21 Nisan 2012 15:44

Şark Dişçisi’nden Baronyan’a buket buket kır çiçekleri

Oyuncu Sevinç Erbulak bu sezon “Şark Dişçisi”nde Sofi’yi oynadı. Oyun altı dalda Afife Tiyatro Ödülleri’ne aday gösterildi. Erbulak da adaylardan biri.Erbulak oyunda üç saat boyunca bir dakika yerinde durmadı. Şark Dişçisi’nin genç sevgilisi rolünde koştu, tırmandı, zıpladı. Zaten sahnenin

Paylaş
Emel Gülcan

Erbulak oyunda üç saat boyunca bir dakika yerinde durmadı. Şark Dişçisi’nin genç sevgilisi rolünde koştu, tırmandı, zıpladı. Zaten sahnenin dışında da benzer tempoda yaşıyor. Hızlı konuşuyor, seri hareket ediyor ve lafı dolandırmıyor.

Erbulak ile oyunun bu sezon son temsilinden önce buluştuk, “Şark Dişçisi”ni, şehir tiyatrolarının başına gelenleri konuştuk.

Şark Dişçisi nasıl bir sezon geçirdi?

Muhteşemdi. “Şark Dişçisi”, çok hazır bir zeminde sezona başladı. Bu müzikallerin ilki 2008’deki “İstanbul Efendisi”, ikincisi “Tarla Kuşuydu Juliet”ti. Şark Dişçisi, yine bir Engin Alkan rejisi ve aynı kadronun yeni müzikaliydi. Seyircinin iyi tanıdığı bir ekibin yeni oyunu olduğu için, oyuncu ve yönetmen seyircisi gelişti. Gerçekten ilgi patlaması yaşadık.

Önümüzdeki sezon devam edecek mi?

Evet, ama önce Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde Yıldızlı Geceler’deyiz. Her iki oyunu izlemeyen beş bin kişi için, birer şans daha var. 3 Haziran’da “İstanbul Efendisi”ni, 7 Haziran’da “Şark Dişçisi”ni oynayacağız.

Oyun üç saatti ve çok hareketliydiniz. Nasıl hazırlandınız?

Diğer iki müzikalde bedenimizi ve beynimizi eğittik. Yönetmenimiz olağanüstü bir oyuncu koçu ve rolleri çok iyi tarif etti. Kondisyonumuz zaten hazırdı. Çünkü bu oyunlar ayda üç hafta oynanıyor. Artık oynamadığımda daha yorgun hissediyorum. Bütün hastalıklarımı oynamadığım haftalarda geçirdim.

Alkan, ekibini güçlü vücutlar ve beyinlerden seçiyor. Çünkü bu koşullarda bu performansı haftalarca sürdürmek, her kondisyonun işi değil. Gece yarısı oyundan çıkıp evimize dönüyorduk. 12 saat sonra tekrar matinenin makyajını yapıyorduk. Bu sezon hepimiz için keyifli ve yorucuydu.

BARONYAN’IN MEZARINA HER GECE BİR KIR ÇİÇEĞİ

Hagop Baronyan’ın oyununu sahneleme fikri nasıl doğdu?

“Şark Dişçisi” Engin Alkan’ın rüyasıydı. Alkan, rüyasında bir kumpanya arabası gördü ve şans eseri Mimesis’te Hagop Baronyan hakkında bir yazı okudu. Asıl amaç dünyanın her kökenden, ırktan insana ait olduğunu hatırlatmak ve belki azınlık fikrini ortadan kaldırmaktı. Oyun, aslında Türkiye tiyatrosunun Ermeni oyunculara çaktığı bir selam. Engin’in cümleleriyle söylersem, onlara “İyi ki vardınız” demenin bir yolu.

Türkiye tiyatrosu, Ermeni oyunculara çok şey borçlu. Mezarının yerini bile bilmediğimiz bir Ermeni yazarın 1869’da yazdığı oyun, 2012’de sahnelendi. Baronyan’ın mezarını ziyaret edemiyoruz belki ama “Şark Dişçisi” ile her gece o mezara bir buket kır çiçeği bırakıyoruz.

Yönetmenin Afife Ödülleri’ne aday gösterilmemesini nasıl yorumluyorsunuz?

Ödül sistemi çok göreceli. Çünkü o kategoride en çok oy alan üç kişi aday oluyor. Selim Atakan yerinde bir tepkiyle, beraber yarattıklarını düşündükleri için adaylıktan çekildi. Alkan’ın oyunun babası olduğunu düşünüyorum. Ödülü alırsam “Yarısı Engin’in” diyemem; tamamı Engin’indir ve ben eve götürüyorumdur. Aday olan herkes böyle düşünüyor.
Bir çocuk hem annesinin hem babasınındır. Tek başınıza yumurtlayamayacağınıza göre “Şark Dişçisi” Engin Alkan’ındır. Biz, onun sanatını ifade ettiği ellerinin parmaklarıyız. Yani yedi parmağı aday gösterildi. Bu, kolektif bir iş.

Yeni projeler var mı?

Üç müzikal sürüyor. Dizi veya film olursa, birinin eksilmesi gerekir. Çünkü yapımcılar üç oyunda rol alan oyuncuyu sevmiyor. Televizyonu çok özledim ama televizyonsuz kalabiliyorum, sahnesiz kalamıyorum. O yüzden ancak aklıma yatan bir proje ile karşılaşırsam düşünebilirim.

Dizilerde hep aynı şeyler sunuluyor. Meseleye baktığım yerden bakmıyorsa, bir töre dizisinde veya 90 dakikalık bir dramada oynamayacağımı biliyorum. Geçmişte bu yüzden arkadaşlarımızı kaybettik. Bunu kendime bir daha yaşatmayacağım.

Tiyatronun üzerinde dolaşan bulutlar dağılmadan tiyatro ile ilgili cevap veremiyorum. Çünkü kabul edemeyeceğimiz bir yönetmelikle karşı karşıyayız.

‘BENİM İETT MÜDÜRÜ OLMAM KADAR KOMİK’

Yeni yönetmelikle şehir tiyatrolarına bürokratların atanması neleri değiştirir?

2014’te 100. yılımızı kutlayacaktık. Bu durum, 2014’te ikinci yılımızı kutlamamız anlamına gelir. Çünkü bu, başka bir tiyatro teklifi. Tiyatroyu tiyatrocular, belediyeyi belediyeciler yönetir. Bu kadar basit. Yeni yönetmeliğin teklifi, benim İETT müdürü olmam kadar komik. Tiyatroya bürokrasi girdiğinde ve genel sanat yönetmeninin yetkileri sınırlandığında işin çehresi değişir. İşin içindekilere danışılmadan bu düzenleme yapılırsa, tepki göstermememizin imkanı yok. Zaten çok tepkiliyiz.

Şu an ne olacağını bilmiyoruz ama her şeyden geri dönülür. Neye itiraz ettiğimizi anlatmalı ve kendimizi dinletmeliyiz. Bu, sadece şehir tiyatrolarındaki oyuncuları ilgilendirmiyor; bu ülkede nefes alan bütün oyuncuların meselesi.

Bunca gazetecinin içerde olmasını ve İçişleri Bakanının sanatçıları terörle ilişkilendirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eli kalem tutan insanların yıllardır cezaevinde olması, bilgisayar bile kullanamadan kitap yazması bir oyun olsa, gerçekliğine inanamazdım. Ama bu bizim hayatımızın gerçeği. Bu noktada birlik olmalıyız. Ucu bize dokunmadığında da tepki vermeliyiz. Her zamankinden daha çok, nerede durduğumuzu göğsümüzü gererek söylemeliyiz.

Burada Beckett’in söylediği olmasın: Bir daha deneyelim ve yenelim. Biz rağmenlere rağmen, tiyatro yapıyoruz. (BİA)


ÖZGÜR SANATI MUHAFAZA ETME ÇAĞRISI

İstanbul Şehir Tiyatroları Sanatçıları, 24 Nisan Salı Günü saat 11.00’de Galatasaray Lisesi önünde herkesi “Özgür Sanatı Muhafaza Etmeye” çağıran bir basın açıklaması yapmaya gidiyor. Şehir Tiyatroları dışından bir çok sanatçı da katılarak bu bildiriye destek verecek. Türkiye’nin birçok ilindeki sivil toplum örgütü, düzenleyecekleri toplantılarla eş zamanlı olarak aynı bildiriyi seslendirecekler. Eyleme, tüm Türkiye genelinde KESK; Bursa, Denizli, Bartın, Van ve Sinop’ta Türkiye Tiyatrolar Birliği; Ankara’da TOMEB, DETİS, Kültür Sanat-Sen ve Kültür-İş; Ordu’da Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu, Lefkoşa’da Lefkoşa Belediye Tiyatrosu; Bulancak’ta, Bulancak Sanat Tiyatrosu aynı bildiriyle destek verecek.

YENİ GENEL SANAT YÖNETMENİ HİLMİ ZAFER ŞAHİN OLDU

İstanbul Şehir Tiyatroları’nda repertuvarı belirleme yetkisinin genel sanat yönetmeninden alınmasıyla başlayan süreçte, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği görevinden Ayşe Nil Şamlıoğlu’nun istifa etmişti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre bu göreve Hilmi Zafer Şahin atandı.
Şahin son olarak, İBB Şehir Tiyatroları’nda Genel Sanat Yönetmenliği’ne getirilmeden önce dramaturgluk görevini devam etmekteydi.

ÖNCEKİ HABER

Zamanın tanığı evrensel bir usta: GOYA

SONRAKİ HABER

Fatih Polat: ABD-Türkiye müzakerelerinde kim ne kazandı?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa