Bu yüzyılda dünya kıyma makinesi gibiydi ve bu hemen kanıksandı!

Bu yüzyılda dünya kıyma makinesi gibiydi ve bu hemen kanıksandı!

Turgut Yüksel, resimleriyle ‘suçüstü’ yapmaya devam ediyor. ‘Tarihte Bugün’ Yüksel’in son sergisi. Bugünün sorgusuna dönüşen sergide, savaşın mantığı, insanın kendine yabancılaşması resimlere yansıyan konular. İşlediği konuları grafik tasarım çizgilerle aktaran Yüksel, biçimi mal

İsmail Afacan

‘Tarihte Bugün’ sergisi 1-15 Mayıs tarihlerinde Karşı Sanat’ta...

MALZEME İLE GEREKÇE BULUŞMAZSA ÜRETİLEN DEKORATİF OLUR

Genel olarak çalışmalarınızda grafik tasarım tarzı hakim. Bu tercihin özel bir sebebi var mı?
Deleuze’nin sözünden yola çıkıp söylersem; bu tercihimin sebebi malzeme ile gerekçeyi doğru buluşturmaktır. Zira Deleuze “bir malzeme ile bir gerekçe buluşmazsa o üretilen dekoratif olur” der. Siluet ve onu oluşturan siyah ve beyaz, derdimi anlatmak için gayet yeterli unsurlar. Zira araya girebilecek üçüncü bir renk, yapılanları birden dekoratif hale getirebilirdi. Siluet iç detayları ortadan kaldırdığı için olabildiğince sadeleştirmeye yöneltir, bu sadeleşmenin karşıtı olarak da sahneyi iyi kurgulamaktan başka çare bırakmaz. İyi kurgulanmış bir sahne birçok grafik özellik barındırır.

‘Tarihte Bugün’de geçmişten gelen konuklara rastlıyoruz. Değişimi, dönüşümü karakterize eden kişiler olarak beliriyor?
Değişimi veya dönüşümü görebilmek için geçmişin bazı anlarını mimlemek gerekiyor. Bu mim gerçek bir kişi ya da vaka üzerinden de olabilir veya bin sene önce üretilmiş bir mit üzerinden de… Onu bugüne misafir edince, aslında bizim değişim, dönüşüm, ilerleme dediğimiz şeyin onun elinde sadece bir aksesuar olduğu; eylem ve niyet olarak hiç değişmediğini, hep aynı günü tekrar ettiğini ve bize de zihniyetimizi değiştirmediğimiz sürece hep aynı günü yaşamak zorunda kaldığımızı gösteriyor.

OTORİTEYLE BAŞ ETMENİN EN ETKİLİ YOLU

Eserleriniz mizah bakımından oldukça yüklü...
Mizah otoriyetle baş etmenin en etkili ve neşeli yoludur. Sınıftaki despot bir öğretmeni çileden çıkartacak olan tek şey sınıftan duyacağı ufak bir kahkaha olacaktır. Evet, kahkahanın kaynağını bulamadığı sürece onun cezasını bütün sınıfa ödetecektir ama kurmak istediği otoritenin de hiçbir işe yaramadığını, hatta kendisiyle dalga geçildiğini de öğrenecektir.
Muktedirler bir şeyi dayatmak için çabalarken, aradan çıkan küçük bir kahkaha onların yaptıklarını bir anda yerle bir eder.
Ayrıca mana süper bir hareketle cebimizden hızlıca çalındığı için yürürken bir yalpalama zuhur ediyor. Bu yalpalama kişinin cep telefonuyla kurduğu ilişkiden tutun da, arabasıyla, sevgilisiyle, politikayla, orduyla kurduğu her ilişkide kendini gösteriyor. Bu süreç, çalınan mananın yerine oturduğu zaman vaat ettiği tek şey tedirginlik ve şiddet oluyor ister istemez. Bu yalpalama mana olarak ciddiye alınamayacağına göre onunla sadece dalga geçilir diye düşünüyorum.

ÖLÜM NORMALLEŞİNCE ŞİDDET DE ORTAK DİL OLUR

‘Kampanya’ adlı çalışmanızda tank namlusunda salıncakta sallanan çocuk resimlemişsiniz.  Orta doğu ve ülkemizde savaş nasıl bu kadar günlük yaşama karıştı?
Bir insan bir şeye uzun süre kalınca o şey normalleşmeye, günün rutini olmaya başlar. Bunun da en vahimi insanların öldürülmesinin normalleşmesi. Ölüm normalleşince şiddet de toplumun kullandığı ortak dil olur.  Dibine inersek, bunun sebeplerini bulmak zor bir şey değil. Bu ülkede savaş uçakları sivil insanların üzerine bomba attı ve saatler boyunca asıl işi habercilik olan müesseseler çıt çıkarmadı. Şiddeti ve otoriteyi kanıksama mevzusunun boğazımıza kadar yükseldiğinin en büyük onaylayıcısıdır o olay. Mısır’a giden bir arkadaşım, şaşkınlıkla piramitleri anlatırken “bunları insan yapmış olamaz” demişti. “İnsanın çok değil 70 sene önce atom bombasını yaptığına ve bunu patlattığına inanıyorsan piramitler onun yanında çocuk oyuncağı kalır” diye cevap vermiştim.  Bu yüzyılda dünya kıyma makinesi gibiydi ve hemen kanıksandı. Faşizmin uzantıları giderek güçleniyor ve bu hemen kanıksandı. Şiddet her tarafımızı kuşattı ve hemen kanıksandı. İşin kötüsü bu kanıksanma, daha da vahimlerinin kanıksanacağından başka bir şeye işaret etmez. (İstanbul/EVRENSEL)


MANTIK İSTİKRARINI KORUYAN BİR MEKANİZMADIR

Don Kişot atını  tanka bağlıyor bir çalışmanızda. Don Kişot’un romantizmi yerini mantığa mı bırakıyor?
Mantık istikrarını koruyan bir mekanizmadır. İstikrarını korumasının ve sürekli yenilenmesinin sebebi de çevresindeki değişkenlerin çok olmasından kaynaklanmaktadır. Değişkenler arasındaki değişmeyen kuralları koyduğu için gözlediğimiz veya gözlemlenen bütün olgusal durumları onun yardımıyla çözeriz. Sıkıcı bir ders notu gibi oldu ama öncelikle bunun altını çizip öyle geçmek gerekiyor. Çünkü en basitinden saate bakıp bize “Hay Allah randevuya geç kaldım” cümlesini kurduran şeydir. Veya yan komşumuzun silahı olduğunu öğrendiğimiz zaman, “o silahı bir gün bana doğrultabilir” cümlesini içimizden geçirten de. O komşu olayların sistemli ilişkisini kavrayamadığı bir durumda mantık kaybına uğrayıp günün birinde etnik kimliğim yüzünden beni öldürdüğü zaman kurduğum mantık cümlesi benim için geçerli, onun için ise anlık kayıp içerir. Bu anlık kayıp muktedirler tarafından onaylandığında buna savaş deriz. Mantık istikrarının korur, ama anlık çöküşü bazen dört sene bazen de 20 sene sürebilir.

www.evrensel.net