‘Süreçler içinden geçerken ruhumuz uyumasın, ölmesin’

‘Süreçler içinden geçerken ruhumuz uyumasın, ölmesin’

Galerist, üç genç sanatçı; Mükerrem Tuncay, Romina Meriç ve Luna Ece Bal’ın eserlerinden oluşan 'Çemberi Açmak' adlı sergiye ev sahipliği yapıyor.

Hakan GÜNGÖR
İstanbul

Galerist, Aslı Seven küratörlüğünde üç genç sanatçı; Mükerrem Tuncay, Romina Meriç ve Luna Ece Bal’ın eserlerini bir araya getiren “Çemberi Açmak” adlı grup sergisine ev sahipliği yapıyor. 13 Ağustos’a kadar ziyaret edilebilecek olan sergide, değişen bilinç hallerinin, uyku ve uyanıklığın, bilim ve büyünün, insan bedeni ile manzara öğelerinin ilişki ve çelişkilerine yönelik eserler yer alıyor.

Küratör Aslı Seven ve sanatçılar Mükerrem Tuncay, Romina Meriç ile Luna Ece Bal ile serginin hazırlanış sürecini, çalışmalarını ve içinde bulunulan sürecin sanatlarına olan etkilerini konuştuk.

BİR SOYUTLAMA HAREKETİ

Seven, sergi fikrinin ilk olarak ilkbahar aylarında Galerist ekibiyle yapılan bir sohbet esnasında ortaya çıktığını ifade ediyor. Serginin hazırlık sürecinde önce Meriç’in eserlerinden seçme yapıldığını, ardından bunlara Tuncay ve Bal’ın çalışmalarının dahil edildiğini belirtiyor. Seven, serginin ismi olan “Çemberi Açmak”ın “döngüsellik” kavramının serginin temelini oluşturması itibariyle belirlendiği söylüyor. Seven, “Bu fikir her birinin işlerinde farklı bir vurguyla şekil alıyor, örneğin Mükerrem’in işlerinde yaşam-ölüm ilişkisine vurgu var. Romina’nın resimlerinde ise daha çok insan bedeni ve doğa arasındaki geçişlere göndermeler bulunuyor. Ece’de ise sanatsal üretim için de bir metafor niteliği taşıyan büyü çemberine rastlıyoruz. Her durumda çember bir yandan bir dönüşüme işaret ediyor, diğer yandan da bir soyutlama hareketine” diye konuşuyor.

FARKLI DİSİPLİNLER BİR ARADA

Mükerrem TuncaySergide farklı disiplinlerden eserler bir araya getirilmiş. Tuncay bu konuda şunları söylüyor: “Çemberi açmak; video, resim, desen, yazı, yerleştirme gibi birçok medyumun birlikte olduğu bir sergi. İçerik olarak homojen bir bütünlük içerirken, formel olarak gayet heterojen bir görünümde. Bu heterojenliği sağlayan da her sanatçının farklı estetik kodlara sahip olması.” Tuncay ayrıca, “Bu sergide Ece, Romina ve benim eserlerimin estetik açıdan farklı değerler taşıması, izleyiciye ortak bahçeye farklı kapılardan girme olanağı sunuyor” ifadelerini kullanıyor. 

‘HAYAT DÖNGÜSÜ’ İFADESİ EKSİK BİR SÖYLEM

Peki, “çemberi açmak” ifadesi nasıl bir varoluşsal kırılmaya işaret ediyor? Seven şöyle yanıtlıyor soruyu: “Çemberi açmak bir doğum hareketi aslında. Biyolojik anlamda da bu böyle, büyü veya sanat üretirken de bir şeyi dönüştürmek, malzemeyi fiziksel ve entelektüel olarak yoğurarak bir şey doğurmak söz konusu. Bir varoluş biçiminden diğerine geçiş sağlayan bir şey çember. Kapalı değil döngüsel olarak ele alınıyor bu sergide.” 

Luna Ece BalTuncay ise, biyolojideki hayat döngüsü, İngilizcesiyle “cycle of life” terimini hatırlatıyor ve “Bu söylemin bana göre hem formel, hem de mantıksal olarak birçok eksiklikleri var. Öncelikle yaşamı, çember gibi içinden çıkılamayan, kapalı ve distopik bir formla sembolize edebilecek kadar basite indirgemek yanlış olur” diyor.  Entelektüel olarak sürekli öğrenme süreci içindeki beynin ve sürekli değişim sürecindeki bedenin çemberin başlangıç noktasına hiçbir şey olmamış gibi varmadığını vurguluyor.  Konu eserlerin seyircide bıraktığı etkiye geliyor. Bal, sergiyi gezenlerde gözlemlediklerinin genel olarak üç sanatçının farklı estetik anlayışları arasında kurulan anlamsal köprülere ilişkin olduğunu belirtiyor. “Özellikle sergiyi birkaç defa gezme fırsatı bulmuş olanlarda gözlemlediğim en belirgin ve heyecanlı nokta serginin irdelediği konular üzerinde başlayan eserler arasındaki bağı güçlendiren, bizim fark etmemiş olduğumuz detayların keşfini yapmaya başlamış olmalarıydı” diye aktarıyor gözlemlerini. 

‘ÜRETİCİ BİR GÜCE TUTUNARAK VAROLABİLİRİZ’

“Çemberi Açmak” sergisinin açılışı Atatürk Havalimanına yapılan saldırı nedeniyle ertelenmişti. Açılışın ardından da darbe girişimi ve OHAL süreci söz konusu oldu. Bu atmosferin insanların sanatla olan ilişkisine nasıl etki ettiğini soruyoruz. Seven, “Böyle bir ortamda sanata dönmek, üretmeye devam etmek çok önemli. Çünkü yok edici eylemlerin karsısında üretici, yaratıcı bir güce tutunarak varlık sürdürebiliriz ancak. Sanata olan ihtiyacın bu anlamda kolektif bir bakışı mümkün kıldığı için, tanımadığımız insanlarla empati kurma gücümüzü arttırdığı için şu anda çok önemli olduğunu düşünüyorum” diyor. 

Romina MeriçMeriç, sanata ihtiyacın derinleştiğini vurgulayarak; bir sanatçı olarak süreçten nasıl etkilendiğini anlatıyor: “Etkilendiğimiz ve içinde derinleşmeye ihtiyaç duyduğumuz olguların, hislerin, düşüncelerin ışığında bir şeyler ifade ediyoruz. Yaşananların izleri derinleştikçe sindirmesi zorlaşabiliyor. Toplumsal olarak zor geçen zamanlarda bazen hisleri araştırma içinde olmak, sindirmek, hele ki yeni bir başlangıç yapmak yorucu, anlamsız ve bencilce gibi hissedebiliyor. Ama öyle değil. Saklanma ve donup kalma meyline rağmen harekete geçebildiğimizde dönüştürmeye ve dönüşmeye başlıyoruz, bir gıdım özgürleşme.” 

“Çemberi Açmak” sergisindeki döngüselliğe dikkat çekiyor Meriç ve şunları söylüyor: “Karanlığın ardından aydınlık, sonra yine karanlık, sonra hop aydınlık demişken, ‘Çok tutunma, bu böyle sürer gider’ diyor sergi de. Süreçler içinden geçerken ruhumuz uyumasın, ölmesin. Beslenmeye ve beslemeye devam…”

Son Düzenlenme Tarihi: 06 Ağustos 2016 11:35
www.evrensel.net