HDK siyasetin en önemli aktörlerinden olacak

HDK siyasetin en önemli aktörlerinden olacak

Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) yarın başlayacak olan ve iki gün sürecek 1. Genel Kurulu öncesi HDK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gençay Gürsoy ile bu önemli buluşmayı konuştuk. Prof. Gürsoy, genel kurulun, muhalefet güçlerinin işbirliğinin güçlendirilmesi ve bir güç birliğini mü

Erdal İmrek / İlyas Coşkun

HDK’nin ‘bir şeylerin değişebileceğine dair umutların hayli yıpranmış olduğu bir dönemde’ önemli bir muhalefet odağı olarak ortaya çıktığını dile getiren Gürsoy, “Seçim ortamına girilmesi ve partileşme çalışmalarının başlamasıyla birlikte HDK’nin ülke siyasetinin önemli aktörlerinden biri haline geleceğinden kuşku duymuyorum” dedi.

HDK 15-16 Ekim 2011’de gerçekleştirdiği kuruluş kongresinin ardından hafta sonu 1. Genel Kurulu’nu topluyor. Genel Kurulun temel gündemleri neler olacak?
Türkiye’de toplumsal muhalefetin her alanını kapsama iddiasındaki bir örgüt olarak HDK Genel Kurulunda öncelikle dünyadaki, bölgemizdeki ve ülkemizdeki siyasal gelişmelere yönelik değerlendirmeler ve tartışmalar gündeme gelecek. Küresel kriz ortamında  yapılan  seçimler (Fransa, Yunanistan, Ermenistan) Avrupa’da statükonun sarsılmaya başladığını, siyasetin sola doğru meylederken, bu arada ırkçı sağ partilerin de ivme kazandığını gösteriyor. Bölge ısınmaya devam ediyor. Suriye’ye yönelik müdahaleci tutum hız kaybetmekle beraber, sürüyor. Bu ortam içinde önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi ve yerel seçimler, ülkenin geleceğini belirleyecek en önemli gelişmeler olarak bütün muhalefet güçlerinin işbirliğini zorunlu kılıyor. Dolayısıyla Genel Kurulun önemli gündem maddelerinden biri bu güç birliğini mümkün kılacak partileşme süreci olacak. Bu çerçevede bugüne kadar yapılan çalışmalar, varılan mutabakatlar gözden geçirilecek, parti programı, parti tüzüğü, Parti-HDK ilişkileri konusunda görüşler ele alınacak.    

Her dil, kimlik ve toplumsal kesimden ezilenlerin birleşik gücü olmak iddiasıyla ortaya çıkan HDK, bugün hedeflerinin ve iddialarının neresinde?
Fikriyatı daha eskiye dayanmakla birlikte, kuruluşunun üzerinden henüz 6 ay geçmiş olan bir siyasi yapıdan büyük mesafeler katetmesi beklenemez. Ama bu kısa süreye ve genel olarak bir şeylerin değiştirilebileceğine dair umutların hayli yıpranmış olmasına karşın HDK sesini duyurmayı, siyasi muhalefetini kararlılıkla sürdürmeyi bir oranda başarmıştır. Henüz toplumsal muhalefetin çekim odağı haline gelmiş olmasa da en azından siyaset alanında görünür hale gelmiştir. Beklenmedik olumsuz gelişmelerle karşılaşılmadığı sürece, seçim ortamına girilmesi ve partileşme çalışmalarının başlamasıyla birlikte HDK’nin ülke siyasetinin önemli aktörlerinden biri haline geleceğinden kuşku duymuyorum.
 
Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin HDK’nin da yoğun bir çalışma yürüttüğünü biliyoruz. Öyle görünüyor ki; yeni anayasa tartışmaları önümüzdeki sürecin de temel gündemlerinden olacak. HDK’nin bu tartışmaya müdahalesi nasıl olacak? HDK bu süreçte ne talep edecek?
Yeni anayasa yapım süreci konusunda HDK’nin kurumsal bileşenleri ve bağımsız üyeleri arasında oldukça geniş bir bilgi ve deney birikimi var. Ülkedeki geleneksel siyasi yapılar içinde bu konu seçimler sonrasında gündeme gelmiş olsa da sol kesim içinde yıllardan beri tartışılıyor. Sol eğilimli sivil toplum örgütlerinin, sendikaların meslek birliklerinin elinde ‘demokratikleşme yolunda anayasal ilkeler’ üzerinde çok sayıda mutabakat metni ve en az 2-3 kapsamlı anayasa taslağı var. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde HDK’nin düzenlediği Anayasa Kurultayında bu birikim, konunun uzmanı anayasa hukukçuları ve çeşitli alanları kapsayan örgütlü ve örgütsüz yapıların temsilcileri tarafından geniş şekilde ele alındı.  
Kurultay sonuç bildirgesinde de ifade edildiği gibi, yeni anayasanın her şeyden önce Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü konusunda berrak bir yaklaşıma sahip olması ve ülkedeki çok kimlikli, çok inançlı, çok dilli yapıyı kültürel bir zenginlik ve hak olarak tescil etmesi gerekiyor. Emek kesiminin örgütlenme ve sendikal mücadele hakkının eksiksiz karşılanması gerekiyor. Hem Kürt sorununun çözümünde, hem de mevcut hantal merkeziyetçi idari yapıdan kaynaklanan sorunların çözümünde anahtar role sahip, ademi merkeziyetçi köklü bir idari reformun, yerel ve bölgesel meclislerin (demokratik özerkliğin) yolunu açmak gerekiyor. İktidar çoğunluğunun siyasi görüşleri ve ekonomi-politik tercihleri doğrultusundaki maddeler arasına, ‘anadilinin seçmeli ders olması’ gibi birkaç göstermelik ‘demokratik açılım’ maddesi sıkıştırarak işin içinden çıkmaya çalışacağını akılda tutarak yukarıda belirttiğim temel ilkeleri karşılamayan bir anayasaya ‘evet’ dememek gerekiyor. Öte yandan, uzun zamandan beri AKP’nin önde gelen hukukçuları tarafından savunulan ‘başkanlık-yarı başkanlık sistemi’ konusunda Başbakanın son açıklamalarıyla ortaya çıkan durumu, HDK Genel Kurulunda soğukkanlılıkla tartışmak gerekiyor. Önerilen sistemin Başbakanın muhayyilesindeki karşılığı ile dünya örneklerinin ne derece uyuştuğunu bilmiyoruz. Ancak köklü bir ademi merkeziyetçi idari reformu dışlayan ‘başkanlık sistemi’nin bu mevkiye aday olan şahsiyeti ne hale getireceğini iyi düşünmemiz gerekiyor. (İstanbul/EVRENSEL)


‘YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ’

HDK Yürütme Kurulu Üyeleri Yavuz Önen ve Onur Hamzaoğlu da, genel kurul öncesi gelinen süreci gazetemize değerlendirdi.
Yavuz Önen, Ekim ayından bu yana geçen süreyi değerlendirerek, HDK’nin “çok kısa bir sürede oldukça kapsamlı bir program uyguladığını” ifade etti.
Önen, “Yapılanlar, kadro ve enerji isteyen işler. Biz de mümkün olduğunca yerine getirmeye çalıştık. HDK’nin umut olduğunu, alternatif olarak halktan ilgi gördüğüne şahit olduk” dedi. “Türkiye’de muhalifler açısından faşizan bir baskı var, bunu fazlaca hissediyoruz” diyen Önen, “Hem hak ve özgürlükler mücadelesi sürdürmeye hem de halkla buluşmaya çalıştık. Bu süreçte basında HDK’ye karşı kara propagandalara da şahit olduk. Ama yolumuza devam ediyoruz” dedi.
HDK olarak siyasete ağırlıklarını koyma gayretlerinin yoğun olduğunu ifade eden Önen, diğer yandan partileşme sürecinin de sürdüğünü ifade etti. “Bir sınıf mücadelesi yürütüyoruz” diyen Önen, yaşanan sorun ve talepleri emek ekseninde birleştirme ve çözüm üretme gayretlerinin olduğunu belirtti. “HDK, bileşenleriyle birlikte bir direniş cephesi” diyen Önen, gerçek demokrasi mücadelesi verdiklerini ifade etti.

‘YEREL SEÇİMLER DE GÜNDEME GELECEK’

HDK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, tüm Türkiye’den gelecek olan delegelerle HDK’nin bir önceki toplantıdan bu yana yürüttüğü faaliyetlerini değerlendirileceğini ve geleceğe dair politika önerilerinin gündeme getirileceğini ifade etti. “HDK, hâlâ toplumsal bir muhalefet odağı olma rolünü taşımaktadır” diyen Hamzaoğlu, hafta sonu gerçekleşecek olan toplantıda yerel seçimlere nasıl girileceğinin de gündeme geleceğini kaydetti. Hamzaoğlu, yerel seçimler için diğer sol çevrelerle de “ortaklaşma gayreti” göstereceklerini belirtti.

www.evrensel.net