2016 Şükran ve Gurbet için de hoş gelir mi?

2016 Şükran ve Gurbet için de hoş gelir mi?

Gurbet'le birlikte evlerine davet ettiler beni. İş çıkışı akşam saat yedide Gurbet'in çalıştığı atölyeye gittim patronundan izin alıp çıktık. Evde kendimize kahve yapıp sohbet etmeye başladık.

Hasret KANAT
Kağıthane/İstanbul

Hayatları zorluklarla, göçlerle ve yoksullukla geçen iki kız kardeş Şükran ve Gurbet... İstanbul Çağlayan'da tekstil atölyelerinde çalışarak geçimlerini sağlıyorlar. 7 kişilik aileyi yaşatmaya çalışıyorlar. Hayatlarındaki her şeyi tırnakları ile kazımak zorundalar. İşin içine genç kadın işçi olmak da girince mücadele ile dolu bir hayat oluyor onlarınkisi. Kız kardeşlerin hayatına ilişkin röportaj yapmayı çok istiyordum. İlkin 18 yaşında olan Şükran ile öğle arası bir çay içelim diye görüşmek  istedim. Fakat Şükran üzerinde hiç parası olmadığı için çıkmak istemediğini söyledi. Benim ısmarlama önerimi de kabul ettiremedim. Böylece ablası Gurbet'le birlikte evlerine davet ettiler beni. İş çıkışı akşam saat yedide Gurbet'in çalıştığı atölyeye gittim patronundan izin alıp çıktık. Evde kendimize kahve yapıp sohbet etmeye başladık.
ASGARİ ÜCRET 1300 TL OLSA NE YAZAR?
Heyecanla bekleyen  Şükran'la sohbet etmeye başladık önce. Küçük yaşta Batman'dan gelmiş.  5 yıldır tekstilde çalışıyor. Haftanın 6 günü çalışıp aylık 1200 tl kazanıyormuş. Asgari ücretin 1300 TL olmasının hayatlarında neyi değiştireceğini sorduğumda umutsuzca yine geçinemeyeceklerini, kira 700 TL iken asgari ücret zammıyla yeni zamların da beklediğini, hatta geldiğini söylüyorlar. Tekstilde aylarca sezon boşluğu, işsizlik yaşanırken, atölyeler kapanırken asgari ücretin 1300 TL olabileceği umudu bile komik geliyor onlara. 'Ufak bir espriyle noktayı koyalım.' diyor Şükran. "Vergiye para yetiştiremiyoruz, yoksa bize para yetişiyor."
'MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIM'
Hayatın zorluklarına gelince; "Yaşadığım zor bir hayat. Bazen yoruluyorum. 4 kardeşimi okutmaya çalışıyorum ve evimiz kira. Mücadele etmek zorundayım. Bu da aileme olan sevgimden geliyor. Kimseye muhtaç olmamak gücümün yettiğince ailemi ve kendimi koruyacağım. Çocuk yaşta çalışıp ailesine bakan Şükran, hayatın ona öğrettiği yaşam koşullarında hırçın bir genç olarak yetişmiş. Kardeşlerin en dik kafalısı, en inatçısı. Kendine olan güveni sonsuz; belki de böyle olması gerekiyor. Büyük kardeş Gurbet ise 24 yaşında. Verem tedavisi görüyor. Buna rağmen tekstilde çalışıyor. Çalışma koşulları aslında hastalığını da tetikliyormuş ama 'mecburum' diyor. Aylık kazancı 1400 lira.  İki kardeşin toplam maaşı 2600 lira. 7 kişilik bir aileyi geçindirmeye yeter mi sorusuna yetmiyor ama en azından sokakta kalmıyoruz diye cevap veriyorlar.
UMUTSUZ BİR YAŞAM
Gurbet'ten dinleyelim bir de hayatını. 'Umutsuzlukla yaşıyorum' diyor. İş yerinde sürekli çalışıp sürekli azar işitiyorum. Babamız yok, ablalarımız yok. İki kişi kaldık. Keşke erkek olsaydım o zaman daha iyi bir işte çalışıp daha çok kazanabilirdim. Belki daha rahat çalışabilirdim. Ama kadın olunca olmuyor, hakarete uğrasam da işi bırakamıyorum.' diye sitem ediyor. İstanbul'da yaşamanın zor olduğunu ve geçinemediklerini anlatıyor. Memlekete gitmek istediklerini, oranın daha ucuz olduğunu yaşanan çatışmaları hesaba katmaksızın söylüyorlar.
NE DERSİNİZ?
Yaşanan çatışmaları hatırlatıyorum onlara. Gurbet'in verdiği cevap beni çok etkiliyor. "Belki orada ki savaşı katliamı bilerek gidip yaşamaya çalışacağız. Her türlü ölmeyeceğimizin garantisi yok. Ha buradayken yolsullukta ha oradaki polis kurşunuyla! Vurulursak öyle, belki haberlerde teröristler öldürüldü diye verirler haberimizi." Böylece sohbetimizi bitiriyoruz. İki genç kadını böylesi umutsuzca yaşamaya mahkum eden koşulları düşünüyorum eve giderken. Saatlerce kölece çalışmayı, itilip kakılmayı, onca zorluğu... Geçinememeyi, daha rahat geçinebilmek için ölümü göze almayı... Böyle kölece yaşamak reva mı? Gözüm bir vitrindeki televizyonda dönen reklama taklıyor 'Hoş geldin 2016' yazıları geçen bir görüntü var. Şükran ve Gurbet için de hoş gelecek mi acaba 2016? Ne dersiniz?

www.evrensel.net