Bir işçi ve bir patron sendikası neden ortak eğitim verir?

Bir işçi ve bir patron sendikası neden ortak eğitim verir?

14 Ekim 1959 tarihinde İstanbul’da 11 girişimci tarafından kurulmuş Metal Eşya Sanayicileri Sendikası (MESS), metal sanayi işkolunda faaliyet gösteren işverenleri bir çatı altında toplamakla kalmayıp “değişen şartlara hızlı uyum sağlayabilen nitelikli işgücünün yetiştirilmesi” için de çaba sarf ediyor. 1986 yılında

Ayşe Yılmaz

MESS’le ortaklaşa eğitim veren bir işçi sendikası var; Türk-İş’e bağlı Türk Metal Sendikası.
10 Temmuz 1963’de Türkiye Metal-İş Federasyonu adıyla kurulan sendika, kendi tabiriyle “milli tip sendikacılık”la ön plana çıktı. 1974’te adı Türk Metal Sendikası olarak değiştirildi. İşverenlerin de desteğiyle Renault, Arçelik, Tofaş, MKE, Mercedes gibi özel sektördeki büyük metal fabrikalarında, demir çelik fabrikaları ile yan sanayide yetkili sendika haline dönüştü.
İlklerin sendikası olduğunu her fırsatta dile getiren Türk Metal, bir işveren sendikası ile birlikte işçilerine eğitim veren ilk ve tek sendika. Hayata geçirilen “MESS Ortak Eğitim Projesi” ve “Türk Metal-MESS Ortak Meslek Eğitim Merkezi Projesi” ile sektörde, “nitelikli, uzlaşmacı, iş barışından yana, mesleki anlamda tam donanımlı işçiler” yetiştirmenin amaçlandığı belirtiliyor. Akademisyenlerin de dahil olduğu bu projeler çerçevesinde, ulusal dış politika, Türkiye ve Avrasya gerçeği, Atatürkçülük, toplam kalite yönetimi, uzlaşma teknikleri, sendikal ilişkiler, insan kaynakları ve iletişim gibi konularda eğitimler verildi.

ÖNEMLİ SORULAR

Elbette mesleki anlamda tam donanımlı, nitelikli iş gücü hepimizin isteği. Hele ki “işçi eğitimleri”ni bir işçi sendikası veriyorsa, bu eğitimlerin “İşçi nedir?”, “Sınıf nedir?”, “Sendika nedir?”, “Niçin sendikalı olunmalı?”, “Örgütlülük neden önemlidir?”, “Sınıf dayanışması nedir?” gibi sorulara yanıt veren bir içerikte olması beklenir. Eğitim çalışmaları, işçi sınıfını sermaye sınıfına karşı mücadeleye hazırlamalıdır.
Sendikalar, özellikle 2000 yılından itibaren işçi haklarının yok edilmesine yönelik yoğunlaşan saldırılar karşısındaki en büyük engel olarak görüldü. Sendikaları işlevsizleştirmek için gösterilen tüm çabalar bugün amacına ulaşmış görünüyor. Sendikalar, varlık nedeni olan işçilerin haklarını korumaktan tamamen uzaklaştı. Burada “Bize nasıl sendikalar lazım?” sorusu yeniden gündeme geliyor. Eğer sendikalar sermayeye karşı sınıfın örgütlenme ve mücadele merkezleri ise bir işçi sendikası sermaye ile nasıl bir araya gelir ve ortak eğitim projelerine imza atar? Sonrasında da bundan “bir ilk” diye övgü ile bahseder? En önemlisi; işçi ve patron sendikası neden ortak hareket eder?
İşçiden gelen aidatların bir kısmıyla işçinin gözünü boyamaya çalışan Türk Metal’in tutumu, “işte biz en büyük sendikayız, sizlere en lüks otellerde eğitim vermekteyiz” diye büyüklenmeye varıyor. İşçinin parasıyla düzenlenen eğitimler sendikaya fatura ediliyor. İşçinin aidatları ile yapılan lüks otelleri kiraya vererek işletmesini devrediyor. Sonra günlük oda kiraları sendika kasasından karşılanıyor. Sendika kasasından çıkan bu paranın bir kısmı işletmeciye diğer kısmı da kira olarak vakfa aktarılıyor.
Peki, amaç sadece aidatları aktarmak mı? Elbette hayır; işçi ve patron sendikaları, işçileri bu lüks ortamda ağırlarken, aynı zamanda onlara vermek istedikleri mesajları da iletme şansını yakalıyor. Örneğin; işçi sendikasının üyelerini nasıl düşündüğünü, onlar için neler yaptıklarını, aidatların nasıl ulvi iş için harcandığını göstermeye çalışıyorlar. Öte yandan MESS özellikle sözleşme zamanında görevlendirdiği ekonomi uzmanları sayesinde işçilere ülkenin ne kadar zor durumda olduğunu ve zamların neden düşük kaldığını anlatma fırsatını da buluyor. Bu zor zamanda işverene destek olunması gerekliliği belirtilerek, düşük ücret politikaları savunuluyor.


ÜÇ GÜN BİLE OLSA İŞÇİLER KENDİ TESİSLERİNDE DİNLENDİ

Türk Metal ve MESS’in ortak projesi kapsamında verilen eğitimlere katılan işçilerden biri sorularımıza şu yanıtları verdi:

Sendikal eğitime kim tarafından yollandınız?
Eğitime gidecek işçileri işyeri temsilcileri belirliyor.

Eğitime hangi beklentiler içerisinde gittiniz? Düşündüğünüz gibi oldu mu?
Bulmak istediklerimin birçoğunu buldum, görmek istediklerimin birçoğunu gördüm. En azından Türkiye’nin gerçeğini, ekonominin gerçeğini, siyasetin gerçeklerini… Belki hocaların kişisel becerileri olabilir ama sonuçta beraber çok güzel bir eğitim aldık.

Hangi konularda eğitim aldınız?
Türkiye’nin genel ekonomisi (eğitime giren hoca Uğur Civelek bunu da belirtmek isterim) vatandaşlık haklarını, strateji kavramını, tüketici haklarını, reel ekonomiyi özellikle profesörlerden, üniversite hocalarından öğrendik. Türkiye’nin yüzde 44’ünün borçlu olduğunu, 2001 kriziyle yoksulluğun arttığını anlattılar. Genelde Türkiye’nin günceli ortaya konuldu. Gerçekte işçinin demokrasi haklarını anlatan bir eğitim değildi. Buna rağmen şartlar her ne olursa olsun sendikalı olunması gerektiğini, hocalar birebir vurguladılar. Eğitimin sonunda Anıtkabir’i gezdirmeleri, bence eğitimin en güzel yanı oydu.

Eğitimlerin MESS ile ortak yürütülmesini nasıl karşıladınız?
Türk Metal Sendikası’nın MESS gibi bir patron sendikasıyla eğitim düzenlemesi bize ilk başta sıcak gelmese bile eğitimlerde hem işçi hem de işveren sendikası temsilcilerinin kendileri adına hiç bir şey istememesini olumlu karşıladık. Aslında bu eğitimlerin sınıf sendikacılığını esas alan eğitimler olmasını tabi ki arzu ederiz. Ama üç gün bile olsa, işçiyi kendi tesislerinde dinlendirmeleri bile olumlu. Kendi adıma eğitimlerden memnun kaldım. Türk Metal’in işçi eğitimleri üzerinde bu kadar durması tabi ki hoşuma gidiyor.


TÜRK METAL VARSA SİZ VARSINIZ DİYORLARDI

Eğitime katılan başka bir işçi ise şunları dile getirdi:
“İşçiler eğitime baş temsilcilerin kararıyla seçilerek gider. Gittiği yerde fabrikasının varlığını hissettirecek, sorularıyla karşısındakini bunaltmayacak olan işçiler seçilir.
Eğitimlerde ilk önce genel başkan, sendikanın neden var olduğunu, o varsa sendikanın var olacağını, o yoksa sendikanın bir hiç olacağını anlatıyordu. Avrasya’da oluşturulan konfederasyon, neden Türki Cumhuriyetler bir araya gelmeli gibi konular gündeme getiriliyordu. Gelen işçilere Türk Metal olmasa, Türki Cumhuriyetlerin de, Türklerin de olmayacağı anlatılıyordu. Ama işin görünen yanının o olmadığını gördük. Avrasya Metal İşçileri Konfederasyonu’ndan gelen aidatların da ilk önce Türk Metal tarafından oraya gönderildiği, oradaki insanların Türk Metal’den maaş aldığı, öyle bir oluşumun paravan olduğu daha sonra ortaya çıktı. Türk Metal üyelerinin sahibi olduğu, savunulan bir otelin işçiler adına tekrardan paralar yatırılarak kiralanması, kârın da tekrardan Özbek’in ve oğullarının cebine gönderilmesi korkunç bir şey.
Eğitimlerde, Türk Metal varsa siz varsınız, diyorlardı. Bu yanlış; işçi varsa Türk Metal var. Sendikaların adları değil sendika oluşları önemli. Sendika niçin var? Sendikal haklar nelerdir? Bunlar yok.
Şöyle bir şey de yok, işçiler orada bilgileri alıp geri döndüğünde tezgah başındaki işçilere bunu aktaramıyor. İşçi giderken nasıl tatil yapacağını düşünüyor. Çünkü işçiler işyerlerinden “Git işte bir kaç gün dinlenir, tatil yaparsın” diye gönderiliyor. “Arkadaş, git sendika ne, MESS ne, bunları öğren yarın hayatında lazım olacak, sen emeğini harcıyorsun, bedenen yoruluyorsun, bunların tam karşılığını nasıl alırsın bunları öğren” diye gönderilmiyor.
İşçi ücretleri gittikçe düşüyor. İşçinin artık geçmişteki kazanımlarını kaybetmiş olmasına bir kulp bulmaları gerekiyor. Çünkü büyük ölçüde bunların kaybedilmesinde payları var. Türk Metal de, MESS de bu eğitimlerle işçiye değer verdiğini gösterme çabasında ve bu çaba da boşa gitmiyor.
Son olarak şunları söylemek istiyorum: Türk Metal gerçekten ne istediğini bilen, bilinçli işçi isteseydi MESS’le ortak eğitim diye bir şey olmazdı. Türk Metal, işçi olduğunun farkında olan işçilere değil, soru sormayacaklara var. İşçi soru soramaz. İşçi zaten bunun farkında olduğu için de soru sormaz.”

www.evrensel.net