Evren için 'hain', Erdoğan için 'karanlık' aydınlar

Evren için 'hain', Erdoğan için 'karanlık' aydınlar

12 Eylül askeri darbesi lideri Kenan Evren'in 1984 yılında anti-demokratik uygulamalara yönelik aydınlar tarafından sunulan görüşlere karşı yaptığı "vatan haini" açıklamasının bir tekerrürü olarak bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bölgedeki devlet terörüne karşı bildiri yayınlayan aydınlara "karanlıksınız" suçlamasında bulundu. Evren'in "hain" suçlamasına maruz kaldıktan yıllar sonra bu kez Erdoğan'ın aynı minvaldeki suçlamalarına maruz kalan bir isim olan Prof. Dr. Gençay Gürsoy, 32 yıl sonra Türkiye'nin yeniden askeri darbe dönemini yaşadığını ifade etti.

Deniz NAZLIM

Başını Aziz Nesin ve Prof. Hüsnü Göksel'in çektiği 1246 aydın, 1984 yılında dönemin darbeci Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e "Türkiye'deki demokratik düzene ilişkin gözlem ve istekler" başlıklı, daha sonraları "Aydınlar Dilekçesi" olarak adlandırılacak bir metini Çankaya Köşkü'nde sunmak istedi. Ancak, Evren bu metni kabul etmedi. Aydınlar ise metni kapıya bırakarak uzaklaştı. Kısa süre sonra Evren metne yanıtını Manisa'da düzenlediği bir mitingde şu sözlerle verdi: "Biz çok aydın gördük, vatan hainliği yaptılar. Son Padişah Vahdettin aydındır. Ama memleketi düşmanlara teslim etti. Ben ne yapayım öyle aydını?" 

MANİSA KONUŞMASI SARAY'DA TEKERRÜR ETTİ

Bugün ise Erdoğan, Bölgede yaşanan sokağa çıkma yasağı sivil katliamlara karşı "Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!" başlığıyla bildiri yayınlayan 1128 aydın için, "Ey aydın müsveddeleri, siz karanlıksınız karanlık. Aydın falan değilsiniz" sözleriyle Evren'in Manisa'da yaptığı açıklamaların bir tekrarında bulundu.

SORUŞTURMALAR KAPIDA

Aydınlar Dilekçesi'nde imzası bulanan aydınlar için o dönem Sıkıyönetim Komutanlığı harekete geçirildi. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı, 26 Mayıs 1984 tarihinde dilekçeyi bir bildiri olarak gördü ve 56 aydın hakkında "Sıkıyönetim Yasasına Muhalefet" suçundan 3 ay ile 1 yıl arasında hapis istemiyle dava açtı. 

Evren ile Erdoğan arasındaki bu benzerlik, yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı, yargının tek parti, tek adama bağımlı hale geldiği bugünün Türkiye'sinde, "barış" çağırısına imza atan aydınlar için soruşturma ve cezalar kapıda olduğunu da gösteriyor. Keza Erdoğan, konuşmasında aydınlar için savcıları göreve çağırdı. 

Türkiye'nin ileri gelen aydınlarından yazar Oya Baydar, aydınlara yönelik baskılara ilişkin kaleme aldığı yazısında " 'Çocuklarımız ölmesin' demek suçsa, hepimizi tutuklatın!" diyerek ileriki günlerde yaşanacakların ipuçlarını verdi.

İKİ DARBENİN DE YÖK'Ü AYNI

Bugün olduğu gibi zaten bir darbe kurumu olan o dönemin Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), bildiride imzası olan birçok akademisyen için harekete geçti ve birçok akademisyen üniversitelerden uzaklaştırıldı. 1984 yılının darbe uygulamasında YÖK bu şekilde hareket ederken, 2016 yılının sivil darbesi günlerinde ise YÖK, Erdoğan'ın Saray açıklamasının hemen ardından harekete geçti ve "barış" isteyen aydınlar için, "Bu bildiri ile ilgili hukuk çerçevesinde gereği yapılacaktır. Rektörlerimiz ve Üniversitelerarası Kurul ile bu konuyu görüşmek üzere toplanacağız" açıklaması yaptı.

AYDINLAR HEP HEDEF GÖSTERİLDİ, KATLEDİLDİ

Yine darbe döneminde yargılanan 56 aydın gazetelerin manşetlerinde, bugün hükümetin güdümündeki Sabah, Yenişafak gibi gazetelerden aydınlar "İhanet aydınları" manşetine benzer şekilde hedef gösterildi. Evren'in yargıladığı aydınlar arasında bulunan Uğur Mumcu bir suikast sonucu katledildi. Bildiriye imza atan Aziz Nesin'in hedef alındığı 93 yılında gerçekleştirilen Sivas katliamında ise 33 aydın, sanatçı katledildi. 

1984'TE 'HAİN', 2016 DA 'KARANLIK' OLAN BİR AYDIN

Darbe Anayasası'nın 74. Maddesi'ne dayanarak Evren'e görüş ve gözlemlerini sunan aydınlardan biri de Prof. Dr. Gençay Gürsoy'du. 80 yılında profesörlüğüne yükselen Gürsoy, darbe döneminde "bir daha kamu hizmetinde çalıştırılmamak üzere" görevinden uzaklaştırıldı. Türkiye tarihinin en karanlık yılları sayılan 1990'da Gürsoy, Danıştay kararı ile kaybedilmiş haklarını geri alarak görevine döndü. Gürsoy, darbe döneminde geçen 34 yılın ardından Evren döneminde yaşadıklarının bir tekrarını bu kez Erdoğan döneminde yaşıyor. Çünkü Erdoğan'ın hedef aldığı 1128 akademisyen arasında Gürsoy'da var. 

84 yılında Evren'in "vatan haini" ilan ettiği Gürsoy, yıllar sonra bu kez Erdoğan tarafından "karanlık, müsvede, güruh" olarak tanımlanan aydınlar arasında yer aldı. 

‘ERDOĞAN'I DİNLERKEN EVREN AKLIMA GELDİ’

Yaşadıklarını DİHA'ya anlatan Gürsoy, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın barış için akademisyenlere yönelik yaptığı açıklamayı dinlerken yıllarca önce 12 Eylül Askeri Darbe döneminde Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in aydınlar dilekçesi ile ilgili söyledikleri aklıma geldi" diyor. 

Gençay, 12 Eylül darbe günleri ile bugün Türkiye'de yaşananları ise şöyle değerlendirdi: 
"Evren o zaman bizim için 'Abdulhamit de aydındı memleketi sattı' diye akıl almaz ifadeler kullanmıştı. Bugünde Erdoğan 'devlet terörüne' karşı devlet muhatap kabul ederek fikirlerini dile getiren aydınlara 'karanlıksınız' gibi benzer suçlamalarda bulundu, savcıları göreve çağırdı. YÖK aynı şekilde devreye giriyor. Yani aradan geçen 32 yılın ardından Türkiye askeri darbe dönemini yeniden yaşıyor. Utanç verici bir durum, memleket adına. Gerçekten bize dava açarlarsa geçmişteki 'Aydınlar Dilekçesi' davası gibi, bunu yakından izleyeceğiz ve Türkiye adına utanç dolu bu olası davayı dünya kamuoyuna duyurmaya hazırlanıyoruz." (Ankara/DİHA)

www.evrensel.net