Gelin birlik olalım  haklarımızı alalım

Gelin birlik olalım haklarımızı alalım

Eylem NAZLIER
İstanbul

Esenyurt Bulut Durağı’ndan 5 dakikalık bir yürüyüşle evinin önüne geliyoruz. 4 katlı binanın bodrum katında, 2 göz odada aylık 350 lira kira vererek kalıyorlar. İçeride ağır bir rutubet var. Duvarlarda sadece sıva var. Bir çekyat, bir minder ve küçük bir televizyonun konduğu odada yaşıyorlar. Sobanın içinde, belediyenin verdiği zor yanan yardım kömürü var. Ağır bir yoksulluk evin dört yanını kaplamış. 3 çocuklu Akın ailesinin bu durumda yaşamasının nedeni ne işsizlik, ne ağır borç, ne tembellik... Aksine baba İzzettin Akın 3 yıl boyunca Saadet Gıda’da günde 12 saat çalışmış bir işçi. Anne Ayşe Akın ise gün boyu evde yapılan işlerle bütçeye katkı sunuyor. Bu kadar ağır çalışmaya karşın aile yoksulluktan kurtarmak bir yana, yıldan yıla daha da yoksulluğun içine çekilmiş. 

‘ARTIK KAYBEDECEK BİR ŞEYİMİZ YOK’

Van depreminin ardından İstanbul’a göç eden İzzettin Akın, gelir gelmez İstanbul Esenyurt’ta kurulu Saadet Gıda fabrikasında işçilik yapmaya başlamış. Yaşadığı sağlık problemlerine, tek böbreğinin alınmış olmasına rağmen, ailesinin geleceği için tutunmaya çalışmış burada. 3 yıl boyunca işçilik yaptığı fabrikadaki ağır çalışma koşullarına “Sonunda düzelecek, daha iyiye gidecek” diye katlandığını dile getiren Akın’ın bu beklentisi hep boşa çıkmış. 

1300 LİRANIN BEDELİ İŞÇİYE ÖDETİLİYOR

Çünkü Saadet Gıda’da ağır koşullarda ve her an iş kazası geçirme riskiyle çalışan işçilerin aldığı ücret asgari ücretten fazlası değil. Çalıştığı dönemde aldığı asgari ücretle 350 lira kira ödeyerek oturduğu bodrum katına aylardır kırmız et girmemiş. Çocuklarına okul kıyafeti bile alamadığını anlatan Akın, “Nasıl yaşıyoruz ona şaşırıyorum. 3 çocuğumuz var, 2’si öğrenci. İşten çıkarılmadan önce kıt kanat geçiniyorduk. Eşim sırf bu yüzden ev işi yapıyor” diye konuştu. 

‘İŞÇİ İSTERSE HAYAT DURUR’

Hem yaşam hem çalışma koşullarını tersine çevirmek için DİSK/Gıda-İş’te örgütlenerek mücadele etme kararı alan Akın, yine aynı sendikada örgütlü arkadaşı işten atılınca, haksızlığa dayanamayarak davasında şahitlik yapmış. Sendikaya üye olduğu için üzerindeki baskıların arttığını ama bunlara boyun eğmediğini dile getiren Akın, sonunda işten atıldığını anlattı. Akın, sendikalaşma nedeniyle işten atılmış olsa da pişmanlık duymuyor. Yıllarca çalıştığı halde içinde bulunduğu yoksulluğa işaret eden Akın, işçi arkadaşlarına şu çağrıda bulundu: “Artık kaybedecek bir şeyimiz yok. Bütün işçiler birlik olup, örgütlü hareket etmeli. İşçiler mücadeleci, işçi iradesinin yansıdığı, işçilerin yönettiği sendikalarda örgütlenmeli. İşçi isterse hayat durur. Buradan cesaret edemeyen arkadaşlara sesleniyorum, gelin birlik olalım. Artık haklarımızı, hakkıyla alalım.”

PARMAKLAR KOPUYOR, BOYUN KIRILIYOR

Saadet Gıda dinlenmeden günde 12 saat çalışılan, lavaboya dahi dakika hesabıyla gidilen, 2 dakika aşıldığında hesap sorulan, yemekleri yenmeyecek derecede kötü  bir fabrika. Öyle ki “boş oturmasınlar daha fazla çalışsınlar” diye ağırlıklı olarak kadın işçilerin çalıştığı makinelerin önündeki sandalyeler bile toplanmış. İşçiler 12-13 saat ayakta çalışırken fabrikada iş kazası da eksik olmuyormuş. İşçilerin fabrikada boynunun, kafasının kırıldığını, parmaklarının koptuğunu anlatıyor İzzettin Akın: “Fabrikada Ahmet amca boya işleriyle uğraşıyordu. Demir taşırken demir kafasına düştü, kafası kırıldı. Ahmet amcanın tehdit edildiğini, para teklif edildiğini duyduk. Adamcağız da korkmuş, kazayı evde yaşadığını söylemiş. İş kazası raporu almamış. Teklif ettikleri parayı vermemekle kalmayıp 4 günlük yevmiyesini kestiler. Geçen sene bir kadın işçinin saçı jel üretim makinesine takıldı, boynu kırıldı. 6 ay boyunca hastanede yattı. Mahkemeye gidip davacı olmasın diye kadının eşine 5 bin para teklif edildi. Eşi de kabul etti. O kaza da kapatıldı. 2 ay önce bir kadın işçi parmağını makineye kaptırdı. Rapor aldı ama kadını o halde çalıştırdılar. Yeni işe başlayan bir kadın 4 parmağını aynı makineye kaptırdı. 4-5 ay hastaneye getirip götürdüler. Kadın işçiye 30 bin lira verildi. Bizim fabrikada mutlaka her ay iş kazası olur.” Fabrika yönetiminin özel hastanelerle anlaşmalı olduğunu ifade eden Akın, bu sayede iş kazalarının gizlendiğini anlattı.

UCUZ İŞ GÜCÜ: SURİYELİ İŞÇİLER

Saadet Gıda’da çalışan Suriyeli işçilerin durumu Türkiyeli işçilerden çok daha kötü. Ucuz iş gücü olarak çalıştırılan Suriyeli işçiler ücretlerini dahi alamadığını anlatan İzzettin Akın, “Fabrikaya 100’den fazla Suriyeli işçi aldılar. Sigortasız, kuru bir maaşa çalıştırıyorlar. Bazen o parayı bile vermiyorlar. 3 ay boyunca çalıştırdıkları Suriyeli işçinin parasını vermediler. Maaşını olmayınca kira da ödeyemediler, ev sahibi de evden attı. Bu patronlar çok zalim, acımasız, kendi ceplerini dolduruyorlar” diye konuştu.

PATRONUN ASGARİ ÜCRET ÖNLEMİ

Asgari ücretin 1300 lira olacağının tartışılmaya başlanmasıyla patronun da kendi önlemini almaya başladığını anlatıyor Akın: “1300 lira bile çok görülüyor aslında. Sırf bu parayı vermemek için işçileri ya işten atıyorlar, daha az işçi çalıştırıp iş yükümüzü artırıyorlar yada sigortasız, az ücretle çalışan Suriyelileri işe alıyorlar.” Asgari ücretin 1300  lira olması durumunda da yetersiz olacağını ifade eden Akın, “Yaptıkları zammın karşılığını bizden misliyle alıyorlar. Her şeye zam geliyor, izlemediğim TRT’nin vergisini de bana yüklüyorlar” diye konuştu.

BİR GÜNLÜK EMEĞİN BEDELİ 3 LİRA

İzettin Akın’ın eşi Ayşe Akın da evde boncuk işi yapıyor. Evde çocuklarına bakmak zorunda kaldığı için evden çıkamadığını söyleyen Ayşe Akın’ın bir günde yaptığı bir torba boncuk karşılığı aldığı ücret 3 lira. “Benim gibi bir sürü kadın bu işleri mecburiyetten yapıyor. 3 küçük çocuğum var başka işlerde de çalışamam,  çalışsam çocuklara kim bakacak? Kirayı, faturaları ödeyince sadece kuru bir ekmek parası kalıyor. İnanın beş kuruş kalmıyor ki çocukları pikniğe götürelim. İstanbul’da olmamıza rağmen hiç deniz görmedik, tatile çıkmadık. 3 haftadır pazara gidemedik. Çocuklar hasta doktora bile götüremiyoruz. Çocukları öğretmenler okula formasız almıyor. Çocuk istiyor forma bizden alamıyoruz. Belediyenin verdiği kömür yanmıyor. Ev görüyorsunuz hep rutubet. Bir çekyat bir soba bir yere serilmiş minder. Bütün  malımız bu” diyerek yaşadığı sıkıntıları anlattı.

www.evrensel.net