Siyah ve Latin üniversitelilerle konuştuk: ABD’de ırkçılık kurumsallaşmış durumda

Siyah ve Latin üniversitelilerle konuştuk: ABD’de ırkçılık kurumsallaşmış durumda

Ekim KILIÇ
New York

ABD’de Missouri eyaletinde bulunan Missouri Üniversitesinin Öğrenci Derneği Başkanı Payton Head, 2015 yılının eylül ayında sosyal medya aracılığıyla paylaştığı bir görüşünde bir ırkçı saldırı yaşadığını belirtti. Head’in görüşü dakikalar içinde birçok ABD’li tarafından paylaşıldı. Tepkiler üzerine Üniversite Rektörü Tim Wolfe ırkçılığa karşı önlemler alacağına söz vermesine rağmen hiç bir şey yapmadı. Bunun üzerine üniversitenin yüksek lisans öğrencilerinden Jonathan Butler, rektör görevinden istifa edene kadar sürecek olan açlık grevine başladığını duyurdu. Üniversitenin futbol takımı da rektör istifa edene kadar maçlara çıkmayacağını duyurunca Tim Wolfe kısa sürede istifa etmek zorunda kaldı. Rektör istifa edene kadar geçen süreçte ABD çapında birçok üniversitede siyah ve Latin öğrenciler tarafından eylemler yapıldı. ABD üniversiteleri bu sorunu tartışmayı sürdürüyor.
Tartışmanın sürdüğü üniversitelerden biri de Binghamton Üniversitesi. Binghamton’nun öğrenci birliği üyeleri Khadijah Collins, Tiana Camacho, Logan Bayombo ve Ancholas Pulakos ile ABD’deki ırkçılık olaylarına dair sohbet ettik.

2014’ten beri Afro-Amerikanların ve Latinlerin sokak ortasında polis tarafından vurularak öldürüldüğü görüntüleri izliyoruz. Ve bu olaylar yine Missouri eyaletinin bir parçası olan Ferguson’da başladı. Ferguson cinayeti Amerikalılar tarafından sert tepkilerle karşılandı. Dahası medya, ırkçılığı ciddi bir biçimde tekrar tartışmaya başladı. Böylesi olaylar sadece son birkaç yıla mı özgü? Yoksa 2014’ten önce süregelen bir süreç var mı?
Khadijah: Bu ülkede koloniler döneminde başlayan kölelik sorunu hâlâ devam ediyor. Hiçbir zaman bitmedi. ’60’larda sivil haklar için büyük bir hareket vardı. Ondan öncesinde ve sonrasında da haklarımız için mücadele ettik. İnsanların ırkçılığın bittiğini düşünmeleri bana çılgınca geliyor. Bu düşünce gene boşa düştü. Bence şu an olanların yeni bir sivil haklar hareketi olduğunu söyleyebiliriz. Michael Brown’a, Freddie Gray’e veya diğerlerine olanlara tanıklık edenler bu olayları kaydedip sosyal medyaya aktarabildiler. Böylelikle bu cinayetlerin sorumluları olan polis memurları, yaptıkları hakkında yalan söyleyemediler. Açıkçası biz beyazlar hangi temel haklara sahiplerse onları istiyoruz. Doğal olarak sahip olmamız gereken haklar için savaşıyorduk. Ancak bizler ciddiye alınmıyoruz, çünkü onların bizlerle yapacakları bir şey yok.
Ancholas: Obama seçildikten sonra ayrımcılığın olması artık mümkün değil! Fakat bu doğru değil. 10 yıl öncesinden beri, hatta ’60’lar sivil haklar hareketi döneminden beri olmaya devam ediyor. Okullarda hâlâ tecrit uygulanıyor. Ve insanlar hâlâ öldürülüyor. Bunlar bize bu iddianın tamamen bir rüya olduğunu gösteriyor. Ve sosyal medya sayesinde gerçekler artık saklanamıyor. Senatör Sandra Bland’in bir gün hapse girip iki gün sonra öldürülmesi gibi... Ve bunun neden olduğunu hâlâ öğrenemedik. Bu olmaya devam ediyor, ve edecek de. Önemli nokta ise bunun süregelen bir süreç olmasıdır. Özetle insanların böyle demesi ırkçılığın bittiği anlamına gelmiyor. Aslında hiçbir şey tam anlamıyla değişmedi.

‘HER ÜÇ SİYAHTAN BİRİ HAPİSTE’

2000’ler ABD’sinden dünya kamuoyunca duyulmamış örnekler verebilir misiniz?
Ancholas: Bir başka kurumsallaşmış ırkçılık örneği ise ABD’deki kitlesel olarak hapse atmalardır. 1988’de başlayan bu politika daha yeni sonlanmaya başladı. Bu, yargı sisteminin, yozlaşmış yasaların ve özelleştirmeyle birlikte siyahların işlerini ellerinden alan ekonominin neoliberal yapılandırılmasının bir kombinasyonudur. Böylece siyahlar suça itildi. Ve bizler sokaklarda ufak tefek suçlar işlemeye başladık. Bu da daha fazla siyahın hapse girmesine sebep oldu. Bugün ABD’de her üç siyahtan biri hapse giriyor.
Logan: Ancholas önemli bir noktaya değindi. Irkçılık zaman içinde farklı biçimler alarak karşımıza çıkıyor. Irkçılık artık KKK (ırkçı örgüt Ku Klux Klan kastediliyor) üniformaları içinde, siyahlara karşı baskı uygulayan insanlarla karşımıza çıkmıyor. Örneğin; yürürlüğe konulan yasalar üstü kapalı olarak bizim hayatımızı gerçekten etkiliyor ve bizleri kapana kıstırıyor. Zaman zaman ilerleme katediyormuş gibi göstermek amacıyla, yasa çıkarıyorlarmış gibi yapıyorlar. Ancak bunlar, gerçekte ne çıkartılıyor ne de uygulanıyor. Yani onlar, Ancholas’ın dediği gibi bir rüya yaratarak bizleri ehlileştirmek istiyorlar.

‘KÖLELİK ANAYASADA HÂLÂ VAR!’

Tiana: Ve birçok kişi köleliğin bittiğini düşünerek, bu yükü sırtlarından atıyorlar. Ancak, eğer anayasadaki köleliğin bittiğini öngören madde okunursa, onların hapse atma konusunda bir istisna yaptıkları görülebilir. Yani teknik olarak kölelik bitmedi. Çünkü yasal olarak hapishanede olan biri köle yapılabilir.* Sonuç olarak orada köleliğin tam anlamıyla bitmediğini gösteren bir hüküm var. İnsanlar bunun hakkında konuşmuyor. Eğer anayasadaki bu maddeyi okursanız, harfiyen bunu söylüyor. Anayasamızda köleliğe ilişkin maddede bir istisna var ve asla değiştirilmedi. Onlar değiştirmeye ihtiyaç görmüyorlar. Ancak kitlesel hapse atmaların bir ihtiyaç olduğunu ifade ediyorlar.

Açıkçası bu çok ilginç. Daha önce hiç duymamıştım. Peki siyah bir başkanınız olması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bunu bir ilerleme olarak görüyor musunuz?
Ancholas:
Bu konu hakkında birçok arkadaşımla tartıştım. Başkan Obama birçok şey ifade ediyor. Ben yarı siyah yarı beyazım. Ten rengim çok açık. Kardeşimin ten rengi benden daha koyu ve o başkana bakıp “Ben de bir gün başkan olabilirim.” diyebilir. Çünkü o siyah ve ben de siyahım. Bu inanılmaz bir şey.
Khadijah: Devlet kurumlarında birçok ırkçının barındığına inanıyorum. Ve bütün devlet genel olarak bizim için olmayan bir sistem üzerine kurulu. Bu yüzden bizim yapabileceğimiz en fazla onun bu pozisyonda olması. Çünkü onu ten renginden dolayı herhangi bir ilerici reform yapmaktan alıkoymaya çalışacaklardır. Sadece bu sebeple.

IRKÇILIK GÜNLÜK YAŞAMIN HER ALANINDA

Sizlerin bireysel olarak ırkçılıkla ilgili günlük yaşantınızdan karşılaştığınız örnekler varsa aktarabilir misiniz?
Tiana:
Ben açık tenli bir Porto Rikoluyum. Bu yüzden birçok insan benim beyaz olduğumu veya beyaz olarak sayılabileceğimi düşünüyor. Aksine benim bütün ailem ya siyah ya da koyu tenlidir. Hepsi benden daha koyu tenli. Ancak annemin de ten rengi benimkiyle aynı. Ama benim erkek kardeşiminki daha koyu. Bir ev ve daha güzel bir mahalle bulabilmek için gittiğimiz bir yerde, evler kiralamak için müsait olmasına rağmen, kardeşim koyu tenli, annem ise Porto Rikolu ve bekar olduğu için tek geri çevrilen bizdik. Aynı şekilde annem iş bulmada da zorluk çekti.
Khadijah: Benim hatırladığım en eski anım ben, annem ve kardeşim bir mağazadaydık. Mağazanın sahibi beyazdı. Çalışanlarını bizi takip etmesi için arkamızdan yolluyordu. Çünkü bizim hiç paramız olmadığını ve bir şeyler çalacağımızı düşünüyordu. Aslında birçok insanın kafasında bu ön yargı oluşmuş, bizim çalacağımızı, uyuşturucu satacağımızı, bunun ötesine geçemeyeceğimizi düşünüyorlar. Bazı insanlar ciddi ciddi bizim sadece bu olduğumuzu düşünüyorlar. Bunun sonucunda annem ve ben her mağazada takip ve taciz edildik.
Ancholas: Ben de beyaz sayılan bir birey olarak ırkçılıkla dolaylı yollardan karşılaştım. Çünkü beyaz olarak düşünüldüğüm için insanlar benimle azınlıklar hakkında gerçek görüşlerini paylaşabiliyorlar. Böylece benim yanımda insanlar rahatça “N ile başlayan kelimeyi”** kullanabiliyorlardı. Ve bunun normal olduğunu düşünüyorlardı. Ayrıca Başkan Obama hakkında aşağılayıcı bir biçimde konuşuyorlardı. Sen siyah olmasan bile başka bir azınlıktan olman yurtta danışman bulamamana yetiyor. Yurt arkadaşlarım ırkçı bir şeyler söylediğinde durumu etkin bir biçimde ele alabilecek, bunu yaşamış danışman yok. Bu yurtlarda çok yaşanan bir sorun. Şansıma ben 1000 dolar daha ucuz olan bir yurttaydım. Ve azınlıklar daha çoktu. Ama beyazların çoğunlukta olduğu yurtlarda yaşamayı hayal bile edemiyorum.

* 13’üncü madde köleliği kaldırmak yerine onu çiftliklerden alıp, hapishanelere getirdi. 2016 yılında, çoğunlukla siyahlar olmak üzere hapsedilen 2 milyon insan anayasal olarak köle sayılabilir. Bunun bir sonucu olarak, saatliği birkaç kuruşa çalışabilirler ve çalışmaya zorlanırlar. Kâr eyaletlere, özel şirketlere ve devlet işletmelerine gidiyor. Aslında siyahlar 1800’lerde olduğundan daha fala köleleştirilmiş durumdadır.

**Nigger: “Negro” kelimesinden türetilen bu kelime, köle sahiplerinin köleleri çağırırken kullandığı bir aşağılayıcı bir hitap şeklidir. Bütün toplumsal kesimlerden siyahlar için saldırgan bir ifade içerir.

www.evrensel.net