,  o yüzden Sinan’ı anlatırken ‘benim annem babam gibiydi Sinan, ben şimdi kendimi öksüz yetim gibi hissediyorum’ diyor. “Anne değilsin bilemezsin, dayanılacak acı değil bu acı. Hiçbir şey dindirmez. Dağ , taş almaz bu acıyı...” diye devam ediyor konuşmasına. Oğlunun cenazesinde sarf ettiği ‘Vatan sağ olsun demiyorum’ sözlerinin medyada çarpıtıldığını düşünüyor ve  açıklık getirmeye çalışıyor. “Ben o sözleri bu kan artık dursun. Hepimiz kardeşçe yaşayalım diye söyledim”

Gözlerindeki  yaş hiç durmuyor Maviş Şen’in. “İçim yangın yeri diyor” ve ekliyor “Ateş düştüğü yeri yakıyor, parçalıyor. Bütün şehit anneleri bu duyguyu hissediyorsa, bu acıya dur demek lazım. Sinan’ım gitti ama benim daha torunlarım olacak. Hem kimi öldürüyorlar. Onlarda bu topraklarda yaşamıyor mu?”

BU YAŞA ÖLSÜNLER DİYE Mİ? GETİRİYORUZ

İki tarafta da aynı acının büyüdüğüne dikkat çekiyor Maviş Şen, “Yemiyor yediyoruz, giymiyor giydiyoruz. Bizler bu yaşa ölsünler diye mi? getiriyoruz”

Sinan askere gidene kadar haberlerle  çok vakit geçirmediğini söylüyor Maviş Şen. “Ama nasıl ki Sinan’ım askere gitti. Haberlerin başından ayrılmaz oldum. Hep bekledim bakanların ağzından bir ‘ateşkes’ kelimesi çıksın diye bekledim” diyor.

YAKACAKTIM KENDİMİ, GÖNDERMEYECEKTİM OĞLUMU

Sinan’ın fotoğrafını gösteriyor. Gözleri fotoğrafta takılı “Boylu posluydu benim oğlum. Zaten o yüzden komando yapmışlar, seçiyorlarmış. Ama Sinan’ım dağ nedir bilmezdi. Ürkekti oğlum. Daha küçük ne bilsin dağda gecenin karanlığında yürümeyi” diye devam ediyor sözlerine. Sinan, izne geldiğinde göndermek istemediğini söylüyor. Hatta benzini eline alıp ‘yakarım kendimi ama göndermem seni’ demiş oğluna. Bu olayla ilgili de “Gerçekten yakacaktım kendimi” diyor ve devam ediyor konuşmasına “Birilerinin bir şey yapması gerekiyor. Bende belki kendimi yakarsam birşeyler değişir dedim. Belki oğlumu kurtarırım dedim. Ama Sinan’ım ‘olur mu? Anne hadi ben gitmedim. Sen beni vermedin. Ya! Oradaki arkadaşlarım dedi”

YETER ARTIK! BU KANI DURDURUN...

İzne geldiğinde ablası Sinan’a yeni kıyafetler almış. Sinan’a gideceği güne kadar bu kıyafetleri üzerinden hiç çıkarmamış. İzninin bitmesine birgün kala kıyafetlerini değiştiriyor ve o elbiseleri annesinin kucağına bırakıp ‘al bunlar ben gelene kadar sana yeter’ demiş. Şimdi kahroluyor Maviş Şen, dizlerine vura vura “ hiç bir şey benim yüreğimdeki acıyı dindirmez. Ama istedikleri zaman istedikleri herşeyi yapabilen yetkililere sesleniyorum yeter artık! Bu kanı durdurun.Çocuklarımızı daha fazla öldürmeyin”

‘ANNELER GÜNÜ GELSİN İSTEMİYORUM’

Döndü Ergin 72 yaşında, kendisi Sivaslı Türk bir aileden, öğretmen emeklisi olan eşide Muşlu, Kürt... Yedi çocuğu var. Ama şuanda hiçbiri yok yanında. Biri kız, biri erkek iki çocuğunu da savaşta yitirmiş.Bu yüzden kızını yitirdiği 1995 yılından bu yana anneler gününü kutlamadığını söylüyor. “Dersim dağlarında vuruldu kızım. Mezarıda yok hala. Orada toplu mezarlardan birine gömmüşler ama bulmadık...”  diye başlayan konuşması “Benim çocuklarım okudular. Oğlum Sinan Bilgisayar Mühendisiydi. O da 1999 yılında  Bingöl Yedisu’da vuruldu. ‘Vurulduğum yerde gömün beni demiş’ o yüzden onu Bingöl dağlarında toprağa verdim”

BARIŞ İÇİN BEYAZ YAZMA

Başında  beyaz yazma var Döndü Ergin’in. Barış için beyaz yazma taktığını söylüyor. Başında beyaz yazma gözlerinde yaş konuşmaya devam ediyor “Evlat acısı hiçbir acıya benzemez, nefes alırsın ama yaşadığını anlamazsın. Bu topraklarda çok kan döküldü. Artık daha fazla dökülmesin. Ermeniler, Kürtler, Türkler, Aleviler, Lazlar, Çerkezler hep beraber bu toprakları kazandı. Şimdi neyin kavgasıdır bu. Halklar kavga etmiyor iktidar halkları düşman ediyor. Bu hep böyle oldu Türkler dışında başka kimse yaşamıyormuş gibi davranıldı”

ÇİLLER’İN Mİ OĞLU ASKERE GİTTİ? TAYYİP’İN Mİ?

Sitem ediyor Döndü Ergin, bunca genç  ölürken insanların sessiz kalmasını anlayamadığını söylüyor. Bastıra bastıra “Ölmesin... Gerillada, askerde ölmesin. Askere giden kim? Fakir fukaranın çocuğu, halk çocuğu. Çiller’in mi? oğlu askere gitti. Tayyip’in mi? ölen yine bizim çocuklarımız. Ben hiçbir asker ölürken mutlu olmadım.Olamam da...”

‘HEP BERABER BU SAVAŞI DURDURALIM’

Bu savaşı ancak annelerin Türkiye’de yaşayan vicdan sahibi insanların  durdurabileceğini ifade ediyor Döndü Ergin ve tüm Türk-Kürt annelerine sesleniyor “Gelin hep beraber bu savaşı durduralım. Operasyonların önünde canlı kalkan olalım, ölmesin, öldürmesin çocuklarımız”

Bu savaşta en büyük sorumluluğun Türklere düştüğünü söylüyor Döndü Ergin ve devam ediyor konuşmaya “Ne zaman ki Türkler kalkıp evet bu ülkede Kürtlerin, Ermenilerin Alevilerin ve diğer tüm halkların hakları var. Anadilde eğitim alma hakları var. Kimliklerini taşıma hakları var derse. Ozaman bu sorun çözülecek. Yoksa Evren gider Çiller gelir, o gider Tayyip gelir ve bu kan böyle dökülür. Çünkü bunlar bu sorunu çözmek istemiyor” (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net